BATINAK Türk Bayrağında diretiyor

Meriç Ipekkan ve Ertan Sevdişan tarafından 1989 yılında kurulan Batinak 2000 senesinde büyük bir atılımla 2 tane gemi birden aldı.

BATINAK Türk Bayrağında diretiyor

BATINAK Türk Bayrağında diretiyor

Meriç Ipekkan ve Ertan Sevdişan tarafından 1989 yılında kurulan Batinak 2000 senesinde büyük bir atılımla 2 tane gemi birden aldı. Daha sonraları navlun piyasasının ve denizciliğin birden yükselmesi, 2004-2005 senelerinde firmanın liman yatırımı yapmasına olanak sağladı. Yönetim Kurulu Başkanı Tuna İpekkan şu anda Türk denizciliğine 6 gemi ile hizmet verdiklerini söyledi. Ipekkan Ekonomik Çözüm'e konuştu.

Şu anda size yeterli geliyor mu 6 gemi?

Açıkçası yeterli gelmiyor. Çünkü çok fazla yük talebi var. Ama biz bu talepleri sadece kendi gemilerimizle karşılamıyoruz. Mesela bazen 2-3 senelik bazı kontratlar geliyor, onları almak istiyoruz ama gemilerimizin durumu uygun olmayabiliyor. Bu durumda yıllık bazda kontratlarla, dışardan başka armatörlerin gemilerini kiralamak suretiyle servis veriyoruz. Chartering, brokering, gemi acenteliği gibi konularda faaliyet gösteriyoruz.

GÜLLÜK LİMANI

Bu faaliyetlerden biraz bahseder misiniz?

Chartering, kaba tabiriyle kiralama demek. Yani bir yük sahibi sizi arar, siz de ona uygun şartlarda gemi verirsiniz. Veya bir gemi sahibinin gemisine yük verirsiniz. Buna kabaca Chartering - Kiralama Servisi deniliyor. Acentelik ise Türkiye'ye gelen, Türk Boğazlarımdan geçen, Türk veya yabancı herhangi bir armatörün gemilerine temsilcilik yapmak, Türkiye sınırlarında onun adma hareket etmek anlamına geliyor. Bunun haricinde biz Güllük Liman tşletmeciliği'nin d* ortağıyız. Orada da yükleme boşaltma hizmetleri, tahmil tahliye, stoklama gibi hizmetler veriyoruz.. Bunun haricinde Iasos Denizcilik, Gülmar Denizcilik, Gülnak Denizcilik var. Bunlar da armatörlük şirketlerimiz. Batmak Denizcilik haricinde saydığım şirketlerin hepsinde Nevzat Balkır, Ertan Sevdişan ve ben olmak üzere 3 ortağız. Sadece Batınak'ta Ertan Bey'le birlikte 2 ortak olarak hizmet veriyoruz.

İzmir Limanı'nın özelleştirilmesi sürecini ve sonuçlarını değerlendirebilir misiniz?

öncelikle Arkas'ın bu özelleştirmeyi alamamasına üzüldük. Çünkü denizcilikten gelmiş ve bu kadar tecrübesi olan bir firmanın, Alsancak Limanı'm yönetmesi herkes için çok iyi olacaktı. Sonuçta bir ihracatçı malını limana kadar getiriyor, ondan sonra bırakıyor. Gemi nasıl yanaşır, nasıl kalkar, nasıl istif yapılır? Bunları bilmiyor ihracatçı. Ama denizcilikle uğraşan bir firma bunu bilir. Ama yine de bu şekilde de yürüyecektir bence. Neticede özelleşmesi kesinlikle çok iyi oldu.

Özelleştirmeden önce limanda ne gibi problemler vardı? Aslına bakarsanız çok fazla problemler vardı. Gemiler aksıyordu, işçiler problem çıkarabiliyordu, çalışmıyorlardı. Yönetim olarak da aksaklıklar oluyordu, bürokrasi çok fazlaydı.

KİRALAMADA SIKINTILAR

Peki genel olarak ne gibi sektö-rel sıkıntılarınız var ve çözüm yolları nelerdir sizce?

