banner191

banner148

banner179

banner176

13.05.2007, 17:13

Denizcilik Üniversitesi Tartışmaları Üzerine

Denizcilik sektöründe son zamanların tartışma yaratan konusu "Denizcilik Üniversitesi açılsın mı açılmasın mı" tartışmasıdır.. 
 
Daha doğrusu bu üniversitenin açılmasına Denizcilik Fakültesinin, mezunlarının ve YÖK'ün engel olduğu iddiası ve DTO nun buna gösterdiği tepkidir.
  
Yaşamın kendisinin bir siyaset filmi olduğunu düşünürsek bu filmin her kesitinde tartışmalar olacaktır, karşı görüşler olacaktır, karşı duruşlar olacaktır.

Size doğru görünen başkalarına öyle görünmeyecektir.

Bu tartışmalara konu olan şeylerin sonuçta ülkenin yararına olup olmayacağı ise sağ duyulu tartışmaların sonunda ortaya çıkacaktır. Yoksa  kavgaların değil..
 
Kavga  düşüncenin bittiği yerde baslar. Denizcinin ise düşünememesi gibi bir şey söz konusu değildir. Çünkü denizde devinim her dakika her saniye devam eder. Denizci bu devinime ayak uydurmak zorundadır. Onun içinde her zaman düşünme yetisine ihtiyacı vardır...
 
Eleştiriler ise ufka giden yelkenlinin flokunu dolduran rüzgarlardır.

Selamet enginlerdeyse o zaman eleştiri rüzgarlarına yelkenini acık tutacaksın ve enginlere yol almaya devam edeceksin.
 
Ben bu kösede "hasbel kader" yazıyorum..Doğal olarak da çok şükür eleştiriler alıyorum.
 
Ve bu rotada  kesinlikle KİNAYEDEN UZAK  herkese, hepimize SAMİMİYETLE sormak istiyorum;  

a) Su anda var olan denizcilik eğitimi nitelik ve nicelik acısından yeterli değil midir? Neden?
 
b) YÖK 4 yıldır neden Denizcilik Üniversitesinin açılmasına yeşil ışık yakmamıştır? Nedenleri nedir?  Yani argümanlar nelerdir? Bilen varsa lütfen yazsın.
 
c) Ülkemizin en büyük ekonomik ve sosyal problemi olan İŞSİZLİK konusuna ilişkin olarak Fakültelerin öğrenci sayılarını arttırırken ayni zamanda Denizcilik Meslek Liseleri açmak daha etkin, ucuz ve pratik bir yol değil midir

 
Bu konuya bağlantılı olduğuna inanarak;
 
i) Denizcilik Fakültesi mezunlarına zorunlu eğitim uygulaması getirilebilir mi? Bu uygulamanın yasal zemini var mıdır? Staj ve burs uygulaması bu konuda bir çözüm yolu mudur?
 
i)) Gene aynı bağlamda bugün itibari ile Denizcilik Fakültelerinden kaç öğrenci mezun olmalı ki ihtiyaca yanıt verebilsin ve bir mezunun ortalama denizde kaç yıl çalışması gerekmektedir ki denizde zabitan, kaptan, bas mühendis ihtiyacı olmasın. Bu konuda bir istatistiki çalışma yapılmış mıdır?
 
iii) Fakülte mezunlarına uygulanan ehliyet sınavı zorunluluğu zabitan istihdamında sorun yaratmakta mıdır?
 
Son olarak Sayın Arkas'ın dediği gibi mealde " biz ihtiyacımızı söyleyeceğiz eğitim yuvaları da buna uygun gerekeni yapacaklardır" sözü bu tartışmada değerlendirilmelidir bence.
 
Özetle buyurun bu soruları çoğaltalım. Konuyu  akademik düzeyde, tarafsız ve  birbirimizi kırmayacağımız bir platformda tartışalım...
 
Sektörün çalışanları olarak bizlerde bilgisiz taraf  olacağımıza bilerek doğrunun yanında olalım..
 
Kavgayla varacağımız yer sisli kıyılardır..Karaya oturma tehlikesi yüksektir. Tartışarak varacağımız yer ise çözümler denizidir..Selamettir..
 
Buyurun..Benim köşem sizin köşenizdir..
 
Sevgiler herkese...

Yorumlar (14)
Erkan Gunestutar 13 yıl önce
Sayin Kemal Murat Guler,



Bu konudaki yazinizda belirttiginiz konular cok yerinde. Benim Ozkan Poyraz ile yaptigim Denizcilik Dergisinin ilk sayisinda yayinlanan (sanirim 2000 yilinda) soyleside bu konulara deginmis idim.



21 yildir yurt disindayim ve son 11 yildir Dunya nin 2 buyuk Denizcilik firmasin da calistim (Teekay & RasGas) - Dunya da Denizcilik Endustrisinin ne gibi eleman istedigi ve Turkiye nin ne gibi su anda eleman yetisirdigi acik.



