Metin Kalkavan Fakülteye Kırgın

“İTÜ Rektörü, dekanı ve bazı arkadaşların aklı maalesef ters çalışıyor” DTO Yönetim Kurulu Başkanı; zaman zaman kırgın, zaman zaman sert mesajlar verdi.

banner217

Metin Kalkavan Fakülteye Kırgın

“İTÜ Rektörü, dekanı ve bazı arkadaşların aklı maalesef ters çalışıyor” DTO Yönetim Kurulu Başkanı; zaman zaman kırgın, zaman zaman sert mesajlar verdi.

03 Mayıs 2007 Perşembe 22:49
1920 Okunma
Metin Kalkavan Fakülteye Kırgın

DTO Başkanı Metin Kalkavan Fakülteye Kırgın

Deniz Ticaret Odası’nın 3 Mayıs Perşembe günü yalpan meclis toplantısında konuşan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan; konuşmasını ağırlıklı olarak denizcilik eğitimine ayırdı ve zaman zaman kırgın, zaman zaman sert mesajlar verdi.

Kendilerinin 90’lı yılların başında İTÜ Denizcilik Fakültesinin gerekli bazı ihtiyaçlarının karşılanması için herkesten yalvararak para topladıklarının unutulmaması gerektiğini söyleyen DTO Başkanı Metin Kalkavan; kendilerinin İTÜ Denizcilik Fakültesi’nin ihtiyaçlarını karşılamak için adeta çırpındıklarını ve bugün gelinen noktanın da bu olduğunu belirtti.

DTO Olarak kazançlarının %50 sini, cirolarının ise %20 sini eğitime ayırdıklarına değinen Metin Kalkavan; “Başka hangi kurum veya kuruluş böyle bir şey yaptı” diye sordu.

Kalkavan; TÜDEV’i Türkiye’deki denizcilik eğitimini geliştirmek amacıyla kurduklarını belirterek; “Biz kurduk derken bunun içinde Denizcilik Fakültesi mezunları da var” dedi.

“İTÜ Rektörü, dekanı ve bazı arkadaşların aklı  maalesef ters çalışıyor”

Kendilerinin esas işlerinin eğitim olmadığını; ancak niyetlerinin ülkenin en büyük sorunu olan istihdamı arttırmak olduğunu ifade eden Metin Kalkavan; kendilerinin bunu söylerken öbür tarafın “neden bu okulu geliştirmiyorsunuz, iye arsa vermiyorsunuz” tartışmasına girdiklerini belirterek “İTÜ Rektörü, dekanı ve bazı arkadaşların maalesef aklı ters çalışıyor” dedi.

Kendilerinin denizcilik fakültesini desteklediklerini ve buna devam edeceklerini; ancak başka üniversitelere DTO’nun üniversitesine de destek vereceklerini ifade eden Metin Kalkavan; özellikle Dekan ve Rektörün milletvekillerine çok yanlış şeyler söylediklerini ve çok yanlış yönlendirdiklerini ifade etti.

“Olaya sadece Türkiye bağlamında bakmak yanlıştır” diyen DTO Başkanı; dünyada çok ciddi gemi adamına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Kendileri için Türkiye’de ucuz adam çalıştırmak istiyorlar, çalışanları sömürmek istiyorlar dendiğinden şikayet eden Metin Kalkavan; “Böyle şey olur mu? Bizim dünya denizciliğinin gemi adamı fiyatlarında belirli rol oynayacak bir filomuz yok. Bunlar yanlış düşüncelerdir” dedi.

“Arsa için söz vermedik”

Denizcilik Fakültesi’nin bitişiğinde DTO’nun satın alarak TÜDEV’e hibe ettiği arsa için “DTO Bu arsayı fakülteye vereceğim diye bir söz vermedi” diyen Metin Kalkavan; “DTO Böyle bir söz vermedi. Keşke o konuşmayı yapmadan önce bize sorsalardı. Bakan fakülte içinde yurt yapma sözü verdi o doğrudur” dedi.

DTO’nun verdiği her sözü yerine getirdiğini belirten DTO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan; DTO’nun bundan sonra da verdiği szöleri yerine getireceğini ifade etti.