Önce kiralama konusunda yaşadığımız sıkıntılardan bahsedeyim. Kiralamada, şu anda piyasanın çok yüksek olmasından kaynaklanan bağlantı sıkıntıları var. Navlunların yüksek olmasından dolayryüklerc gemi bulmakta zorlanıyoruz açıkçası. İşin armatörlük kısmındaki problemlerimiz de çok fazla. Çünkü geminin teknik aksaklıklarıyla uğraşmak, personelle ilgilenmek, kısacası gemi işletmek hakikaten çok çok zor bir şey. Denizin ortasında bir anza olduğunu düşünün, buna müdahale edemiyorsunuz. Bütün sermayeniz orada yüzüyor! Dolayısıyla armatörlük kısmı gerçekten zor. Genelde sektördeki bir çok firmanın ortak görüşü, personel sayının yetersiz oluşu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Evet, maalesef gemilerde personel yetersizliği var. Bu da en büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi. Onca okul var, ama yetmiyor. Biz şu anda Türkiye'de, Türk Bayrağı'na direnen ender armatörlerden bir tanesiyiz. Tabi bu biraz duygusal bir olay, ticari düşünmüyoruz o açıdan. Ancak bu sıkıntılardan, özellikle de Vergi Dairesi'nin izmir'de çıkardığı bir takım zorluklardan ve bürokratik engellerden dolayı gerçekten çok zorlanıyoruz. Meselâ biz bir gemimizi İzmir Limanı'na kaydettirmek istedik, 6 ay sürdü! Bu çok uzun bir süre. Bunun nedeni de İstanbul'daki bürokrasi, devlet dairelerinden kaynaklanan gecikmeler ve aksaklıklar. Bunun haricinde de, gemilerde Türk personel çalıştırma zorunluluğumuzun olmasından dolayı kaptan bulmakta, kalifiye zabitan bulmakta zorlanıyoruz. O yüzden de ciddi ciddi Türk Bayrağı'ndan ayrılmayı düşünüyoruz diyebilirim. Tabi bu henüz verilmiş bir karar değil. Ancak bu şekilde giderse, hem maddi hem manevi açıdan çok zorlandığımız için, yabancı bayrağa dönme gibi bir durumumuz olabilir. Elbette ki yabancı personel çalıştırmanın da kendine göre bir takım zorlukları var. Ama bu bir değerlendirme meselesi.
 
Karada çektiğimiz zorluklar, denizde çekilen zorluklar bir teraziye konulur, ileride buna göre karar verilebilir.

PERSONEL YETERSİZLİĞİ

Türkiye'de denizciliği daha iyi yerlere taşıyabilmek için neler yapılması gerekiyor size göre?

Öncelikle bu personel yetersizliğinin bir an önce çözülmesi lâzım. Bunun için de üniversitelerde denizcilikle ilgili bölümlerin çoğaltılması gerekiyor, örneğin 10 tane yeni üniversite açılacaksa, bunun en azından 3 tanesi denizcilikle ilgili olmalı. Bu konuda kim ne derse desin bence Yunanistan'ı kendimize Örnek almalıyız. Çünkü denizcilik sektöründe muazzam ilerlemiş vaziyetteler. Bu da denizi sevmek, denizi anlamaktan ileri geliyor. Dolayısıyla biz kendimize bir sistem yaratacağımıza, "Nasıl bu noktaya gelmişler?" diyerek, onların sistemini kendi bünyemize adapte etmeliyiz bence. Meselâ Yunanistan'da bir gemi alıp, bir bayrak çekmek çok kolay. Kimse sizi başka bir ülkenin bayrağını çektiğiniz için eleştirmiyor, hainlikle suçlamıyor. Ama bizim ülkemizde bu biraz antipatik oluyor. Elbette biz de Türk Bayra-ğı'ndan ayrılmayı hiçbir zaman istemeyiz ama devlet bizi teşvik etmiyor. Yeterli desteği vermiyor. Biraz da Türkiye 'deki tersaneler ve tersanecilikle ilgili görüşlerini alabilir miyiz? Bence bir tersane de, en az bir liman kadar devlete gelir sağlayan bir yatırımdır. Bu konu da bir şekilde iyileştirilmeli, tersane yapılacak alanlar bulunmalı. Etüt edilip ortaya çıkarılmalı. Çünkü Türkiye'de tersane işini yapabilecek, tersaneye yattrtmyapabilecek kapasitede çok fazla insan var. Ama devlet bize yer göstermediği için yapamıyoruz. Kendi gemilerimizi Türk tersanesine götürüyoruz, bize bile 5-6 ay sonrasına gün verdikleri oluyor. Yani tersaneciliğe de devletin biraz el atması lâzım.

Türkiye'nin bir Denizcilik Bakanlığı'na İhtiyacı var mı sizce?

