ABD'nin İlk Yahudi Başkanı Obama

Chicago Demokratik Parti sadık taraftarlarından ve Clinton Beyaz Saray Danışmanlarından Abner Mikva, bu temada farklı bir bakış sunuyor. Genç zayıf hukuk mezununun potansiyelini ilk fark edenler arasında olan Mikva, “Nasıl Clinton bizim ilk siyahî başkanımızsa, Barack Obama da bizim ilk Yahudi başkanımızdır” diyor. “Onu tanımlamak için İbranice “neshuma”yı kullanıyorum” diyor Mikva ve açıklıyor: “Yahudi ruhu anlamına gelir. Annemin kullandığı bir tabirdir. Nereden geldiğini bilen, hassas ve sempatik bir karakteri simgeler”.

Obama, tabii ki, Hıristiyan. Göbek adı da Hüseyin. Başkanlık seçiminde, gayri resmi sonuçlara göre, Yahudilerin yüzde 78’inin ve Arap-Amerikan oyunuzun yüzde 70’ini aldı. Obama tüm oyların yüzde 52,8’ini toplandı.

Yahudi oyları Obama’nın için sıraya girmesi bir kenara, üç büyük İbrahimi din Obama’nın ruhu üzerinde hak iddia etse de, Güney Kanadı’ndaki başlangıcından  Beyaz Saray için cesur yürüyüşüne kadar siyasi kariyerinde Chicago Yahudilerinin birbirlerine bağlı ağı tarafından beslendiği ve seçilir kılındığı açıktır.

Mikva ve arkadaşı, eski Federal İletişim Komisyonu Başkanı ve Kennedy-dönemi Yeni Öncüllerinden Newton Minow başlangıçta oradaydı. Minow, Obama’yı ilk kez hukuk okuduğu Harvard’daki profesör kızı Martha’dan duydu. Sidley Austin’deki uzman danışman Minow, ona  bir burs ve ardından da white-shoe firmasında (WASP elitleri tarafından idare edilen hukuk firmaları) kadro önerdi. Ancak Obama, siyasete girmeyi planladığını söyleyerek reddetti.

Obama mezun olduğunda o zamanlar Washington’da ABD Yargıtay hakimi Mikva, onu prestijli katiplikle kandırmaya çalıştı ancak Obama onu da reddetti. Bu, Mikva’ya göre, cidden chutzpah’lık (İbranice küstahlık) gerektiriyordu.

Mikva ve Minow’un her ikisi de Obama’nın özel bir şey olduğunu hissettiklerini söylüyorlar. Bağlantıda kalabilecekleri bir nokta oluşturmuşlar.

Obama’nın Yahudi patronlar ve danışmanlar halkası 1992’de liberal aktivist (eski hazine bakanı ve alışveriş merkezi kurucusu Philip Klutznick’in kızı) Bettylu Saltzman’la tanışmasını sağlayan seçmen kayıt kampanyasına dahil olduğunda genişledi. Saltzman, Obama’yla tanıştığı anda onun bir gün başkan olacağını hissettiğini söylüyor. Benzer şeyler göre David Axelrod’la da tanışmasını o sağlamış.

Axelrod, Obama’nın önce beyaz liberallerin ve arkasından siyahların desteğini kazanması sağlayan stratejiyi tasarladı. İlk seçim bölgesinde Yahudilerin bariz bir ağırlığı vardı.

Mikva, “Yahudiler onu tanımaya başladıkça onun Mars’tan inen biri değil de akraba bir ruh olduğunu fark ediyorlardı” diyor.

Obama’nın Chicago evinin karşısındaki İshak İsrail Sinagogu’ndan Haham Arnold Wolf da diğer ilk destekleyicilerde. Mikva gibi o da, Obama’nın “Yahudi tarafını” görenlerden.

Wolf, “Obama hem hiçbir yerden hem her yerden, tıpkı Yahudiler gibi. Siyah, Beyaz, Amerikalı, Asyalı, Afrikalı, tıpkı bizim gibi” diyor.

