banner246

banner176

banner242

banner184

banner191

banner148

banner179

banner145

banner182

banner263

16.03.2010, 22:13 21000

Denizcilik Okullarımız

Bu yazıda denizcilik eğitiminden söz edelim istedim.

Tabii ki sizlerin düşünceleri ve katkıları konunun daha yetkin tartışılabilmesi açısından çok önem taşımaktadır.
 
Denizcilik eğitiminde yabancı dilin, yani uluslararası ortak dil olarak kabul edilmiş olan İngilizcenin önemi hepimizce malum. Bir ağabeyimiz, ÖKKEŞ KÖKLÜ, yıllar önce mesleğin yarısı İngilizce dediğinde içimden o kadar da değil demiştim. Ama fazlası var azı yokmuş o sözün.

Günümüzde IMO'nun bünyesinde yer alan kuruluşların çıkardıkları konvansiyonlardan tutun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen konvansiyon kararlarına kadar denizcilikte kurallar ve uygulamalar devinimi hiç durmamaktadır. Bunların takibini tabii ki çevirilerinden yapabiliriz. Yapmaktayız da. Ama hadisede ikincil değil de ilk elden takip eden olup güncel de kalmak sizi hep oyunun ilerisinde tutacaktır. Sonuçta gittiğiniz limanlarda, katıldığınız toplantılarda, iş yemeklerinde v.s bu konuları Türkçe konuşma, tartışma keyfiyetiniz olmayabilir. Temel’in dediği gibi şart mıdır? Evet, şart dur...
 
Denizcilik eğitimi veren hemen hemen bütün okullarımızda artık hazırlık sınıfının olduğunu biliyoruz. Ama hazırlık sınıflarının eğitim düzeyleri nedir açıkça ben bilmiyorum. Hangi okulumuzun dil laboratuarı yok? Hangi okulumuzda İngilizce öğretmen açığı var? Hazırlık sınıfı sonrası dil eğitimi nasıl? Dil eğitiminin düzeyini yükseltmek için neler yapılabilir? Nelere ihtiyaç var? Arkadaşlarımız yazarlarsa öğreniriz tabii ki.
 
Ülkemizde genç nüfus yoğunluğunun ülkenin gelecekte yetişmiş eleman ihtiyacını fazlasıyla karşılayacak hatta yaşlı Avrupa'ya bile el uzatacak potansiyelde olduğunu söylemeye gerek var mı? Dolayısı ile genç nüfusun MESLEK sahibi yapılmasına yönelik eğitim çalışmaları desteklenmelidir. Burada en önemli nokta ise tabii ki önce bu eğitimlerin kalitesinin yüksek olmasıdır. Okullarımızın hızla değişen dünyanın gelişmelerine ayak uydurması ve ihtiyaç duyulan eğitim ve öğretim düzeyini sağlayacak alt yapılarla donatılması onların kalıcı kaliteye sahip olmalarını da sağlayacaktır. Kalite ve istikrar; yani kaliteden asla ödün vermemek... Bu dünyada denizcilik eğitiminde söz sahibi olacaksak -ki amacımız bu olmalı- değişmeyen ilkemiz olmalı. Yoksa yüzlerce denizcilik okulu açın. Faydası olmaz.
 
Bu konuda yalnız şu ayırımı yapmak isterim; Anadolu’nun uzak köşelerine Yüksek Denizcilik Okulu veya Denizcilik Meslek Liseleri açılmasını birçok nedenden destekliyorum. Bu okulların açılması her yurtseverin desteğini alması gereken girişimlerdir. Düşünün; büyük illere çocuklarını gönderemeyen anneler-babalar kendi şehirlerinde açılmış meslek okullarında çocuklarını okutabilecek olanağı buluyorlar. Hem de meslek okullarında. Topluma bundan daha büyük hizmet olabilir mi? İhtiyacı olan insanlara balık vermiyor balığın nasıl tutulacağını öğretiyorsunuz. Bir insana erdemli olma yolunda yapılabilecek en büyük yardım budur. Kimseye ihtiyacı olmayan, kendi hayatını kazanan, üreten, faydalı bireyler yaratıyorsunuz. Özgür bireyler yaratıyorsunuz. Hem de Anadolu’nun ihmal edilmiş kıyılarında. Yeter ki o eğitim yuvaları hocasız kalmasın, ihtiyaç duyulan her türlü eğitim olanağı sağlanabilsin bu okullarımıza.
 
