Bu cezalar can yakacak: Denetim sıkılaştı, yaptırımlar katlandı

Yayınlanma: 15.01.2026 16:24 Güncelleme: 15.01.2026 16:24

"Gemi ve Su Araçlarının İnşa, Tadilat ve Bakım Onarım Yönetmeliği", yaklaşık on yıldır yürürlükte olan 2015 tarihli düzenlemeyi ortadan kaldırdı. Sektörün çok canı yanabilir...

Denizcilik sektöründe "yeni dönem" resmen başladı. 14 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan "Gemi ve Su Araçlarının İnşa, Tadilat ve Bakım Onarım Yönetmeliği", yaklaşık on yıldır yürürlükte olan 2015 tarihli düzenlemeyi ortadan kaldırdı. Sektör temsilcilerinin dikkatini çeken en önemli detay ise yönetmeliğin getirdiği ağır idari ve mali yükümlülükler oldu. Başlıkta kullanılan "can yakacak" ifadesi bir abartı değil; zira yeni düzenleme idari para cezalarını hem mantık hem de tutar olarak yeniden kurgularken, sadece tehlikeli işleri değil, kayıt, bildirim ve takibi içeren bürokratik süreçleri de ciddi bedellere bağlıyor. Büyük kısmı yayımından üç ay sonra yürürlüğe girecek olan yeni metin, merkezî kayıt sistemi, denetim mimarisi ve cezaların caydırıcılığı olmak üzere üç temel saç ayağı üzerine oturuyor. Kamuya Esneklik, Sektöre Sıkı Takip Yönetmeliğin kapsamı incelendiğinde, kamu tarafındaki istisnaların genişletildiği görülüyor. Eski yönetmelikte sadece askerî gemiler ile Sahil Güvenlik ve Emniyet unsurları kapsam dışındayken, yeni metinde Jandarma ve İdarenin uygun bulduğu diğer kamu kurumlarına ait araçlar da istisna kapsamına alındı. Bu durum kamu tarafına operasyonel esneklik sağlarken, özel sektör tarafında "aynı işe farklı rejim" tartışmalarını beraberinde getireceğe benziyor. Denetim tarafında ise "denetim görevlisi" tanımı kabuk değiştiriyor. Daha önce sadece gemi inşa ve deniz teknolojisi gibi alanlarla sınırlı olan yetki, artık Bakanlıkça eğitim verilerek yetkilendirilen diğer mühendislik mezunlarını da kapsayacak şekilde genişletildi. Bu hamle, denetim havuzunu genişleterek işlerin tıkanmasını önlemeyi hedeflese de teknik uzmanlık standardının eğitim içeriğine göre değişkenlik gösterebileceği endişesini doğuruyor. Tehlikeli Madde ve Tesis Dışı Faaliyetlerde Yeni Dönem Sektörü bekleyen en kritik değişikliklerden biri de izin süreçlerinde yaşanacak. Eski yönetmelikte izin eşiği genellikle 12 metre boy ve 12 yolcu sınırı üzerinden belirlenirken, 2026 düzenlemesi buna "tehlikeli madde" kriterini ekledi. Artık boyuna bakılmaksızın tehlikeli madde taşımacılığı yapacak tüm gemi ve su araçları izin rejimine dahil edildi. Bu durum, özellikle tehlikeli yük veya taşıma kapsamına giren niş operasyonlar için yeni bir bürokrasi ve denetim hattı anlamına geliyor. Daha da önemlisi, mobil bakım ve onarım alışkanlıklarını kökten değiştirecek bir "yerinde üretim" vurgusu yapılıyor. İnşa, tadilat ve bakım-onarımın tesiste yapılması esas kabul edilirken, tesisler GSVP’ye kayıtlı olsa dahi yetkili oldukları alanlar dışında işlem yapamayacak. Bu kural ihlal edildiğinde ise sadece uyarı değil, ciddi para cezaları devreye girecek. Bürokrasi ve Maliyetler Artıyor Başvuru ve izin süreçleri de yeni yönetmelikle birlikte daha maliyetli ve uzun bir yola giriyor. İnceleme süreleri 15 iş gününden 25 takvim gününe çıkarılırken, izin belgesi düzenlenmesi için Bakanlıkça belirlenen hizmet bedelinin döner sermayeye yatırılması şartı getirildi. Bu durum, süre hesabını değiştirmenin ötesinde "ödeme-belge" ilişkisini netleştirerek maliyetleri artırıyor. Süreçteki bir diğer önemli aktör olan Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) rolü de evrildi. Daha önce