"Denizcilikte Yaşanan Kriz Uvertür"

Arkas'ın Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, denizcilikte krizin bir yıldır ötelendiğini, asıl sorunun bundan sonra yaşanacağını söylüyor.

banner106

"Denizcilikte Yaşanan Kriz Uvertür"

Arkas'ın Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, denizcilikte krizin bir yıldır ötelendiğini, asıl sorunun bundan sonra yaşanacağını söylüyor.

26 Ekim 2009 Pazartesi 09:59
2000 Okunma

Denizcilikte yaşanan kriz uvertür, aryayı 2010 yılında dinleyeceğiz

Dünya deniz ticaretinde 34'üncü sırada olan, Türkiye'nin deniz taşımacılığının yüzde 57'sini gerçekleştiren Arkas'ın Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, denizcilikte krizin bir yıldır ötelendiğini, asıl sorunun bundan sonra yaşanacağını söylüyor. Arkas, "Bugüne kadar yaşanan üvertürdü, arya yeni başlayacak" diyor.
 
Eski Doğu Almanya'nın küçük bir sahil kasabasındayız. Duvarın yıkılmasının ardından tersanesiyle ayakta kalmaya çalışan bu kasabanın ekonomisinde bir Türk şirketinin hayati önemi var. Dünya deniz ticaretinde 34'üncü sırada olan, Türkiye'nin deniz taşımacılığının yüzde 57'sini gerçekleştiren Arkas'ın... Arkas'ın Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, 1995'ten sonra sektörde gemi alarak büyümek istemesiyle keşfettiği Wolgast kasabasında 10 yılda tam 16 gemi yaptırarak bu kasabaya 400 milyon dolara yakın gelir sağlamış.

Arkas, hafta sonu son gemisini teslim aldı, bizim de Almanya'nın bu ücra kasabasında bulunma nedenimiz bu. Bu teslimatın tersane için ne yazık ki kötü bir anlamı var. 800 kişinin çalıştığı tersane kapanmanın eşiğine geliyor. Çünkü kriz nedeniyle Arkas, daha önce verdiği 4 geminin siparişini iptal etmiş. Bu durumda devlet desteğiyle ayakta duran tersanenin yaşaması artık zor.

Kasabanın bankacıları, işadamları arasında el üstünde tutulan Lucien Arkas ile törenler sırasında sohbet ettik. Tabii konunun merkezinde global kriz vardı. Arkas, denizcilikte krizin bir yıldır ötelendiğini, asıl sorunun bundan sonra yaşanacağını, "Bugüne kadar yaşanan üvertürdü, arya yeni başlayacak" sözleriyle özetliyor. Son günlerde navlun fiyatlarında herhangi bir artış olmadığını, borsa ve petrol fiyatlarındaki artışın ise spekülatif olmasından endişe ettiğini söyleyen Arkas, "Yeni bir balonu kaldıramayız. Reel sektörde hareket yok. 2012'den önce kriz bitmez" diyor.
 
Önce Arkas'ın kuruluş öyküsünü anlatır mısınız?

Ailem 1711'de Marsilya'dan İzmir'e gelmiş. Yani önümüzdeki yıl İzmir'e gelişimizin 300'üncü yılını kutlayacağız. Arkas'ın tarihi aslında 1902 yılına kadar uzanıyor. Ticarete önce dedem atılıyor. Babam 1930'larda şirketi devraldı, 1944'te gemi acentalığı yapmaya başladı. 1964'te ise ben devraldım. 1978 yılında ise konteyner taşımacılığının hareketlenmeye başladığını gördüm. Gemi almak istedim ama çok sıkıntılar yaşayınca vazgeçtim. Konteyner taşımacılığı dünyada hızla geliştiği için ise 1995'te tekrar gemi işine girdim.
 
Siz başlayalı 45 yıl olmuş. Başladığınızda kaç kişi çalışıyordu şimdi Arkas'ın büyüklüğü nedir?

Ben bir çalışanla başladım. Gemimiz hiç yoktu. 1999'da siparişlere başladığımda ise 8 çalışanım vardı. Bugün Türkiye'de 5 bin, yurtdışında 600 kişi çalışıyor. Gemi sayımız 27 oldu. Bu büyümenin sırrı biraz yaratıcı olmak, ihtiyaçlara göre yatırım yapmak. İş yaptığımız insanlara her zaman aynı kalitede hizmet vermek. Mahkemesiz, kavgasız insanlarla barışık bir çalışma.
 
Büyümeye karar verdiğiniz yıllara baktığımızda 1999'da Türkiye'de kriz var. Bugün de ciddi bir kriz yaşanıyor.