Saygilarimla,



Erkan Gunestutar -

YDO - Gv 1982 -

e-mail : erkangunestutar@hotmail.com -

Qatar -
M.Zeki Denizaş 13 yıl önce




29 Nisan'da Tuzla cıvıl cıvıldı. 123 yıllık bir çınar olan, İTÜ Denizcilik Fakültesi’nin “Geleneksel Balık Günü” nü kutluyordu herkes. Denizcilik camiası da, eski dostları görmek ve hasbihal için tam kadro oradaydı. Bir bölüm hariç.



Deniz Ticaret Odası, bu yılki organizasyonu protesto ederek katılmamıştı. Her ne kadar Başkan Metin Kalkavan’ın önce katılacağı, daha sonra da gelemeyeceği bildirilse de, yapılanın bir protesto olduğunu kimse inkar edemez. Çünkü, ‘kurumları sadece başkanlar temsil eder’ diye bir kural yoktur. Başkan yoksa, başkası vardır. Ancak, DTO’nun hiçbir üyesinin orada olmayışı, akla ‘prensip kararı’ alındığını getirmektedir.



Evet, DTO üyeleri gelebilecek muhtemel tepkilerden çekinerek, “Balık Günü”ne katılmamışlardır. Ancak bilinmelidir ki, kurumlarda her şey ‘dikensiz gül bahçesi’ tadında yürümez. Yapılan birçok güzel işin yanında, tartışmaya açık kararlara da imza atılmış olabilir. İki tarafın da, kendi haklılık gerekçelerini savunarak, doğruda buluşmaları mümkündür. Bu cümleye “Balık Günü”nün tartışmak için uygun bir platform olmadığı şeklinde eleştiri gelebilir. Aslında, düğüm tam da buradadır. Öncelikle, iki kurum sorunlar olsa da, bir araya gelebileceklerini dosta düşmana göstermelidir. Kurumların küs kalmaya hakkı yoktur.



Deniz Ticaret Odası, kurulduğundan bu yana eğitime en çok destek veren meslek örgütlerinin başında gelmektedir. Ne değişmiştir de, 123 yıldır bu ülkeye zabit yetiştiren köklü bir eğitim kurumuna sırtını dönmüştür? Çünkü DTO, kendi zabitini kendi yetiştirecek bir üniversite kurma amacındadır. Bunu da, bünyesindeki Türk Deniz Eğitim Vakfı (TÜDEV) aracılığıyla gerçekleştirmek istemektedir. Üniversiteye en uygun alan olarak düşündükleri Tuzla’yı da bir eğitim üssü haline getirmek için, bulabildikleri tüm arsaları alıp, TÜDEV’e bağışlamışlardır.



İşte, iplerin kopma noktasına gelmesinin sırrı da, burada yatıyor. DTO, geçen yılki “Balık Günü”nde fakülteye kazandırmaya söz verdiği ve fakültenin genişlemesi için gerekli olan arsayı da, TÜDEV’e bağışladıklarının arasına katmıştır. Fakülte de, bu durumu engelleme çabası olarak algılamış ve kılıçlar çekilmiştir.



Tehlikenin farkında mısınız?



İTÜ Denizcilik Fakültesi’nde konuştuğum birkaç zabit adayından duyduklarım beni çok rahatsız etti. Genç zabitler gelecekte belki de, gemilerinde çalışacakları DTO üyelerini ‘karşı kamp’ gibi görüyorlar. Bundan TÜDEV de nasibini alıyor. Özel kurs ve vakıflarla, fakülte ve meslek okullarında dalga dalga yükselen ‘bizden değilse, makbul değildir’ önyargısı gittikçe büyüyor. Zabit adayları, TÜDEV’den mezun olanların kendileri kadar donanımlı olamayacağı görüşündeler.



İki kurum yöneticileri de, tehlikeyi nasıl görmüyorlar anlamıyorum. Bu çocuklar belki de, yarın aynı gemide çalışacaklar. Daha okuldayken birbirine önyargılı yaklaşan bu gençler, sorunsuz görev yapabilir mi? O geminin sağlıklı seyri ne kadar mümkün olabilir. Üstünlük çabaları, gemi personeli ve gemiye zarar vermez mi?



Yapılması gereken ‘battı balık’ diyerek tavır almak değil, bir araya gelip çözüm üretmektir.



Selçuk ONUR

Mustafa OCAKLI 13 yıl önce
Sayın GÜLER,



Sorduğunuz 3 sorunun da cevabında anahtar kelime “menfaat” tir.



Eşyanın tabiatı gereği; her iki grup da kendi menfaatleri doğrultusunda görüş bildirmektedir. Çekişme, “finansal sermaye/beşeri sermaye” oranı üzerine kuruludur.

Guruplardan biri bu oranı olabildiğince yükseltmeye, diğeri ise olabildiğince düşürmeye çalışmaktadır.



Başka bir deyişle, “maaş/gemi adamı-ay” parametresi üzerinde kontrol ve balansı ele geçirmek isteyenler ile buna izin vermek istemeyenler arasında geçen bir “münakaşa”dır.