Peki, aynı şey büyük iller için geçerli mi? Burada düşünmek lazım. Büyük illerimizde (İstanbul-İzmir) eldekini geliştirmeden olmayanı yapmak bana çok mantıklı gelmiyor artık. İstanbul'da iki fakülte; Deniz Harp Okulu, Astsubay okulu (40'lı yaşlarında emekli olan subay, astsubay arkadaşlarımız da ticaret filosuna bilgi, tecrübe ve birikimlerini aktarıyorlar ki aktarmalılar), İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde denizcilik fakültesi, hatta KKTC'de Yakın Doğu Üniversitesi bünyesindeki denizcilik fakültesi, artı birçok denizcilik yüksek okulları ve denizcilik meslek liseleri varken ve de bu okulların bir çok sorunu ortada dururken yenisine yönelmek rüzgâr arkadan gelsin mantığı ile hareket etmektir bana göre. Zaten yelkenlerini tam dolduramamış diğer okullarımızı görmezden gelmek ülkemizin birçok alanında olduğu gibi bu konuda da kaynak israfı alışkanlığına bilmeden de olsa ortak olmaktır. Nasıl mı? Büyük illerde açacağınız fakültelere kanalize edeceğiniz maddi olanaklar hali hazırda açılmış okullara verilebilir. İstihdam edeceğiniz öğretim görevlileri var olan okullarda eğitime katkıda bulunabilir.Ehliyet yükseltme sınavlarındaki başarısızlıklar, “bu okul kötü-şu okul yaramaz” söyleminden etkilenip iş bulamayanlar v.s. var olan okullarımıza yapılmış yatırımların,verilen emeklerin geri dönüşünü geciktirmektedir.Bu olanakların sağlanması geciktikçe de eğitim ve öğretim düzeylerinin yükseltmeleri konusundaki sorunlar da devam edecektir.Kısır döngü de, kaynak israfı da artacaktır.Unutmayın bu okulların devamı için de sürekli kaynak gerekmektedir.
 
Dünya Deniz Ticaret filosu hızla değişmektedir. Önümüzdeki en geç 5 yıl içinde 500 milyon dwt yeni tonaj denizlere açılacaktır. Eski tonaj ise özellikle kimyasallarda hurdaya çıkmak zorundadır. Dolayısı ile iyi eğitim almış zabitan ihtiyacına daha da fazla ihtiyaç duyulacaktır. Sorun yetişmiş zabitan sayısı ise elinizdeki eğitim yuvalarının lisan, sosyal ve son tahlil de mesleki eğitim kalitesini yükseltirken ülkemizin genç nüfus potansiyeline uygun olarak var olan okulların öğrenci sayısını da arttırabiliriz. Ve bu yaklaşım bize yeni okullar açmaktan daha maliyetli olmayacaktır. Türkiye'yi kalitesi yüksek denizcilik eğitimi veren bir ülke olarak ünlendirecektir. Yoksa okul sayısı çok eğitim seviyesi düşük bu işi ticarete dökmüş bir ülke haline geliriz. Bu yaftayı bir kere yerseniz bir daha çıkarıp atmanız çok zor ve maliyetlidir.
 
İddia ediyorum;

  1. Eğitim konusunda kaynaklarımızı en efektif şekilde kullanmamız halinde,
  2. Denizci aydınların eğitime aktif olarak destek olmaları durumunda,
  3. Ülkenin genç nüfusunu da göz önüne aldığınızda

Bu yüz yılın ortalarına varmadan Türkiye'yi denizcilik konusunda dünyanın lider ülkelerinden biri yaparız.  
 