Kriz döneminde sakin davranmak, planlama yapmak lazım. Diyelim ki bugün kriz var ve iki sene sürecek. Bu iki seneyi nasıl geçireceğimizi planlamamız lazım. Bu krizde de dökülen çok olacak. Çünkü doğa yanlış yapanı eliyor. Esas güç tüm fırtınalara karşı ayakta kalabilecek yapıyı kurmak. Krizlerde kim direnirse o kazanır.
 
Yaşadığımız kriz en büyük darbelerinden birini denizcilik sektörüne vurdu. Aslında sektörde 2006'da kriz geliyor yorumları yapılıyordu. Neler oldu?

Aslında sektörde 2006 değilde krizi 2009 yılında bekliyorduk. Çünkü iki sene o kadar güzel dönemler yaşadık ki. Navlun fiyatları bin 500 dolarlara kadar çıktı. Navlunu fazla yükseltmeyin diye ricalar geliyordu. Bu artışı gören armatörler de birbiri ardına gemi siparişleri vermeye başladı. Bu ilavelerle büyük gemilerin kapasitesi yüzde 50 arttı.

Dünyadaki gemilerin boyları büyüdü. Ne gerek vardı. Ben daha büyük yapacağım, daha ucuz olacak. İyi kır fiyatı o zaman tamam. Bu yüzden çorap söküğü gibi aşağı doğru gitti. Kuru yani ancak aşırı gemi siparişleri oldu. Bu yüzden zaten krizin gelmemesi mümkün değildi. Matematiği bilen herkes biliyordu bu durumu. Kimi daha az kimi daha çok ama herkes günahkâr bu işte.
 
Yani sıkıntı finansal krizden önce başladı...

Zaten siparişlerin artmasının nedeni piyasadaki para bolluğuydu. Bu balon büyüdü. Sonra birden bire 2008'in temmuzunda finansal kriz patladı. Bu finans krizi, denizcilik krizini bir sene öne çekti. Sektör taş gibi düştü. Herkes yumuşak bir iniş bekliyordu. Ağır ağır toparlarız diyordu. Birden bire 6 ayda yüzde 70 kaybetti. Büyük bir oran. O zaman sektör şoka girdi.
 
Krizin neresindeyiz?

Kriz uzun vadeli. Ancak artık bundan kötü olmaz. Bundan sonra yatay bir uzantısı olacak. Ufak artçıları çok olan bir deprem gibi. Ama ölümcül değil. Tabii yeterki daha önce bir hastalığa maruz kalmamış olsun. Denizcilikte krizin bitmesi için finans krizin bitmesi lazım. Bu bitmiş değil. Türk bankalarından bahsetmiyorum. Türk bankaları zaten 2001'de dayaklarını yemişlerdi. Bankalar şimdi daha toparlanamaz. Aldıkları paraları kendilerine tutuyorlar, kendi yaralarını sarmak için. Bizler elle dokunulur şeyler taşıyoruz. Reel sektör tekrar düzene girecek, biz de yavaş yavaş toparlanacağız.
 
Ne zaman başlar toparlanma?

2012'de harekete geçeriz. 2010'da belki reel sektör kıpırdar. Ne kadar onlar erken başlarsa biz de başlarız. O da ABD'den başlayacak başka çare yok. ABD'li o kadar korktu ki hepsi tasarrufa kaçtı. Hiç tasarruf etmeyen insanlar tasarruf ediyor. Biraz para biriksin, içi rahat etsin sonra harcamaya başlar. Bir senesini alır bu da. Onlar harcayacak birileri de ona satacak. Biz de bunu taşıyacağız.
 
 
GEMİCİLERİN EGO HASTALIĞI VAR
 
Siparişler ne durumda?

Denizcilikteki problem şu. Siparişler var ama bankacı ben sana para vermem, diyor. Kaça işleteceksin ki bu gemiyi de bana bu parayı geri ödeyeceksin diyor. O zaman tersane ile ters düşüyor sipariş veren. Para bulamıyorum diyor. Ya peşinatını yakacak ya tersane ile kötü olacak. Ya da müsade alıp bir iki yıl öteleyecek siparişini. Yani tersane sahibi de iki gözü iki çeşme.
 
Bir yıl böyle geçti zaten. Friedman denizcilikte krizin yeni başlayacağını söylüyor. Katılıyor musunuz?

Denizcilikte daha operanın üvertürünü dinledik. Şimdi aryalar başlıyor. Erteleyince ne oluyor, krizi uzatıyorsun. Çünkü şimdiye kadar ölen ölür kalan kalırdı. Şimdi o uzattı, bu uzattı teslimatlar 2012-13'e kadar kaldı. Şimdi diyoruz ki 2013'e kadar dünya ticareti canlanır, absorbe ederiz. Krizin ne kadar süreceğini bilmek için müneccim olmak lazım. Kaç tersane buna dayanıp dayanamayacak, kaç armatör kalacak göreceğiz.
 
Sektör göz göre göre niye bu plansız büyüme yanlışını yaptı? Bundan sonra ne olur?