“İstersek 15 Günde Fakültedeki bütün öğretim üyelerini alırız”

Sürekli gidip kendilerini şikayet eden zihniyetle uzlaşmanın zorluğuna değinen Kalkavan; “İstersek 15 günde denizcilik fakültesindeki öğretim üyelerinin hepsini alırız. Ama böyle bir şey yapmayız” dedi.

"Fakülte denizcilik eğitiminin Mercedes’i”

Kalkavan; Fakültenin denizcilik eğitiminin Mercedes’i olduğunu belirterek; kendilerinin eğitimi geliştirmek isterken TÜDEV’i rakip gören bir zihniyetin olmaması gerektiğini ifade etti.

Kendilerinin her şeyi devletten beklemek yerine ellerini taşın altına koyduklarını söyleyen DTO Yönetim Kurulu Başkanı; büyük bir üniversite kurmak ve nitelikli eleman yetiştirmek istediklerini belirtti.

2003 yılında kurslara izin vermeyelim bunun yerine üniversite kurulsun denildiğini hatırlatan Metin Kalkavan; “Ne zaman fikir değiştirdiler? Biz onların söylediğini yaptık ” dedi.

“DTO Olarak biz bir konuşursak ortalık sallanır”

Kalkavan; DTO’nun sabrının da bir sınırı olduğunu söyleyerek “DTO Olarak biz konuşursak ortalık salanır” dedi.

Uzlaşmadan bahsedildiğini; ancak ortada ortasını bulacak bir şeyin bulunmadığını söyleyen Metin Kalkavan; “Bizim tarafımızda her şey net ve açık. 20 dönümlük bir araziden bahsediliyor. O arazi bizim kuracağımız üniversitenin sadece onda biri. Bunun denizcilik Fakültesi ile ne alakası var?” dedi.

Arsada bütün üniversitelerin yararlanacağı bir eğitim merkezi yapacaklarını ifade eden Metin Kalkavan, “Bu üniversite sizin değil kamunun malı. Biz en zor zamanda Denizcilik Fakültesi’nin yanında olduk, yine oluruz. Ancak herkesin gerçekleri görme vakti geldi. Fakültenizi sevmek ayrı şey ama bir tarafta da ülkenin geleceği ve işsiz gençlerimiz var. Ülkemizde %42 lik büyüme var ama istihdam artışı yok” dedi.

DenizHaber.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ZIM 2007-05-03 23:51:42

ya harbiden tamam da itüdf nin de tam kenarında da olmaz be kardeşim yani dünyanın neresinde olursa olsun aynı şey olur tam yanında bi arazi burasıda şimdi yaniiiii diiimi akıl war mantık war !!!!!!!

Avatar
Anar Kosen 2007-05-03 23:58:15



Sayın Kalkavan,

A.B. de deniz ticaret odasının kurmuş

olduğu bir denizcilik üniversitesi mevcutmudur?

Veya A.B.

herhangi bir ticaret odasının kurmuş olduğu sektörel üniversite varmıdır?



Uzlaşmadan bahsedenlerden bahsediyorsunuz acaba hangi uzlaşmadan bahsediyorlar diyorsunuz. Ortada ne var ki ortasını bulacağız. Bizim tarafımızda her şey net ve açık.Siz ve sizin zihniyetinizde

olanlar Sektörel Denizcilik Üniversitesini bu ülke sınırlarında kuramayacaksınız.Bir günde hepsini transfer edersiniz ertesi gün 2 misli

öğretim üyesi göreve başlar.

80 lerde militarizmin desteğiyle taş mektebi elimizden aldığınız gibi kolay olmaycak karşınızda dünyanın ilk üçüne girmiş bir fakültenin asırlık bir camiası (her nekadar iyi yönetilmesede)var.Arkamızda T.C.nin en köklü deniz mühendislik dallarını içeren bir üniversite var.

Sizinse sadece sermayeniz var onuda

kısıtlı öğretim üyelerini transfer etmekten bahsedip aba altından gösteriyorsunuz.Bu uslubunuz devam ettikçe mevcut uzlaştığımız konulardada sizin ve bizim tarafımızdan zarar göreceklerin artışını hızla gözlemleyeceksiniz.

