banner246

banner176

banner242

banner191

banner249

banner148

banner244

banner179

banner248

banner145

Deniz Seferleri Hakkında Büyüklere Armağan

Osmanlı döneminin önemli bilim adamlarından Katip Çelebi'nin yaklaşık 350 yıl önce kaleme aldığı ''Tuhfetü'l-Kibar Fi Esfari'l-Bihar'' adlı eseri yeniden yayımlandı.

DENİZ KÜLTÜRÜ 28.12.2008, 22:29
1969
Deniz Seferleri Hakkında Büyüklere Armağan

Katip Çelebi'nin ''Tuhfetü'l-Kibar Fi Esfari'l-Bihar'' Eseri Yeniden Yayımlandı…

Osmanlı döneminin önemli bilim adamlarından Katip Çelebi'nin yaklaşık 350 yıl önce kaleme aldığı ''Tuhfetü'l-Kibar Fi Esfari'l-Bihar (Deniz Seferleri Hakkında Büyüklere Armağan)'' adlı eseri yeniden yayımlandı.

Denizcilik Müsteşarlığınca yayımlanan kitabın tanıtımı, Müsteşarlık Katip Çelebi Salonu'nda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu, bürokratlar ve diğer davetlilerin katılımıyla gerçekleştirildi.

Yıldırım: "Katip Çelebi kendi alanında aşılmaz önemde"

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan toplantının açılışında konuşan Ulaştırma Bakanı Yıldırım, eserin UNESCO'nun 2009'u ''Katip Çelebi'nin 400. Doğum Yılı'' ilan etmesi nedeniyle basıldığını belirtti.

Kutlamalar kapsamında hazırlanan eserin Türkçe ve İngilizce basıldığını bildiren Yıldırım, çalışmanın yürütülmesinde önemli katkılar sağlayan Prof. Dr. İdris Bostan'a teşekkür etti.

''Katip Çelebi sadece Osmanlı tarihinin değil, tüm dünya bilim tarihinin de büyük bir ittifakla kabul ettiği önemli insanlardan biridir'' diyen Yıldırım, UNESCO'nun bilim adamının anılmasını sağlayarak bu fikre destek verdiğini söyledi.

Yıldırım, PTT Genel Müdürlüğünce 16 Temmuz 2009'da Katip Çelebi'yi anma pulu basılacağını da bildirdi.

Katip Çelebi'nin kendi alanında aşılmaz bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Yıldırım, eserin Osmanlı denizciliği, deniz teamülleri, seferler gibi konularda kaynak niteliği taşıdığını kaydetti. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Eserin geçmiş çağlardaki denizciliğin gelecek kuşaklara aktarılmasında paha biçilemez bir değeri var. Bu coğrafyanın vatan olma süreci, Akdeniz'in Türk Gölü olma sürecini anlatıyor. Sayın Günay ile 'Akdeniz'i Türk Gölü haline getirerek iyi mi yaptık?'' diye konuştuk. Akdeniz'in Türk gölü olmasıyla dünya denizleri keşfedildi. Türk denizciliği, bu keşiflere bu şekilde önemli etkide bulundu. Sembolik değeri olan bu çalışmanın milletimize katkıları paha biçilemezdir. Tarihimize ışık tutan eserlerin basılması, milletimize kazandırılmasında katkılarımız devam edecek.''

Ertuğrul Günay: "Denizcilik Müsteşarlığı güzel bir çalışma yapmıştır"

Kültür ve Turizm Bakanı Günay da bu önemli çalışmayı kendi bakanlığından önce hareket ederek Denizcilik Müsteşarlığının hazırladığını belirterek, bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

''Hayat ileriye doğru bakılarak yaşanır, geriye bakılarak anlaşılır'' sözlerine atıfta bulunan Günay, bu bağlamda dünyayı yaşanır kılan insanların anılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

UNESCO tarafından bu yılın Kaşgarlı Mahmut'un anılması için belirlendiğini anımsatan Günay, son yıllarda önemli isimlerle anılma şansı yakalayan Türkiye'nin, 2009'da da ''Katip Çelebi'nin 400. Doğum Yılı'' olarak anılmasıyla bu şansı tekrar elde edeceğini söyledi.

Günay, Katip Çelebi'nin gelecek yıl sadece Türkiye'de değil, eser içeriğinde yer alan Akdeniz Havzası'nda düzenlenen törenlerle anılacağını belirtti.