Oysa, asıl olan millet/devlet menfaatidir.



En az 4 milyon işsizin bulunduğu bir ülkede yaşıyoruz.



2000'li yılların başlarından itibaren dünya deniz ticaretinde meydana gelen patlamayla birlikte, gemi işletmeciliği tüm dünyada karlı bir sektör durumdadır.



Ancak, bu guruplardan biri tarafından planlanan; dünya ticaretinin azalacağı dönemlerde azalabilecek birim yük hacmi/taşıma fiyatları karşısında girdi maliyetlerini, özellikle de “gemi adamı giderleri”ni kontrol edici tedbirler almaya yöneliktir.



Diğer gurubunki ise, gemilerde çalışan personelin ücretler genel seviyesini kendileri belirlemek, dolaysıyla “tekelci” bir mantıkla rakip yaratılmasına izin vermemektedir.



Her ikisi de tabii ancak ülkemiz için faydası olmayan yaklaşımlardır.



Her ikisi de bu zihniyeti terk etmelidir. (yoksa her ikisi de zararlı çıkacaktır)



Ücretler genel seviyesi, serbest piyasa ekonomisini benimseyen ülkemizde arz-talep dengesi neticesinde oluşur. Bu dengeyi kendi lehine bozmaya çalışanlar, aslında ülkemizin sosyo-ekonomik yapısını da bozmaya çalışmaktadırlar.



Üniversite gençliğinin neredeyse tamamının, halkın ise çok büyük kısmının YÖK'ün varlığına karşı olduğu dikkate alınırsa, bu konuda verilen kararın da pek sağlıklı olmadığı söylenebilir.



Sonuç olarak, ücretler genel seviyesi arz-talep dengesine göre belirlensin, kimse müdehale etmeye çalışmasın, tekelci mantık terk edilerek rekabet gücü olan ayakta kalsın, kuru kuru övünmek yerine herkes kendine güvensin, rekabetten kaçılmasın-korkulmasın.



Saygılarımla.

Cenan Gülal 13 yıl önce
1- Rekabetten kaçıyorlar, tekelci zihniyetteler: Bu iddia aslında bir yanıltmadan başka bir şey değil. Çünkü ülkemizde denizcilik eğitimini lisans düzeyinde veren tek kurum İTÜ Denizcilik Fakültesi değil. En az iki ayrı ve değerli kurum daha lisans düzeyinde denizcilik eğitimi vermekteler. Dolayısıyla bu kurumların kendi arasında rekabeti söz konusudur. Ayrıca rekabeti arttırmak için daha fazla sayıda lisans düzeyinde denizcilik eğitimi veren kurumun açılmasının önü de açıktır. TÜDEV'in üniversite olmasının önü de açıktır. Hatta İTÜ Mezun Derneği temsilcilerinin geçmişte yapılan ortak toplantılarda TÜDEV'in üniversite olmasını desteklediklerinin ve teşvik ettiklerinin bizzat tanığıyım. Rekabetten korkan, tekelci zihniyette olan bir camia hiç bunu ister mi?



2- Dünyada gemide çalışmak için üniversitede okumak gerekmiyor: Bu hem doğru, hem de doğru değil. Daha doğrusu kısmen doğru, kısmen yanlış. Ancak iddia sahipleri bunu mutlak doğru gibi ortaya koyarak toplumu yanıltmayı amaçlıyorlar. Doğrusu şudur:



Avrupa ülkelerinde zabitan sınıfı gemiadamlarının lisans düzeyinde eğitim almaları gerekmiyor. İTÜ Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Kamil Sağ'dan aldığım rakamlara göre; örneğin İngiltere'de geçtiğimiz yıl deniz ticaret filosuna katılan 800 gemi adamından sadece 16'sı yüksek okul mezunu. İskandinav ülkelerinde de durum farklı değil. Bütün bunlara karşın Avrupa ülkelerinde denize ilgi son derece az ve denizde çalışacak (kendi ülkelerinden) adam bulmakta son derece sıkıntı içerisindeler.



Öte yandan ABD'de gemi zabitanı olmak için üniversite mezunu olmak şart. STCW Sözleşmesini kabul etmiş olan ABD'de model eğitim adı altında bizdeki gibi kurslar açarak oradan üst düzey gemiadamı yetiştirmek mümkün değil.



Komşu olduğumuz Bulgaristan'da da; yine deniz komşusu olduğumuz Romanya, Ukrayna ve Rusya gibi bölge ülkelerinde üst düzey gemiadamları lisans eğitimi ile yetiştiriliyor. Hem de 5 yıllık eğitimle yetiştiriliyor.



Çin, Kore ve Japonya gibi ülkelerde de benzer durum var. Buralarda da üst düzey gemiadamları lisans eğitimiyle yetiştiriliyor.