Şunu hiç unutmayınki yönetim etiğini belirlediğiniz çok güvendiğiniz sermayenizi bu ülkeden esirgeyip

dışarı çıkartsanızda yani kısaca istihdamı ortadan kaldırsanızda

o bir türlü gücü karşısında hazmedemediğiniz YDO ruhu ekmeğini sizin global rakiplerinizde çıkartmaya devam edecektir.

Bu geçmiştede böyle oldu bundan sonrada böylece olacaktır...





Avatar
2007-05-04 00:40:46

derdimden verem olsam

tutuşsam kerem olsam

sürmem seni tenime

yarama merhem olsan



kurumuş yaprak olsam

bir çorak toprak olsam

içmem bir yudum senden

kerbela'da su olsan

Avatar
adem kaptan 2007-05-04 10:48:53

Sn Kalkavan laf olsun diye konuşmuşsun. "İstesek fakültedeki tüm öğretim elemanlarını 15 günde alırız" demişsin. Ne alıyorsun, marketten çukulata alırsın ancak 15 günde, hem de hepsini. Basarsın parayı alırsın. Ama Fakültede herşeyin para olmadığını bilen çok insan var ve onlarıalmaya senin gücün yetmez.

Avatar
Ayşim Uçmak 2007-05-04 12:11:50

okul yapan Türkiye burjuvasını düşünmeden ve tanımlamadan evvel hele bir burjuvaziyi tanımlayalım, Türkiye’deki burjuva sınıfının varlığı bir ortaya çıksın sonra devam edelim. eğer her zengine burjuva sıfatı veriyorsak ise toprak ağalarından da bahsetmemiz icap eder.



devlet sosyal görevleriyle (hizmet değil, görev) tanımlanan bir kurumdur. asli görevlerinin içinde de eğitim yer alır. devlet ayni zamanda bu görevlerin planlamasını da yürütmekle mükelleftir (DPT)

eğitim yatırımları, yatırımın niteliğine göre devletin kurumlarına (ilk ve orta öğretim için milli eğitim bakanlığına, yüksek öğretim için devlet planlama teşkilati ve yüksek öğretim kurumuna) başvurularla karara bağlanır ve gerçekleştirilir. devletin her donem yapması planlanan yatırımlar belirlidir ve gelen bağış talepleri de bu plana Gore değerlendirilerek kaynaklar uygun şekilde bir sonraki doneme aktarılır.



nasıl kulağa hoş geldi değil mi yukarıda söylediklerim? her yatırım devlet kontrolünde, planlanarak, düşünülerek gerçekleştirilmiş, bağışlar da yerini layıkıyla bulmuş. "bu böyle olmuyor ama" diye sızlanırken nereye şikayet ettiğimizi bilelim evvela; bunun sorumlusu bağısı yapan değildir. bağısı teşvik eden devlettir bilakis.



birilerini eğitime yönelik bağışları/hibeleri vergiden muaf tutuluyor diye suçlamak da neyin nesiymiş ben idrak edemiyorum. devlet bu yatırıma izin veriyor ise, ben devletin o yatırımla alakalı planları incelediğini ve o yatırım dolayısıyla bilmem nekadarlik yatırımını ertelediğini veya başka sahaya kaydırdığını düşünürüm. devlet eğer buna muktedir değil ise de o bağısı yapanı değil, planlamayı becerememiş veya planlananı yürütememişi suçlarım.



Türkiye’de eğitim yatırımı ihtiyacı aşikar iken, eğitime yönelik her turlu yatırıma talep yüksek iken çıkarılmış bu yasadan (eğitim yatırımlarının vergiden muafiyeti) birileri faydalandıysa, faydalandığı yasalarla bir eğitim kurumu kurduysa, bu kurum da Türkiye cumhuriyeti yasalarına tabiyse kim kimi niye suçluyor? devlet yasamanın hızından ve etkinliğinden şikayet edip ve dahi eğitim yönetimi üzerindeki yükü hafifletip, isleri hızlandırmak isteyerek bu tur yasalar çıkarmıştır. yürütmeyi denetleyecek kurumları mevcuttur, denetim organları vardır. bunların çalıştığına inanmıyor iseniz hedef bu yatırımları gerçekleştiren ve sizin gelişigüzel sınıf sıfatını taktiğiniz ' burjuvazisi' değildir.



