Jeopolitik belirsizlik tanker navlunlarına yansıdı!
Küresel jeopolitik riskler son dört yılın zirvesine çıkarken, belirsizlik özellikle tanker piyasasında navlun oranlarını destekliyor.
Küresel jeopolitik riskler son dört yılın zirvesine çıkarken, belirsizlik özellikle tanker piyasasında navlun oranlarını destekliyor. Analistler, risklerin kısa vadede piyasayı güçlendirdiğini ancak uzun vadede talep ve yatırımlar için tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Jeopolitik risk göstergeleri, Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgalinin başlamasından bu yana geçen dört yıl içinde görülmemiş seviyelere yükselirken, artan küresel belirsizlik özellikle tanker piyasasında navlun oranlarını yukarı çekiyor. Singapur merkezli Sentosa Shipbrokers, yayımladığı değerlendirmede küresel jeopolitik riskteki artış ile tanker navlunlarındaki yükseliş arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Ocak ayı; Ukrayna’daki savaşın sürmesi, Venezuela, İran ve Grönland kaynaklı yeni krizlerle birlikte oldukça çalkantılı başladı. Sentosa’ya göre, bu ay hem temiz hem de kirli yük tanker segmentlerinde navlunları destekleyen temel faktörler, sınırlı gemi bulunabilirliği ve yüksek yük hacmi oldu. Brokerlik şirketi analistleri, artan jeopolitik riskin daha geniş bir çerçevede piyasa duyarlılığını da güçlendirdiğini vurguladı. Jeopolitik belirsizlik dönemleri ile navlunlardaki ani artışlar arasındaki ilişki, Shipping Strategy danışmanlık şirketi başkanı Mark Williams’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı bir konu. Williams, Splash Extra’ya yaptığı açıklamada, jeopolitiğin artık tahmin modellerinde bir girdi olmaktan çıkıp, sektör beklentilerinin temelini oluşturduğunu söyledi. Williams, jeopolitik riskin kısa vadede navlun oranlarını yükselterek denizcilik sektörüne fayda sağlayabileceğini belirtti. Ancak belirsizliğin kalıcı hâle gelmesi durumunda, yatırımların azalabileceği, ticaret hacminin düşebileceği ve taşımacılık talebindeki büyümenin yavaşlayabileceği uyarısında bulundu. “Küreselleşmenin gerilediği, kısmen karbonsuzlaşmış ve daha az verimli bir dünyada mallar daha yavaş, daha kısa mesafelere ve daha yüksek maliyetlerle taşınacak,” diyen Williams, bunun gemi sahipleri için yüksek navlunlar anlamına gelebileceğini; ancak aynı zamanda artan işletme ve sermaye giderleri, daha ağır düzenleyici yükler ve daha yüksek fiziksel riskler getireceğini ifade etti. Wood Mackenzie Denizcilik Araştırmaları Baş Analisti Matthew Wheatley ise tanker piyasasındaki son güçlenmenin açık şekilde artan jeopolitik gerilimlerle bağlantılı olduğunu söyledi. Wheatley, 2026 yılında gemi bulunabilirliği, yaptırımlar ve gölge filonun navlunların seyrinde belirleyici olacağını öngördü. Dünyanın rakip ticaret bloklarına bölünmesi, yaptırımların sıkılaşması ve Ümit Burnu çevresindeki uzun rota sapmalarının tankerleri daha uzun mesafelere zorladığını, bunun da navlunları desteklediğini belirtti. Deneyimli finansçı Dagfinn Lunde ise eski patronu Torvald Klaveness’in, siyasi istikrarsızlığın denizcilik sektörü için çoğu zaman olumlu sonuçlar doğurduğunu sıkça dile getirdiğini hatırlattı. Lunde’ye göre siyasi krizler genellikle tanker piyasasında ani fiyat sıçramalarına yol açarken, bu etki zamanla konteyner ve LNG taşımacılığına da yayılabiliyor. Kuru yük sektörü ise görece daha az etkileniyor. Denizcilik ekonomisinin duayen ismi Dr. Martin Stopford da jeopolitik gelişmeler ile navlunlar arasındaki ilişkiye tarihsel örneklerle yaklaştı. Boer Savaşı, Kore Savaşı ve Süveyş Krizi dönemlerinde gemi sahiplerinin yüksek kazançlar elde ettiğini hatırlatan Stopford, her krizin aynı sonucu doğurmadığına dikkat çekti. Stopford, 1973 ve 1979 petrol krizlerinin tanker endüstrisini derin bir krize sürüklediğini, yüzlerce VLCC’nin atıl kaldığını ve navlunların yıllarca düşük seviyelerde seyrettiğini anımsattı. Sentosa’nın grafiğini değerlendiren Stopford, 2010’dan bu yana jeopolitik risk ile navlunlar arasındaki korelasyonun düzensiz bir yapı sergilediğini belirtti. “Jeopolitik olaylar dar piyasaları daha da hızlandırabilir,” diyen Stopford, “ancak bu gelişmeler bir durgunlukla çakışır ya da talebi zedelerse, sonuçlar son derece yıkıcı olabilir” uyarısında bulundu.