(Özel Haber) Obezite cerrahisinde “donanımlı merkez” vurgusu

Bülent Ecevit Üniversitesi Obezite ve Diyabet Uygulama ve Merkezi Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, ömür boyu sağlığı etkileyecek olan obezite cerrahisinin iyi donanımlı merkezler tarafından yapılması gerektiğini vurguladı.

banner106

(Özel Haber) Obezite cerrahisinde “donanımlı merkez” vurgusu

Bülent Ecevit Üniversitesi Obezite ve Diyabet Uygulama ve Merkezi Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, ömür boyu sağlığı etkileyecek olan obezite cerrahisinin iyi donanımlı merkezler tarafından yapılması gerektiğini vurguladı.

12 Haziran 2017 Pazartesi 12:17
203 Okunma
(Özel Haber) Obezite cerrahisinde “donanımlı merkez” vurgusu

Bülent Ecevit Üniversitesi Obezite ve Diyabet Uygulama ve Merkezi Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, ömür boyu sağlığı etkileyecek olan obezite cerrahisinin iyi donanımlı merkezler tarafından yapılması gerektiğini vurguladı.

Değişen yaşam şartlarıyla dünyada ve Türkiye’de önemli bir sağlık sorunu haline gelen obezite, küçük yaştan itibaren sağlığı olumsuz etkiliyor. Hızlı ve çabuk tüketilen besinlerin yanı sıra çok kalorili beslenme alışkanlığına fiziksel aktivitenin azalması, hareketsiz yaşamın da eklenmesi, obezite ve diyabet hastalıklarının riskini hızla arttırıyor.

Türkiye’nin ve Zonguldak’ın ilk kamu kurumuna ait ücretsiz ve kamu hizmeti yürüten bir merkez olma özelliğini taşıyan BEÜ Diyabet ve Obezite Uygulama ve Araştırma Merkezi, hastalıkların tedavisinde öncülük ediyor.

“Erken yaşta sorun olmaya başladı”

Merkez Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, obezitenin Dünya Sağlık Örgütünce kırmızı alarm verdiği sağlık sorunlarından birisi olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık 4 erkek ve 3 kadından birinde obezitenin varlığını belirten Bayraktaroğlu, şöyle devam etti:

“Obezite, değişen yaşam şartlarıyla dünyada, ülkede ve bölgemizde de olsa önemli bir sağlık sorunudur. Beslenme alışkanlıklarımız, beslenme içeriğindeki özellikle hızlı ve çabuk tüketilen, rafine karbonhidratlarla kilo almaya meyil eden ve çok kalori alma şeklinde bir beslenme alışkanlığına yönelimimiz ve fiziksel aktivitemizin azalması, asansörleri kullanmadan tutun, bilgisayar veya televizyon başında geçirilen zamanın artması, hem obezite hem de diyabet ve hipertansiyon için risk faktörüdür. Erken yaşta, çocuklarımız üzerinde bu sorun olmaya başladı. Sonuçta bu sıklığı giderek artan ve artık Dünya Sağlık Örgütü’nün kırmızı alarm verdiği noktadaki sağlık sorunlarından birisidir. Ülkemizde yaklaşık diyabet yüzde 14 civarındadır. Bölgemizde de 2004’te baktığımızda yüzde 13-14 civarında. 600 bin nüfuslu yerde yaklaşık 60 bin diyabet olduğunu öngörüyoruz. Yaklaşık 4 erkek 3 kadından birinde obezite olduğunu düşünüyoruz. Vücut kitle indeksi dediğimiz ağırlığın boyun karesine bölümüyle elde edilen değer, bu 40’ı geçince ölümcül obezite dediğimiz ağır hastalık grubu oluyor. Bunların oranlarını daha sağlıklı tespit edebilmek için araştırmalar yapıyoruz.”

“Ömür boyu sürecek, iyi takip etmek gerekiyor”

Obezite tedavisi için kişinin sağlık durumunu düzeltmek için beslenme, yaşam tarzı değişiklikleri, egzersiz ve medikal tedavisi sürecinde sorunların iyi saptanıp takip edilmesi gerektiğini belirten Bayraktaroğlu, obezite cerrahisindeki karar alma sürecine vurgu yaptı.