Şu kesin ki Obama Yahudilerle çok rahat, özellikle Chicago’dan olanlarla. Axelrod, onun baş danışmanı olarak onun tarafında kalacak ve Cumhuriyetçi Rahm Emanuel de Beyaz Saray Genel Sekreteri olacak. Obama’yı 1990’ların ortasından beri tanıyan ve kampanyasının finans başkanı olarak çalışan milyarder Penny Pritzker’in adı yarıştan çekilene kadar hazine bakanlığı için geçiyordu.

Fakat Yahudiler her zaman onunla ilgili rahat değildi. Sivil haklar hareketi zamanında Yahudiler ve siyahlar arasında kurulan güçlü ittifak son yıllarda yıpranmıştı. Senatör Hillary Clinton, Yahudi seçmenler arasında çok daha popülerdi. Yahudilerin birçoğu şimdilerde Columbia Üniversitesi’nde olan eski Hyde Park komşusu Raşit Halidi gibi etkili Filistinli düşünürlerle yakın dostluğundan endişeliydi.

Mikva ve Minow, şüpheci Yahudi topluluklarını Obama’nın gerçek bir İsrail dostu olacağına ikna etmeye çalıştıkları günleri anımsıyor.

 “Çok umutsuzdu” diyor Mikva ve devam ediyor: “Hatırlıyorum bir keresinde ona adının İsrail’in ilk başkanı Chaim Weizmann olsa bile, sırf Cumhuriyetçi oldukları için bazı Yahudilerin ona oy vermeyeceğini anlatmıştım.”

Obama şaka yollu olarak kendisini Baruch Obama olarak tanıtsa fark edip etmeyeceğini sormuş. Savahilice (Afrika’nın doğusunda konuşulan dil) Barack’ın, İbranice Baruch’la aynı kökenden geldiğini ima ederek. Her ikisi de “bereket/inayet/esin/Tanrı’nın lütfu” anlamına geliyor.

Tüm başkanlık kampanyası boyunca Obama, Yahudi oylarını almak için gerekli olan dalkavukluğu yaptı ve söyledi. Mart’ta, güçlü İsrail yanlısı lobi organizasyonu AIPAC’a giderek hacı oldu. Orada, İsrail’in güvenliğine değişmez sadakat yemini etti. Haziran’da İsrail’e gitti ve orada İsrailli liderlerle poz verdi.

Yahudi oyları olmasa bile Obama, büyük Yahudi nüfusun yaşadığı New York, California ve Illinois gibi üç anahtar eyaleti götürebilirdi. Florida tamamen farklı bir hikayeydi.

Savaş meydanı eyalet Al Gore’a 2000 seçimlerine mal oldu ve Başkan George W. Bush’u 2004’te başkanlığa taşıdı. Florida’nın Yahudi nüfusu yaşlı ve daha muhafazakar. Florida Yahudileri, Obama’yı teröristlere bağlantısı olan gizli bir Müslüman olarak betimleyen internet karalama kampanyasının da hedef kitlesiydi.

Obama’nın kampanyası Florida’da çok harcadı. Ayrıca, genç Yahudileri büyük anne ve babalarını ikna etmesi için Florida’ya çekmek için şaka yollu bir internet kampanyası olan Sarah Silverma’nın düzenlediği The Great Schlep’ten büyük yarar sağladı.

Obama, Florida’yı kazandı. Seçim sonuçları Yahudi oyunun diğer yerlerle aynı oranda olduğunu gösterdi.

Ana Amerikan Yahudilerinin güvenini kazanmasından sonraki sorulacak soru Obama’nın İsrailliler ve Filistinliler arasında saygın bir uzlaşıyı nihayet tesis edecek bir başkan olup olmayacağı.

Mikva, “Bene deneyecek. Kalpleri doğru yerde olan başkanlarımız oldu, Clinton ve Carter. Fakat Obama’nın insanları bir araya getiren bir hali var” diyor.

Arap Amerikan Enstitüsü Direktörü James Zogby, Arap-Amerikalıların da Obama’nın büyük bir atılım yapacağından iyimser.

Zogby, Obama’nın temel konuların idrakinde olduğuyla ilgili olarak, “O anlıyor. Gerçekten anlıyor. Farklı toplumların uzlaşabileceğine inanıyor” diyor.