'Osmanlı Devletinde Nehirler ve Göller'
Sempozyumu Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Erciyes Üniversitesi'nin ortaklaşa düzenleyecek...
OSMANLI DEVLETİ’NDE NEHİRLER VE GÖLLER SEMPOZYUMU(Ticaret-Ulaşım- Askerî-Hukuk-Tarım)Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Erciyes Üniversitesi'nin ortaklaşa düzenleyeceği "Osmanlı Devleti'nde Nehirler ve Göller Sempozyumu", 2-3 Mays 2013 tarihleri arasında Erciyes Üniversitesi merkez kampüsünde yapılacaktır. Doç. Dr. Şakir Batmaz ve Doç. Dr. Özen Tok tarafından düzenlenen sempozyumun bilim heyetinde Prof.Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İdris Bostan, Prof. Dr. Mihail Maxim gibi isimler bulunmaktadır.Sempozyumun AmacıBeşeri coğrafyanın bir parçası olarak nehirler ve göller insanlık tarihinde her zaman önemli roller oynamışlardır. Sundukları fırsatlarla -sulama, tarım, avcılık, ulaşım, ticaret- insan nüfusunun yoğunlaştıkları yerler olmuşlardır. İnsanlığın bu coğrafi unsurlarla iç içe olması bu bölgelere göre bir hayat biçimi ve kültür geliştirmesine sebep olmuştur. Nehirler ve göller merkezli bu yaşam biçimi günümüzde büyük değişimlere maruz kalmışsa da geçmişin izlerini taşımaya devam etmektedir. Göller genellikle etrafındaki havzasıyla kapalı bir ekonomi, toplum oluştururken, nehirler ise genellikle denize açılan yapılarıyla toplumsal, askeri, idari, ticari bir çıkış noktası veya aracı haline gelebilmişlerdir. Genişleyen / daralan Osmanlı coğrafyası, üzerinde ulaşım yapılabilen/yapılamayan, birçok nehir ve göle hâkim olmuştur. Tuna, Fırat, Dicle, Nil gibi yalnız Osmanlı coğrafyasına değil komşu coğrafyalara da ait olan veya ilgisini çeken büyük nehirlere sahip olmuştur. Keza yine bu coğrafyada farklı büyüklük ve özelliklerde birçok göl de yer almaktadır. Nehir ve göller insan yerleşimine uygun hayat şartları sağlamanın yanında üzerinde kurulan devlet organizasyonları için de her zaman optimum faydalanılması gereken bir unsur olarak karşımıza çıkmıştır. Güçlü devletler nehir ve gölleri de içine alan verimli siyasi, askeri, ticari organizasyonlar geliştirebilmişlerdir. Osmanlı Devleti’nin de nehir ve gölleri merkez alan veya onları bir unsur olarak dikkate alan çeşitli organizasyonlar geliştirdiği bilinmektedir. Bunların yapısını, işleyişini anlamak muhakkak ki unutulmuş değerleri ve halen artarak devam etmekte olan birçok sorunun çözümünü kolaylaştıracak referanslara ulaşmamızı sağlayacaktır.Nehirler ve göller coğrafi yapıları gereği insan, toplum, millet, kültür, dil, din hatta mezhepler arasında birer sınır/ayırıcı bir konum ve roller üstlendikleri gibi aynı zamanda üzerinde ulaşıma/geçişlere imkân tanımaları dolayısıyla birleştirici bir rol de oynamışlardır. Birçok nehir ve göl günümüzde devletlerarası siyasi sınırları oluşturmaktadır. Osmanlı coğrafyasında bu nehirler ve göller toplumsal, milli, kültürel, dini ayrışmanın sınırları olmakla birlikte aynı zamanda imparatorluk yapısı içinde, bu organizasyonun, birleştirici unsurları görevini de görüyordu. Osmanlı; nehirleri ayırmak için olduğu kadar birleştirmek için de kullanmıştı.Nehirlerin ve göllerin Devletler için askeri önemi de büyük olmuştur. Devletler için bazen bir savunma mevkii, bazen iaşe merkezi veya yolu bazen mutlak ele geçirilmesi gereken stratejik bir mevzi haline gelebilmiştir. Genelde galiplerin ileri yürüyüş yolu olduğu gibi mağlupların geri çekilme ve kaçış yolu da olabiliyordu. Nehirler ve göller askeri harekâtların yönlendiricisi, mutlak dikkate alınması gereken bir stratejik unsur olarak her zaman önemli olmuşlardır.Hiç kuşkusuz nehir ve göllerin en önemli fonksiyonlarından birisi ulaşım ve ticarete getirdiği kolaylıklardır. Osmanlı klasik devrinde dönemin ekonomik zihniyet ve fonksiyonunun bir parçası olarak görev üstlenmişlerdi. On dokuzuncu yüzyıl sonrası teknolojik gelişmelerin buharlı gemileri ortaya çıkarması sonucu bu fonksiyon değişmeye başladı. Nehirler ve göller aktif ekonomik faaliyetlerin yalnızca aracı olmaktan çıkıp birer parçası ve hedefi haline geldiler. Klasik dönemde nehirler ve göller Osmanlı imparatorluğunun iç ekonomik, askeri, siyasi dinamiklerinin bir parçası iken on sekizinci yüzyılın sonlarından itibaren bu durum değişme sürecine girmiş nehir ve göller uluslar arası siyasetin konusu olmaya başlamıştır. Bu durum dünyada gelişmekte olan uluslar arası hukuka paralel olarak nehir ve gölleri de uluslar arası hukukun bir konusu/alanı haline getirmiştir. Sorunların ya da çözümlerin bir parçası olarak Osmanlı yaklaşımlarının bilinmesi hiç kuşkusuz günümüz yaklaşım ve bakışı için bir temel ve referans oluşturabilir.Sempozyumun KonusuOsmanlı coğrafyasında bulunan nehir ve göller dört temel başlıkta ele alınacaktır. • Ulaşım • Ticaret• Askerî • Hukuk• Tarım BİLİM KURULU PROF. DR. HALİL İNALCIK PROF. DR. İDRİS BOSTAN PROF. DR. SALİH ÖZBARAN PROF. DR. MIHAI MAXIMPROF. DR. ALİ AKYILDIZPROF. DR. METİN HÜLAGÜPROF. DR. ABDÜLKADİR YUVALIPROF. DR. MUSTAFA KESKİN PROF. DR. NEDİM İPEK PROF. DR. ALİ AKTAN PROF. DR. ABDULLAH SAYDAMPROF. DR. MEHMET İNBAŞIDOÇ. DR. ERHAN AFYONCUDOÇ. DR. BÜLENT ARIDOÇ. DR. KEMAL ARIDOÇ. DR. TUNCAY ZORLUDOÇ. DR. İLHAN EKİNCİDOÇ. DR. ŞAKİR BATMAZ DOÇ. DR. ÖZEN TOKONUR KURULUBİNALİ YILDIRIM, ULAŞTIRMA, DENİZCİLİKVE HABERLEŞME BAKANIM. HABİB SOLUK, ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI MÜSTEŞARIMEVLÜT BİLİCİ, KAYSERİ VALİSİMEHMET ÖZHASEKİ, KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANIPROF. DR. FAHRETTİN KELEŞTEMUR, ERCİYES ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