HALİÇ TERSANESİNİN BİLİNMEYEN HAZİNELERİ

Yayınlanma: 29.01.2026 21:28 Güncelleme: 29.01.2026 21:28

Haliç Tersanesi ile ilk tanışmam 1978 yılında tersanedeki Malazgirt Kosterine ihtiyatta beklerken (gemi bekleme) 3.Mühendis olarak atandığımda tanıştım. Fazla kalamadan Meriç gemisine atandım. Seneler sonra iş nedeni ile birkaç ziyaret daha yaptım ama bu sene yaptığım son ziyarette Sevgili kardeşim Tersane Md. Yrd. Müh. Yağız Yekin Azizler ’in müsaadesi ile tersaneyi etraflıca gezme şansım oldu. Bizi Engin Bayraktar Usta gezdirdi. Engin Usta, havuz kapakları hakkında bilgi verirken kapakların doldurma kanallarını ve boşaltma kanallarını gösterdi. Havuz içerisine su alınıp, deniz seviyesine geldiğinde kapağa hava bastıklarını ve hava ile dolan kapağın hafiflediğini, gemi girmesi için kenara alındığını söyledi. Gemi girdikten sonra tekrar kapağı yerine koyduklarını ve havuzun içindeki kanallar vasıtası ile suyu boşalttıklarını ve gemiyi havuz içindeki kızaklar üzerine oturtarak tamire başladıklarını bu operasyonun yapıldığı merkezi görmek isteyip istemediğimizi sordu. Hemen kabul ettim. Ve bu şekilde çok az kişinin görebileceği pompalama istasyonunu ve geçmişini öğrenme fırsatım oldu. Pompa istasyonu şefi Zafer Terzi ile tanışma fırsatım oldu ve büyük mutluluk duydum. Engin usta ve Zafer ustanın Haliç tersanesindeki Meslek Lisesinden mezun olduklarını öğrenmek benim için ayrı bir keyif oldu. Tabii bu arada Haliç Tersanesinde yükselen bacanın sırrını çözmüş oldum. Şu anda kullanılan pompalar.1930 yılından sonra konulmuşlar. Bu pompalar 3 havuza da kumanda ediyor. Havuzlar birbiri ile iştirakli. Burası havuz pompa istasyonu (istasyonun altında ayrıca 7 derinliğinde bir su havuzu mevcut)     Arkadaki siyah pompalar ise,stimle çalışan pompalar.18 yüzyılda kullanılmaya başlıyor ve 1930 yılında devreden çıkıyorlar. Eskiden çalışan stimli pompalar için stim gerekiyor.Stimi elde etmek için bir kazana,kazanı yakmak içinde kömüre ihtiyaç var.İşte Haliç tersanesinde yükselen baca,bu kazanın bacası olarak imal ediliyor.1930 yılına kadarda kömür kazanı için baca olarak yükseliyor.Sonra işleveni yitiriyor ama yükselmeye devam ediyor.      Bu gördükleriniz de  hikayemizin en ilginç ve güzel tarafı.1930 yıllarına ait GL(General Electric)marka havuza havaza basan  kapak kompresörü.Hiç bir yedek parçası yok ama Zafer Ustanın tabiri ile kendi yaptığı parçalarla hala çalışıyor.Bu bir mucize.İşi sevmenin ,işi bilmenin iş ahlakının en güzel örneği GL den gelen teknisyenler elektrik panosunu Amerika ya müzeye götürmek istemişler ama vermemişler.Çünkü o bu tersanenin malı.   Zafer Terzi ve Engin Bayraktar  ile eskimeyen Sarı Baca önünde fotoğrafımızı çektirdik. Bu güzel insanları tanımaktan büyük mutluluk duydum. Böyle bir değerin muhakkak muhafaza edilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için çok akılcı yaklaşmak gerekiyor. Bu tersane çalışmalı ve sanayi ile müzecilik yan yana sergilenmeli. Taş havuzlar gemi havuzlamaya devam etmeli ,Osmanlı’dan günümüze kalan en büyük miraslardan biri yaşatılmalı. Buranın hikayesi, bütün Haliç Tersanelerin hikayeleri olarak devam etmeli. Elimizde kalan denizcilikle, gemi inşa ile ilgili son anı bankası burası. D.B.Deniz Yolları artık yok, müzesi de yok. D.B.Deniz Nakliyatı artık yok, arşivi ve geçmişi de yok. Burası da şu veya bu şekilde giderse çok ama çok yazık olacak. Akıllı uluslar, akıllı nesiller yetiştirmek istiyorlarsa anlatacak ve gösterecek geçmişleri olması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıp yenisi yapmak en kolayı. Bence bu ülkede bu kadar yıkım yeter.  