Ağır Ceza Reisi Hakkı Şen

Hakkı Şen adıyla denizcilik sektöründeki herkese gönderilen e-postalarda sitemiz yazarlarından Kaptan Cahit İstikbal'in "Ağır biçimde mahkum edildiği" yazılıyor.

banner217

Ağır Ceza Reisi Hakkı Şen

Hakkı Şen adıyla denizcilik sektöründeki herkese gönderilen e-postalarda sitemiz yazarlarından Kaptan Cahit İstikbal'in "Ağır biçimde mahkum edildiği" yazılıyor.

09 Ekim 2007 Salı 13:19
1911 Okunma
Ağır Ceza Reisi Hakkı Şen

Ağır Ceza Reisi Hakkı Şen

Hakkı Şen adıyla denizcilik sektöründeki herkese gönderilen e-postalarda sitemiz yazarlarından Kaptan Cahit İstikbal'in "Ağır biçimde mahkum edildiği" yazılıyor.

E-Postada şöyle deniliyor:

"Vira Haber, Cahit İstikbal’i, kendisi korsan, sahibi gizli, işleri illegal denizgazetesi.com sitesinden yaptığı aktarma “haberlerle” Vira Haber’i, şahsen genel yayın yönetmenimiz Hakkı Şen’i, DTO’yu ve şahsen de Metin Kalkavan’ı lekelemeye dönük yayın yaptığı için ağır biçimde mahkum eden iki yazıyı üst üste yayınladık. "

DenizHaber.Com olarak basın özgürlüğünü hedef alan, kişileri hedef alan bu gibi karalama kampanyalarını yanlış buluyor ayıplıyoruz. Kamuoyundan onlar adına özür diliyoruz.

Medya bu değil. DenizHaber'i izleyerek, denizcilik sektörünün 1 numaralı haber sitesi yaparak sizler zaten bunu gösteriyorsunuz.

Hakkı Şen her gün adam karaladığı sitesine DenizHaber'in onda biri kadar okuyucu bulabiliyor.

Biz diyoruz ki;

Medya şahsi konuların takip edildiği yer değildir.

Medya kimsenin avukatlığının yapıldığı yer değildir.

Medya yargısız infazın yeri de, yargılamanın yeri de değildir.

Medyada bilgi, belge ve haber yayınlanır.

DenizHaber.Com un verdiği linklerden hiç birisinde Hakkı Şen'in yaptığı aşağılamaların binde biri kadar insanlar aşağılanmamakta, kişilerin onuruyla oynanmamaktadır.

Hakkı Şen'i avukatlığı, ağır ceza reisliğini ve insanları karalamayı bırakıp gazeteci ise gazeteciliğe davet ediyoruz. Gazetecilik çok karlı bir iş olmayabilir ama  onurlu bir iştir.

DenizHaber.Com

 

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
aybike yanar 2007-10-05 13:42:10

Evet hatta Hakkı Şen kendi sitesinde Sayın cahit istikbal ile yaptığım röportaj için birden bire ortaya çıkan genel yayın yönetmeni adı altında kendi kendine soru sorup cevapladığını yazmışş.. ama ne yazikki kendisi benim o haberine yazdığım yorumu bile yayınlayamadı.. ben burdayım soruları sordum ve cevaplarını aldık.. gerçi önemide yok yaa kaç kişi okuyor kaç kişi yorum yapıyor haberlerine ortada.. Başarılı insanların düşmanı çoktur.. o yükselirken herkez çeker paçalarından...İştre sizinde yaptığınız anca bu...



ben burdayım sorduğum sorularında yaptığım röportajında arkasındayım.. hakkı beyy hadi bunada bi cevap verin.. bunuda haber yapınn .. walla Sayın Cahit İstikbal de olmasa sitenizde neyle prim yapıcaksınız bilmiyorum....



A.Alev yanar

Avatar
Göktan Hasnun 2007-10-05 18:58:35



"hâkim; dava duruşmalı ise tarafları dinler, delillerini tartışır ve neticede hangi tarafın, ne ölçüde haklı olduğuna karar verir. hâkim, karar verirken hukuk kurallarını uygular.

kanun'da konuyla ilgili bir kural yoksa; örf ve âdete (töreye) göre, töre de yoksa; kendisi yasa koyucu olsaydı, o konu için nasıl bir kural koyacak idiyse, ona göre karar verir. hükümlerinde ilmî içtihatlardan ve kazaî (yargısal) kararlardan yararlanır. karar verme; bir mantık ve yorum işlemidir. hâkim, kural olarak, yazılı hukuk kurallarını elin deki olaya aynen uygular. yazılı hukuk kuralı yoksa, töreye bakar; o da yoksa kendisi kural koyar. bunu yaparken de; hukukî meselenin değişik çözümlerini ve bunların yarar ve zararlarım, çatışan ve korunmaya değer menfaatleri genel, soyut ve objektif bir şekilde değerlendirir. bunlar arasından; en âdil, pratik hayatın gerçeklerine en uygun, mevcut hukuk sistemi içinde farklı gözükmeyecek, onunla bütünleşebilecek ve hukukî istikran bozmayacak olan çözümü tercih eder."