Burada Avrupa ülkelerinin tercihinin nedeninin talepteki yetersizlik olduğu görülüyor. Dünyaya denizci iş gücü ihraç eden ülkelerde ise denizcilik eğitimi genellikle lisans düzeyinde verilmekte.



3- Üniversite mezunları denizde çalışmıyor 5-6 yıl sonra karaya geçiyor: Bu da kısmen doğru kısmen yanlış olan önermelerden birisi. Üniversite mezunlarının belli bir bölümünün belli süreler denizde çalıştıktan sonra karaya geçtiklerinden söz edilebilir. Burada kademeli bir geçiş söz konusudur. Her mezunun 6-7 senede karaya geçtiğini söylemek mümkün değildir.



Kaldı ki karaya geçen bu kişiler sektöre son derece yararlı elemanlardır. Bu şekilde deniz deneyimi görmüş lisans düzeyinde eğitimli kalifiye elemanlar bugün denizcilik sektörümüzün lokomotifi olmuşlardır.



Olayın bir de insani boyutu var ki sanırım deniz işverenlerinin bunu anlaması için sahibi oldukları gemilerle yılda bir iki kez sefere çıkmaları gerekir. O da şudur: Denizcilik ömür boyu gemi ortamında yapılacak bir meslek değildir. Gemiadamı 6 ay çalışır bir ay izin yapar. Günümüzde gemilerin limanda kalış süreleri de, seyir süreleri de kısalmıştır. Sürekli yorucu bir ortam ve titreşim içerisinde, sosyal haklardan mahrum bu insanlar adeta modern köleler gibi çalışırlar. Bu insanların belli bir süre denizde hizmet verdikten sonra karada çalışmalarını bırakın caydırmak; kanımca insan olarak teşvik etmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla "Biz kurstan adam yetiştireceğiz, ömür boyu da denizde çalıştıracağız" hayali içerisinde olanlara şunu diyorum: Sizden insaflı olmanızı değil; sahibi bulunduğunuz gemilerle sefere çıkmanızı istiyorum. Lütfen bu konuda biraz daha hümanist olalım.



4- Türkiye'deki lisans eğitiminden az mezun çıkıyor, yetmiyor, ne yapalım: Öyleyse ne yapalım? Yerine kurs mu açalım? Hayır. Doktor yetmediğinde ne yapıyorsak onu yapalım. Yeni tıp fakülteleri açalım. Ya da mevcut tıp fakültelerinin öğürenci sayısını arttıralım.



5- Böyle yetiştirilmesini IMO Söylüyor, biz sadece uygulamayı STCW'ye uyduruyoruz:Yanıltmalardan bir tanesi de bu. IMO mutlaka bu standartta yetiştirin demiyor. Yetiştirirken en alt standartlar bunlar olsun diyor. Arada büyük fark var. IMO üyesi 162 ülkenin denizcilik sektörlerinin ve bu sektörle ilgili politikalarının birörnek olması beklenemez. Bu yüzden; IMO'nun yaptığı ortak kabul edilebilir standartları bulup asgari standartlar olarak sunmaktır.

M.İhsan Erinç 13 yıl önce
Tabii ki kurslara taraf olanların da belli bir amaçları var.



O amacın Türkiye'nin gelecekteki denizcilik politikalarına ne kadar uygun olduğunu ya da olmadığının değerlendirmesini elbette ki günümüzde denizciliğin karar alma mevkilerinde oturanlar- kaderin cilvesine bakınız ki çoklukla da İTÜ Denizcilik Fakültesi Mezunları- verecektir.



Yine de anlamaya çalışalım: Nedir bu amaç?



Ucuz adam yetiştirmek mi?



Kurslardan adam yetiştirip üniversite mezunlarını ucuz çalışmaya zorlamak mı?



Denizci enflasyonu yaratmak mı?



Onlar bunların hiçbirisini kabul etmiyorlar. Diyorlar ki: Biz yine kaliteli adam çalıştıracağız. Ama bırakın bolluk da olsun, bunun kime ne zararı var?



Ben olaya başka bir açıdan bakıyorum.



Benim olaydaki endişem; elmalarla armutların karıştırıldığı ve sonunda ortaya çıkacak genetik mutasyonun hiç kimsenin işine yaramayacağıdır.



Kurslar ile rekabete sokulan üniversite gençlerin ilgisini kaybedecek ve ucuz işgücü arayışında olanlar öyle bir enflasyona uğrayacaklardır ki ucuz işgücü içerisinden çalıştıracak eleman bulamayacaklardır.



"Ben bir şeyi ucuza alacak kadar zengin değilim" deyişini o zaman çok iyi hatırlayacaklardır.