Bu gemicilerin bir hastalığı var, ego hastalığı. Ben, sen hastalığı oluyor. Seninki büyükse benimki seninkinden daha büyük olmalı. O zaman gidiyorlar 'O aldı, ben de alayım' diyorlar. Bu devasa gemileri doldurmak mümkün mü. Artık aynı büyümeleri beklemiyoruz. Sünger bu suyu ememez.
 
Son aylarda navlun fiyatlarında hareket başladı, kriz bitiyor gibi iddialar var. Öyle mi?

Beni endişelendiren bir şey var. Borsa çıkar, yok varilin fiyatı çıkar. Ama hiçbir sebep yok. Yeni bir balon gibi görünüyor. İkinci balona ne kadar tahammülümüz olur, bilmiyorum. Çünkü reel sektörde yaprak kımıldamıyor. Navlun fiyatları artmıyor. O kadar düşürmüşlerdi ki fiyatı yani yerde sürünüyordu. Uzakdoğu'dan navlunsuz geliyorlardı sadece indir bindir parasına, yakıt parasına. Şimdi üç beş kuruş aldıklarında mutlu oluyorlar. Atını kaybedip bulunca mutlu olursun ya öyle bir şey. Kapasite fazlası var. Kriz olmasaydı belki daha hafif atlatırdık. Yine krizimiz vardı ama atlatırdık. Şimdi iş katlandı bitmeyince de ikisi beraber ateşle barut oldu.
 
Türkiye'de denizcilik sektöründe nasıl yaşanıyor kriz?

Krizden tabii ki Türkiye'de nasibini aldı. Dünyada gemi yapımı çok para edince herkes tersane aradı. Türkiye'de de kapasite vardı. Bunun üzerine herkes tersane yapmaya yöneldi. Onlar da denizciler gibi davrandı. Ama tersane yönetmek de çok zor bir iş. Siparişin var, durduramıyorsun. Gemiyi çok çok limana götürürsün, bekletirsin.

Tersane öyle değil. Bir sürü kontrat yaptığnız insan var. Bir tersane bir montaj atölyesi gibidir. Araba fabrikası gibi. Yan sanayiden alır. Siparişleriniz var yan sanayiden ne yapacaksınız şimdi? Durdurmak çok daha zordur. Bizim tersane arazimiz vardı Yalova'da, iki sene önce çok fazla tersane var diye vazgeçtim. Durdu. Ben üç sene önce durdurdum. Bir şey moda oldu mu böyle, bir ürün para etsin herkes aynı ürüne yöneliyor. Arz talebi dengeleyecek bazı kıstaslar koymak lazım.
 
 
İddiaya girerim liman düzelsin İzmir eskisi gibi olur
 
İzmirli bir firma olarak İzmir neden gelişmedi?

İzmir gelişmedi değil. Ama Marmara bölgesi çok gelişti. O 5 santim, Marmara 25 santim uzadı. Gözükmüyor. İzmir sanayileşmede geç kaldı. Çünkü sanayi tüketim bölgesinde oluyor. Mesela araba yüzde 50 istanbul'da satılıyor. Ulaşım ucuz olsa, ben trenle gönderebilsem o farkı kapatabilir. İzmir'in ulaşımı yetersiz. Daha yeni yol yapılacağı söyleniyor. O zaman hepimiz İstanbul'da kümeleştik. Gemi olsa batar. 70 milyon burada yaşayacak halimiz yok. Çözüm ulaşım. Bu kadar basit. Sadece teşvik vermek yetmez.

Bir de İzmir'in zengini eski asilzadelerdir. Risk almayı fazla sevmezler. Çünkü kaybedecek bir şeyleri var. İstanbul'a kapak atanlar ise Anadolu'dan gelenler. Kaybedecek bir şeyleri yok. Onların içinden batanları tanımıyoruz zaten. Ancak kazananın tarih yazdığını bilir herkes. O zaman can havli ile bir şeyler yaptılar, risk aldılar. İzmir İzmirli kaldı. Ama artık herkes maliyet peşinde. İzmir daha katma değerli ürünler yapılabilir. Bir kere eski paraları bitirmeleri lazım. Para kazanma hissi doğsun.
 
İzmir Limanı da bir türlü satılamadı. İhaleyi kazananlar 45 gün ek süre alacakmış...

Eğer özelleşemeyecekse ki özelleşemeyecek gibi görünüyor. İşi uzatmaktan öte bir şey olmaz. Devlete kalacaksa devletin kendi yatırımlarıyla o limanı ayağa kaldırması lazım. Tekrar ihale üç sene sürer. Buna vakit yok. İzmir'in limanı eksik. İzmir'in tarihini okuyun. İzmir limanı olduğu zaman İzmir oldu. İstediğiniz iddiaya girerim liman, demiryolu ulaşımı düzelsin İzmir eskisi gibi olur.
 