Okullarda verilen eğitimlere ek olarak özellikle kira sözleşmeleri, konşimento, deniz sigortaları, konvansiyonlardaki değişiklikler, özellikle MARPOL, konteynır taşımacılığı yapan şirketleri ilgilendiren yeni Rotterdam kuralları v.s. gibi daha bir çok konu da her ay bir  seminer düzenlenemez mi ? Dünyada ki gelişmeler zamanlıca tartışılamaz mı?  Katılım ücretli olur. Şirketler katilim ücretini ödediğinde bu harcamalar vergiden de muaf olacaktır. Bu seminerlere denizde çalışan arkadaşlarımız da mutlaka ve mutlaka katılmalıdırlar. Toplanan katılım ücretleri de denizcilik eğitim fonu diye bir fonda (yasalar izin veriyorsa) toplanır. Bu tip eğitimleri veren yerler Avrupa'da ve genellikle İngiltere'de biliyorsunuz. Açın nete girin bakın. Bir haftalık, hatta 3 günlük bir kursun ücreti ne kadar? Artı uçak, otel, yemek içmek. Ortalama 3–4 bin sterlinden aşağı çıkmayacaktır maliyeti. 

Bu seminerlere denizde çalışan arkadaşlarımız da fırsatları oldukça mutlaka ve mutlaka katılmalıdırlar.
 
Kim mi yapacak bu eğitim seferberliğini? Yer göstersem, işaret etsem ya düzenin adamı olurum ya okulcu, ya da DTO’ ya akıl vermiş oluruz. İyisi mi bu çalışmaları ancak tüzel kurumlar yapar deyip susayım. Ama kim yaparsa yapsın, işin başından sonuna kadar elimden gelen yardımı bila ücret yaparım. Yardım etmek isteyen onlarca arkadaşımız, ağabeyimiz, hocalarımız da olacaktır. Hiç şüphem yok.

Son olarak Tankerlerin  The International Convention on Civil Liability for Oil Pollution Damage, 1992 (CLC) kurallarına göre şart koşulan 2000 tondan fazla petrol ürünü taşıyan tankerlerin sigortalarının olduğunu belgeleyen blue card larla ile ilgili bir şey söylemek istiyorum; İstanbul Liman Başkanlığı CLC sertifikası vermek için Türk bayraklı gemilerin blue cardlarının orijinalini istemekte biliyorsunuz. Bunu sanırım sahte blue cardların gönderilmesini önlemek için yapmaktadırlar. Bu neden anlaşılır olmakla birlikte çok büyük zaman kaybına ve gerginliklere yol açmaktadır. Benim naçizane tavsiyem İstanbul Liman Başkanlığı görevli personel ya da personellerini Londra'ya yollayabilir ve bu konulardaki çalışmaları yakından personeline izletebilir. Daha sonra da P&I kulüpleri ve P&I sigortacıları ile anlaşma yapıp bu kurumlardan blue cardların direk kendilerine gönderilmesini isteyebilir. Böylece zaman ve emek tasarrufu sağlanır. Bu Tanker armatörlerine verilecek büyük bir hizmet olacaktır. Bu yazının sahibi bu konuda yardımcı olmaya hazırdır.
 
Sevgiler herkese...

Yorumlar (10)
nadi coşkun 12 yıl önce
Bilimin sonsuzluğunda,denizcilik fakültelerimizin sadece teorik olarak aldıkları eğitim çok sade kalıyor.Okullarımızın ihtiyacı olan eğitim ve araştırma gemilerine acil olarak sahip olmaları gerekir.Denizlerimize bu gemiler olmadan sahip çıkamayız.saygılarımla.
12 yıl önce
Uzakyol çalışan gemilerde 1. zabit olarak görev yapıyorum.konu ile ilgili bir anımı paylaşmak isterim:



Geçtiğimiz yaz dönemi gemimizde bir gv. stajeri çalışmakta idi.yabancı bir limanda acenta ile konuşurken bahsettiğim stajerde bizim yanımızda,konuşulanları dinlemekte idi.acenta ile limanda olabilecek güncel konulardan bahsediyoruk ve hiç te zor bir ingilizce kullanmıyorduk.gerek ben gerek se acenta görevlisi, her ikimizde ingilizceye vakıfız.



Konuşmanın sonuna doğru acenta yetkilisi; liman içerisindeki ofislerine gemiden bir zabitin gelmesi gerektiğini, ona armatörden/kaptana gelen bir evrak vereceğini, bunu gelirken getirmeyi unuttuğunu söyledi.bende bize oldukça yakınlık gösteren acentaya 'kendin getir' demek yerine, zabitlerin meşgul olduğunu, onun yerine stajeri göndersem olurmu diye sordum.acenta ise sorun olmadığını, kendisi ile gelecek kişiyi araba ile götürüp getireceğini söyledi.(anlaşılan borda isklesinden inip/çıkmaya eriniyordu.)