Deniz Türkalin 13 yıl önce




A ) O.Mahmut KEREMOĞLU tarafından Üniversite sınavını kazanıp beş yılda mezun olan öğrencilerle, para vererek aynı ehliyeti üç yıl içerisinde alan öğrencinin aynı kefeye konmaması gerektiğine inandığını ifade etti . Gerek donatanın baskıları gerekse de piyasadaki zabitan sayısını artırarak ücretlerin düşme eğiliminde olmasının doğru olmadığına inanarak, gerek zabitan gerekse de personel için en önemli konulardan birinin İngilizce olup bu konuda yapılacak yeterli çalışmalarla pek çok gemi adamı ihraç edebileceğimizi ifade etti. Ayrıca başta Denizcilik Müsteşarlığı olmak üzere ülke denizciliği konusunda görev alan tüm kurum / kuruluşların ülke kaynakları ölçüsünde personelinin bir bölümünü “Yurtdışında Lisans Üstü Eğitimi” verdirilmesi yollarının araştırılarak , personelin yurtdışına yollanması gerektiğini vurguladı.



DPT temsilcisi Serdinç YILMAZ, Zabitan ve Gemi Adamı eğitiminin nasıl olması gerektiğini katılımcılara sorarak

A ) Dokuz Eylül Üniversitesinden Ali DEVECİ , DEÜ’ nin bu güne kadar yapmış olduğu çalışmalar hakkında bilgi verdikten sonra, Üniversitelerin yaşamış oldukları nitelikli eğitmen ve ekipman sıkıntısı konularına değinerek, deniz adamı yetiştirecek eğitmenlere ve denizde çalışacak tüm personele niteliğine göre sertifika getirilmesi konusuna değindi.

B ) UN Ro- Ro temsilcisi Cemil BAYÜLGEN, Armatör yönünden gemi adamına yaklaşımı ifade ettikten sonra her yerde paralı kursların olduğunu fakat gerekli denetim yapılamadığı için bu kurslardaki eğitimin yeterli olmayıp gemi adamı kaynağının Meslek Liseleri olması gerektiğini ifade etti.

C ) İDO temsilcisi Bilal AKBULUT tarafından İDO’ nun İTÜ ile Gemi Adamlarının eğitim konusunda yapmış oldukları protokol hakkında bilgi verip, Eğitim Kurumlarının denetlenmesi konusunda ne kadar şey yapılırsa yapılsın sorunlar yaşanacağını bunları engellemek için ise “Merkezi Sistem” sistemine dönülerek isteyenin istediği kursa gidebilmesinin fakat sertifika talebinde bulunan kimsenin sertifika öncesi sınava tabi tutularak iyi eğitim verenlerle işi ticarete dökenlerin ayrılacağını ifade etmiştir. Bu şekilde yetişmiş adam kalitesinin artırılacağını belirtmiştir.

D ) DPT temsilcisi Serdinç YILMAZ, Zabitan ve gemi adamı yetiştiren ekipmanlar bu kadar kıymetliyse denizde bunu kullanacak personelinde en az lise mezunu olması gerektiğini vurgulamıştır.

E ) Denizcilik Müsteşarlığından Hakan ÖZTÜRK ise gemi adamı için 300 – 400 USD gibi ücrete kimsenin çalışmayacağını ifade etmiştir.

F ) Denizcilik Müsteşarlığından Ömer AKSOY ise bir an önce gemi adamı olabilme kriterlerinin belirlenmesini vurgulamıştır.

G ) Vapur Donatanları ve Acentaları Birliği adına toplantıya katılan Kenan TÜRKANTOS, Armatörlerin ucuz adam çalıştırma politikaları konusunda yapabilecek her hangi bir şeyin olmadığını ifade ederek. Arz / Talep dengesinin piyasaları belirleyerek bu konunun çözümünün kolay olmadığını vurgulamıştır.

H ) UN Ro- Ro temsilcisi Cemil BAYÜLGEN, belli bir kademeli geçiş süresi sonucunda İngilizce yede oldukça önem veren merkezi bir sistemin olması gerektiğini vurgulamıştır.

I ) DTO temsilcisi Oral ERDOĞAN, Birkaç ayrı seviyesi olan lisanslama sistemi olması gerektiğine değindi,

J ) S.S. Gemi Armatörleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi temsilcisi Sadık KALKAVAN, iyi bir planlama olmadığı sürece fazladan üretilecek gemi adamının gereksiz olacağını çünkü Türkiye’ de irili – ufaklı yaklaşık 1.000 kadar geminin mevcut olup bunlar için azami 25.000 gemi adamının yeterli olup fazlasının işsizler ordusuna katılacağını belirtmiştir. Ayrıca gemilerde Otomasyonun artmasıyla adam sayısına ihtiyacın azaldığını sözlerine ilave etmiştir.

K ) Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği temsilcisi Cem GİRESUNLU, Çok adam olup rekabet olsun Donatan rahat adam bulsun mantığının yanlış olarak, eğitim seviyesinin çok düşük oluşu ve Türk gemi adamının gerek duygusallık gerekse de Özleyen Milletten olması nedeniyle biraz Yabancı Donatanın istediği profesyenellikten uzak olduğunu ifade etmiştir.