 
Orta tabakanın keyifle içeceği şarap yapacağım
 
Yeni bir heyecanınız var. İdol Şarap'ın bağlarını aldınız. Hedefiniz ne?

Şarapçılığa Ekrem Demirtaş'ın öncülüğünde bir girişim grubu ile girdik. 1200 dönüm bağı vardı ve yeri çok güzeldi. Çoğunluk hisselerini almak istedim. Satarlar mı diye sordum. Bir yerde tek bir parça bağ bulmak mümkün değil. Buralarda 1500 sene önce zaten şarap yapılıyormuş. Herkes satmak istiyormuş. Şarap uzun vadeli bir iş. Bu yatırım iyi senelerde düşünülmüş. Benim yapmak istediğim iki tür şarap. Biri kaliteli bir şarap, esas yapmak istediğim ise orta tabakanın keyifle içebileceği, fazla pahalı olmayan bir şarap. Bu bölgede 16 çeşit üzüm var. Kupaj yapacağız. Bir Fransız, bir İtalyan önolog var. Avrupalıya satacaksan Avrupa standardında olmak lazım.

Avrupa'da bir sistem var, bağ tadımı. Ben de yapacağım. Alıştırırsam satarım da. Şimdi herkes teklif veriyor. Kasımın 10'unda seçeceğim. Şaraba ilgim kökenlerimden geliyor galiba. Marsilya'dan gelmişiz. 45 senedir gemilerle uğraşıyorum bir de hobim olsun istedim.
 
Türkiye'de iyi şarap var mı?

Şimdi bir güzel şarap yaptılar mı fiyatı bindiriyorlar. Tamam vergisi var ama iyi bir şarap yaptın diye hemen roketlemeye gerek yok. İçme diyorsun insanlara. Yaptığınız işin hakkını vereceksiniz. 45 senedir gemilerle uğraşıyorum ama arada değişik bir şeyle uğraşamıyorum diyorum.
 
 
Gemiye Türk Bayrağı İstiklal Marşı ile çekildi

Arkas, 1.604 TEU kapasiteye sahip Bernard A gemisini filosuna katarak 2009 yılı için planladığı gemi inşası yatırımlarını tamamladı. Arkas filosundaki gemi sayısı 27'ye, taşıma kapasitesi ise 32.227 TEU'ya yükseldi. Arkas'ın diğer 26 gemisinde olduğu gibi M/V Bernard A gemisi de Türk bayraklı. Gemi Türk bayrağına geçmek için ilk seferini Türkiye'ye yaptıktan sonra Akdeniz ve Karadeniz sularında hizmet verecek. Almanya'da teslim alınan gemiye Türk bayrağı İstiklal Marşı ile çekildi.

Türk deniz taşımacılığının önde gelen şirketlerinden Arkas, M/V Bernard A isimli Türk bayraklı yeni gemisi ile toplam gemi sayısını 27'ye, toplam taşıma kapasitesini ise 32.227 TEU'ya çıkardı. Lucien Arkas, gemileri neden Türkiye'de değil de Almanya'da ürettirdiklerini ise şöyle açıkladı:

"1999'da Türkiye'de teknoloji çok gelişmiş değildi. Kredi imkanı da yoktu. Bu tersanede kolaylık ve kredi imkanı sağladılar. Sipariş verdik. Ardından devam ettik 16 gemi inşaa ettirdik. Burada kalite çok iyi. Çin'de cazip fiyatlar olmasına rağmen burada devam ettik. Çünkü bu gemiler kendimizin evladiyelik olmasını istiyorum. Bu geminin kredisini geçen senenin aralığında çözmüştüm. Eyalat tersaneye destek verdi problemsiz bitirdik."
 
 
Lucien Arkas kimdir

Lucien Arkas, 1945 yılında İzmir'de dünyaya geldi. İzmir St. Joseph Fransız Lisesi'nden mezun oldu. Dedesi Gabriel J.B. Arcas'ın 1902 yılında ithalatçı firma olarak kurduğu Arkas'ın başına 1964 yılında 19 yaşındayken geçti. Bugün deniz taşımacılığı ve lojistik sektöründe Türkiye'nin lider firmalarından biri haline gelen Arkas Holding'in Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yapan Lucien Arkas, Türk-Avusturya ekonomik ilişkilerine yaptığı katkılar ve hizmetler nedeniyle Avusturya Cumhuriyeti Büyük Gümüş Hizmet Nişanı, kültür ve eğitim koruyuculuğu konusunda gösterdiği çalışmalarla Fransız Ordre National du Merite Nişanı, Fransa Légion d'Honneur Ulusal Liyakat Nişanı ve İtalya Cumhuriyeti Şövalyelik Nişanı'na layık görüldü.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176