Bu konuşma üzerine yanımızda olan stajere hemen hazırlanamsını söyledim.ancak stajer bana boş gözlerle bakıp 'neden abi?' diye sordu.e dinliyorsun ya 2 saattir bizi dediğimde ise, 'konuştuklarınızdan birşey anlamadım' dedi.



Buraya kadar olan bölümde çokta ilginç birşey yok diye düşünebilirsiniz.ama bahsi geçen bu stajer; tüm eğitimin ingilizce olarak verildiği bir denizcilik yüksekokulunda okumakta ve 3. sınıfa gitmekteydi.

Kendisine bu basit ingilizceyi anlayamadığı halde; astronomik seyri, fiziği, matematiği, meteorolojiyi vb. dersleri nasıl anladığını sorduğumda ise, 'abi hoca ingilizce olarak dersi anlatıyor ama görüyor ki herkes boş boş yüzüne bakıyor, o zaman türkçe anlatmaya başlıyor.zaten biz anlıyor olsak bile, hocanında anlatacak kadar ingilizcesi yok.sene sonunda da parmakla gösterilecek kadar zayıf olmayan herkesi geçiriyorlar'dedi.



İngilizcenin denizciliğin yarısı olduğu bir gerçek ama yüksek okullarda eğitim dili ingilizce olan ülkelerin yoğunluğuna bakarsanız 'mozambik, etiyopya, hindistan, bangladeş, somali vb. gibi' 4. hatta 5. sınıf dünya ülkelerini göreceksiniz.buda bir gerçek..



Diğer denizcilik okullarında da durumun çok farklı olduğunu sanmıyorum.



Eğitimin ana dilde olması gerektiği ancak bunun haricinde çok kuvvetli bir ingilizce eğitiminin olması gerektiği de esastır denizcilikte.



Acizane görüşlerimi paylaşmak istedim.Okuma zahmetini gösterecek arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.
12 yıl önce
Yazınız için çok teşekkürler güzel bir konuya değinmişsiniz.Ben de birşeyler söylemek istiyorum.Öncelikle,4 yıllık fakülte okuyan bir denizcilik öğrencisi olduğumu belirtmek isterim.Aldığım eğitimin çoğu teorik dersler,uygulama yapabildiğim ders 3-4 tane tüm bu dönem boyunca.Belki uygulamalı eğitim var gibi görünüyor sistemde ama gelin sorun ki sistem gerçekten öyle mi?İngilizce konuşamayan bilmeyen insanlar mı Denizcilik İngilizcesi dersi vermeli bize?Ya da Seyir konusunda sadece anılarla dersini işleyen büyüklerimiz mi?

Her yıl 200'e yakın öğrenci giriyor fakülteme çok para kazanma,zengin olma umuduyla..Sonuç ne oluyor peki?Torpili olan çıkıyor stajına iyi şirketlerde çalışmaya başlıyor.Sözde varolan "Uygulamalı Eğitim"i uygulamaya çalışıyorlar,hiyerarşinin bile olmadığı belki de asla çalışmayacağı bir kosterde..Köreliyor böylelikle de.



Her fakültenin en başta bir eğitim gemisi olmalı ve denize kıyısı olmalı.Bakın dünya üzerindeki denizcilik üniversite ve fakültelerine eğitimlerine bir bakın,labaratuar ortamında bilgisayar başında araştırmalar ve sürekli bir eğitimle geçen dolu dolu 4 yılları var.Bizde ise alayım ehliyetimi kurtulayım,şu dersleri de geçsem yeter mantığıyla hareket eden bilgisiz bir öğrenci kitlesi var.Araştırmadan yoksunuz,tembelliği seviyoruz,eğitimin de yetersiz olduğunu anlayınca kimsenin uğraşmaya hevesi kalmıyor..



