Deniz Kütüphanesi/Anı Kitapları

Yayınlanma: 30.01.2026 16:35 Güncelleme: 30.01.2026 22:48

Bu yazımda sizlerle, Türk yazarların denizci veya gemi üzerinde bir yolcu olarak yaşadıkları tecrübelerini ve gözlemlerini aktardıkları anı/biyografi türündeki deniz kitaplarının bir listesini paylaşacağım.

  1.BÖLÜM Bu yazımda sizlerle, Türk yazarların denizci veya gemi üzerinde bir yolcu olarak yaşadıkları tecrübelerini ve gözlemlerini aktardıkları anı/biyografi türündeki deniz kitaplarının bir listesini paylaşacağım. Denizde geçen anıların yer aldığı kitapların içerisinde farklı gözlerden gemi yaşantısı üzerine çarpıcı örnekler görebilir ve günümüz örnekleri ile karşılaştırarak, mesleğin geçirmiş olduğu deyim yerinde ise evrimin denizciliğin özellikle insan faktörü üzerindeki değişimlerini okuyarak deneyimleyebilirsiniz. Paylaşacağım kitaplar benim okumuş olduğum kitapların sadece bir bölümünün listesini içermekte olup, kitap isimlerine göre alfabetik olarak sıralanmıştır. Yazımı okuyacak olan kitap ve deniz severlerin; “Bu kitapta vardı” ya da “Şu kitabı nasıl listeye dahil etmedeniz?” gibi haklı serzenişleri olabilir. Lütfen bu tarz yayınları yorum bölümünde paylaşırsanız, kitap ve deniz severlerin keşfedebileceği diğer eserleri de listelemiş olur ve bu yazının devam bölümlerinin içerisinde sizlerin belirttiği kitaplara da ayrıca yer verebilirim. “AŞMAM GEREKEN OKYANUSLAR VAR” (Gülin BOZKURT. Destek Yayınları, 2019)     Yazar Gülin Bozkurt, 40’lı yaşlarına geldiğinde mevcut yaşantısını sorgulamaya başlar ve radikal bir karar alarak karadaki yaşantısını geride bırakıp, Ekber isimli arkadaşı ile birlikte “TZİGANE” isimli yelkenli teknesiyle 13 ay sürecek olan deniz yolculuğuna başlar. Yolculuk süresince başından geçen anılarına yer veren yazar aynı zamanda kendi iç hesaplaşmasını ve doğa ile baş başa kalarak hayatı sorgulamasını samimi bir şekilde paylaşmaktadır. Bu yönüyle kitabı aynı zamanda bir kişisel gelişim türü olarak da değerlendirebilirim.   “BENİ DENİZ ORTASINDA YAPAYALNIZ KOYDULAR” (Baş Müh. Süleyman SAVAŞ. Karina Yayınevi, 2015)     Yüksek Denizcilik Okulu, Makine Bölümü 1975 yılı mezunlarından Baş Mühendis Süleyman Savaş’ın anılarından oluşan ilk kitabıdır. Kitap ismi ve kapak fotoğrafı ile ilk görüşte sizi içerisine çekecektir. Künyesinde öykü/deneme yazan kitap içerisinde gülümseten olaylarında aktarıldığı, gerçek hikayeler içerisinde güzel bir yolculuk vaat etmektedir. Üç kısımdan oluşan kitabın içerisinde toplam 20 farklı hikâye yer almaktadır. İlk kısımda yazarın deniz hayatında yaşadığı anılar anlatılırken, ikinci kısımda yazarın denizciliğin kara tarafında, Tuzla tersaneler bölgesinde çalıştığı döneme ait özellikle tersane işçilerinin yaşamına objektif bir yaklaşım sunan çarpıcı hikayeler yer almaktadır. Yazar üçüncü ve son kısmında ailesinden bahsetmekte, kendi özeleştirisini yapmakta ve kitabını bitirirken şair Nazım Hikmet’in çok sevdiğim “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” isimli eserine de atıfta bulunmaktadır. Hikayeler içerisinde özellikle Çorumlu zabit Yılmaz’ın, Amerikalı kılavuz kaptan ile arasında geçen bir kuru fasulye hikayesi olan “Pilot” isimli hikâye beni en gülümseten hikâye olmuştur. Yazarın kullandığı dil rahatsız etmiyor ve oldukça akıcıdır. Bu yönüyle tüm deniz severlere önerebileceğim bir kitaptır. Yazarın 2017 yılında yayımlanmış “Yaşamımı Suya Attım”, 2019 yılında yayımlanmış “Neden Ağlıyorsun?” ve 2023 yılında yayımlanmış “Umudu Paylaşanlar, Toprağım Deniz” isimli öykü/deneme türünde kitapları bulunmaktadır.   “GÜVERTE GÜNCESİ-ŞİLEPTE BİR YOLCU” (Prof. Dr. Ömer BOZKURT. Kırmızı Kedi Yayınevi, 2017)   “Güverte Güncesi” ismi kitabın içeriği hakkında da güzel bir sunum yapmaktadır. Yazar Prof. Dr. Ömer Bozkurt, IRMA isimli ticaret gemisi ile 2006 yılında Hollanda’nın İjmuiden limanından başlayıp 26 gün süren, Atlas Okyanusu geçişi dahil Kanada göller bölgesini de kapsayan ve Amerika’nın Duluth limanında sona eren gemi yolculuğunu, adeta kendi günlüğünü yazar gibi okurları ile paylaşmaktadır. Kitap içerisinde kendisinden yolcu olarak bahseden yazarın denizcilik operasyonlarına aşinalığı ve gemide gerçekleşen operasyonlara ait detayları mesleğin dışarısındaki birisinin penceresinden aktarıyor olması kitabı denizci olmayan okurlar için bile kolay okunası yapmaktadır. Kitabı okurken yazarın yerine IRMA gemisinde yolcu olarak bulunduğunuz hissine kolaylıkla kendinizi kaptırabilirsiniz. Kitabın detaylı incelemesini 03.10.2024 tarihinde yayımlanmış olan yazımda bulabilirsiniz. İlgilenenler için erişim linki: https://www.denizhaber.com/yazarlar/mustafa-sokukcu/guverte-guncesi-silepte-bir-yolcu/123514.   “HAYATA LUMBUZDAN BAKANLAR” (Nurullah ÇELENK. Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık, 2020)     Nemrut Limanı’nda kılavuzluk hizmeti verdiğim küçük bir Türk gemisinin köprüüstünde gördüm ilk olarak kitabı. Elime alıp kitabı incelerken gemi kaptanı, kitabın yazarının köprüüstünde dümen tuttuğunu söyledi. Kısıtlı zaman içerisinde kitabın fotoğrafını çekip, ilk fırsatta alıp okuyacağımı belirterek ve genç yazar, vardiya zabiti Nurullah Çelenk’i tebrik ederek gemiden ayrıldım. Kitap özellikle de mesleğe yeni başlayacak olan öğrencileri ve yeni zabitlerin daha çok ilgisini çekecek şekilde yazarın kendi başından geçen olaylardan bir derlemedir. Güzel bir kahvenin eşliğinde kısa bir zaman diliminde okunabilecek, 79 sayfalık kitapta özellikle Türk koster filosunda yeni zabit arkadaşların karışılacağı ilginç olaylar üzerine yazarın yaşadığı tecrübeler paylaşılmaktadır.   “HÜZÜN KAPISI” (Kpt. Mehmet Emin ÖNAL. Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık, 2024)     Kaptan Mehmet Emin Önal’ın, yaşanmış bir hikâyeden yola çıkarak kurguladığı ilk denemesi olan romandır. Sosyal medya üzerinde Kpt. Mekan Erdil’in bir paylaşımında görerek sipariş ettiğim ve tek oturuşta bitirdiğim, adrenalinin eksik olmadığı kolay okunan bir kitaptır. 2013 yılında Umman açıklarında batan bir dökme yük gemisinin şüpheli hikayesinin romanlaştırıldığı bu kitaba yazımın içerisinde yer verme sebebim, hikâyenin yaşanmış bir olaydan esinlenerek düzenlenmiş olmasıdır. “İTİMAT 1” isimli gemisi batarken gemisini en son terk eden Cahit Kaptan’ın gemide tek başına kaldığı 15 dakika içerisinde hayatını ve yalnızlığını sorguladığı bölüm oldukça çarpıcı. Ayrıca yine altını çizdiğim şu cümlelerde gerçekten etkileyici: “..o anda denizcilerin yeterlikleri yükseldikçe gemide adlarının aynı derecede kaybolduğunu fark etti. Stajyerken hemen herkes adıyla hitap ederdi. Zabit olduğunda Kaptan, birinci zabit, baş mühendis, ikinci mühendis ve zabitler haricindeki