Ulusoy: 'Ölürüm de sattırmam'

U.N Ro-Ro İşletmeleri kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Ulusoy, "Bu milli filonun satılmasına arkadaşlarımla ben kökünden karşıyız. Bu satış yapılamaz” dedi.

banner227

Ulusoy: 'Ölürüm de sattırmam'

U.N Ro-Ro İşletmeleri kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Ulusoy, "Bu milli filonun satılmasına arkadaşlarımla ben kökünden karşıyız. Bu satış yapılamaz” dedi.

18 Eylül 2007 Salı 01:29
1726 Okunma
Ulusoy: 'Ölürüm de sattırmam'

'Ölürüm de sattırmam'

İSTANBUL (A.A) U.N Ro-Ro İşletmeleri kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Ulusoy, şirketin çoğunluk hisselerinin Kohlberg Kravis Roberts & Co. L.P'ye (KKR) satışına ilişkin olarak, “Borcumuz harcımız yok, 4 senedir kar dağıtımı yapıyor bu gemiler. Bunun için bu milli filonun satılmasına arkadaşlarımla ben kökünden karşıyız. Bu satış yapılamaz” dedi.

Ulusoy, bazı hissedarlarla konuya ilişkin düzenlediği basın toplantısında, satışa karşı olduklarını belirterek, satış sürecinin şeffaf olmadığını savundu.

2006 yılında şirket değerinin araştırılması için, şirkette yüzde 6 hisse sahibi olan şirket Üst Yöneticisi (CEO) Cüneyt Solakoğlu ve yüzde 2 pay sahibi Yönetim Kurulu Üyesi Erol Soylu'ya araştırma yapma görevi verildiğini anlatan Ulusoy, şunları kaydetti:

“Bunlar görüşmeleri yaptılar. 3 Eylül 2007'de bir toplantıya çağırdılar bizi. Sabah mahmurluğu, mukaveleyi okuyan olmadı zaten, bir kağıda 'imza atın' dediler. Biz de gayri ihtiyari imzayı attık. Fakat sonunda mukaveleyi okuduk ki mukavele tek taraflı. Yani bizim kendi adamlarımız, alacak firmanın avukatlığını yapıyormuş. Bize 'bu satıştan vazgeçerseniz sizi mahkemeye veririz, şunu yaparız, bunu yaparız' dediler. Ya bu nasıl bir şeydir, bizim adamımız bizi tehdit ediyor. Böyle bir şey olur mu?” Gemileri nakliyecilerin “ekmeği ve şerefi” olarak nitelendiren Ulusoy, Solakoğlu ve Soylu'yu ortaklıktan azletmek için notere başvuracaklarını söyledi.

Ulusoy, “Ölürüm de razı gelmem bu satışa. Çünkü bu filoyu bu hale nasıl getirdiğimi ben bilirim” dedi.

“Kamuoyunun, hatta askerlerin bile bu gemilerin satılmasını istemediğini” savunan Ulusoy, şöyle devam etti:

“Bir savaş olduğu zaman Türkiye'nin tanklarını bu gemiler taşıyacak. Sonra bu şirket Avrupa'da birinci sıraya oturmuş bir firma. Herkes 'evet' demedikten sonra bu gemiler satılamaz. Türkiye İhracatçılar Birliği de bana yazı yazdı, 'siz bu gemileri satarsanız Türkiye'nin ihracatı tıkanma noktasına gelir' diye. Çünkü kara yolu, bu ihracat-ithalatı karşılayamıyor. Borcumuz harcımız yok, 4 senedir kar dağıtımı yapıyor bu gemiler. Bunun için bu milli filonun satılmasına arkadaşlarımla ben kökünden karşıyız. Bu satış yapılamaz.”

“TAZMİNAT VERMEYE RAZIYIZ”

Saffet Ulusoy, rahatsızlığı dolayısıyla işlerden bir müddet uzak kaldığını, bu durumdan yararlanıldığını ileri sürdü. 23 eylülde satışa ilişkin kararın verileceğini anımsatan Ulusoy, “Bu milli filoyu elimizden çıkarmayız. O milli filo gittikten sonra Türk nakliye sektörünün gururlanacak 10 tekerli arabası kalır, başka bir şey kalmaz” dedi.