Ve tüm bunlara rağmen,deniz liseleri,yüksekokul ve hatta denizi olmayan bir ilimize fakülte(!) açacak maddi destek var.Çok adam yetişsin,kaliteyi kim sorar ki!Ne gerek var ki kaliteye,eğitime?Gerek yok zaten denizciliğimizin gelişmesine,kimin umrunda bu?Maaşı düşük eleman bulan armatörlerimizi zengin etmek için mi herşey?



Sistem değişmeli..Öyle ya da böyle.Zamanında böyle kuruldu diye böyle gidecek diye birşey kabul etmiyorum.Kendi adıma,okulumdan başlamak istiyorum bu sistemi değiştirmeye.Akademik kariyerin para kazandırmadığı ve sırf vefa borcu için derslerimize giren büyüklerimiz ağabeylerimizin iyi niyetini bile suistimal edebiliyorlar.Denizciliğin sonu bu olmamalı..Herşey para değildir..

Saygılarımla..
ahmet eren 12 yıl önce
Yabancı dil başlıklı yazarı, okulumu kirletmemesi konusunda uyarıyorum. o okulun en fason öğrencisi senden daha iyi ingilizce biliyordur. canını sıkma, endişe etme!
ahmet eren 12 yıl önce
Denizcilik eğitimi başlıklı yazıyı yazan kardeşim'e:



Ben de senin gibi bir zamanlar idealisttim. Denizcilik bilgi ister, yürek ister, mertlik ister diyordum. 6 yıldır aktif olarak çalışıyorum, gördüm ki manzaranın alakası yok. Tek yetenek goygoycu ve ortamcı olup sorun çıkarmadan(!) işleri yürütmek. O yüzden bu meslek bilgisine, ingilizceye falan fazla takılma. çünkü, olması gerektiği gibi değil, yağcı gemicinin istediği gibi yönetiliyor ticari gemiler. Ticari filoda tecrübesi olmayan asker emeklileri direk kaptan ve çarkçıbaşılık alırken, üniversite mezunları bir türlü hak ettikleri promotion'ı alamıyor ya da geç alıyor.



Sana tavsiyem, fazla takılma bu bilgi vs. detaylarına. Entrikalarda boğulmamayı ve goygoyculuğu öğren. Çünkü bizim filoda tutunmak bu kadar kolay.

AHMET FARUK ÖNDEMİR 12 yıl önce
Eğitim özellikle gemici ve yağcı eğitimlerinde sınavların nasıl yapıldığını herkez farkında, artık denizcilik eğitimi parayla satın alınan bir ticaret ortamına dönüşmüş, eğitimdeki ticareti denizde yapsakdık, Ülkemizde ne borç kalırdı ne işsizlik...Eğitim veren gerçekten birkaç saygın kuruluş var gerisi sadece ticarethaneye dönmüş, 10 bin liran varsa uzakyol kaptanı olursun, sen olunca paran olur gemin olur sonra siyah bayrak çekersin sonra yanına birkaç tane daha korsan alırsın böyle olunca sen kazanırsın Türkiye kaybeder..Sözlerimin sonuna gelirsen ''Önce Eğitim'' sonra ''Önce Emniyet''...Allah Selamet Versin:D
HALİL İBRAHİM SOYLU 12 yıl önce
Saygılar,



Öncelikle bu Okul ayrımcılığından bahsetmek istiyorum

Ben özel bir kurumdan mezun oldum Eğitim olayına gelince herkes istediği kadarını alıyor.

Ben denizcilikle ilgili öğretmen yetiştiren bi kurum bilmiyorum bu ülkede birçok üniversitemiz oldu ama onlarda hala 'ABİ' olayı var hepsi birbirini kolluyor.

Yabancı bir şirkette çalışmaktayım son çalıştığım gemi 187,000 DWT gelecek gemim ise 266,000 DWT bir ore carrier, ne insanlar ile çalışıyorum Rusu, Ukraynalısı, Romeni, Bulgarı ben sanmıyorumki onların eğitimi bizimkisinden iyi ama adamlar paşa paşa hartürlü bayraktaki gemilerde çalışıyorlar peki ya bizim zabitlerimiz liberya barmuda panama bayrak gibi eski gemilerde sürünüyorlar.

Artık bu zihniyetin önüne geçip birlik olup özel eğitimleri de çoğaltıp bu işi ciddi ciddi yapmalıyız..