L ) Deniz Kuvvetleri Komutanlığı adına katılımcı Bora SERDAR, Türk toplumuna Amatör Denizcilikte dahil olmak üzere Türk Denizciliğinin Tanıtımı ve Sevdirme çalışmaları için, TÜRK Denizcilik Gücü platformu gibi bir platform oluşturma fikrinden bahsetti ve tüm komisyon tarafından öneri desteklendi.



Zabitan Eğitimi Konusunda ise ;



A ) Denizcilik Müsteşarlığından Mahmut KEREMOĞLU daha önce gemi adamları başlığı altında sıralamış olduğu düşüncelere yakın görüşleri bir kez daha ifade ederek şayet Zabitan sıkıntısı yaşanıyorsa bunu paralı eğitim öğretim veren kurslarla değil de Vakıf Üniversiteleri gibi sistemlerle çözülmesi gerektiğine inandığını ifade etti.

B ) DPT temsilcisi Serdinç YILMAZ tarafından Türkiye’de Denizcilik eğitimi veren okulların ilgili bölümleriyle mezun ettikleri öğrenci sayılarına ilişkin kabaca bilgi verdikten sonra, mezun olan öğrencilerin Fransa sistemi gibi hem güverte hem de makine ehliyetine sahip olup ( Dual) mesleki olarak hangisinde çalışmak istediğine zabitin kendisinin karar vermesinin yararlı olacağını ifade etti.

C ) Genel olarak katılımcılar Serdinç Beyin Dual ehliyet fikrine katılmayıp güverte ve makine branşlarında kısmen bilgiye sahip olmaktansa sadece tek bir branş üzerine yoğunlaşıp o konuda uzman olmanın denizcilik için çok daha yararlı olacağını belirttiler.

D ) UN Ro- Ro temsilcisi Cemil BAYÜLGEN, bir donatan gözüyle piyasalın en çok nitelikli II.Mühendis ve Elektrik zabiti ihtiyacına değinerek, Üniversitelerin kontejan sayılarının artırılarak 2 yılda mezun olanlarla – 4 yılda mezun olanların ehliyetlerinin ayrılmasını, Lisans üstü eğitim konusunda Yurtdışına destek verilmesini ve her şeyden önemlisi olarak da İngilizce eğitime ağırlık verilmesinin önemi üzerinde durdu. Vakıf üniversiteleri gibi yaklaşıma destek vererek, TOBB’un açtığı Ticaret Üniversitesine Güverte - Makine – Deniz İşletme Bölümlerinin ilave edilmesini önerdi,

E ) Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri temsilcisi Hüseyin Gani AYGÜN, minimum eğitim standartlarının IMO tarafından belirlendiğini ve burada asıl sorunun minimum eğitimle bir sürü zabitan yetiştirmek mi yoksa daha az sayıda ama çok daha kaliteli zabitan yetiştirmek üzerine odaklandığını ifade etti,

G ) DTO temsilcisi Oral ERDOĞAN, TOBB’nin kurduğu Ticaret Üniversitesi hakkında bilgi verdikten sonra, Yüksek Lisans Eğitimi verecek kaliteli eğitimci ihtiyacı sıkıntısına değinerek, arz / talep yada kaliteli adam / sıradan adam ihtiyacını piyasaların belirleyeceğini ifade etti.

H ) Denizcilik Müsteşarlığından Hakan ÖZTÜRK, devletin kaynaklarının kısıtlı olup özel üniversitelerin kaynak bulma ve yaratmaktaki avantajlarından bahsetti, özellikle Yurtdışında Lisans eğitimi alacak devlet görevlileri konusu üzerinde yoğunlaşan ifadelerde bulundu.

I ) Dokuz Eylül Üniversitesinden Ali DEVECİ, bir eğitimci gözüyle 9 Eylül Üniversitesinde yaptıkları ve işleyişleriyle ilgili bilgi vererek, kaynak bulmada ve eğitim konusunda yaşadıkları sıkıntılara değindi.

J ) DLH Genel Müdürlüğünden Ülker YETGİN, verilecek eğitimin herkesin ihtiyacı kadar olması gerektiğini ifade ederek, her pilotun Uçak mühendisi kadar fazla bilgiye ihtiyacı olmayıp genel anlamda bazı şeyleri bilmenin yeterli olup daha fazla ayrıntılar üzerinde boğulmaması gerektiğini ifade etti. Ülker Hanım kıyı yapılarının inşaatı aşamasında yapılan kıyı tesislerinin denetimi üzerindeki bazı eksikliklerden bahsetti ( Kontrol Mühendisliği) fakat bu konuda DTO temsilcisi Oral ERDOĞAN ülkemizde bu okulların olduğuna değindi.



Genel olarak proje çalışmalarındaki gerek kaynak gerekse de yetişmiş personel eksikliğinden bahsedilerek, eğitim kurumlarının yapısının özerk olması gerektiğine değinilerek, gerektiğinde eğitmen transferinin yapılmasını fakat denizden yetişmiş bir personelinde mantıklı kaynaklar (miktarlar) çerçevesinde karaya bağlanabileceği konusunda katılımcılar hem fikir oldu.

