ABD, “Skipper” Tankeri ve Ham Petrol Yüküne El Koyacak
ABD, Venezuela petrolü taşıyan Skipper tankerine el koyarak gemi ve 1,8 milyon varillik yükün müsaderesi için mahkemeye başvurdu
Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, Venezuela açıklarında 10 Aralık 2025’te el koyduğu 310.000 dwt’lik Skipper adlı ham petrol tankerinin ve gemideki yaklaşık 1,8 milyon varil ham petrol yükünün müsadere edilmesi için hukuki başvuruda bulundu. Skipper, Aralık ayından bu yana Teksas, Galveston açıklarındaki sulara çekilmiş olarak tutuluyordu. Bakanlık, geminin ve petrolün el konulmasına ilişkin dilekçeyi Washington’daki Federal Bölge Mahkemesi’ne sunarak, Skipper’ın ve yüküne el konulmasının yasal dayanağını sağlamaya çalışıyor. Bu adım, ABD’nin İran ve Venezuela bağlantılı petrol sevkiyatlarına yönelik yaptırımları sıkılaştırma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Gemi ve Yükle İlgili İddialar ABD makamları, Skipper’ın uzun süredir yaptırımları delmek amacıyla İran ve Venezuela’dan petrol taşıdığına ve bu ticaretin İran’ın Islamic Revolutionary Guard Corps gibi yaptırım listesinde yer alan örgütlere gelir sağladığına ilişkin iddialar ileri sürdü. Ayrıca geminin, uluslararası kayıt ve sinyal sistemlerini yanıltıcı şekilde kullanarak konumunu gizlediği ve sahte bayraklarla faaliyet gösterdiği belirtildi. Skipper, Karayipler’de Venezuela Devlet Petrol Şirketi Petróleos de Venezuela, S.A. tarafından yüklenen ham petrolü taşıdığı sırada ABD güçleri tarafından ele geçirilmişti. ABD yönetimi, ele geçirilen petrolün bir kısmının Küba’ya götürülmek üzere olduğu iddiasında bulunuyor. Uluslararası Tepkiler ve Gelişmeler Venezuela hükümeti daha önce el koyma işlemini “uluslararası korsanlık ve açık hırsızlık” olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirmişti. Bu durum, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimi artırmış durumda. ABD yönetimi ise yaptırımların uygulanmasının ve yasa dışı petrol ticaretini engellemenin uluslararası hukuka uygun olduğunu savunuyor. Skipper’ın müsadere davası, ABD’nin bölgedeki yaptırım politikalarının hukuki zeminde pekiştirilmesine yönelik önemli bir adım olarak görülüyor.