Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: "Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele kendi istek ve arzusu ile istifasını vermiştir"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele kendi istek ve arzusu ile istifasını vermiş ve bu istifa dilekçesi işleme konulmuştur. Genelkurmay Başkanlığımızdan aldığım bilgiye binaen teyit etmek istedim" dedi.

banner217

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: "Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele kendi istek ve arzusu ile istifasını vermiştir"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele kendi istek ve arzusu ile istifasını vermiş ve bu istifa dilekçesi işleme konulmuştur. Genelkurmay Başkanlığımızdan aldığım bilgiye binaen teyit etmek istedim" dedi.

17 Ağustos 2017 Perşembe 16:51
238 Okunma
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: "Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele kendi istek ve arzusu ile istifasını vermiştir"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele kendi istek ve arzusu ile istifasını vermiş ve bu istifa dilekçesi işleme konulmuştur. Genelkurmay Başkanlığımızdan aldığım bilgiye binaen teyit etmek istedim" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlediği basın toplantısında basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Kalın, YAŞ kararlarının açıklandığı hatırlatılarak, Donanma Komutanının istifa edip etmediğinin sorulması üzerine, “Biraz önce Genelkurmay Başkanlığımızla bu konuyu görüşerek teyidini aldım. Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele kendi istek ve arzusu ile istifasını vermiş ve bu istifa dilekçesi işleme konulmuştur. Genelkurmay Başkanlığımızdan aldığım bilgiye binaen teyit etmek istedim” cevabını verdi.

İran Genelkurmay Başkanı ziyareti

İran Genelkurmay Başkanı ziyaretiyle ilgili soruya, “Suriye bahsinde de Irak bahsinde de diğer bütün bölgesel konularda da sürekli istişare halinde olduğumuz önemli bir ülkedir. İran Genelkurmay Başkanı’nın ziyaretini biz önemsiyoruz. Uzun aradan sonra yapılan ilk önemli ziyarettir bu” dedi.

Kalın, konuşmasına şöyle devam etti:

“Operasyonel düzeyde benim burada bir detay vermem doğru olmaz. Türkiye İdlip’te olsun Afrin’de olsun veya Suriye’nin, Irak’ın diğer sınır bölgelerinde kendine yönelik bir tehdit olduğunda bununla ilgili gerekli tedbirleri alır. Bunun birçok örneğini yakın dönemde de gördük. Fırat Kalkanı Harekatı’nda olduğu gibi, şu anda PKK terör örgütüne karşı Irak sahasında yürütülen operasyonlarda olduğu gibi zaman zaman Suriye’den kaynaklanan PYD/YPG kaynaklı terör tehditlerine karşı olduğu gibi ya da DEAŞ terör örgütüne karşı olduğu gibi. Bu konuda gerekli tedbirler alınmaya devam eder. Genelkurmay Başkanımızın özellikle hem İran’la hem Rus muhataplarıyla mevkidaşlarıyla bu konuda yakın temasları devam ediyor. Önümüzdeki günlerde Amerikan Savunma Bakanı’nın ülkemize bir ziyareti planlanıyor. 360 derece perspektifinde bütün aktörleri angaje ederek ülkemizin ve bölgemizin menfaatlerinin gerektirdiği tedbirler alınıyor alınmaya devam edecek. Bu Astana süreci önem arz ediyor özellikle Suriye’de çatışmaların durdurulması. Burada da bizim öncelikli paydaşlarımız Rusya ve İran’dır. Irak’ta da hem DEAŞ hem PKK terörü var. Buna karşı neler yapılabilir istihbarat paylaşımı ve diğer alanlarda ne tür tedbirler alınabilir ne tür adımlar alınabilir detayları konuşuluyor. Bizim birinci önceliğimiz Suriye ve Irak’ta güvenliğin sağlanması, toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunması, bu çerçevede oradaki siyasi gelişmeleri de yakından izlediğimizi ifade edebilirim.”