Kpt Ahmet KÖSEOĞLU 13 yıl önce
ÜLKE OLARAK TARTIŞMALARIN DEVAM ETTİĞİ UZAKYOL EHLİYETİ VEREN EĞİTİM KURUMLARININ MEZUN SAYISI - DENİZE ÇIKAN PERSONEL SAYISI HAKKINDA ŞU ANDA BİR SIKINTI OLDUĞU TEZİNE KATILMIYORUM. KALİTELİ VEYA KALİTESİZ BİRÇOK UZAKYOL EHLİYETLİ ZABİT DENİZLERDE ÇALIŞMAKTA.

ESAS TARTIŞILMASI GEREKEN FİLOMUZUN HIZLICA BÜYÜYEN 3000GRT ALTI GEMİLERDE ÇALIŞACAK KALİFİYE ELEMAN SIKINTISIDIR.YAKIN ZAMAN SONRA 3000-9000 GRT ARASI AKDENİZ-KARADENİZ TİCARİ BÖLGESİNDEKİ GEMİLERDE GÖREV YAPACAK ZABİTAN İÇİN DE AYNI SIKINTILAR BAŞGÖSTERECEKTİR.

EHLİYET SINIFLANDIRMASININ GRT ÜZERİNDEN YAPILMASI KÜÇÜK TÜRK ARMATÖRÜ İÇİN 3000GRT'NİN BİR İNŞAA KRİTERİ HALİNE GELMESİNE SEBEP OLMUŞTUR. GEMİNİN 4-5000GRT ARASINDA OLMASI VE AKDENİZ İÇİNDE ÇALIŞMASI HALİNDE İSE ,BU GEMİLERE KONACAK KALİFİYE ELEMANLAR DA UZAKYOL OLMAK MECBURİYETİNDEDİR.

YAKINYOL GEMİLERİNDEKİ KALİFİYE OLMAYAN, YETERSİZ ZABİTAN SEBEBİ İLE TÜRK BAYRAĞININ PARIS MOU'DAKİ KONUMU ZATEN AŞİKARDIR.

TÜRKİYEDEKİ İŞSİZLİĞİN ÇÖZÜMÜ DENİZCİLİKTE DEĞİLDİR. İYİ EĞİTİM ALMIŞ VE ŞU AN İŞSİZ GEZEN GENÇLERİMİZİ KISA KURSLAR İLE DENİZE YOLLAMAK AKILLICA BİR ÇÖZÜM DE DEĞİLDİR. GEMİDE ÇALIŞMANIN BİR MESLEK DEĞİL ,BİR YAŞAM TARZI OLDUĞUNU HATIRLATMAK İSTERİM.

ŞU AN TARTIŞILAN ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ-KURSLARIN AÇILMASI TARTIŞMASINDAN ZİYADE DENİZE KIYISI OLAN HER UYGUN YERLEŞİM BİRİMİNE DENİZCİLİK MESLEK LİSESİ AÇILMASI OLMALIDIR BURALARDAN MEZUN ÖĞRENCİLERİN DE EHLİYETLERİNİ YÜKSELTMELERİ İÇİN TEŞVİK EDİLMELERİ GEREKLİDİR.

DEVLET İMKANLARININ DENİZCİ ÖĞRETİM ÜYESİ VE ÖĞRETMEN AÇIĞINI KAPATMAK İÇİN KULLANILMASI DAHA MANTIKLIDIR.

TEKEL OLUŞTURMAK - ELİTİSYEN DAVRANMAK ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİYİ GÖRMEK ADINA KURSLARA DEĞİL ÜNİVERSİTELERE YATIRIM YAPILMALIDIR. TUDEVIN ACILMASININ MANTIGI BELLIDIR. BU SEKİLDE AYNI YERDE ,AYRI BİR KOLDAN AYNI AMACA HİZMET EDEN OKULLARIN BİRBİRİ İLE TARTIŞMASI YERİNE , İKİ YAPININ BİRLEŞTİRİLEREK , DTO KAYNAKLARI İLE HERKESİN MEMNUN OLACAĞI BİR ÇÖZÜM BULUNABİLİR.

DENİZCİLİK EĞİTİMİ VEREN OKULLARIN YATILI OLMASI , ÜNİFORMA GİYİLMESİ , DİSİPLİNE DAYALI OLMASI GEREKLİLİĞİ , DTO ÜYELERİNİN STAJ VE HİZMET İÇİ EĞİTİM KONUSUNDA TÜM ÖZVERİYİ GÖSTERMESİ HER ŞEKİLDE MEVCUT BULUNULAN DURUMDAN DAHA İYİ YERLERDE OLMAMIZI SAĞLAYACAKTIR.



