Savaşın ortasında kalan denizcilerden yardım çığlığı
Birleşmiş Milletler, Hürmüz Boğazı’nda devam eden krizin, modern dönemde savaş bölgesinde mahsur kalan denizciler açısından benzeri olmadığını açıkladı.
Denizciler çatışmanın ortasında kaldı Hürmüz’de 20 bin denizci mahsur kalırken saldırılar artıyor. ITF’ye 1000’den fazla yardım mesajı ulaştı, insani koridor çağrıları sürüyor. 2020’li yıllar, denizde görev yapan denizciler açısından zorlu bir dönem olarak öne çıkıyor. Covid-19 pandemisi, artan mürettebat terk vakaları ve uzun süredir devam eden Kızıldeniz krizi, sektörde ciddi baskı yaratmıştı. Şimdi ise Hürmüz Boğazı’nda yaşanan yeni kriz, bu tabloyu daha da ağırlaştırdı. Birleşmiş Milletler’e göre, krizin 34. gününde yaklaşık 20 bin denizci Basra Körfezi’nde mahsur kalmış durumda. ABD/İsrail koalisyonunun 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı operasyonların ardından bölgede güvenlik riskleri hızla arttı. Krizin başlangıcından bu yana boğazda gemilere yönelik 20’den fazla saldırı düzenlenirken, 10 denizci hayatını kaybetti, 8 denizci yaralandı. Benzer bir durum, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcında da yaşanmış; ticari gemiler Ukrayna limanlarında mahsur kalmıştı. “Emsali yok” Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Deniz Güvenliği Bölümü Direktörü Damien Chevallier, mevcut duruma ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Modern çağda bu kadar çok denizcinin mahsur kalmasının emsali yok” ifadelerini kullandı. Chevallier, denizcilerin yaşadığı psikolojik baskının boyutlarının ancak tahmin edilebileceğini belirterek, durumun “son derece korkutucu” olduğunu vurguladı. İnsani koridor çağrısı IMO, geçtiğimiz ay Londra’da gerçekleştirdiği olağanüstü konsey toplantısında, mahsur kalan gemiler ve denizciler için insani koridor oluşturulmasını destekledi. Ancak toplantının üzerinden iki hafta geçmesine rağmen bu yönde somut bir adım atılamadı. Söz konusu öneri, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında uygulanan ve küresel gıda arzını rahatlatan Karadeniz Tahıl Girişimi ile karşılaştırılıyor. Denizcilerden yardım çağrıları artıyor Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF), savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı ve çevresinde mahsur kalan denizcilerden 1000’den fazla e-posta ve mesaj aldığını açıkladı. Bu durum, bölgede görev yapan mürettebatın karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu gözler önüne seriyor. Sertifikalara süre uzatımı Hindistan Denizcilik Genel Müdürlüğü, Covid-19 döneminde uygulanan yönteme benzer şekilde, bölgede mahsur kalan denizcilerin mürettebat sertifikalarının geçerlilik süresini üç ay uzattı. Karar, denizcilerin operasyonel ve hukuki sorunlar yaşamalarının önüne geçmeyi hedefliyor. “Çatışma, Covid’i bile geride bırakabilir” Denizciler Mutluluk Endeksi’nin kurucusu Steven Jones, geçtiğimiz ay yaptığı değerlendirmede mevcut krizin etkilerine dikkat çekti: “Pandemi yıllarının tüm zorluklarına rağmen, o dönemde birilerinin hayat kurtarmaya çalıştığı hissi vardı. Kısıtlamalar sertti ama insaniydi. Şimdi ise mürettebat sebepsiz şiddet, amaçsız tehlike ve adaletsiz suçlamalarla karşı karşıya. Denizcilik dengesini bozma açısından bu çatışma Covid’i bile geride bırakabilir.” “Yeni nesli çekmek zorlaşacak” Chevallier, denizcilerin güvenlik endişelerinin sektöre uzun vadeli etkilerine de dikkat çekerek, “Denizciler kendilerini güvende hissetmezse, gelecekte sektöre yeni nesli çekmek zor olacaktır” uyarısında bulundu. Temel ihtiyaçlara erişim vurgusu ICS ve ITF, Körfez ülkeleri temsilcileriyle bir araya gelerek krizin etkilerini değerlendirdi. Görüşmelerde, gemilere ikmal sağlanması gibi acil ihtiyaçlar ön plana çıktı. ITF Genel Sekreteri Stephen Cotton ise şu ifadeleri kullandı: “Denizciler bu çatışmanın ön saflarında yer alıyor. Yiyecek, temiz su, yakıt ve tıbbi bakıma erişimleri temel bir haktır. Hiçbir denizci kendi isteği dışında bir çatışma bölgesinde kalmaya zorlanmamalıdır.”