öte yandan, Türkiye’de kurulmuş üniversiteler vakıf üniversiteleridir. vakıf kelimesinin anlamını tartışmak istemiyorum ama vakıf denetleme kurumlarının ne olduğunu düşünmenizi isterim. kaldı ki Türkiye;deki vakıf üniversitelerinin verdiği eğitimin içinin bos olduğunu iddia etmek de oldukça haksiz olur; yarattıkları 'makul' maddi kaynaklar sayesinde çektikleri öğretim üyesi kalitesi en azından eğitim kalitesini pek çok devlet üniversitesinin üzerine çıkartır. açıkçası Türkiye’de itü, Boğaziçi, odcu dışında uluslar arası saygınlığa sahip başka devlet üniversitesi olmadığını söylemem size ağır gelebilir ama bu bahsettiklerim bile 'ayıp olmasın diye saygın' sınıfındalar. üzülerek belirtiyorum ki buğun en eski üniversite olan İstanbul üniversitesi’nin adını verseniz bile birilerine bu bir şeyi değiştirmeyecek uluslararası arenada.



öte yandan biliyorum ki vakıf üniversiteleri arasında en azından temel bilimler alanında özellikle Bilkent uluslararası alanda tanınan bir yer, yeni yeni Sabancı da katılır gibi bu klasmana, ileride mezun şayisi arttıkça artar sanıyorum, trend öyle. araştırma yapmayıp sadece eğitim veren vakıf üniversitelerinin durumunu ise bilmiyorum açıkçası; onları yüksek miktardaki eğitim talebine yönelik açılmiş herhangi bir devlet üniversitesinden ayıran tek tarafın, maddi olanakları yüzünden ülkeyi terk etmekle yüzyüze bırakılan akademisyen kadrosuna evsahipligi yapması olduğunu düşünüyorum.



burjuvanın elindeki kaynakları nasıl aktaracağı ise denetlemelerden geçebildiği surece kendi kararıdır, öyle olmalıdır. nedeni çok basit; eğer yatırım yapabilecek kadar başarılı olabildiyse, o yönetim biçimini devam ettirmesinde bir beis yoktur. öte yandan bu biçimler arasında "zira, ''gençlerimiz okusun, adam olsun'' diye yanıp tutuşan zengin kişi, eğer gerçekten samimi ise, okul yapmak için harcadığı parayla deli gibi yatırım yapıp tek bir üniversite açarak , okula girebilen küçük bir azınlığı sevindirmek ve devlet üniversitelerine kıyasla avantajlı mezunlar vermek yerine, yapmak istediği ''yardımı'' adam gibi yadsındır" gibi bir yaklaşımın yaratacağı zararı açıklamak isterim tek cümleyle: bilim sıradanlık üzerine kurulamaz. amacınız innovative (bunu yenilikçi olarak çeviremeyiz, buluşçu da komik geliyor kulağa, bir bilen çevirsin) eğitim vermek ise, ki bu oldukça önemli bir kavramdır, bu durumda yapacağınız yatırımın da buna yönelik olması gerekir. uygulama için eğitim vermek ile icada/ mucide yönelik yatırım yapmak arasındaki fark buradadır. size burada niye herkesin mucit veya uygulamacı olmayacağını anlatmaya mecalim yok, anlayacak kadar farkında olduğunuzu varsaymak isterim.