HALİÇ TERSANESİNİN TARİHİ VE KURU HAVUZLAR  Haliç Tersanesi, Osmanlı Devleti’nin “denizcilik üssü” Tersâne-i Âmire’nin günümüze ulaşan bölümlerinden biridir. Fatih Sultan Mehmed, Osmanlı’nın gemicilik ve ticaret merkezi konumundaki Haliç’in, tersane yapımı için uygun olduğuna karar vererek Kaptan-ı Derya Hamza Paşa’yı görevlendirmiş; böylece 1455 yılında birkaç göz ve cami ile divanhaneden oluşan ilk tersane kurularak Tersâne-i Âmire’nin temelleri atılmıştır. I. Selim döneminde 300 gözlü olarak geliştirilmesi planlanan Tersâne-i Âmire’nin sınırları, 1515 yılında yeni eklemelerle Galata’dan Kasımpaşa’ya doğru genişlemiştir. Yıllar içinde büyümeye devam eden Tersâne-i Âmire; zamanla tersane gözleri, havuzlar, kızaklar, kışlalar, divanhaneler, cami ve mescitler, zindanlar, mahzenler, fabrikalar, atölyeler, kasırlar, kapılar, iskeleler ve mektep gibi farklı yapı gruplarını içeren büyük bir denizcilik kompleksine dönüşmüştür. 16. yüzyılda Osmanlı Devleti sınırlarındaki tersaneler idari olarak Tersâne-i Âmire’ye bağlanmış; bu yüzyılda önemli bir deniz gücü haline gelen Osmanlı’nın güçlü bir donanma oluşturması ve denizlerdeki hâkimiyetini koruması açısından Tersâne-i Âmire büyük bir önem teşkil etmiştir. Genel olarak kürekli ve yelkenli gemilerin inşa edildiği Tersâne’de buhar gücüyle çalışan gemilerin inşası ise 19. yüzyılda başlamıştır. Tersâne-i Âmire, 1913 yılında Taşkızak Tersanesi, Camialtı Tersanesi ve Haliç Tersanesi şeklinde üçe bölünmüş; her üç tersane de günümüze ulaşmayı başarmıştır. Aralarındaki tek aktif tersane olan Haliç Tersanesi, Kasımpaşa Deresi ile Atatürk Köprüsü arasında konumlanmakta; 3 havuz, 2 kızak, atölyeler ve yönetim binalarından oluşmaktadır. (İBB İSTANBUL TURİZM PLATFORMU Hali Tersanesi ile ilgili tanıtımı)   Kuru Havuzlar 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başlarından itibaren, Sultan II. Mahmut’un öncülüğünde, devlet bürokrasisi, bilim teknik, toplumsal yaşam alanında köklü değişiklikler geçiren ve batılılaşma süreci yaşayan Osmanlı İmparatorluğu’nun Deniz Kuvvetleri’nde de önemli reformlar gerçekleşti. Reformlardan biri de Haliç Tersanesi’nde kuru havuzların inşa edilmesi oldu. Tarihe mal olmuş Haliç Tersanesi’nde, bugün de aynı şekilde kullanıldığı gibi numaraları Azapkapı’dan Kasımpaşa’ ya doğru sırasıyla 1,2,3 olarak verilerek isimlendirilen 18. ve 19. yüzyıllarda inşa edilmiş üç adet kuru havuz, halen yolcu ve araba vapurlarının bakım, onarım ve havuzlama işlemlerinde kullanılıyor. 1 No’lu Kuru Havuz: 125 metre boy, 22,5 metre genişlik, 11 metre derinlik 2 No’lu Kuru Havuz: 82 metre boy, 19 metre genişlik, 10 metre derinlik 3 No’lu Kuru Havuz: 154 metre boy, 19 metre genişlik, 10 metre derinlik   3 No’lu Kuru Havuz: 154 metre boy, 19 metre genişlik, 10 metre derinlik 18. Yüzyılda İnşa Edilen 3 No'lu Kuru Havuz (1796-1799) XVIII. yüzyıl sonlarında, Haliç Tersanesi’nde gemilerin bakımı için bir kuru havuz yapımı kararlaştırılarak, İstanbul’ da bulunan Fransız ve İsveçli mühendislerden teklifler alındı. Mühendisler, kuru havuz projelerini ve inşaat tekniklerini açıklayan raporlarını hazırlayarak, Osmanlı Devleti yetkililerine sundu. 1774-1777 yıllarında Toulon’ da Gorignard tarafından uygulanan sistemi öneren Fransız mühendisler, kuru havuz mahallini tarakla temizleyip, su altında rastlanabilecek kaya ve taşları parçalayarak zemini düzelttikten sonra, kuru havuzu büyük bir ahşap keson içerisinde inşa edeceklerini bildirdi. Gorignard tarafından uygulanan sistemde, 100x30x11 metre boyutlarındaki ahşap keson içine taş ve su doldurularak batırılmış ve su boşaltıldıktan sonra, kuru havuz keson içinde inşa edilmişti. İnşaatın tamamlanmasının ardından, kuru havuz duvarlarında oluşan çatlaklardan suların sızması ise çeşitli girişimlerin sonucunda, su altında puzolan betonu dökülerek önlenmişti. İsveçli mühendisler