Türk milletinin önemli bir tarih ve kültür birikimden geldiğini ifade eden Günay, şunları kaydetti: ''Son zamanlarda bir ölçüde kendi değerlerimizi eğer Batı da tasdik ederse veya oradan küçük bir referans bulabilmişsek o zaman önemsemek gibi bir tercümanlığa çok teslim olmuştuk. Ben öyle inanıyorum ki Batı tasdik etse de etmese de biz kendi değerlerimizi kendimiz araştırıp, bulup üzerinde durursak çok daha fazla kıymetlendirebilir ve kendimiz inandığımız takdirde dünyanın inanmasına, bilmesine, tanımasına içtenlikle sunabiliriz. Böyle bir yoldayız. Elbette dünyayı ihmal etmiyoruz, elbette Batı kültürü, dünya, yazılanlar, çizilenler, bütün bunlar bizim için önem atfediyor, ama kendi kültürümüzün derinliklerine doğru da bitmez tükenmez bir yolculuk yapmak kararındayız, çünkü kültürümüzün bitmez tükenmez bir hazine olduğuna inanıyoruz.''

Bakan Günay, Kaşgarlı Mahmut'un ''Divan'ı Lügati't - Türk'' eserinin orijinal nüshasının Millet Kütüphanesi'nde sergilendiğini belirterek, ''Üzüntü ile söylemek istiyorum ki başka ülkelerde bu tür nüshalar sergiye çıkarıldığı zaman o kütüphanelerin, müzelerin kapısında kuyruklar oluşur, ama bizim ülkemizde ısrarla anlatıyoruz, ne kadar ziyaretçi olduğunu bilmiyorum, ama önünde kuyruk oluştuğunu görmedim. Halbuki önünde kuyruk oluşturulabilecek özel bir nüsha elimizde var ve İstanbul'da Millet Kütüphanesi'nde sergileniyor'' diye konuştu.

Katip Çelebi'nin yeniden basılan bu eserinin de aslının Topkapı Sarayı'nda bulunduğunu bildiren Günay, kitabın yeni baskısının içerik ve basım bakımından çok iyi olduğunu belirtti.

Eserdeki haritaların bugün bile hala geçerli olduğunu vurgulayan Günay, ''Haritalarla hem sanat eseri hem de bilimsel özellik taşıyor'' dedi.

Prof. Dr. İdris Bostan: "Eser önemli katkı sağlayacak"

Eseri basıma hazırlayan Prof. Dr. İdris Bostan, Katip Çelebi'nin kitabı, Osmanlı'nın 25 yıl süren ve donanmada moral kaybına neden olan Girit Kuşatması sırasında hem bilgilendirme hem de motive etme amacıyla yazdığını anlattı.

Eserde, Osmanlı dönemindeki önemli deniz seferleri, denizcilik faaliyetleri, deniz ticareti ve denizcilik alanındaki teamüllerin de bulunduğu pek çok konunun ele alındığını belirten Prof. Dr. Bostan, ''Eser, Osmanlı denizciliğinin anlatılmasında önemli katkı sağlayacak'' dedi.

Yorumlar (1)
yıldırım DELİDUMAN 13 yıl önce
"Budur ki küçük adem ile büyük işe girişmek caiz değildir. Her maslahatın münasip ser-karı gerek. Zikr olunan hususa bir padişah varıp zamanıyla mübaşeret etse ancak uhdesinden gelir. Ve bu makule işler sahib-i himmet padişah işidir. Vüzera ve serdarlar işi değildir.” Dileyen gönlüne ve kültürüne göre yorumlasın ve anlasın diyedir bu dil, bu sözler...



İdris Bostan son derece titiz çalışan ve nitelikli bir tarihçi. Vaktiyle Osmanlı gemileri üzerine heyecan verici bir kitap hazırlamıştı. Gemicilik kültürümüzden coğrafyacılığımıza, gemi inşaatı teknolojisinden gemi minyatürlerine değin nice ayrıntı ve zenginliği o çalışmadan öğrenmiştik.

Türklerin denizle olan maceraları her zaman ilgimi çekmiştir. Sanki orada tam bilmediğimiz, çözemediğimiz bir şeyler saklı gibidir. Oysa bir imparatorluk, özellikle karasal büyüklüğü deniz büyüklüğüyle atbaşı giden bir imparatorluk aynı zamanda denizcidir de. Böylesi çalışmalar gün yüzüne çıktıkça, asıl denizle kurduğumuz ruhsal maceranın ayrıntıları belirginleşecektir. Geçtiğimiz ay, Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından yayınlanan Tuhfetü’l- Kibar Fi Esfari’l -Bihar adlı çalışma her yönüyle ilgi çekici. Katip Çelebi tarafından kaleme alınan ve adı “Deniz Seferleri Hakkında Büyüklere Armağan” manasına gelen kitap, anı-biyografi olduğu kadar coğrafya, tarih, dil bilim ve kitap kültürü açısından da son derece önemli. Girit Seferi nedeniyle kaleme alınan eserin XVII. yüzyıla kadar olan döneme ait deniz tarihi ve denizcilik organizasyonu bakımından da bilinen ilk kitap olduğuna vurgu yapmış İdris Bostan.



