banner191

banner148

banner179

banner176

“Boğaziçi ve Kayık Kültürü” Kitabı Yayınlandı

Türk denizcilik sektörünün firmalarından biri olan Göver Çelik Halat firması 40.yılında denizcilik sektörüne kültürel anlamda güzel ve örnek bir davranışla merhaba diyor.

DENİZ KÜLTÜRÜ 10.01.2011, 09:32
“Boğaziçi ve Kayık Kültürü” Kitabı Yayınlandı

2010 yılı itibariyle 40. Yılını tamamlayan Göver Çelik firması “deniz kültürü” alanında yaptığı seminer, söyleşi, panel, sempozyum ve yayınlar ile sektörümüzün yakından tanıdığı Araştırmacı Yazar Mehmet Mazak’ın “Boğaziçi ve Kayık Kültürü” kitabını yayıncı kuruluş Yeditepe Yayınları ile işbirliğine giderek Göver Çelik firmasının katkı ve sponsorluğunda özel baskı yaptırarak 1 Ocak 2011’den itibaren yılbaşı promosyonu olarak bütün müşterilerine hediye etmeye başladı. Bu örnek davranışından dolayı Göver Çelik firmasını ve yöneticilerini bu duyarlı davranışlarından dolayı tebrik ediyoruz.

Türk deniz tarihi, edebiyatı ve kültürünün yakından tanınması ve bilinmesi için bu tip duyarlı çalışmaların sektörün gelişimine büyük katkısı olacaktır. 2011 yılbaşı promosyonu olarak hediye edilen kitabı ile Araştırmacı yazar Mehmet Mazak “Boğaziçi ve Kayık Kültürü” adlı eserinde eski deniz ulaşımının folklorik ve kültürel değerlerini anlatan önemli yazıları bir araya getirmiş.  Mehmet Mazak eserinde şu düşüncelere yer veriyor:  "İstanbul, Marmara kıyılarına serpilmiş semtleri, Altın boynuz Haliç’i ve dünyanın en değerli gerdanlığı Boğaziçi ile kâinatın gözbebeği konumundadır. İstanbul’un denize buse eden kıyı semtlerinde yer alan iskeleler ve semtler arası insanları taşıyan deniz nakil vasıtaları eserin içeriğini oluşturmaktadır. Boğaziçi medeniyetimizi oluşturan aktörlerin ilk başlarında yer aldığını düşündüğüm kayık ve deniz eğlenceleri ve bunların oluşturduğu görsel ahenk ve tablolar eserimizde yer almaktadır. Bu eserde Boğaziçi kültürüne buharlı vapurların henüz girmediği dönemin renklerini yansıtmaya çalıştık. Boğaziçi’nin asude iklimini ve insanlarımızın ruhunu dinlendire bildiği dönemin gizemli tablolarını size sunmaya özen gösterdim. Boğaziçi medeniyetimize kayık ve kayıkçılık kültürü perspektifinden bakarak tarihte su üzerinde yazılan hikâyeleri sizlerle paylaştım. Bu eseri İstanbul sevdalılarına ve deniz kültürüne gönül verenlere armağan ediyorum.”

“Boğaziçi ve Kayık Kültürü” kitabında ilk toplu taşıma vasıtasının Pazar kayıkları olduğu  belirtiliyor. İlk deniz itfaiyesinin ateş kayıkları, Boğaziçi’nde minyatür su sarayları olarak saltanat kayıkları dikkat çekiyor. Kitabın ilerleyen sayfalarında Eski İstanbul’un  eşsiz eğlencesi Mehtabiye sizi selamlarken,, Boğaziçi’nin kayık sefaları size “Boğaziçi Ebrusu”  olarak karşınıza çıkar. 

Asırlar öncesi İstanbul ve Boğaziçi’nin gündelik yaşantısını merak edenlerin ve o günleri kısmen yaşayıp, dinleyerek hasret gidermek isteyenler için ideal bir çalışma. Göver Çelik müşterileri bu eşsiz kültür hazinesine sahip oluyorlar.

 

Yorumlar (5)
İsmet Özel 9 yıl önce
Her İstanbullunun ve her ''Buğaz çuçuğunun'' evinde olması gereken bir eser.



Kültürümüze sahip çıkalım.
Yavuz Yıldız 9 yıl önce
Boğazda kayıklar



Boğaz'dan söz ederken, işyeri diğer yakada olduğu için iki kıyı arasında sabah-akşam mekik dokuyanları da unutmamak gerekir. Bu durum, doğal olarak en çok kayıkçıların işine yarıyordu. Kayıkçılık, yüzyıllar içinde kahvehanesiyle, jargonuyla kendine özgü bir kültürü de doğurdu. Birbirinden güzel, usta işi, sülün gibi zarif “iki çifte”ler, “üç çifte”ler, “piyade”ler, “pazar kayıkları” görülmeye değerdi. Şimdilerde bisiklet, otomobil, minibüs, kamyon ne bulursak süslüyoruz ya.. O zamanlarda da kayıklar süslenirmiş. Rengârenk desenler, boyalar, tahta işlemeli oturaklar. Bir de gece seferleri için meşhur kandiller...

Osmanlı oymacılık sanatının ince örnekleriyle bezenmiş, her biri bir başka şaheser olan saltanat kayıkları ise başka bir dünyadır. Boğaz'da kuğu gibi süzülüp gidişi büyük heyecan uyandırırmış.

Evet; Boğaziçi camileriyle, tepeleriyle, yalılarıyla, mehtabıyla ne kadar kültürümüze girmişse, kayıklarının yeri de bir başkadır.

Bizim üç-beş minibüsçümüzün birleşip kooperatif kurdukları gibi, sayıları 5 binlere yaklaşan bu kayıkçıların da bir derneği vardı. Boğaz trafiği onlardan sorulurdu. Kayıkçılar da öyle zayıf, ince, kuru yapılı değil, iri kıyım cinsinden olurdu ki, maazallah bir aksilik olmasın hani... Kayıkçılarla beraber Boğaz'da yolcu taşıyan birkaç vapur da yok değildi. Lakin onlar sadece sözleşmeli yabancıları taşıdıklarından, rakip olarak görülmüyordu.
Hakan Çınar 9 yıl önce
Gelin bildiğimiz kayı adlarını buraya yazalım bakalım aklımıza gelenler gelmeyenler neler.



Benden iki tane



Çamlıca



Alaplı



Sizde bildiklerinizi ekleyiniz.
Osman İçitez 9 yıl önce
Kayık deyince ilk aklıma gelen kayıkçı kavgası oldu.



Gerçi o güzelim kayıklarla beraber anılmayı hak etmiyorlar ama dilimize girmiş bir deyim



Ankaradan İstanbula geldiğimizde Haydarpaşadan Kadıköye kayıkla geçtiğimizi hatırlarım inmesi binmesi ne kadar zordu. Galiba bütün kayıkçılarda ayni köyden (şimdi adını unuttum) idi.
Fazlı IŞIN 9 yıl önce
Güzel bir eser olmuş emeği geçenlere teşekkür ederiz. Benim aklıma piyade geldi. Birde olta balıkçılarının eski halin batısında tuttukları ve hersabah yenikapı önlerine kürekle gidip döndükleri 4,5 metrelik kayıklar vardı tek başlarına oradaki taşlara gider gelirlerdi.
23°
açık
Günün Anketi Tümü
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?
DenizHaber.Com Tema güncellemesi yaptık. Yeni site dizaynımızı nasıl buldunuz?