DAD-DER Başkanından BABA-T Açıklaması

DAD-DER Başkanı Ural Çağırıcı; DenizHaber.Com'a gönderdiği mektupta Sicilya'da tutulan Baba-T gemisi ile ilgili açıklamalarda bulundu...

DenizHaber.Com olarak bu mektubu yayınlamayı, Baba-T gemisi armatörü tarafından suçlanan DAD-DERe de cevap hakkı tanımak adına gerekli görüyoruz. Bizim ilgili bütün taraflara sayfalarımız açıktır.

Mektupta nokta nokta olarak belirttiğimiz yerler sorumluluk doğurabileceğini düşündüğümüzden çıkarılmış bölümlerdir ki bu bölümlerin yayınlanması sorumluluk doğurması açısından uygun bulunmamıştır.


Merhaba Deniz Haber ekibi,

Öncelikle nitelikli ve çok gerekli bir işlevi yerine getirmekte olduğunuz için, ve işinizi de iyi yaptığınız için tebrik etmek isteriz.

Münferit olarak yaşanan bazı durumlara dikkatinizi çekmek istiyoruz. Konu hassastır, ve şimdiden özen gösterilmesinde fayda bulunmaktadır.

......................................

Yayın politikanızın, konu ile ilgili tarafların karşılıklı görüşlerine yer vermek ve tarafsızlık olduğunu iddia ediyorsunuz; bugüne kadar izleyebildiğimiz kadarıyla, bu tutumunuz armatörlerin aleyhinde olarak yorumlanabilecek tüm haberlerin armatörün bizzat kendisinin görüşü (veya konu ile ilgili olarak görüşünün sorulduğu bilgisi) ile birlikte yayınlandığını gözlemimizle "tarafsızlık" politikanızla tutarlı biçimde davrandığınızı gösteriyor.

Ancak konu ITF veya Dad-Der (Deniz Çalışanları Dayanışma Derneği) olunca; .........................    ITF, ITF-italya ve Dad-Der için;

1- 1974 yapısı "kakalak" tabir ettiğimiz nehir tipi bir gemi için, PSC, liman başkanlığı, yük sahibi, acente ile birlikte kumpas kurduğu; mafya ile işbirliği yaptığı (duyan da altından yapılma bir geminin Angola’da olduğunu sanır!)…

2- Türk bayraklı gemide personeli sendikalı yapmak için, ITF skalasında maaş ödeneceği gibi vaadlerle kandırdığımız

gibi ipe sapa gelmez iddialarını yayınlarken bizim görüşümüzü soran kimse olmadı. Bu tutumunuz yayıncılık anlayışınızla bağdaşıyor mu? Armatörün aleyhinde bir iddiayı yayınlarken gösterdiğiniz özeni diğer kurumlar için göstermek gibi bir yükümlülüğünüz yok mudur?

Çok zor günlerden geçiyoruz. Özellikle kredi/mortgage/ipotek/leasing yoluyla alınmış gemilerde, piyasanın malum koşulları nedeniyle (navlunların ve gemilerin bizzat ederinin dramatik düşüşü) pek çok armatör ciddi zorluk içindedir. Geçtiğimiz 10 gün içinde kaptanından kamarotuna tüm gemi personelin birlik olarak bize başvurduğu (-hepsi Türk armatörü, maaş alacağı + kumanya +yakıt sorunu) vaka sayısının 20 civarında olduğunu (günlük ortalaması 2 gemi eder) ve bu sayının ne yazık ki artma eğiliminde olduğunu belirtmemiz durumun vahametini gösteriyor.

Bizzat deneyimlediğimiz bazı durumlar, gemilerin sadece bankaya olan borcunun geminin ederinin 2 katına ulaşabildiğini, ve borcun ödenmesinin –ödenebilirliğinden ayrı olarak- anlamsız bir hale gelebildiğini göstermektedir. Bu durumda, gemi personelin maaşını ödeyemecek (-veya ödememeyi tercih eden) armatörlerin sadece personele değil, tüm ilgililer ile (banka-yakıt-yükleyici-acenta-tedarikçiler-tersane-bayrak devleti-klas-psc-vb.) sorunlu duruma düşmesi, ve gemi üzerinde bir haciz uygulandığında tüm alacaklıların bir biri ardına haciz yoluna başvurmaları durumu sıklıkla gerçekleşmeye başlamıştır. Armatörlerin borçluluk durumu (kredi vb.) göz önünde bulundurulduğunda, piyasada görece bir düzelme gerçekleşse bile mevcut durumun iyileşmesi mümkün görünmemektedir.

Henüz krizin başlarında olmamıza rağmen, bizlerin üzerine gerçekten büyük bir iş yükü binmiş durumdadır. Elimizden geldiğince makul, mantıklı çözümler üretmeye çalışıyoruz, ki bu dönemde söz konusu gemilerin büyük bölümünün seyre elverişsizliği de açıkça ortada olduğu halde PSC denetimi/desteğini özellikle kullanmamak gibi, bazı açılardan kendi ilkelerimizle ters düşen bir tutumlar almak durumunda kalıyoruz. Zira PSC’nin gemiyi tutması halinde personel alacaklarını almanın daha da zorlaşacağı, gemiadamlarının mağduriyetinin artacağının bilincindeyiz. Armatörlerimizin bir bölümünün konuya bizim kadar özen göstermek bir yana akla hayale gelmeyecek işlere kalkıştıklarını belirtmeme bilmem gerek var mı?

Gösterdiğimiz ikinci özen basına ilişkindir. Yaşanılan olayları mümkün olduğu kadar basına (-kendi internet sitemiz buna dahildir) yansıtmaya çalışıyoruz; bunun sebebi, yaşanan olayların gerçekten bilinmesi durumunda gemiadamlarının belki yarısının denize bir daha çıkmayacak olması, ve imaj zedelenmesinin sadece olaylara neden olan armatörlerin değil, herkese zarar verecek boyutlarda olmasıdır. .........  gemisinin Ukrayna’da yaşanan olayların ardından (-geminin kışın ortasında block out olması, yakıtsız, kumanyasız, susuz geçirilen bir sürecin ardından personelin ITF’e başvurması, 3,5 aylık maaş alacaklarına istinaden armatörün senet verip kefil göstermesi, bizim araya girip Ukrayna PSC ve Panama bayrak devleti yetkililerinden ricacı olarak geminin mevcut personelini de ikna etmemiz, ve geminin sefere kalkmasını sağlamamızın ardından armatörün Istanbul’da daha gümrük gelmeden silahlı adamlarla gemiye çıkıp arbede yaratması… Birleşmiş Milletlerin Afrika’ya insani yardım yükünü taşıyan, bayrak devleti, Ukrayna ITF, ve ITF genel merkezi tarafından sürecin takibedildiği bu vakada olayın bugüne kadar Avrupa ve Dünya basınına yansımamasını sağlayan biziz. Böylesi bir bomba haberlerin, sizinde tahmin edebileceğiniz gibi sadece olaya neden olan insanların değil, mesleğini layıkıyla yerine getirmeye çalışan gemiadamı ve armatörü ile sadece denizcilerin de değil, sektörün dışına taşan olumsuz etkileri ile bir çok kuruma ve insana zarar vereceği aşikardır.

Turgut bey’in kendi imajını kurtarmak için olsa gerekir, tüm sorumluluğu üçüncü kişilere aitmiş gibi göstermek üzere ortaya attığı saçma sapan argümanlarla laf yetiştirmekle vakit kaybetmemek daha doğru olur, zira kendisi ne ilk, ne de sondur (bkz. yakın geçmişte Mustafa Bey gemisinin armatörü); önemli olan düzgün bir işleyişi oluşturmak üzere sistematik bir yaklaşımı oluşturabilmektir.

Baba T gemisi vakası, Turgut Özata’nın söyledikleri, ya da bizim detaya özellikle girmeksizin yazdığımız kısacık yorumun yayınlanıp yayınlanmaması bu bağlamda HİÇ ÖNEMLİ DEĞİLDİR. Yukarıdaki ........... türündenden vakalar tekil örnekler değildir. Dün akşam Arjantin’de şirket tarafından terk edilen Eber gemisi personeli başvurdu -bugün itibarıyle içme suyu bitmiş durumda; şirket bize açıkça “geminin borcu ederinden fazla biz gemiyi bıraktık, personel canını kurtarsın” dedi, ve bunun için de bir yol önerdi; “nasıl olsa borcun artması artık önemli değil, yapabilirsek biz bir yerden borca yakıt bulalım, personel gemiyi Türkiye’ye getirsin, siz burada haciz işlemini yürütün, personel mağdur olmasın”. Böylece abondened gemi sayımız 9a ulaştı. Bu sabah ise insan-silah- ve yakıt kaçakçılığı yapıldığına dair resmen ihbarda bulunan ................ gemisi personeli başvurdu -gemi Türk bayraklı, geminin 9 personelinin 6sı Gürcü, Geminin Kaptanı yakın geçmişte yapılan kaçakçılığa dair diğerlerinin yaptığı ihbara şahitlik ediyor!!!); öğleden sonra zaten koptu gitti….

Sonuçta bu durum artık bizim günlük rutinimiz haline gelmiş durumdadır. Özetle bizim açımızdan tekil bir vakanın, ya da tekil bir adamın ne söylediğinin ehemmiyeti bulunmamaktadır, ancak basının tutumu, ve durumu çok önemlidir. Bizler dünya çapında büyük ve güçlü bir örgütün temsilciliğini yürütüyoruz. 150 yılda edinilen prestiji böylesi adamlara da harcatmamak ta zorundayız.

Yalnızca gemiadamlarının arasında değil, armatörlerimiz arasında da bırakın denizciliğin bilgi ve kültürüne sahip olmak bir yana, insani değerler anlamında bilgi ve kültür düzeyinden yoksun, veya üç kuruş para peşinde pusulası şaşmış, kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyen pek çok kişi ile karşılaşıyoruz.

Bu koşullar altında, bu zorlu günlerde camiadaki uzak görüşlü insanların normal üstü özenine ihtiyaç vardır.

.........................

Hassasiyetimizin karşılıklı olması dileğiyle,

Selamlar,

Ural Çağırıcı,
Dad-Der Başkanı