Kapt. Cahit İstikbal ile röportaj

Kapt. Cahit İstikbal DenizHaber Genel Yayın Yönetmeni A. Alev Yanar'ın gündemdeki konularla ilgili sorularını yanıtladı.

banner217

Kapt. Cahit İstikbal ile röportaj

Kapt. Cahit İstikbal DenizHaber Genel Yayın Yönetmeni A. Alev Yanar'ın gündemdeki konularla ilgili sorularını yanıtladı.

29 Eylül 2007 Cumartesi 15:22
1947 Okunma
Kapt. Cahit İstikbal ile röportaj

DenizHaber sordu, Kapt. Cahit İstikbal yanıtladı...

Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Başkanı ve Uluslararası Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkan Yardımcısı Kapt. Cahit İstikbal ile DenizHaber Genel Yayın Yönetmeni A. Alev Yanar'ın yaptığı röportaj Pazartesi günü DenizHaber'de.

İstikbal'e şu soruları yönelttik:

  1. Kılavuzluk hizmetlerini kısaca tanımlar mısınız?
  2. Kılavuz kaptan nasıl hizmet verir?
  3. Türkiye'deki kılavuzluk sistemi nasıl? Dünyadaki sistemlere kıyasla değerlendirir misiniz?
  4. Bugünkü tartışmalar nereden kaynaklanıyor?
  5. Geçtiğimiz günlerde ARPAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Altan Köseoğlu'nun açıklamaları oldu. "Yoğurt satar gibi kılavuzluk hizmeti satılmaz" "Dünyada kılavuzluk hizmetlerinin zemini limanlara bağlıdır" "Pilotlar dernek ve ticari faaliyetlerin içinde fazla yer alıyor" "Dernek yapılanı ticari faaliyet olarak öne çıkarırsa yanlış zemine kayar" gibi. Bu konularda ne diyeceksiniz?
  6. Sizinle ilgili birkaç internet sitesi sürekli bir kampanya yürütüyor. Hatta size sorular yöneltiyor. Neden suskun kalıyorsunuz?
  7. Dernekte göreve geldiğinizden bu yana ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
  8. Sizin önceki yönetime karşı yanlışlarınız olmadı mı?
  9. İzmit Körfezi yakınında meydana gelen kaza ile ilgili neden açıklama yapmak ihtiyacı duydunuz?
  10. Deniz Ticaret Odası ile ilgili üzüntü bildiren Derneğinizin bir açıklaması oldu. DTOya savaş ilan ettiler diyenler oldu. Bu konuda, DTOnun işlevi ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Sayın Metin Kalkavan ile ilgili bir sorununuz mu var?
  11. Dernek yeniden IMPA üyesi olacak mı? Dernek olarak ne gibi faaliyetlerde bulunmayı hedefliyorsunuz?
  12. IMPA Başkanlığı'na aday olacak mısınız? Gelecek seçimler ne zaman?

Bütün bu soruların cevaplarını Pazartesi günü DenizHaber'de bulacaksınız.

GÜNCELLEME: 1 Ekim 2007 Pazartesi

Röportajı okumak için aşağıdaki linki tıklayınız:

http://www.denizhaber.com/index.php?sayfa=ropgst&id=8619&%20links=8619

DenizHaber.Com

 

 

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gavrilo Princip 2007-09-29 23:49:18

1912'de seyyar satıcı olarak işe başlayan ahmet king, günümüzde tüm dünyaca ünlü burger king fast-food restoran zincirlerinin sahibi. kendisi şu anda 224 yaşında ve hala ilk günkü gibi sapasağlam ayakta. seyyar muhabirimiz edi, başarısının sırrını ahmet king'e bizzat sordu:



edi: efendim başarınızın sırrı nedir?"



king: sanırım çok ve azimli çalışmakla alakalı bir şey. ben ilk başladığımda seyyar satıcıydım ve sadece köfte ekmek yapıyorduk. bir gun aklıma bir şey geldi ve köftenin üzerine marul koydum. birden satışlar inanılmaz arttı. insanlar şehir dışından marullu kofteyi yemek için geldiler. japon bir kafile marullu köftemden yedikten sonra japonca "aşmışsın" anlamına gelen "vopır" dediler. ben de bu yemeğin adını "vopır" koydum. sonra cocacola'yla sponsorluk anlaşması yaptık. birkaç arkadaş daha şirkete ortak oldu. allah'ın da izniyle büyüttük işleri.



edi: peki efendim nedir bu marulun hikmeti?



king: aslında olay marul olayı değil. insanlarımız sadece değişik tad arıyorlar. sanıyorum ben onlara bunu verdim. yani ben bir şeyler iyi niyetle yapildiği zaman onun getirisi de mutlu ettiğiniz insan sayısıyla orantılı hatta üssel olarak artacaktır. logaritmik düzlemlerde konveks eğrilerin dayanılmaz güzelliğinden bahsettim mi ben size?



edi: anladım. peki burger king'in bundan sonrası icin planları nedir?



king: planımız rakiplerimizi kökünden alt etmek. bildiğiniz gibi tek rakibimiz türk hava yolları. kekekeke. espri yaptım



edi: yüksek yaşınıza rağmen yaşınızı hiç belli etmiyorsunuz. bunun sivri dişlerinizle bir alakası war mı sayın king? kan içer misiniz?