Karar alma sürecinde ameliyatı gerçekleştiren merkezlerin iyi donanımlı olması gerektiğinin de altını çizen Bayraktaroğlu, “Obezitenin tedavisi içerisinde özellikle kişinin sağlık durumunu düzeltmek için beslenme, yaşam tarzı değişiklikleri, egzersiz ve medikal tedavisi, sorunlarını saptayıp iyi takip etmek gerekiyor. İyi takip yapılmış bireylerde vücut kitle endeksi 40 ve üzerinde olan bireylerde özellikle istekli olanlarda yapan iyi bir merkez mide ve değişik ameliyatlarla obezite cerrahisi uygulamaları var. Özellikle bu hastaların iyi seçilip, tespit edilip, uygun olanların uygun şartlarda ve iyi takip edilmesi gerekiyor. Karar verilecekse, ciddi bir karar olduğunu bilmek gerekiyor. Çünkü ömür boyu sürecek bir değişiklik yapılacak. Ameliyatla kişinin yaşam şartlarını sonra da bozmadan, beslenmesine, egzersizine dikkat ederek yaşaması gerektiğini bilerek ameliyat olması lazım. Ameliyat olurken öncesi de sonrası da ciddi önem arz ediyor. Karar veren ve uygulayan merkezler açısından iyi donanımlı olmak gerekiyor. Öncelikle bu tür bireylerin en azından bir yıl, altı ay çok iyi takip edilmelidir. Şartlar açısından, beslenme, egzersiz ve medikal tedavide yeterli ağırlık kaybı ve kilo sağlıklı sağlanabiliyorsa belki cerrahi ihtiyacı da olmayacak. Uzun dönemde cerrahi yapılacaksa karar da verilecekse iyi merkezlerde yapılmalı ve takip edilmelidir” dedi.

“Takipte 5-10 yıl sonrası sorun haline gelebiliyor”

Obezite ile mücadelede her zaman cerrahi müdahaleye gerek duyulmadığını, düzenli takip ile hastanın ameliyat olmadan da kilo verebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, ameliyattan 5-10 yıl sonraki sürece değindi.

Bayraktaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bariatrik cerrahi dediğimiz obezite cerrahisi diyabet için cerrahi diye de tanımlanıyor. Herkes olmak durumunda değil. Ama bunun da çok iyi ekiple yapılıp iyi izlenmesi gerekiyor. Bununla ilgili biraz Sağlık Bakanlığımızın konuya yoğunlaşması belki ihtiyaç olacak. Çünkü yapılan ameliyatların ne olduğu, ameliyatların çeşidi, kime nasıl yapıldığı, ameliyat sonrası takibinin sağlık açısından, hayatını kaybedecek bireyleri engellemek açısından önemli olduğunu söylüyorum. Dikkatli olmak ve iyi takip etmek gerekiyor. Bu hastalar ameliyat olacaksa belli kıstaslarla ameliyatın olması gerekiyor. Ameliyat öncesi kararların hastayla iyi paylaşılması, sonuçlarının da iyi takip edilmesi gerekiyor. Bu açıdan ekipte bir genel cerrah, endokrinolog, göğüs hastalıkları uzmanı, kardiyoloji uzmanı, psikiyatri uzmanı, beslenme uzmanı gerekiyor. Bu ekibin belki altı ay, belki bir yıl iyi değerlendirdiği hastalar, seçilmiş hastalar, ihtiyacı olan ve isteyenler ameliyat edilebilir. Ameliyattan sonra diyabet, kan şekeri, kilosu, sağlık açısından bir yıl, üç yıl çok iyi olan hastalarımız var. Takipte. Ancak 5-10 yıl sonrası biraz sorun haline gelebiliyor. Tekrar kilo alanlar çıkabiliyor. Bu yüzden bariatrik cerrahi geçirecek hastaların ameliyat olduğu an ciddi önem arz ediyor. Bunu da sadece ameliyat olduğu merkez değil, özellikle sağlık otoritelerinde ciddi olarak ameliyat edilen hastaları takip etmelidir. Daha yetkin olanlarca gerekirse denetlemeler çok iyi yapılmalıdır. Bu açıdan Sağlık Bakanlığımıza önemli işler düşüyor. İlgili daire başkanlıkları bu konuda belki çalışmaları vardır. Ama bu ameliyatların da uygun olup olmadığıyla ilgili kararlar ve değerlendirmeleri yapmaları ihtiyaç olacağını düşünüyorum. Kilosu olanların, kendi sağlıklarını önemsemesi ama iyi merkezlerde takip edilmesi geleceğe doğru daha iyi adımlarla, hasarsız organlarla, güçlü iyi bir nesil için ellerinden geleni yapmalarını diliyorum.”

Bayraktaroğlu, BEÜ Diyabet ve Obezite Merkezi’nin faaliyete geçmesinde desteklerini esirgemeyen BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer ve ekibine de teşekkür etti.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner177

banner148

banner145

banner179

banner176