“Maaşlı memurlarının kendilerini mahkemeye vermekle tehdit ettiğini” öne süren Ulusoy, “Ben Citibank'ın adamıyla konuştum, 'imzalamazsak ne olur' diye sordum. 'Bir şey olmaz, yalnız Citibank bu işle uğraştığı için 15-20 milyon dolarlık bir tazminat gelir' dedi. 30 milyon dolarlık tazminat gelsin, biz buna razıyız. Biz onların mahkemelerinden korkmuyoruz” diye konuştu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı'nın “Ben bu gemileri alırım, bana sat” dediğini dile getiren Ulusoy, satışın kapalı gittiğini ve 4 kişi arasında gerçekleştiğini söyledi.

Ulusoy, “850 milyon avro taban fiyatı olan bir mal 910 milyona mı satılır? En az 1 milyar 200 olması lazım. Demek ki bu 4 firma arasında da bir anlaşma var” görüşünü dile getirdi.

“GEREKİRSE HALKA BEN AÇARIM”

Saffet Ulusoy, “kaç ortağın satışa karşı olduğu” sorusu üzerine de ortakların yüzde 10'unun paraya ihtiyacı olduğunu, yüzde 45'inin de kesinlikle satılmasını istemediğini ifade etti.

Ulusoy, “Ro-Ro işletmesi, nakliyecinin işletmesidir. Önemli olan hep kar dağıtmak değildir, adamların dertlerini de gidermek lazımdır. Lazımsa da o para, hissesini ipotek yapar, parasını alır işini görür. Yani bunu Ro-Ro İşletmesi yapar, daha olmadı halka ben açarım. Bu fiyatın iki mislini alırım. Gidip orada yabancı adama satayım bu hazır gemileri, bu olmaz. Çünkü Türkiye'de böyle bir filo yok” diye konuştu. İşletmenin yerli bir şirkete satılıp satılamayacağına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Ulusoy, milliyetçi bir insan olduğunu belirterek, “Hamdi Akın da şirketi almak istedi. 890 milyon avro olsa yine Hamdi Akın'a veririm, Çünkü Hamdi Akın bu gemileri çalıştırırken fiyatlara zam yaptığı zaman gelip bir araya derdimi anlatabilirim ama yabancı adama anlatamam” dedi.

Yeni Şafak

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa elmas 2007-09-18 12:30:40

her meslek önemlidir.Bunların sıralaması ise;

çalışma şartlarına ,

erbabına emanet edilen değerlere,

verdiği kararların,yaptığı işlerin, toplum ve insanlar üzerinde ne derece yönlendirici,katma değer üretici olduğuna,

erbabının yetiştirilişinde para kaygısı yerine işin doğru,ve topluma kama değer üretişine nasıl bakıldığına ve ne kadar emek harcandığına,ve yerine ikamesindeki güçlüklere ;

göre yapılır ve erbabları bu meslekleri icra ederken ne kadar olumludavranırlarsa mesleklerini yüceltirler.Ancak dikkat edilmesigereken ise;

Meslek icrasında olması gerekeni ihmal edip patrona göbekten bağlı olan ,vicdanının sesi yerine başka seslere kulak verenlerin sadece kişisel yanlış yapmış olacağını,

mesleklerin yaşayan tüm manevi şeyler gibi güzel kaldığını kabul etmektir.

Bireyi aşan kişisel yaşam amaçlarının ötesinde bireyin topplumlarına kazandırdıkları ve bu yolla yüceldikleri anlamından bakarsak;

Herkesin bağlı olduğu makam ve yerleri işgal eden kişilerde

yücelirler,ekmek verdikleri için ,vergi verdikleri için,mesleklerin saygınlıklarını korudukları için,emeğe ve insana değer verdikleri için...

Bizim de böyle insanlarımız var.Geçmişte ideal uğruna, zarar pahasına bayrak gezdirenleri gördük.Vehbi Koç ve onun gibileri gördük.Anadolunun isimsiz ekonomik kahramanlarını hala görüyoruz.

Bu bir övgü değildir.Sayın Saffet ULUSOY'un tavrı böyle idealist,milliyeçi tavırların devam ettiğini gösteriyor.