klassız gemilerde ağırlıklı olarak mesleki denetim yapan GMO, artık tasarım kuralları ve projelendirme denetimi başlıklarıyla sürece daha derinlemesine dahil oluyor. Hatta klassız gemilerde Liman Başkanlığı onayı öncesinde GMO imzası şart koşuluyor. Bu durum kalite standardını yükseltmeyi hedeflese de, proje akışında "usta-mühendis-liman" üçgenine eklenen yeni bir denetim katmanıyla süreçte darboğaz yaratma riski taşıyor. Mühendise "Kızak Başında Kumpas, Masa Başında Form" Dönemi Klas zorunluluğu olmayan işlerde görev alan kontrol mühendisleri için de iş tanımı değişti. Mühendisler artık sadece denetime katılan kişi olmaktan çıkıp, en fazla 30 günlük periyotlarla uygunluk kontrolü yapmak ve periyodik takip formu düzenlemek zorunda. Bu formların 5 yıl saklanması ve GSVP’ye yüklenmesi gibi yükümlülükler, mühendisliğin yanı sıra evrak işini de sürecin merkezine koyuyor. Ancak belki de en can alıcı düzenleme, sistemin fişini çekebilecek nitelikteki "dijital kilit" uygulaması oldu. Yeni yönetmelik, "GSVP bilgi girişi yapılmayan teknelerin kara sörveyleri yapılmaz" diyerek kesin bir hüküm getiriyor. Bu madde, para cezasından bağımsız olarak, kaydı eksik olan teknenin faaliyetini fiilen durdurabilecek bir idari araç olarak öne çıkıyor. Tekne sahipleri için bu, para cezasından çok daha ağır bir yaptırım anlamına gelebilir. Cezalarda Astronomik Artışlar: Metre Başına 50 Bin TL Yönetmeliğin en çok konuşulacak kısmı şüphesiz ceza rejimi. 2015 metninde metre başına yüzler veya binler seviyesinde olan cezalar, 2026 metniyle birlikte metre başına 10.000 TL ila 50.000 TL bandına yükseldi. Örneğin, izin almadan yapılan inşa veya tadilat işlemlerinde Türk bayraklı gemiler için tesis içinde metre başına 10.000 TL, bazı özel hallerde ise 50.000 TL ceza öngörülüyor. İzinli olsa bile tesis dışında işlem yapıldığının tespiti halinde metre başına 20.000 TL ceza uygulanacak. Kontrol mühendisleri ve klas kuruluşları da bu artıştan nasibini aldı. Mühendisler için yükümlülük ihlali 50.000 TL maktu ceza ve tekrarında 5 yıl faaliyet yasağı riskini barındırırken, klas kuruluşları için bazı ihlallerde ceza 250.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Yönetmelik, toplam ceza miktarında 1 milyon TL’lik bir üst sınır belirleyerek büyük tonajlı gemilerde oluşabilecek astronomik rakamları frenlemeyi amaçlasa da, küçük ve orta ölçekli işletmeler için 100 bin ila 500 bin TL bandındaki cezalar dahi işletme sermayesini sarsacak nitelikte. Güvenlik mi, Bürokrasi mi? Yeni yönetmelik, izinsiz inşa ve tadilat gibi yüksek riskli fiilleri ağır cezalarla engelleyerek deniz güvenliğini sağlamayı amaçlıyor. Ancak sektördeki endişe, GSVP veri girişi, periyodik formların yüklenmesi veya genel yerleşim planı bildirimi gibi "evrak" eksikliklerinin de emniyet ihlalleriyle benzer ağırlıkta cezalandırılması noktasında yoğunlaşıyor. "GSVP girişi yoksa sörvey yok" kuralıyla gelen fiili kısıtlama ve ceza miktarlarındaki artış, sektörde "işin güvenliğinden çok bürokrasisine ceza kesildiği" algısını güçlendirebilir. Ayrıca yönetmelikte yer alan "İdarenin uygun gördüğü" gibi açık uçlu ifadeler, belirsizlik ve limanlar arası uygulama farklılığı riskini de beraberinde getiriyor. Geçiş hükümleri kapsamında balık avlama gemileri için bazı klas zorunlulukları 2028'e kadar eski rejimde devam edecek olsa da, tesis dışı bakım-onarım izinlerinin üç ay içinde iptal edilecek olması, elinde eski izinleri bulunan işletmelerin dosyalarını yeniden açmasını gerektirecek.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız