Uğur Mengenecioğlu geri dönüyor

1980'lerin efsane armatörü Uğur Mengenecioğlu, Engin Deniz adıyla şirket kurdu. 10 milyon YTL başlangıç sermayeli şirketin merkezi Fındıklı'da.

banner227

Uğur Mengenecioğlu geri dönüyor

1980'lerin efsane armatörü Uğur Mengenecioğlu, Engin Deniz adıyla şirket kurdu. 10 milyon YTL başlangıç sermayeli şirketin merkezi Fındıklı'da.

30 Ağustos 2007 Perşembe 02:03
4255 Okunma
Uğur Mengenecioğlu geri dönüyor

Uğur Mengenecioğlu geri dönüyor

1980`lerin efsane armatörü Uğur Mengenecioğlu, Engin Deniz adıyla şirket kurdu.
 
1980`li yılların efsane armatörü, Erdal İnönü `nün bacanağı Uğur Mengenecioğlu armatörlüğe dönüş hazırlığı yapıyor. Mengenecioğlu, Engin Deniz Ticaret adıyla şirket kurdu. 10 milyon YTL başlangıç sermayeli şirketin merkezi Fındıklı `da. Şirketin yönetiminde Uğur Mengenecioğlu`na ilave olarak Murat ve Burak Mengenecioğlu görev yapıyor. Şirketin faaliyet alanı ise her türlü deniz vasıtası ve gemi inşa etmek, ettirmek. İşletmek, bakım ve tamirini yapmak, almak, satmak ve ithal ve ihraç etmek. Mengenecioğlu, 1987`de kurduğu ve bir zamanlar Türkiye `nin en büyük armatörlük şirketi olan UM Denizcilik`in sermayesinde yılbaşında artırıma gitti. Şirketin 3 milyon 500 bin YTL olan sermayesini 50 milyon 660 bin YTL `ye çıkardı. Mengenecioğlu ANAP Hükümeti `nin Devlet Bakanı İsmail Özdağlar `ın Yüce Divan `da yargılanmasını sağlamıştı. Özdağlar , Mengenecioğlu`ndan `25 milyon lira rüşvet almakla` suçlandı. Bakan arkadaşı Adnan Kahveci , Özdağlar `la yaptığı konuşmayı teybe aldı ve Başbakan Turgut Özal `a verdi. Yüce Divan , Özdağlar `a 2 yıl hapis, 30 milyon lira para cezası verdi. Özal , davada şahit olarak dinlendi.

Vatan

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metin Abraksaz 2007-09-01 00:44:26

platon'un mağarasındaki tutsaklar başlangıçta, yüzleri duvara dönük şekilde birbirlerine zincirlenmiş durumdadırlar. tutsakların arkasında bir ateş yanmaktadır. tutsaklar, karşılarında duran duvara baktıklarında, arkalarındaki ateşin oluşturduğu kendi gölgelerini ve ateş ile kendileri arasındaki nesnelerin gölgelerini görürler. sonra, arkalarını dönüp, gölge yaratan ateşi ve nesneleri görmeyi başarırlar. daha sonra da mağaradan kaçarlar, güneşin ışığı altında dış dünyayı ve sonunda güneşin kendisini görürler.



güneş, ışığında gerçeğin görüldüğü “iyilik” kavramını simgeler. şimdiye kadar görünmez olan dünyayı açığa vurur ve aynı zamanda hayatın da kaynağıdır. yani mağaranın içindeki dünya sahte, yanıltıcı ve gelip geçicidir. yine mağara, içinde yaşadığımız toplumu, tutsaklar ise bireyleri sembolize eder. tutsakların birbirine bağlandığı zincirler ise, toplumsal sistem ve ideolojilerin size dayattığı ve dünyayı bunların arkasından görmemeye zorlandığımız “lens”lerdir. dışarıdaki dünya ise saf, gerçek ve kalıcıdır.



ne tuhaftır ki, bu alegorinin yazımının üzerinden iki bin küsur sene geçmiş olmasına rağmen, hâlâ ateşe tapınmaktayız! güneşin ve ışığının sembolize ettiği iyilik ve gerçeklik kavramlarına sırt çevirip, kafileler halinde mağaralarımıza doğru uzun yürüyüşler tertipliyoruz. mağarada yanan ateş ve yarattığı gölgelerin gerçek dışılığı içerisinde yaşamaya şehvetli bir arzu duyuyoruz. acaba, topyekün “gerçek”i mi, yoksa sadece kendi gerçekliğimizi mi katlanılmaz buluyoruz? işin en tuhaf yanı da, güneşten süzülüp mağaraya girenlerin, yeniden dışarı çıktıklarında, mağarada geçirdikleri zamanın kendilerine verdiği hazzı kimi zaman tamamen yadsıyarak kimi zaman da bu hissi küçümseyerek, tercih ettikleri sahte gerçekliği inkâra meyilli oluşları. dolayısıyla, insanloğlunun ikiyüzlülüğü güneşin altında da ateşin önünde de “tek ve bir”!

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176