Globalizm ;evet kaçamayız.Rekabet;evet onsuz olmaz.İş yaratmak;şarttır.

Emeğe değer vermek ,sadece sıkışınca emeğin değerini hatırlamamak yücelik ve fedakarlıktır.

Hele ki; varolanı güçsüzün elinden dominantların marifetiyle ele geçirmeye çalışmadan, Uluslararası rekabette ülke geleceğini düşünerek şövalye gibi çalışmak...

Şövalyelerin önünde ancak saygıyla eğilinir.



























Avatar
S.Ali Biberci 2007-09-18 13:24:49

1980-1990 arası japonyadaki büyük krizde Bütün japon tersaneleri işsiz kalmış ve kapanma noktası gelmişti.Bu sırada Sanko elinde bulunan 5-6 yaşındaki capesize ve afromax lardan oluşan filosunu ,satışı

o günkü konjüktürde ticari olarak mantıksız olacak bir hız ve fiyat politakasıyla elden çıkararak japon tersanelerine yüklü miktarda siparişte bulunarak krizin çözülmesi için ilk sinyalleri verdirmişti.

Sanko yönetimine neden sorusu sorulduğunda Japonya güçlü olmazsa Sankonun güçlü varlığının anlamının kalmayacağı olarak açıklanmıştı.



50 yıldır finans fakiri olmayı aşamamış milli semayemizin

denizcilik sektöründe faliyet gösteren eskinin karadenizli aile şirketleri , yeninin kurumsal holdinglerinin tüm dünyayı saran neo liberal politikalarının estirdiği fırtınayıda arkasına alarak

ülkemizde kasırga estirmek istemektedirler.

Bunun aşılması için

yapılması gereken toplumun geniş kesimlerinin, özellikle de bilgi üretim ve edinme süreçlerinden sistematik olarak dışlananların STK ve üniversite bileşenleriyle birlikte yer alacağı modelleri ortaya koyabilmektir.

Toplumsal faydayı, kamusal çıkarı savunma retoriği bu yukarda belirtiğimiz grubun elinden alınmadıkça ;sosyal muhalifler yeniden toplum adına konuşma konumunu edinmedikçe; akademik elitizm ile piyasacı serbest pazar arasında sıkışmamanın bir yolu bulunmadıkça bunu başarmak da pek mümkün görünmemektedir.



Otoriter modernleşmeci devletlerde, devletçi elitizmin kalelerinden olan STK ları toplum, kendisine yönelik bir getirisi olmayan kendisinden uzak bir kurum olarak görmekte ve dolayısıyla savunmaya değer görmemektedir.

STK ların Neo liberal uygulamalar karşısında halen politik bir söylem oluşturamamış olmanın kendisinin her türlü ayırımı enlemesine kestiğini ve bu muhalifleri “etik kaleleri” muhafazanın ötesine geçememeye mahkûm etmiştir.



Ulusalcı bir söylem ile şaha kalkan “bölünmezlik” düsturunun “herkesin kendi bacağından asılması” ve “ gemisini kurtaran kaptan” ile iç içe geçmiş olması, her türlü açıklayabilme kabiliyetinin ötesinde çaba isteyen bir toplumsallık yaratmıştır ve muhaliflerin, bu toplumsallığın karşısında başka bir toplumsallığı tarif ettiğini söyleyebilmek zordur.

Avatar
sefık ay 2007-09-18 16:35:47

helal olsun allah saffet ulusoy ve onun gibi insanlara uzun ömürler nasıp eglesın.baskandan da bu gibi bır acıklama beklıyordum.işlerden uzak kaldıgından dolayı sirket uzerınde bırtakım oyunlar oynanıyor idi. ve cıktı ben ÖLMEDİM dedi.tebrıkler baskan allah seni basımızdan eksık etmesin.böyle ınsanlar dunyaya cok nadir gelıyor onların dedıklerını yapıp onların yolunda yuruyelim.basarı zaten kendılıgınden gelecektır. örn:un-roro işletmelerı a.ş kurucusu:saffet ulusoy (un -roro :avrupanın 1 numaralı roro sirketi.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176