GMS, AB'yi Hindistan gemi geri dönüşümü tanımaya zorluyor.
GMS’ten AB’ye çağrı: “Hint gemi geri dönüşüm tersanelerini Avrupa Listesi’ne alın”
Dünyanın en büyük nakit karşılığı gemi alım şirketlerinden biri olan GMS, Avrupa Komisyonu’na çağrıda bulunarak nitelikli Hint gemi geri dönüşüm tersanelerinin AB Gemi Geri Dönüşüm Yönetmeliği (EU Ship Recycling Regulation – SRR) kapsamındaki Avrupa Listesi’ne dahil edilmesini istedi. Şirket, Hindistan’daki 110’dan fazla tersanenin, Uluslararası Klas Kuruluşları Birliği (IACS) üyesi kuruluşlar tarafından verilen Hong Kong Sözleşmesi (HKC) Uygunluk Beyanına sahip olduğunu vurguladı. Ancak on yılı aşkın sürede yapılan 35 resmi başvuru ve Avrupa Komisyonu tarafından gerçekleştirilen en az 10 denetime rağmen, bugüne kadar tek bir Hint tersanesinin bile Avrupa Listesi’ne alınmadığı ifade edildi. GMS Başkanı Anil Sharma, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bu, standartların başarısızlığı değil. Doğrulamanın başarısızlığı da değil. Bu, siyasi iradenin başarısızlığıdır.” Alang’ın kapasitesi Avrupa’nın toplamını aşıyor Hindistan, son 40 yılda 8.500’den fazla gemiyi sökerek 67 milyon tondan fazla çeliği geri kazandı. Ülkenin en büyük geri dönüşüm merkezi olan Alang, yıllık 4,5 milyon tonluk gemi geri dönüşüm kapasitesine sahip. Bu rakamın, AB tarafından onaylanan tüm tersanelerin toplam kapasitesini bile aştığı belirtiliyor. GMS’nin yaptığı yaşam döngüsü analizine göre, Alang’da çeliğin geri dönüştürülmesi, yeni çelik üretimine kıyasla %58 daha az CO₂ emisyonu oluşturuyor ve gemi malzemelerinin %98’den fazlası geri kazanılabiliyor. Şirket ayrıca Avrupa’daki birçok tesisin hurda çeliğin büyük bölümünü eritip yeniden işlenmek üzere Asya’ya ihraç ettiğini, bunun da ek emisyonlara yol açtığını belirtti. Taşıma emisyonları da tartışma konusu GMS’ye göre gemilerin Avrupa’ya yönlendirilmesi de önemli miktarda karbon emisyonuna neden oluyor. Buna göre: Bir Panamax dökme yük gemisinin Avrupa’ya taşınması yaklaşık 3.800 ton CO₂ emisyonu yaratıyor. Büyük bir ham petrol tankerinin 3.000 deniz mili daha uzağa yönlendirilmesi ise 600 ton ek CO₂emisyonuna neden olabiliyor. Modern tesisler ve çevre altyapısı Şirket, modern Hint geri dönüşüm tesislerinin beton zeminler üzerinde ve kapalı devre drenaj sistemleriyle faaliyet gösterdiğini belirtiyor. Tehlikeli maddelerin ise Tehlikeli Maddeler Envanteri (IHM) ve devlet tarafından kontrol edilen bertaraf sistemleri kapsamında yönetildiği ifade ediliyor. GMS, uyumluluğun coğrafyaya değil altyapıya ve denetimlere bağlı olması gerektiğini vurguladı. Basel Sözleşmesi engel olarak gösteriliyor Avrupa Birliği’nin Hint tersanelerini listeye almamasının temel gerekçesi olarak, OECD ülkelerinden OECD dışı ülkelere tehlikeli atık ihracatını sınırlayan Basel Sözleşmesi’nin Yasaklama Değişikliği gösteriliyor. GMS ise bu düzenlemenin Hindistan’ın gemi geri dönüşüm sektörünü modernize etmesinden önce yürürlüğe girdiğini savunuyor. Ayrıca Hindistan’ın Hong Kong Sözleşmesi’ni 2019 yılında, birçok AB ülkesinden önce onayladığına dikkat çekiliyor. “2032’ye kadar 15 bin gemi geri dönüşüme girecek” GMS, Avrupa Komisyonu’nu: Nitelikli Hint tersanelerini Avrupa Listesi’ne dahil etmeye, Hong Kong Sözleşmesi’ni küresel standart olarak tanımaya, Basel ve HKC arasındaki çelişkileri coğrafi yasaklar yerine tesis bazlı değerlendirmelerle çözmeye çağırdı. Öte yandan BIMCO’nun projeksiyonlarına göre, 2032 yılına kadar yaklaşık 15.000 geminin geri dönüşüme girmesi bekleniyor. Avrupa’daki geri dönüşüm kapasitesinin ise bu talebi karşılamakta yetersiz kalacağı öngörülüyor. Hindistan’daki gemi geri dönüşüm sektörünün yaklaşık 15.000 doğrudan ve 500.000’den fazla dolaylı istihdamsağladığı belirtiliyor. GMS Ticaret Sorumlusu Kiran Thorat ise Avrupa Komisyonu’nu eleştirerek şunları söyledi: “Alang’daki tesisler büyük yatırımlar yaptı, binlerce işçiyi yeniden eğitti, altyapıyı yeniden kurdu ve küresel ölçekte en düşük yaşam döngüsü karbon ayak izlerinden birine ulaştı. Tekrarlanan denetimlerden geçtiler ve önde gelen klas kuruluşlarından sertifika aldılar. Ancak Avrupa Komisyonu, şeffaf bir gerekçe sunmadan onayı vermeyi reddetmeye devam ediyor. Bu durum, AB’nin kendi sürdürülebilirlik hedeflerinin güvenilirliğini zedeliyor.”