KPT. AHMET KÖSEOĞLU

GUVERTE ENSPEKTÖRÜ

POLARMARINE











Zekeriya Serbest 13 yıl önce
burjuvazinin eğitime katkısını incelerken dikkat edilmesi gereken faktörlerin basında sap ile samanin ayrımı gelir. eğitim konusunda herkesin bir fikri olduğu aşikar, her fikrin de ardında bir takim gerekçelerin varlığı. dünya’nın her yerinde burjuvazinin eğitimle alakasını ya direkt ya da kurdukları vakıflar kanalıyla kurduğu bilinen bir gerçek, çünkü burjuvazinin temel niteliklerinden biri eğitimli olmaktır. bu durumda Türkiye’de de parası olan kesimin eğitime yatırım yapmasından daha doğal bir şey yoktur. bu katkının adi her ne olursa olsun bir katkıdır ve eğitim ihtiyacı ayyuka cıkmış bir ülkede doğru planlanmış her eğitim kurumu en basta ülkeye faydalıdır. bu konudaki önyargınızdan kurtulduysanız isin sap kısmini samandan ayırmaya başlamışsınız demektir.



simdi gelelim saman kısmına: eğitime direkt katkı sağlayan kişilerin -hangi sınıftan olursa olsun- eğitim sistemiyle alakalı fikirleri de olacaktır elbette. bu fikirlerini de yüksek sesle söyleme hakları her daim mevcuttur, herkesin bu hakki mevcuttur. bir fikri eleştirmek için o fikre destek olan argümanların neler olduğun bakmalı evvela. eğer birisi bir yönetim sistemini bir eğitim kurumunda oturtmuş ve bu sistemden verimli sonuçlar alıyorsa bu evvela bir sosyal deneyimdir ve paylaşılması icap ed er. söz konusu fikre (örneğimizde devlet üniversitelerinin de paralı olması) destek olan argüman da açıkça sudur: sözü söyleyen Sakıp Sabancı’nın kurulumuna önayak olduğu ve finasmanini sağladığı sabancı üniversitesi’nde burslu-paralı öğrenci oranını 60-40 seklinde kurmuş .eğer üniversiteler paralı olsun gibi bir fikre sahipse bahsettiği bir burslu-paralı ilişkisidir. kimse kendini kandırmasın, devlet üniversitelerinde de eğitim bedelini ödeyebilecek öğrenciler mevcuttur. 80'lerin 90'larin basındaki İTÜ’yü hatırlıyorum, kampus içi otoparkları boş, okula kendi arabasıyla gelen öğrenci sayısı bir elin parmaklarını geçmez her bölümde. bugün bakıyorum İTÜ’ye ve otoparkların tıka basa dolu olduğunu, öğrencilerin neredeyse yarısının kendi özel arabasıyla okula geldiğini görüyorum.



sosyal adaleti üniversiteye girişten evvel sağlayamamış devletin bu noktada yapması gereken hamle geliri olandan yüksek katkı alıp geliri olmayanın eğitimini finanse etmesi ve toplamda kurumun eğitim kalitesini yükselterek üniversite mezunu işsiz nüfusuna katkıdan vazgeçmesidir. sorunun kaynağı bu değildir, sorunun kaynağı kurutulmadan önerilebilecek çözümlerden biridir bu. birileri bu adaletsizliğin farkına varıp önlemek için bir takim çözümler getiriyorsa eleştirmeden evvel farklı çözümler üretmek gerekir. elinizde bir çözüm olmadan eleştirirseniz yaptığınız tutuculuktan başka bir şey olmaz. sosyal adaleti, örneğimizde eğitimde fırsat eşitliğini, sağlamanın yollarını bir düşünün. acaba o yollar içinde nitelikli eğitim kurumları yaratıp, nitelikli öğrencilere burs imkanı sağlayıp, imkanı olandan alınacak eğitim bedeliyle o kurumun nitelikli eğitiminin idamesini sağlamanın yeri nedir bir düşünün. devlet üniversitelerinin şu an içinde bulunduğu niteliksiz eğitim belasının kısa vadede başka nasıl bir çözümü olduğunu tartışılsın evvela. uzun vadenin ülkeye neler kaybettireceğini de bir düşünün tabii.



birileri almış basını teknolojinin dümenine geçmişse yapılması gereken bir an evvel, sınırlı nüfusla da olsa, o teknoloji gelişimine ortak olmaktır. bir ülkede bir kişi dahi stratejik önemi olan bir alanda iyi yetişmişse, teknoloji ve bilgi üretebilecek düzeyde eğitim almışsa neticede bu tüm ülkenin çıkarınadır. daha evvel belirttim, yine söyluyorum; vasat eğitim sadece istihdama yöneliktir, nitelikli eğitim ise bilgi ve teknoloji üretimine yönelik. eğer yerine koyacak daha iyi bir fikriniz yoksa, kısa vadede Türkiye’nin bilgi ve teknoloji üretimindeki zaafına çare bulamıyorsanız tutuculuktan vazgeçin, önerilen hızlı çözümleri toptan reddetmek yerine iyi analiz edip zaaflarını ortaya koyarak gelişmelerini sağlayın. herhangi bir çözüm üretmeden eleştirmenin kolaylığına insan şaşırıyor neticede.
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
10°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?