Avatar
Alev Bigalı 2007-10-11 23:26:43

Şu denemez: "cemaate girip küfredersen dayağı yersin. etmeyeydin." çünkü bu cemaate girip küfretmenin normal sonucunun dayak yemek olduğunu beyan eden bir ifade olur. halbuki cemaate girip küfretmenin normal sonucu dayak yemek değildir. cemaat bireyleri potansiyel onlarca hareket imkanına sahiptir. bu hareketlerden yalnız biri dayak atmaktır.



bir çok başka seçenek bulunur.



hür iradeye sahip olan cemaate mensubu bireyler bu hareketler içerisinde en uygununu seçme şansına sahiptirler zira düşünce güçleri yerindedir. iradeleri üzerinde bir başka bireyin tahakkümü bulunmaz. potansiyel davranışlar arasında seçilmesi icap eden davranış "haklı" davranıştır. haklı davranış, bir başka bireye zarar vermeyen ve/veya verdiği zarar yaşanan zararla mukabil ve benzer olan davranıştır. hakarete hakaret ile karşılık vermek veya "aynen iade ediyorum" demek gibi. çünkü ortaya çıkan zarar, kişinin yaşadığı zarardan daha büyük olduğu her halükarda zararı yaratan sorumluluk sahibidir.



bu nedenle ve bu nedenden gücünü alarak cemaate gidip küfredenlere "cemaate küfredilmez çünkü dayak yersin" değil, "cemaate küfredilmez zira haksız bir harakettir." dememiz lazım gelir. böylelikle "dayak atma" fiilini de normalleştirmemiş oluruz.



peki bu halde anlaşılan şudur, haklar özgürce kullanılabilir, özgürlük bireyin hakkını dilediğince, paşa gönlünce kullanmasıdır ancak bazı hallerde bazı bireylerin bu hak kullanımından rahatsız olarak belirli suçları işlemesi de vaka-i adiyedendir. bu halde akla gelen soru şudur: "toplum, kendi üstünde meri olan hukuka rağmen bazı davranışları "normalleştirebilir". bu normalleştirmeyi toplum içinde yaşayan birey bilmeli ve ona göre davranmalıdır. buna göre davranmaz ise sonuçlarını da öngörmesi gerektiğinden sonuçlarına katlanmalıdır. toplumun değerlerine saygılı olmalıyız."



bu gerçekçi bir yorum değildir.



çünkü, bir toplumda örf adet anane gibi kurallar ve davranış kalıpları olsa dahi bu kurallara uymak bireyler için zorunlu değildir. birey sahip olduğu haklar ile bu kurallara uygunsuz davranışlarda bulunabilir. her toplum, her küçük kitlesel grup her klik kendi normlarını yaratırsa o zaman coğrafi bölgeye göre değişen onlarca "norm" ile karşılaşırız. bireylerin bu normların hepsine birden uyması beklenemez. her küçük grup kendi normlarını yaratır ve bu normlara başka bireylerin biatını talep ederse o halde bu bireylerin biatını isteyen gruplar arasında çatışmalar çıkar ve bu çatışmalar neticesinde ve bu çatışmalardan kaynaklanarak bireyler ne yapacaklarını bilemezler. dahası, meri olan hukuka alternatif subjektif nedenlerle norm yaratılması ve normlara biat edilmesi talebi meşrulaşırsa bu durumda ortaya ancak orman hukuku çıkar. gücü olan güçsüz üzerinde baskı kurar. güçsüzün haklarını gasp eder. gücü olanın gücü olan üstünde baskı kurduğu bu ortamdan "medeni" bir ortam diye bahsedilemez.



peki doğru norm nedir ve nasıl oluşur? norm, en temel manasıyla belirli bir coğrafi parçada yaşayan insanların özgürlüklerinden taviz vererek, özgürlüklerinin ve haklarının güvenliği gayesiyle üst bir otoriteye kendi nam ve adlarına yetki vermeleri ve bu yetkiye sahip olan meşru otoritenin özgürlükleri, hakları, güvenliği korumak ve geliştirmek için hareket etmesiyle oluşur. bu normların doğruluğu ise ancak ve yalnız insan özgürlüklerini nasıl koruduğu, nasıl garanti altına aldığı ve nasıl bu özgürlükleri geliştirdiği ile ölçülür. bir kamu otoritesinin veya seçilmiş şahısların kamudan aldığı yetkiyle kamuyu oluşturan bireylerin yaşama hakkını garanti altına almaması örneğin yanlış bir normdur bu norma karşı hareket doğal olandır zira insan yaşamak ister buna karşın ifade ve fikir hürriyetini destekleyen ve geliştiren bir norm doğru bir normdur zira yaşayan ve düşünen birey düşüncelerini ifade etme hakkına da konuşabildiği andan itibaren sahip olmalıdır.



dolayısıyla, herkesin, bir kısım kimseler tarafından bireysel nedenlerle koydukları kurallara uyması beklentisi normal değildir, akil değildir, makul değildir. bunu normalleştirmek, bunu dayatmak, bunu aksiyomatik olarak bir öncül almak da gerekmemektedir. gereken bunun normal olmadığını söylemek, bunun normal olmadığını beyan ve kabul etmektir.



bunun normalleştirilmesinin ve haraketlerin başında demoklesin kılıcı gibi sallandırmanın hatası ortaya çıkabilecek sonuçlarda gözükür. herhangi bir olayı analizimizde kişi ve grupların hassasiyetlerini göz önüne almamız gözlenebilen bir davranış olsa dahi, onun da öncellemesine varmamız, bir kaç basamak daha yukarı çıkabilmemiz mümkündür. kişi ve grupların hassasiyetlerini ilk değer, ilk hareket noktası almak için de zaten hiç bir akli gerekçe bulunmamaktadır.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176