hemen herkes “efendi kaptan” derdi yani adınla hitap eden sekiz veya dokuz kişi olurdu. Birinci zabit olduğunda ise kaptan veya baş mühendis adıyla hitap ederdi. Kaptana ise herkes “Süvari Bey” diye hitap ederdi. Kaptan kendi adını gemide hiç kimseden duymazdı” (sayfa 58). Yazar kitabının sonunda, yaşanmış olan hikâyeyi romanlaştırma sürecine değinirken rahmetli Güven Tuncer Hocamıza da anmaktadır. “JAMBO-NAZAR BONCUĞUMU NEDEN ÇIKARDIN ANNE?” (Kpt. Mesut Azmi GÖKSOY. Cinius Yayınları, 2015)   Yüksek Denizcilik Okulu, Güverte Bölümü 1979 yılı mezunlarından rahmetli Kpt. Mesut Azmi Göksoy’un denizcilik yaşamındaki anılarını içeren kitabıdır. Denizciliğin yakın geçmişini akıcı ve detaycı dili ile anlatan yazarın yaşadıkları gerçekten günümüzde eşine ender rastlanacak türden olaylardan oluşmaktadır. Yazar yaşadığı ilginç olaylardan en az on ciltlik bir kitap çıkarabileceğini ve bu kitabın henüz birinci bölüm olduğunu belirtmiştir. Hatta kitabın son sayfasında hikayesini sonlandırırken “birinci kitabın sonu..” şeklinde bir ibare kullanmıştır. Fakat maalesef ki yazarımızın anı kitapları sadece bu kitap ile sınırlı olarak kalmıştır. Kendi deyimiyle yazar; deniz yaşantısı boyunca sayısız aksilik, şanssızlık, hatta tehlike boyutlarını fazlasıyla aşan ve her seferinde ölüm ile burun buruna kaldığı birçok olay yaşamıştır. “JAMBO” isimli kitap yazarın çalıştığı farklı gemilerde geçen dört ayrı hikâyeden oluşmaktadır. Kitabın isminin nereden geldiği, kitabın son hikayesinin anlatıldığı bölümde anlaşılmaktadır. Yazarın gemi kaptanı olarak tek Türk personel olduğu, geri kalanı Kenya’lı olan mürettebat ile çalıştığı süreçte öğrendiği “Jambo” ifadesi, personelin konuştuğu Doğu Afrika ülkelerinde yaygın olan “Swahili” dilinde selamlaşma anlamında kullanılan bir kelimedir. Kitap içerisinde yer alan tüm hikayelerde günümüzde eşine örneğine az rastlanacak hatta imkânsız sayılabilecek olaylar yazarın başına gelmiştir. Özellikle Biskay Körfezi’nde gemiyi terk etmeleri ve günlerce filikanın içerisinde bilincini kaybedecek düzeyde bir kurtuluş mucizesi bekledikleri ve en sonunda kurtarıldıkları hikâye gerçekten çok etkileyiciydi. Burada yazarın felsefi yaklaşımı ve vermiş olduğu ayrıntılı detayların kitap boyunca hikâyeyi bizzat yaşamanızı sağladığını söylemem gerekiyor. 2015 yılında basılan ve ne yazık ki yeni baskı satışları bulunmayan kitabı, ikinci el online kitap platformları üzerinden temin edebilirsiniz.   “OLHA” (Kpt. R.Erhan ŞENGÜL. Ritim Plus Yayınları, 2021)   Kaptan R.Erhan Şengül, kendi tabiri ile nam-ı diğer “sea wolf (deniz kurdu)”un 1990’lı yıllarda denizde geçen anılarını, karada çalıştığı dönemi ve sonrasında 2020’lı yıllarda tekrar gemiye dönüşündeki maceralarını konu alan “OLHA” isimli kitapta yazar; bir nevi çocukluk dönemi de dahil olmak üzere aile yaşantısını da büyük bir samimiyet ile paylaşmaktadır. Küçük anıların yer aldığı farklı bölümlerden oluşan kitabın son kısmında bir de fotoğraf albümü yer almaktadır. Kitabı okurken son 30 yılda denizcilik mesleğinin ve paralel olarak denizci yaşantısının geçirdiği değişimi kolaylıkla fark edebileceksiniz. Kitap içerisinde benim en beğendiğim bölüm; planlanmış düğününe yetişememe ihtimali bulunan 3. Kaptan Yunus’un yaşadığı, stresli sürecin anlatıldığı ve geminin kaptanı olan yazarın inisiyatifi