Çin, Panama'yı cezalandırmak için harekete geçti.
Çin, Hutchison'ın limanları aleyhine verilen mahkeme kararı nedeniyle Panama'yı cezalandırmak için harekete geçti.
Hutchison Liman Krizi Küresel Gerilimi Tırmandırıyor Bloomberg’in haberine göre Çin hükümeti, Panama Yüksek Mahkemesi’nin Hong Kong merkezli CK Hutchison’ın liman işletme sözleşmelerini askıya alma kararına misilleme olarak, Panama’daki altyapı projelerine ilişkin anlaşmaları durdurma talimatı verdi. Bu gelişme, Hutchison’ın söz konusu karar nedeniyle Panama hükümetine karşı tahkim sürecini başlatmasıyla aynı döneme denk geldi. Panama Yüksek Mahkemesi’nden “Anayasaya Aykırı” Kararı Geçtiğimiz hafta Panama Yüksek Mahkemesi, CK Hutchison’ın Panama Kanalı yakınlarındaki iki konteyner limanını işletmesine izin veren sözleşmelerin “anayasaya aykırı” olduğuna hükmetti. Karar, şirketin bu limanları da kapsayan küresel portföyü için planladığı büyük ölçekli satış sürecini doğrudan etkiledi. Hutchison, mahkeme kararına itiraz ederek Panama yetkililerini, duruşma sürecinde şirketle yapılan resmi yazışmaları ve savunmaları dikkate almamakla suçladı. Şirketten yapılan açıklamada, hukuki sürece rağmen terminaller üzerindeki operasyonel kontrolün şimdilik sürdüğü vurgulandı. Tahkim Süreci Başlatıldı Mahkeme kararının ardından CK Hutchison, Panama hükümetine karşı Hong Kong’da tahkim sürecini başlattı. Hukuk analistlerine göre bu sürecin sonuçlanması yıllar alabilir. Hutchison’ın davayı kazanması halinde, sürecin büyük olasılıkla Panama’nın tazminat ödemesiyle sonuçlanacağı ifade ediliyor. ABD Baskısı ve Çin Etkisi Tartışmaları Panama mahkemesinin Hutchison aleyhine verdiği karar, Trump yönetiminin Panama Kanalı çevresindeki Çin etkisine ilişkin yaklaşık bir yıldır sürdürdüğü diplomatik baskının ardından geldi. Beyaz Saray, kamuoyuna sunulmuş somut kanıtlar olmaksızın Çin’i Panama Kanalı’nı “fiilen yönetmekle” suçlamış, hatta bir dönem kanalın Panama kontrolünden “geri alınabileceği” yönünde açıklamalarda bulunmuştu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da yakın zamanda Panama’ya yaptığı ziyarette, Çin’in kanal çevresindeki varlığını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Rubio, ABD’nin 1999 yılında kanalın kontrolünün ABD’den Panama’ya devrini düzenleyen anlaşmalardan doğan “haklarını korumak” amacıyla belirtilmeyen bazı önlemler alabileceğini söyledi. 23 Milyar Dolarlık Liman Satışı Planı CK Hutchison’ın yaklaşık 23 milyar dolar büyüklüğündeki küresel liman portföyü satış planı, Panama’daki iki liman işletme hakkının Amerikan yatırım devi BlackRock’a devredilmesini öngörüyordu. Bu adım, Washington açısından stratejik bir kazanım olarak değerlendiriliyordu. Planın tamamlanması halinde, portföyün geri kalan kısmının ise Aponte ailesine ait olan ve küresel deniz taşımacılığında önemli bir aktör konumundaki Terminal Investment Limited’e (TIL) satılması hedefleniyordu. Pekin’den Sert Tepki ve Tehditler ABD’nin baskısının yoğunlaştığı bu ortamda Çin hükümeti, Panama Yüksek Mahkemesi’ni Hutchison aleyhine karar vermekle ve “hegemonik güçlere boyun eğmekle” suçladı. Pekin’deki Hong Kong İşleri Ofisi, kararı “tamamen gülünç” olarak nitelendirdi ve geri alınmaması halinde Panama’nın “hem siyasi hem de ekonomik olarak ağır bir bedel ödeyeceği” uyarısında bulundu. Ekonomik Yaptırımlar Devreye Girdi Bloomberg ve Reuters’in aktardığına göre bu tehdidin ilk adımları şimdiden atıldı. Çin hükümeti, devlet şirketlerine Panama’daki yeni altyapı projelerine ilişkin tüm görüşmeleri durdurmaları talimatını verdi. Çin’in Panama’nın inşaat sektöründeki önemli rolü dikkate alındığında, bu karar ciddi bir ekonomik baskı unsuru olarak görülüyor. Ayrıca Çin gümrük yetkililerinin, Panama’dan yapılan tarım ürünleri ihracatına ek denetimler uygulamaya başladığı bildirildi. Olası diğer önlemler arasında Çin’e giden kargoların alternatif limanlara yönlendirilmesi ve bunun Panama’nın liman gelirlerinde kayba yol açması bulunuyor. Panama’dan “Yargı Bağımsızlığı” Vurgusu Tüm bu baskılara rağmen Panama yönetimi geri adım atmış görünmüyor. Devlet Başkanı Jose Raul Mulino, Çarşamba günü yaptığı açıklamada hükümetin yargının bağımsızlığına saygı duyduğunu belirterek, Panama’nın bir “kanunlar ülkesi” olduğunu ve mahkeme kararlarını geçersiz kılma gibi bir niyetlerinin bulunmadığını söyledi.