Avustralya’nın Sosyal Medya Kararı Denizcilik İçin Ne Anlatıyor?

Yayınlanma: 27.01.2026 13:53 Güncelleme: 27.01.2026 13:53

Avustralya’nın sosyal medya kısıtlaması, dijital platform tasarımının dikkat, yorgunluk ve güvenlik üzerindeki etkileriyle denizcilik sektörü için uyarı niteliği taşıyor.

Sosyal medya platformu The Hood’un kurucusu Josephine Le, bugün Splash’te yayımlanan yazısında, Avustralya’nın çocukların sosyal medyaya erişimini kısıtlama kararının denizcilik sektörü açısından taşıdığı dersleri ele aldı. Le’ye göre bu karar, yalnızca ebeveynlik ya da gençlerin korunmasıyla ilgili bir düzenleme değil, güvenlik açısından kritik sektörler için doğrudan bir uyarı niteliği taşıyor. Tartışma Yanlış Çerçeveden Yürütülüyor Avustralya’nın 16 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırma kararı, kamuoyunda ekran süresi ve ebeveyn denetimi üzerinden tartışılsa da Le’ye göre bu yaklaşım asıl noktayı ıskalıyor. Bu çerçeveleme, denizcilik gibi sektörlerin konuyu “başkalarının sorunu” olarak görmesine yol açıyor. Oysa söz konusu karar, sektöre son derece tanıdık gelmesi gereken bir risk alanına işaret ediyor. Platform Tasarımı Tarafsız Değil Le, Avustralya’nın attığı adımın temelinde önemli bir kabulleniş olduğunu vurguluyor: Dijital platform tasarımları davranışları şekillendirir ve bu etki ne tarafsızdır ne de zararsızdır. İnsan performansı, dinlenme, dikkat ve muhakemenin güvenli operasyonların merkezinde yer aldığı denizcilik sektörü için bu kabulün özel bir önemi bulunuyor. Yasak Değil, Hedefli Bir Sınırlama Söz konusu yasa, gençlerin iletişimini tamamen kesmeyi amaçlamıyor. Mesajlaşma uygulamaları, e-posta ile sesli ve görüntülü iletişim hizmetleri kullanılmaya devam ediyor. Düzenleme, özellikle açık akışlara, algoritmik güçlendirmeye ve dikkati ödüllendiren etkileşim modellerine dayalı sosyal medya platformlarını hedef alıyor. Bu ayrımın, güvenlik açısından kritik çalışma ortamlarında doğrudan karşılığı olduğu belirtiliyor. Dikkat Ekonomisi ve Öngörülebilir Riskler Avustralya hükümetinin gerekçesi net: Ana akım sosyal medya platformları, dikkati çekmek ve bundan gelir elde etmek üzere tasarlanıyor. Siber zorbalık, zararlı içerik, cinsel istismar ve bağımlılık yaratan tasarımlar, Le’ye göre tesadüf değil; reklam gelirleri ve ölçeklenebilirlik için optimize edilmiş sistemlerin öngörülebilir sonuçları. Erişimin geciktirilmesi, dijital bağlantıyı reddetmekten ziyade, gelişim çağındaki bireylerin bu dinamiklere maruziyetini azaltmayı amaçlıyor. Yetişkinler de Aynı Mekanizmalardan Etkileniyor Denizcilik sektörünün geç fark ettiği nokta ise, bu tasarım mekanizmalarının yetişkin kullanıcılar üzerinde de güçlü etkiler yaratmaya devam etmesi. Sonsuz kaydırma, sürekli bildirimler ve algoritmik içerik döngüleri; uykuyu bozuyor, konsantrasyonu parçalıyor ve dikkatin toparlanmasını zorlaştırıyor. Birçok sektörde bu durum hâlâ genel bir refah meselesi olarak ele alınırken, Le’ye göre denizcilikte bu yaklaşım yetersiz. Çünkü yorgunluk ve dikkat dağınıklığı, deniz kazalarının en yaygın nedenleri arasında yer alıyor ve insan hatası soruşturmalarda baskın unsur olmaya devam ediyor. Denizcilerin Dijital Deneyimi Farklı Denizcilerin dijital platformlarla etkileşimi, karadaki kullanıcılardan önemli ölçüde farklı. Bağlantı kesintili, öngörülemez ve zaman açısından sınırlı. Çevrimiçi olunabilen kısa zaman dilimleri açıldığında, etkileşimi en üst düzeye çıkarmak üzere tasarlanmış platformlar tam olarak amaçlandığı gibi çalışıyor ve kullanıcıyı planlanandan çok daha uzun süre meşgul ediyor. Le, sektörün güvenlik yönetim sistemlerine, eğitim programlarına ve yorgunlukla mücadeleye ciddi yatırımlar yaparken, dijital platform tasarımının arka planda dikkat için nasıl rekabet ettiğini büyük ölçüde göz ardı ettiğini savunuyor. Denizcilik İçin Doğrudan Bir Uyarı Avustralya’nın kararı, Le’ye göre denizcilik sektörü açısından bu nedenle doğrudan önem taşıyor. Mesele, denizcilerin bağlantıda kalıp kalmaması değil; kullanılan platformların, güvenlik açısından kritik görevlerde çalışan insanların ihtiyaçları ve beklentileriyle uyumlu olup olmadığı. Tüm Platformlar Aynı Değil Le, dijital platformların çoğu zaman birbirinin yerine geçebilir olarak ele alındığını, ancak asıl risklerin viral büyüme ve reklamcılık odaklı platformlardan kaynaklandığını vurguluyor. Bu platformların başarısı, kullanıcıları olabildiğince uzun süre çevrimiçi tutmaya dayanıyor ve yan etkiler çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Hood Modeli: Alternatif Bir Yaklaşım The Hood platformu ise bu gerçeklerden yola çıkarak farklı önceliklerle tasarlanmış. Reklam yok, algoritmik akış yok, sonsuz etkileşim yok. Kullanıcılar doğrulanıyor, topluluklar denetleniyor ve etkileşim bağımlılık yaratacak şekilde değil, bilinçli olarak sınırlandırılıyor. Bu yaklaşımın, denizdeki yaşam koşullarından ilham aldığı belirtiliyor. “Yaşam Tarzı Ürünü” Değil, Altyapı Unsuru Le’ye göre denizcilikte dijital platformlar birer tüketici ürünü ya da yaşam tarzı aracı değil. Bu platformlar, aylarca evden uzakta çalışan denizcilerin işverenleri, meslektaşları ve destek ağlarıyla bağlantısını sağlayan insan altyapısının bir parçası. Bu nedenle, tüketici sosyal medyasına uygulanan standartlardan daha yüksek güvenlik ve sorumluluk standartlarını hak ediyorlar. Tasarım da Bir Güvenlik Meselesi Yazının sonunda Le, Avustralya’nın attığı adımın bağlantıyı yasaklamakla değil, tasarım tercihlerinin risk yaratabileceğini kabul etmekle ilgili olduğunun altını çiziyor. Denizcilik sektörünün, göz ardı edilen risklerin nadiren küçük kaldığını çok iyi bildiğini hatırlatan Le, dijital platform tasarımının, sektörün ileride açıklamak zorunda kalacağı bir başka ihmal alanına dönüşmemesi gerektiğini vurguluyor.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız