VDR bildirmeyen kılavuz kaptana 188 bin TL ceza
Kararın dayanağı, hizmet sırasında risk oluşturan uygunsuzlukların zamanında bildirilmesi yükümlülüğü olarak gösterildi.
İzmit Körfezi’nde bir geminin yanaşma operasyonu sırasında gemideki VDR (sefer veri kaydedici) ve echo sounder (derinlik ölçer) sistemlerinin çalışmadığına ilişkin bildirimin yapılmadığı gerekçesiyle, kılavuzluk hizmeti veren şirkete yaklaşık 188 bin TL idari para cezası uygulandı. Kararın dayanağı, hizmet sırasında risk oluşturan uygunsuzlukların zamanında bildirilmesi yükümlülüğü olarak gösterildi. Stajyer tartışmasının gölgesinde gelen yaptırım İzmit Körfezi’nde son günlerde, kılavuz kaptanların staj uygulaması ve stajyerlerin sahada göreve başlatılması konusunda idare ile yerel uygulama arasında görüş ayrılıkları yaşandığı; konunun sektörde ciddi bir gerilim yarattığı konuşuluyordu. Tam da bu tartışmaların sıcak olduğu dönemde, yüksek tutarlı idari para cezası kararının gelmesi, “zamanlama” üzerinden ayrı bir tartışmayı tetikledi. Sektörde bazı isimler, bu tür yaptırımların bundan sonra daha sık devreye sokulabileceğini; idarenin “ceza silahını çektiği” yorumlarının bu nedenle yaygınlaştığını dile getiriyor. Bu değerlendirmeler, kararın hukuki niteliğinden çok, sektörde oluşan algıyı yansıtıyor. Ceza gerekçesi ne? İdari yaptırım belgesine göre cezanın gerekçesi, bir geminin yanaşması sırasında gemide bulunan VDR ve echo sounder cihazlarının çalışmadığının, liman otoritesine derhal sözlü ve ardından yazılı olarak bildirilmemesi. Ceza tutarı belgede 188.235 TL olarak yer alıyor. Belgede yaptırımın muhatabı bir kişi gibi okunabilse de, idari işlem kılavuzluk hizmeti veren şirket adına düzenlenmiş görünüyor. Sektörde “tuhaf” bulunan nokta: Kılavuz kaptan bunu her zaman fark edebilir mi? Tartışmanın merkezinde çok pratik bir soru var: Kılavuz kaptan, VDR’nin gerçekten çalışmadığını her olayda fark edebilir mi? Denizcilik çevreleri, özellikle VDR tarafında “çalışmıyor” tespitinin her zaman köprüüstünde anlık bir gözlemle anlaşılmayabileceğini; bazen teknik kontroller, sistem kayıtları veya gemi personelinin iç raporlamasıyla netleşebileceğini vurguluyor. Bu nedenle, “bildirmedi” değerlendirmesinden önce, arızanın kılavuz kaptan tarafından fiilen tespit edilip edilmediği sorusu öne çıkıyor. Belgede ise “bildirilmedi” vurgusu yer alırken, arızanın kılavuz kaptan tarafından nasıl tespit edildiğine dair teknik ayrıntıların sınırlı olduğu görülüyor. “Ceza silahı” tartışması neden büyüdü? Sektörün bir kısmı açısından mesele, tek bir ceza kararından ibaret değil. Aynı dönemde yaşanan stajyer gerilimiyle birlikte okunduğunda, kararın “mesaj” niteliği taşıdığı kanaatini güçlendirenler var. Bunu doğrudan “niyet okuması” olarak kuranlar da bulunuyor, daha temkinli yaklaşanlar da. Ancak ortak payda şu: Yanaşma gibi kritik bir operasyonda emniyet hassasiyeti anlaşılır bulunurken, tespit edilmesi zor bir teknik eksiklik üzerinden yüksek tutarlı yaptırım uygulanması, “uygulama standardı” tartışmasını büyütmüş durumda. Süreç nasıl ilerler? Bu tür idari para cezalarında itiraz yolu bulunuyor ve son sözü nihayetinde yargı denetimi söylüyor. Sektörün gözü de burada: Eğer itiraz sürecinde “kılavuz kaptanın tespiti/tespit imkânı” başlığı teknik verilerle tartışılırsa, benzer dosyalar için emsal olabilecek bir çerçeve ortaya çıkabilir.