ise deniz tarafına palplanş perde çakılması ve suyun sürekli tahliye edilmesiyle, toprak hafriyatını ve inşaatı, kuru inşaat çukuru içinde yapacaklarını bildirdi. Haliç Tersanesi’nde kuru havuz inşaatı ile ilgili olarak, teknik adamların görüşleri de İsveç tekniğinin daha uygun olduğu yolundaydı. Böylece ihale, İsveçli mühendislere verildi. Fransız kuru havuz projesinin uygulama maliyetinin, İsveç projesinin uygulama maliyetinin yaklaşık iki katı olması da ihalenin İsveçli mühendislere verilmesinde önemli bir rol oynadı. İsveçli başmühendis A. E. Rhode öncülüğünde İsveçli mühendisler, suyun boşaltılabildiği 18x18x10,5 metre ölçeğinde muayene kuyuları açarak, kuru havuzun inşa edilebileceği kesin mahalli tespit etti. Böylece, Başmühendis A. E. Rhode öncülüğündeki İsveçli mühendisler ve teknik adamlar ile Osmanlı teknik adamlarıyla kurulan kadro, inşaata 1796 yılında başladı. Yapım çalışmaları sırasında, Haliç Tersanesi’nde kuru havuz mahallinin önü tarakla temizlenirken, deniz suyunun inşaat çukuruna dolmasını önlemek için kıyıya ahşap palplanş perde çakıldı. Kuru havuz inşaat mahalli, 37,5 x 75,0 metre boyutlarında ve 10,50 metre derinliğinde kazılırken, su sürekli boşaltılarak, inşaat, yan duvarları iksalarla tutulan kuru inşaat çukurunda yapıldı. Kargir olarak inşa edilen kuru havuz inşaatında, İstanbul Boğazı’ndaki taş ocaklarından çıkartılan mavi devonien kalkerleri kullanılırken, taşların örülmesinde su altında sertleşme özelliği olan ve İtalya’dan getirtilen, su altında sertleşme özelliği olan ve puzolan (vokanik kül) ile kireç karışımından oluşan puzolan harcı uygulandı. Havuz tabanı, 0,75 metre kalınlıkta oluşturulurken, taşla kaplandı. Yan duvarları ise içe doğru basamaklı halde inşa edilen kuru havuz, 1799 yılında tamamlandı. Osmanlı Devleti, kuru havuz inşaatını gerçekleştiren Tersane Mühendisi Rhode, Gemi Mühendisi F.L. Klintberg ile İsveçli ve Osmanlı teknik adamları ödüllendirildi. Zaman zaman tamir edilen 3 No’lu kuru havuz, gemi boyutlarının 19. yüzyılda da giderek büyümesi sonucunda, daha büyük boyutta kuru havuzlara ihtiyaç duyulmaya başlanmasıyla, Vasil Kalfa tarafından 1874-1876 yılları arasında karaya doğru uzatıldı.   19. Yüzyılda İnşa Edilen 2 No'lu Kuru Havuz (1821-1825) 2 No’lu Kuru Havuz: 82 metre boy, 19 metre genişlik, 10 metre derinlik   XIX. yüzyılda gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda; 3 No’lu kuru havuzun yapımının da örnek olmasıyla, Haliç Tersanesi’nde 2 No’lu ve 1 No’lu kuru havuzların inşası gerçekleştirildi. 2 No’lu ve 1 No’lu kuru havuzlar, 3 No’lu kuru havuzun inşaatnda çalışan kişilerce ve bu havuzun inşaat defterlerinden de yararlanılarak inşa edildi. 2 No’lu kuru havuz inşaatına, Başmühendis Ali Bey ve ilk kuru havuz inşaatında da çalışmış bilgili bir kişi olan Manol Kalfa 1821 yılında başladı. 1822 yılında, Ali Bey’in yerine, inşaatın başına Mühendishane (İ.T.Ü.) 3. Halifesi Abdülhalim Efendi atandı. 2 No’lu kuru havuz inşaatı da, deniz kıyısına ahşap palplanş çakılması ve suyun sürekli boşaltılmasıyla oluşturulan kuru inşaat çukurunda, 1825 yılında tamamlandı. Abdülhalim Efendi tarafından kuru havuzun ölçekli bir maketi de hazırlandı.   1 No’lu Kuru Havuz: 125 metre boy, 22,5 metre genişlik, 11 metre derinlik 19. Yüzyılda İnşa Edilen 1 No'lu Kuru Havuz (1857-1870): 1861-1869 yılları arasında ara verilen ve 1870 yılında bitirilen 1 No’lu kuru havuzun yapımında da 3 No’lu ve 2 No’lu havuzların inşasında uygulanan teknik gerçekleştirildi. Tersanedeki mezar taşında şu ibare yer alıyor: “Ben de bir zamanlar Süleyman idim, Rüzgârlara karşı hükümran idim, Sanma ki Sultan Süleyman idim, Tersanede çalışan körükçü Süleyman idim!”          

Devamını Okumak İçin Tıklayınız