ile son anda düğününe yetişebildiği bölüm oldu. Yazarın karada gemi işletmeciliği yaptığı bir dönemde gemisine katılacak olan Suriyeli Kaptan’ın Nemrut Limanı, Aliağa yerine Adıyaman Nemrut Dağı’na gitmesi hikayesini gülümseyerek okudum. Kitabın içerisinde altını çizdiğim satırların bir kısmı şu şekilde: “2000’li yılların başına dek, kamarotundan, miçosundan kaptanına, silicisinden başmühendisine kadar bütün denizciler istisnasız dünyanın her yerinde önemsenir, saygı görürdü” (sayfa 147). “..her denizci eşi, yarı dul, çocuklarına hem anne hem babadır. Saygı duyulası fedakarlardır onlar, bütün hanımefendiler gibi…” (sayfa 220). “SEYİR DEFTERİNE YAZILAMAYANLAR” (Kpt. Çetin AKIN. İletişim Yayınları, 2003)   İ.T.Ü. Denizcilik Fakültesi’ne yeni kayıt yaptıracağım 2003 yılının bir yaz sabahında, bilindik bir gazetenin hafta sonu eki içerisinde görmüştüm Kpt. Çetin Akın’ın kitabı ile ilgili röportajını. O dönemde internet üzerinden alışveriş veya kitap siparişi çok yaygın değildi, hatta internet bile yeni yeni yaygınlaşıyordu. İstanbul’a geldiğimde İstiklal Caddesi’nde bulunan Denizciler Kitabevi’ne giderek temin ettim, bende mesleğe dair büyük bir merak uyandıran bu kitabı. Gemideki insan profilleri ve yaşantı üzerine ilk izlenimlerim bu kitabı okumamla başlamış olup, kitap içerisinde geçen hikayeler beni hem gülümsetmiş hem de bazı yerlerde düşündürmüştü. Kitabı okuduktan sonra merak eden bir dönem arkadaşıma ödünç vermiştim ve dönemin birçok genç denizci adayı tarafından da elden ele dolaşarak okunmuştu. O dönemde kitap en son kimde kaldı bilmiyorum, bana geri dönmemişti. Bu yazıyı hazırlama düşüncesi kafamda oluşmaya başladıktan sonra, online ikinci el kitapçısından bularak kitabı sipariş ettim ve eski günlerimi yad ederek tekrar okudum. Bu sefer ki okuyuşumda yazarın yapmış olduğu insan analizleri daha çok dikkatimi çekti. Günümüzde gemide yaşam ve çalışma şartları yıllar içerisinde büyük değişiklikler göstermiş olsa da yazarın analizini yapmış olduğu benzer karakterde insanların halen daha her gemide veya her denizcilik firmasında rahatlıkla görülebileceğini ilginç şekilde tespit etmiş oldum. Kapak fotoğrafında ilgi çekici bir karikatürün yer aldığı kitabın içerisinde yazar, denizcilik meslek hayatı süresince çalıştığı gemilerde kendi ve yakın arkadaşlarının başına gelen ilginç yaşanmış hikayelere yer vermektedir.   “YÜK GEMİSİNDE BİR YOLCU-50 GÜNDE GÜNEY AMERİKA” (Nur DOLAY. Cinius Yayınları, 2024) Gazeteci, yazar ve belgesel yapımcısı Nur Dolay’ın bir konteyner gemisi ile çıkmış olduğu yolculukta Avrupa’dan Güney Amerika’ya olan sefer sırasındaki anılarını kaleme aldığı kitabıdır. Kargo gemisinde geçen 50 günlük yolculuğu süresince başından geçenleri 48 farklı başlık ve bölüm altında kronolojik olarak kendi penceresinden yorumlayan yazar, aynı zamanda kapitalist sistem, sömürgecilik ve iklim krizi gibi konulara da değinerek güzel mesajlar vermektedir. Bir sosyoloğun penceresinden ticaret gemisindeki insan profillerini inceleyebilme imkânı sunan kitabın, 26.03.2025 tarihinde yayımlanan detaylı incelemesine şu link üzerinden erişim sağlayabilirsiniz: https://www.denizhaber.com/yazarlar/mustafa-sokukcu/yuk-gemisinde-bir-yolcu/124232.      Dr. Kpt. Mustafa Sökükcü  Kılavuz Kaptan  mustafasokukcu@yahoo.com       

Devamını Okumak İçin Tıklayınız