“Bunları seçim atmosferinde yapılmış popülist değerlendirmeler olarak değerlendiriyoruz”

Almanya Başbakanı Merkel’in Türkiye ile ilgili açıklamalarının hatırlatılması üzerine Kalın, “Bu açıklamalar, talihsiz açıklamalar. Türkiye’yi tasniflere tabi tutarak bir takım dışarıdan siyasi mülahazalar yapmak son derece sakıncalıdır. Demokratik ilkelere de aykırıdır. Aynı mantıkla biz Almanya için benzer analiz yapsak, Sayın Merkel’in tepkisi ne olur acaba? Bunları seçim atmosferinde yapılmış popülist değerlendirmeler olarak değerlendiriyoruz. Çok da ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyoruz. Öncelikle bir AB üyesi ülkenin bütün AB kurumlarına böyle talimat verir tarzda tutum içine girmesi doğru değil. Türkiye ile AB’nin yarım asra uzanan bir ilişkisi var. Bunun en önemli ayaklarından bir tanesini ekonomi oluşturuyor. Gümrük Birliği anlaşması 90’lı yıllarda imzalandı. Bu Gümrük Birliği anlaşması kazan-kazan esasına göre yapılmış bir anlaşmadır zaten. Bu iptal edildiği zaman bundan sadece Türkiye zarar görmez, bundan Avrupa ülkeleri de zarar görür. Türkiye Almanya arasında yaşanan bu gerginliği Alman makamlarının bütün Avrupa’ya yayma gayreti aslında onların çaresizlik içerisinde olduğunu gösteriyor. Biz Almanya’yla ve herhangi bir Avrupa ülkesi ile herhangi bir gerilim yaşamak istemeyiz. Kendilerinin dile getirdiği konular varsa, Türkiye’nin de endişelerinin, taleplerinin olduğunu ifade etmeliyiz. Almanya’da şu anda faaliyet gösteren terör örgütleri, bunların uzantıları, PKK, DHKP-C, FETÖ, bunlara kol kanat gerilmesi Türkiye karşıtı gruplara şahıslara her tür kapının açılması büyük soru işaretlerine yol açıyor. Türk kamuoyunda da Almanya ne yapmaya çalışıyor sorunlarını gündeme getiriyor. Alman makamlarının yapması gereken Türkiye’yi sorgulamak, suçlamak yerine bu hataları düzeltecek adımları atmak olmalıdır. Bizim beklentimiz, bu seçim dönemi bittikten sonra umarız herkes aklı selim içerisinde oturur düşünür. Bu ilişkilerin orta ve uzun vadeli boyutlarını tekrar değerlendirir” açıklamasında bulundu.

"Çağrımız, bu karardan vazgeçmeleri yönünde"

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül’de "bağımsızlık referandumu" yapma kararıyla ilgili soruya Kalın, “Referandum kararı ne Kürt Bölgesel Yönetimini ne Irak’ın diğer sorunlarını çözmeyecektir. Burada Bağdat’ın da belki Erbil’i rahatlatacak birtakım adımlar atması faydalı olacaktır. Bu girişimleri yok sayarak, ’tek çözüm artık referandumdur’ diye bu yola girildiği zaman burada her şeyden önce Erbil kendini zora sokacaktır. Netice ne olursa olsun Erbil yönetimini zora sokacaktır. Bu referandumu Irak milletinin tamamını kucaklayacak şekilde yapmamış olacaklar. Kerkük’ün de dahil edilmiş olmasının bizim açımızdan ayrıca önemi var. Kerkük bir Türkmen şehridir. Orada Türkmenler büyük ihtimalle bu referandumu da boykot edecekler. Oradan alınan neticenin meşruiyeti de her zaman sorgulanacak. Oradaki güven ve huzur ortamı tehlikeye girecektir. Çağrımız, bu karardan vazgeçmeleri yönünde. Bu tür kararlar alınır kendi parlamentolarında, pusulalar basılır vesaire ama önemli olan aklıselim ile düşünüp doğru adımı atmak olacaktır. Bu konuda hem Bağdat yönetiminin tabii ki atması gereken adımlar vardır hem Erbil yönetiminin atması gereken adımlar vardır. Biz de bu konuda bölge ülkeleriyle istişare halinde üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız” değerlendirmesinde bulundu.