Kesinlikle var. Ulaştırma Bakanlığından kesinlikle ayrılması lâzım. Bence havayolları, karayolları ve denizyollarının hepsinin ayrı bakanlığı olması gerekiyor. Çünkü hepsine yetişmek mümkün değil.

Babadan gelen mesleğiniz olmasaydı, yine de bu mesleği seçer miydiniz?

Seçerdim. Daha 4-5 yaşlarındayken bile kaptan olmak istiyordum. Denizciliği amatör olarak da çok seviyorum. Balık tutmayı da, yüzmeyi de çok seviyorum, denizi çok seviyorum! O yüzden kesinlikle bu mesleği seçerdim.

Sizi sektördeki diğer şirketlerden ayıran özellikleriniz nelerdir?

İzmir'de bizim hizmet verdiğimiz konuların tümüyle ilgili faaliyet gösteren şirket çok fazla değil, sayılıdır. Hem limanı, hem gemisi, hem de acenteliği olan firmalar çok yok. Bizimle birlikte "Nemtaş" var, "Kerman Trans" var, bir de "Arkas" var benim bildiğim kadarıyla. Ama bizim de güç olarak iyi yerlerde olduğumuzu söyleyebilirim. Çok fazla risk almıyoruz, sağlam adımlarla ilerliyoruz.

Türkiye'deki yaklaşan seçimin, uygulanan politikaların ve siyasi belirsizliklerin sektörünüze olumsuz bir yansıması oluyor mu?

Dünya piyasasıyla bizim ülkemizdeki seçimin pek bir alâkası yok. Yani bizim seçimle hiçbir ilgimiz yok açıkçası. Sadece şunu söyleyebilirim: Biz dolar kazandığımız için, doların yükselmesi veya alçalması bizi etkileyebiliyor. Doların düşmesi, gemilerimizin burada yaptığı Türk Lirası harcamalarını arttırıyor. Yani ancak bu şekilde bir etkisi olabiliyor.

İlerleyen dönemlerde yapmayı planladığınız yatırımlarınız var mı?

Evet, yeni yatırımlar yapmayı düşünüyoruz. Fakat daha önce de söz ettiğim gibi gemi fiyatlarının, piyasanın ve navlunların çok yüksek olması, gemi değerlerinin de otomatik olarak yükselmesine yol açıyor. Çok fazla yük talebimiz var. Bunları da kendi gemilerimizle karşılayamadığımız için, pek yapmak istemesek de dışarıdan gemi bağlamak zorunda kalıyoruz. Yani şu aşamada bir gemi alım projemiz var. Aslında bunun için yanlış zaman, ama almamız gerekiyor. Piyasa biraz daha düşerse 13-14 bin tonluk bir gemi almayı düşünüyoruz.

H.Merkezi/Ekonomik Çözüm

YORUM EKLE
YORUMLAR
aybike yanar
aybike yanar - 11 yıl Önce

ilk stajımı Batınak denizciliğin İasos gemisinde yapmıştım.. gerek seferlerin düzenliliği gerek gemide çalışan personelin sürekli personel olması.. gemilerin bakımı için hiç bir masraftan kaçılmaması.. kumanyanın iyiliği ve çalışma ortamının huzuru açısından bayan zabitlerin tercih edebileceği çok iyi bir firma.. başarılarının daim olmasını dilerim

memati
memati @aybike yanar - 5 ay Önce

stajtan para aldınız mı uzun yol stajı mı anlatılr mısınız

hüseyin sami  çelebi
hüseyin sami çelebi - 11 yıl Önce

bir izmirli olarak izmirde böyle bir firmanın yer almasından son derece gurur duyuyorum.sayın armatör yaklaşımlarında son derece haklıdır.bu camia kalifiye personel sorununu denizciliğin ilk günlerinden beri çözememiştir.uluslar arası sularda bu işisürdüren denizcinin personel sorunu yaşamaması,buna mesai sarf etmemesi gerekir.ancak bayrağın getirdiği zorunlulukj bunu engellemektedir.persneldeki istikrarsızlığın armatörlere kaybettirdiği maddi kayıp saymakla bitmez.yinede gönülden türk bayrakta kalmasını ve işsizliğe bir nebze kendi kurallarımız çerçevesinde çözüm bulmasını arzu ederdim.tabii personel teminindeizmire denizcilerimiz pek alışık değil.onlar bu işin piyasasını istanbul ile sınırlı sanıyor,bu bir handikap tabiiki.başarılarının devamını temenni eder saydgılar sunarım. h.sami çelebi

banner112
SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176

banner190