Bir kitap değil, armağan gibi



Böylesi kitapları okurken öncelikle hayali çağırmalı insan. Eski el yazısının o artistik serpilişi ve akışı içinde sağa sola işlenmiş desenleri, minyatürleri, haritaları, kelime akışlarını, kırmızı mürekkebin zamana göz kırpışını özellikle seçmeli, durup bakmalı, bir kitap gibi değil adeta bir armağan gibi algılamalı. Zaten yayıncı ve yayına hazırlayan da böylesi bir kitabın zevk ürünü olması için her türlü özeni göstermiş. Bir yanda orijinal metin, öte yanda çevrimyazı. Haritalar… Minyatürler… Tarihçiyseniz tarih gibi, estetikçiyseniz estetik bir obje, şairseniz bir şiir gibi kitap, iyi okumalar… Ya da isim ve yer merakınız mı var: İşte dizini de yapılmış. Kitap ve müellifi hakkında mini bilgilere mi ihtiyaç duyuyorsunuz, o da hazır, seçilmiş bir bibliyografya. Çözemediğiniz kelimelere gelince, yazar onu da düşünmüş; son derece kullanışlı mini bir sözlük.



Ve işte çizimler. Pusula, yani rüzgâr gülü. Yan yana iki sayfa. Gözlerinizle yer değiştirmiş gibiler. Sayfayı önünüze açın ve gözlerinizi bir açıp bir kapayın. Ne yıldızımsı oyunlar sunacaklar size. İnsan bazen sormadan edemiyor; bu çizimler, bu yazılar, bu bilgiler bir rüya oyununun parçası mı? İnsanın renkleri, biçimleri ve bilgileri böylesi bir bütünlük ve düzen içinde verebilmesi için üstün estetik donanımlara sahip olması gerekmez mi? Ya şu harita çizimlerine ne demeli? Gerçeklikle hayalin sınırlarında dönen haritalara. Yazıların diş diş dağılmadan birbirine sarılışlarına. Sanki çok yukarılara çıkılmış da, o yükseklik duygusuyla çizilmiş gibiler. İşte önünüzde Venedik Körfezi, Adriyatik, ve Devlet-i Âliye adaları. Yanında prizmadan yayılan güneş ışınları gibi haritayı merhametiyle kuşatan ışık, adalara değil de insanlara ve ruhlara dökülüyor. Ve dünya haritalarına, ya dünya haritalarına…



İşte o dünya haritalarına bir tersten bakın bir düzden. Dünya aynı dünya mı ya da dünyanın tersi düzü var mı, düşünün. Avrupalı haritacıların dünya literatürüne soktukları merkezi Avrupa bakışından ne kadar ayrı, ne kadar eşitlikçi ve hatta coğrafyaya saygılı olduğunu keşfedeceksiniz. Dünya bu haritalarda bir merkezden değil de her yerden başlar. Ve Katip Çelebi öğüt şeklinde kıssalar yerleştirmiştir metne. İşte onlardan biri;” budur ki küçük adem ile büyük işe girişmek caiz değildir. Her maslahatın münasip ser-karı gerek. Zikr olunan hususa bir padişah varıp zamanıyla mübaşeret etse ancak uhdesinden gelir. Ve bu makule işler sahib-i himmet padişah işidir. Vüzera ve serdarlar işi değildir.” Dileyen gönlüne ve kültürüne göre yorumlasın ve anlasın diyedir bu dil, bu sözler...



Deniz demişken gemilerden söz açılmaz mı? Elbette açılır. Ve bu kitapta da nice gemi minyatürü boy gösteriyor. Direkleriyle, leventleriyle suyu ve korkuyu geçip birer sanat şölenine dönüşüyor. Elimizdeki yayın böylelikle, kitap olmaktan çıkıp kendisini yukarı doğru ağdırmaya çalışan gerçeküstü bir duygu haline bürünüyor. Bu gemilerin direklerinde yatay ve dikey dillenen şey de her türlü halde zaman dışına çıkma isteğinin ebedi yaşama arzusunun dile gelişi olsa gerektir. Katip Çelebi, bir devrin çalışkan zihni, merakı ve gücüdür aynı zamanda. Mesele biraz da kitap vasıtasıyla eğilip kendi yüzümüzdeki çizgilere bakmak değil mi? Öyle ise sefer vaktidir, bir kitaptan geçmişin ve geleceğin denizine yol almak için. İsimler, paşalar, mekânlar, şehirler hiç olmamış gibi bile okunabilir. Esaslı bir metin kendi devrini de aşar çünkü. Tıpkı bu kitap gibi. ömer erdem/02.02.2009/zaman kitap zamanı/Sayı: 37 Bölüm: Tarih



24
parçalı bulutlu
banner102
Günün Karikatürü Tümü