Madem denizcilikle ilgili yazıyorsunuz ben size gerçek bir sorun söyleyeyimde onun üzerine yazınız.



Yeni sınav sistemi

15 bilgisayarla istanbuldaki denizcileri sınava sokabileceğini düşünen düşünen bir zihniyet var sınavımıza girip denize çıkmamız engelleniyor devletin bilgisayarımı yok Haziran ayına kadar istanbulda randevu yok. diğer illerdede mayıs ayına kadar bence bunun üzerine birşeyler yazın belki birileri ilgilenir saygılar,
12 yıl önce
Ülkemizin denizcilik alanında ilerlemesinin ancak iyi zabitler yetiştirerek olacağını şüphesiz hepimiz biliyoruz , ancak halen daha Milli ve hususi Türk sivil bahriyesinin kurucusu ve koruyucusu Yüksek Denizcilik Okulunu gözardı etmenin çabası içindesiniz. İlk olarak Anadoluda açılan okullar denizcilik meslek yüksekokullarıdır. İkisi arasındaki ayrımı anlamamak için ya okuma anlama becerisine sahip olmamak gerekir ya da bir art niyet olması gerekir. Daha iyi zabit yetişmesi istenirken bir taraftanda model alınması zorunlu olan Yüksek Denizcilik Okulunu görmezden gelmeye çalışmak, denizcilik ve denizcilik okulları alanında ülkemizi ileri götürmeye çalışmak değildir.Bu ancak Türk zabitlerinin kalitesini düşürmek ve armatörün ekmeğine yağ sürmektir. En basitinden deniz kazaları oranı ,gerek karaya oturma olsun gerekse çatışma, Yüksek Denizcilik Okulundan sonra açılan yeni eğitim kurumları sayısına paralel olarak artmıştır. Ülkemizde zabitan sayısı açısından bir sıkıntı şuanda yoktur tek sıkıntı armatör için ucuz işgücü bulma çabasıdır. Gereğinden fazla zabit yetiştirmeye çalışmak ,yeni okul açmak denizcilik alanında ileriye gitmek demek değildir. Bunlar armatör için ucuz işgücü yada mağdur olacak emeğinin karşılığını alamayacak zabit adayları içinse umut kapısıdır. Denizcilik alanındaki eğitim profesyonellik gerektirir tecrübe gerektirir , bu öğretim üyesi istihdam etmekle olmaz. Denizcilik eğitimini verebilecek yeterliliğe sahip kişi denizde işini profesyonelce yapmış olan zabittir, kaptandır. Denizcilik konusunda lider bir ülke olmak için denizcilik terimleri kullanılmış betimlemelerle tavsiyeler vermeye gerek yoktur, boş aldatmaca ve zaman kaybından başka birşey değildir. Yukarıdaki yazıya göre Bu yüz yılın ortalarına varmadan Türkiye'yi denizcilik konusunda lider ülkelerden biri yapmak için üç tavsiye verilmiş. Öncelikli olarak denizcinin aydın diye birşeyi olmaz, ülkemizdede başımıza ne geliyosa hep aydın kelimesinin arkasına saklanmış topluma yön vermeye çalışan kişiler yüzünden gelir denizci ya iyidir yada kötüdür. Zabit ya iyidir yada torbadır. "Eğitim konusunda kaynaklarımızı en efektif şekilde kullanmamız" söylenmiş yazıya göre.Bu tamamen bu yazıyla çelişen bir ifade. Yeni açılan ve açılmış olan tüm eğitim kurumlarının Yüksek Denizcilik Okulunu model alması şarttır. 126 yıldır süregelen bu okulun bu kadar yıldır neden ayakta kaldığını düşünmeden denizde eğitimi düşünmek sadece saflıktır. Ben isterimki keşke her yetişen zabit mesleğini bilerek,severek ve denizcilik örf ve adetlerini görerek yetişse
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
25
az bulutlu
banner260
banner102
banner93
Namaz Vakti 10 Ağustos 2022
İmsak 04:22
Güneş 06:02
Öğle 13:15
İkindi 17:06
Akşam 20:18
Yatsı 21:50
Günün Karikatürü Tümü