sonuçta, devlet eliyle izin verilmiş, devlet mekanizmalarınca kontrol altında olan bir eğitim kurumu, parası vergiden düşülse de, neticede devlet tarafından bu yatırımın planlanlandigi da göz önüne alındığında zararlı olmaktan çok uzaktır. bilakis devlet mekanizmalarından daha hızlı davranıldığı için bu yolda zaman kazandırır. bu tur yatırımların 'içi bos' sıfatına hükmetmek için devlet üniversiteleri ile vakıf üniversiteleri arasındaki içi boşluk/doluluk farkına somut örnekler vermek icap ed er; aksi hurafedir, vesvesedir. vakıf üniversitelerinin beyin göçünü engellemedeki ve tersine beyin göçündeki fonksiyonu tekrar değerlendirilmelidir. tüm bunları değerlendirdiyseniz yukarıda okudunuklariniz içindeki devlet kelimesi gecen yerlerde hükümet kelimesini kullanmak dönemsel sorumluluğu da paylaştırıp politika da yapabilirsiniz lakin bu içinde bulunduğumuz eğitim ve innovasyon ihtiyacını değiştirmez.

Avatar
Ahmet Uçmak 2007-05-04 12:19:04

samimi olmayan kesimdir.



zira, ''gençlerimiz okusun, adam olsun'' diye yanıp tutuşan zengin kişi, eğer gerçekten samimi ise, okul yapmak için harcadığı parayla

deli gibi yatırım yapıp tek bir üniversite açarak, okula girebilen küçük bir azınlığı sevindirmek ve devlet üniversitelerine kıyasla avantajlı mezunlar vermek yerine, yapmak istediği ''yardımı'' adam gibi yapsındır.

önce gidip Türkiyedeki okulları modernize etsin, eğitim kalitesini yükseltsindir. laboratuarı olmayan okula laboratuar kursundur.



hatta, madem kar güdülmeyen bir davranıştır, okul açıp öğrenci bekleyeceğine, kalkınmamış bölgelere ücretsiz kurslar açsındır, eğitimdeki fırsat eşitsizliğine darbe vursun dur.



zira, bir okul yapmak için gerekli parayla, onlarca okul modernize edilip, binlerce öğrenciye hizmet götürülebilir, zaten işadamları verimlilik açısından bunları hepimizden daha iyi hesaplayabilir.



eğitime asıl destek budur, ve böyle işlere imza atan bir çok kişi vardır. ama onların adı, üniversiteleri olmadığı için, tüm toplum tarafından şükranla anılmaz. Kahraman baba mertebelerine ulaşmaz.



ama, yok, ben holdinglerime yönetici, gemilerime adam yetiştireyim, sosyo ekonomik düzeyi yüksek aile çocuklarını bağrıma basayım, aradan sıyrılan yoksul ama zeki öğrencileri kapayım amacı güdülüyorsa,

''milletin gözüne şirin görüneyim'',

''vicdan istimnası yapayım'' ,

''cümle alem beni parmakla göstersin, saygıyla ansın'' gibi karışık duygular besleniyorsa, gerekli bir hadisedir...

Ne armatörler geldi geçti tarihe karıştı bu ülkede.

Sizinde onların yanında yer almanızı temenni ederim

Avatar
K.ZİYA TANKUT 2007-05-04 12:36:33

HAYATTA OLAN BÜTÜN MEZUNLARLA BİRLİKTE

KARAKÖYDEN DTO UNUN ÖNÜNE KADAR YÜRÜNÜP

SİYAH ÇELENK BIRAKILMALIDIR.EN ÖNDE MEZUN ÖĞRETİM

ÜYELERİMİZ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİMİZ YÖNETİM KURULLARININ VE SENDİKA BAŞKANIMIZIN

YÜRÜYECEĞİNE HİÇ ŞÜPHEM YOK.

UYUMA YDO TAŞMEKTEBİNİ ELİNDEN ALAN ZİHNİYETE

KARŞI YDO RUHUNA SAHİP ÇIK.

Avatar
Üstün Boray 2007-05-04 13:10:06

28 yıl geri gidin odaları bile yoktu.

56 yıl geri gidin sermayelerinin nasıl oluştuğuna bakın.

1. ve 2.dünya savaşlarında davranış modellerine bakın.



Birde 250 yıl geri gidin üniversitenin ilk deniz mühendislik

alanındaki köklerine bakın sonrada 120 yıl geri gidin deniz ticaret zabitanı yetiştirme modellerine bakın.



sonra bir daha düşünün.



banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176