“Kumpas ile neyi kastediyorlar, kimi işaret ediyorlar, bunu CHP’nin açıklaması gerekir"

CHP ile kumpas polemiğine ilişkin soruya Kalın, “Kumpas ile neyi kastediyorlar, kimi işaret ediyorlar, bunu CHP’nin açıklaması gerekir. Zaman zaman Sayın Kılıçdaroğlu’nun Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük bu tür ithamlarının olduğunu biliyoruz. Bunun hiçbir nesnel temelinin olmadığını rahatlıkla ifade edebilirim. CHP kendi içinde bir takım sorunlar yaşıyorsa liderlik, yönetim sorunu bunlar kendi içlerinde çözmeleri gereken meselelerdir. ’2019 seçimlerine giderken Cumhurbaşkanı bütün muhalifleri tasfiye etmeye çalışıyor kumpas kuruluyor’ gibi... Cumhurbaşkanımızın 40 yıllık siyasi hayatı açık seçik ortadadır. 2019 sürecine giderken de kendisine ve milletine güvenen bir lider olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın bir başka yola tevessül edeceğini iddia etmek ancak abesle iştigal etmek olur” yanıtını verdi.

“Bu konu bu hafta başında Dışişleri Bakanlığımız tarafından Alman makamlarına iletildi"

Adil Öksüz’ün Almanya’da olduğu iddiasıyla ilgili soru üzerine ise İbrahim Kalın, şunları kaydetti:

“Bu konu bu hafta başında Dışişleri Bakanlığımız tarafından Alman makamlarına iletildi. Dün Alman Dışişleri Bakanının bir açıklaması vardı, ’Türkiye’deki haberleri gördüm ama doğru olup olmadığını bilmiyorum’ diye. Bizim beklentimiz tabii ki Alman makamlarının bu konuyu çok ciddi bir şekilde incelemeleri. Çünkü biz biliyoruz ki istihbarat teşkilatımız bu konuda Alman makamlarıyla yakın temas içinde, gerekli bilgilendirmeleri düzenli olarak yapmaktadırlar. Bir kere öncelikle bizim talebimiz tabii ki Alman makamlarının bu kişinin Almanya’da bulunduğunu tespit ettiği andan itibaren Türkiye’ye iadesiyle ilgili gerekli işlemleri başlatmasıdır. Sadece bu konu ile ilgili değil, diğer bütün bizim iade taleplerimiz ile ilgili konularda Adalet Bakanlıklarımızın yakın çalışması konusunda mutabık kalındı. Benzer bir hadise bir darbe girişimi Almanya’da olsaydı, zanlısı olan kişiler Türkiye’ye gelselerdi, aylarca buralarda kalsalardı ve Almanya karşıtı eylemlerde bulunsalardı ve biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak bir alan açsaydık Almanya’nın tepkisi ne olurdu veya herhangi bir ülkenin tepkisi buna ne olurdu? Biz bu konuda Adalet Bakanlığımız üzerinden gerekli girişimleri sürdürmeye devam edeceğiz. Genel manada MİT, yurt dışında kaçak olan, iltica talebinde bulunmuş olan kişilerle ilgili muhatap kuruluşları ile sürekli temas halindedir. Aynı şekilde Adalet Bakanlığımız da bu bilgiler çerçevesinde temas halindedir. Bizim beklentimiz bu kişilerin bulundukları yerlerde derdest edilerek, Türkiye’de çıkartılmış olan yakalama kararı çerçevesinde ülkemize iade edilmeleridir.”

Kaptan Haber Ajansı

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner208

banner148

banner145

banner179

banner176