king: kişiliğimin bu yönünün açığa çıkmasından hiç hoşlanmam yalnız. şimdi ölmek zorundasın!



edi: aman! ahmet abi yanlış bi anlaşılma olsa gerek ben sadece...



king: ısıracamm... hrsss...



edi: oy oy oyy (koşarak kaçma efekti)

Avatar
Zühtü Baba 2007-09-29 23:55:44

ben bu şiiri daha önce hiç yazmadım

kalemler ağladı, ben yazmadım

gittim bir sürü saçmalık yaptım

bir zaman ölüme taktım aklımı

yagmurlara denizlere sorulara aşklara ve daha pek cok şeye

çevremde hiç akranım kalmadı sonra

elim ayağım kalbim aklım sobe!

yalnızlığın resmine bir fırça da ben attım

dönüp bir daha attım

futbol maçlarına belki ufuk çizgisini görürüm diye gittim

kadınlara, kızlara askıntı oldum bir ara

deliliğime kılıf olsun diye hep sarhoş gezdim

enlemleri boylamları birbirine düğümledim

haritalarda....

ne soracaksan sor artık

bay gazeteci, elindeki kağıda bakmadan ama

gez göz arpacık

patlasın flaş.



ahmet erhan

Avatar
Cenk Cekko 2007-10-01 00:08:34

Utanmanın yeni bir boyutu. utanmayı utanılacak hale düşürmeyi hedefler, hiç bir anlam ifade etmez.



ben zannetmiyorum ki herkes aynı anda ve aynı duygularla diğerlerinin beğendiği şeylere hürmet etmek veya onu beğenip, sarılıp kabul edip, değişmez bilip sonsuz sevgi göstermek zorunda olsun. elbette değildir. tıpkı diğerinin yerden yere vurma hakkını taşımadığı gibi. bu hayatın her alanında böyledir.



zorba olmadıktan sonra kim kalkıp bir diğerini kendiyle aynı görüşleri ve beğenileri gerçekleştirmesini bekleyebilir ki. bırakın beklemeyi rica minnet bile işlemez. bu ahlaka ters. ahlak?



ahlakı sağlayan bir etken söyleyin bana ki kendi otokontrol çemberinde dönüp verim sağlayabilsin. benim aklıma ilk gelen unsur, pek çok değerli argümanı sırtında taşıyıp evirip çeviren ve koruyan "utanç" duygusudur. bu öyle bir perçindir ki; türlü kuraldan, değişmez yasadan, hatta korkudan daha önde duran bir nefer görevi görür. hatta inancı olanın imanına, olmayanın tekil kudretine bile sağlam çakılmıştır. eh, muhakkak ki nasıl algılanıp, işlediğine bağlı.



her nasıl aydın kokan bir memba ise burası, cahil dolu bir yerdir de aynı zamanda. bundan doğal ne var. kafası atıp, olmazı deneyip, birilerinin bel bağladığı direğe terbiyesizlik eden mi istersin? ölmüş kişinin toprağı kurumadan yavan konuşanını mı? kendi bildiğine bile isyan edip, tavır bileyip, daha idrak usluna düşmeden diline düşüreni mi? utanmazı bol köşedir ekşi sözlük. kaldı ki utancından ağlayanı da..



gece gündüz zaman harcadığımız, gülüp eğlendiğimiz, envai çeşit bilgiyle donanıp farkında olmadan birşeyi veya pekçok şeyi "beraberce" yapabildiğimiz şu sözlük ortamına utanç denen hadise yer edecektir elbet. tepeden tırnağa ahlak kokar burası bile. çünkü doğrusu da vardır yalanı da, haklısı da vardır haksızı da, ayıbı da vardır helali de.



heryerde utanan insan burada neden utanmasın. utanır tabi. ama olsa olsa yaptığından utanır, ettiğinden utanır. katiyen ya kırdığından utanır, ya da gocunduğundan, hiç birşey yapamazsa tutar kendinden utanır. nereye baksak bir insan eseri gördüğümüz bu yapının her parçası illa ki utanılacak birşey bulur, yola girer, tertiplenir.



ama biri kendisinin beklediğini yapmadı diye, sevdiğini sevmedi diye, değer kıymet biçtiğini saymadı diye "ben onunla aynı ortamda bulunmaktan utanıyorum" deme hakkını asla taşıyamaz. onu beğenmeyebilirsin, o da beğenmiyor zaten. karşı koyabilirsin, tıpkı sana tepki verdiği gibi. lanet edebilirsin, tıpkı sana bela okuduğu gibi. hatta usulunce küfredebilirsin, aynen sana sövdüğü gibi. sonunda hakkını arayıp söke söke alabilirsin bile eğer gerçekten haklıysan, o da arayacak ve sökecektir. kovala bunu, didin, haklı olduğunu göster! doğru silahla vur, utandır! bak o zaman nasıl güzel olacak, kolay olacak, doğruyu gören kimse utanmayacak, farklı gelişip farklı sonlanacak.



çünkü emin ol eğer sen onunla aynı yerde eş vaziyetle durmaktan utanıyorsan esasında bunları kovalamaktan kaçıyorsun ve sahip olduğun değerleri korumaktan utanıyorsun. daha da kötüsü neyden endişe ettiğini bile bilmiyorsun anlamına gelir ki küçük düşer, "sen" gerçekten utanırsın.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176