Mersin'i alan İzmir'de Gizli Ortak Çıktı

Akfen Holding ile beraber Mersin Limanı 'nın 36 yıllık işletme hakkını 755 milyon dolara alan Singapurlu PSA 'nın, İzmir Limanı 'nın da 'gizli' ortağı olduğu ortaya çıktı.

banner217

Mersin'i alan İzmir'de Gizli Ortak Çıktı

Akfen Holding ile beraber Mersin Limanı 'nın 36 yıllık işletme hakkını 755 milyon dolara alan Singapurlu PSA 'nın, İzmir Limanı 'nın da 'gizli' ortağı olduğu ortaya çıktı.

13 Eylül 2007 Perşembe 13:27
1800 Okunma
Mersin'i alan İzmir'de Gizli Ortak  Çıktı

Mersin'i alan Singapurlu PSA, İzmir Limanı'nın da gizli ortağı çıktı
 
Akfen Holding ile beraber Mersin Limanı 'nın 36 yıllık işletme hakkını 755 milyon dolara alan Singapurlu PSA 'nın, İzmir Limanı 'nın da 'gizli' ortağı olduğu ortaya çıktı.

Rekabet Kurulu (RK ), Hong Konglu Hutchison ile Singapurlu PSA 'nın Lüksemburg merkezli ve yüzde 50'şer ortaklıkla kurdukları şirketlerin, İzmir Limanı ihalesini kazanan konsorsiyumdaki Hutchison Ports Turkey (HPT) ve Hutchison Ports Holding (HPH) firmalarının yüzde 40 hissedarı olduğunu belirledi.

İhale öncesi bu bilgiyi sunmayan Huthison-Global-Deutsche Bank -Ege İhracatçı Birlikleri (EİB ) Ortak Girişim Grubu 'na (OGG ), yanlış ve yanıltıcı bilgi vermekten 3432 YTL ceza kesen RK , hisse oranının düşük olmasını gerekçe göstererek PSA 'nın ortaklığının rekabete engel olmayacağı görüşüne vardı. RK , 2005'te yaptığı ön incelemede Mersin ve İzmir limanlarından herhangi birinin işletme hakkını alan firmanın diğer liman ihalesine giremeyeceğine hükmetmişti. PSA , İzmir Limanı ihalesini 4. sırada tamamlamıştı.

Bilgiler tutarlı değil

İzmir Limanı 'nı işletme hakkının özelleştirilmesine 5 Haziran 'da izin veren RK , 14 Ağustos 'ta yayımladığı kararında İzmir Limanı 'nın işletme hakkını 1 milyar 275 milyon dolarla kazanan Hutchison -Global-Deutsche Bank ve EİB OGG 'de çoğunluk hissesini elinde tutan HPT ve HPH firmalarının, Hutchison Whampoa Limited'in dolaylı iştiraki olduğunu belirtti.

Kararda 'Bildirim formunda 2006 Mayıs 'tan bu yana HPT ve HPH'nin yüzde 20'sinin Singapur 'da kurulmuş bulunan PSA World Port Pte. Ltd.'ye ait olduğu ifade edilmiş, bu hissedarlık ilişkisinin sadece portföy yatırımı niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Ancak PSA 'nın OGG 'deki firmalardaki hissedarlığına ilişkin olarak kuruma gönderilen bilgilerde bir tutarsızlık tespit edilmesi üzerine söz konusu hissedarlık ilişkisinin niteliği derinlemesine incelenmiştir. Buna göre HPT'nin bütün hisseleri Hutchison Ports Investments S.a.r.l'ye (Luxemburg ) aittir. Bu firmanın hisselerinin yüzde 40'ı, Hutchison ve PSA 'nın yüzde 50'şer hissesine sahip olduğu Hutchison Ports Holdings S.a.r.l'ye aittir' denildi.

Benzer şekilde HPH hisselerinin yüzde 40'ının da yine Hutchison ve PSA 'nın yüzde 50 ortak olduğu bir teşebbüse ait olduğu kaydedildi.

Ortaklıklar şeffaf olmalı

Buna karşın bu ortaklık yapısına göre Hutchison -Global ile PSA -Akfen 'in aynı ekonomik birlik içinde kabul edilemeyeceğini kaydeden RK , PSA 'nın İzmir Limanı 'ndaki ticari çıkarlarının toplamın yüzde 5'ine denk geldiğini açıkladı.

Deniz Ticaret Odası İzmir Şube Başkanı Geza Dologh , 'PSA ile Hutchison 'un ortaklığının önceden bildirilmemesi doğru değil. Bana göre bu tür ortaklıklar yapılıyorsa açıklıkla ve şeffaflıkla söylenmeli. Ya da bu tür ortak girişimlere gidilmemeli. İzmir ve Mersin limanlarının konumu ve işlevi çok farklı. Bu ortaklık bir haksız rekabet yaratmaz' dedi.

Hutchison ve PSA 'nın ortaklık ilişkisi

*İzmir Limanı ihalesini HPT ve HPH'nin içinde bulunduğu konsorsiyum kazandı.

*Hutchison , HPT ve HPH'de dolaylı yüzde 80 hisseye sahip.

*Bu şirketlerin yüzde 20 hissesi ise Singapurlu SPA 'nın.

*Limancılık şirketi olan HPH, 45 liman işletiyor.

*HPT ise Türkiye 'deki özelleştirmeler için kuruldu.

*HPT ve HPH'nin ana hissedarı şirketlerin yüzde 40'ı Hutchison -PSA ortak şirketinin.

*Bu yapı ile PSA 'nın İzmir Limanı 'ndaki hissesi yüzde 5'e geliyor.

Referans


 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mert aydın 2007-09-15 21:16:59

ohhhhh.ne güzel paylaşın bakalım türkiyenin limanlarını elbet gün gelecek hesap vereceksiniz ama bence deniz haber olarak bunları kamuoyuna duyurmanızı saygıyla karşılıyorum iyiki siz varsınız da haberimiz oluyor.hayırlısı

Avatar
Nisan Dede 2007-09-16 18:17:31

bir devlet icin olmazsa olmaz uygulamalardandir. ozellestirme mülkiyeti devlete dolayisiyla kamuya -yani halka- ait olan bir isletmenin gercek anlamda ozel mulkiyete devridir.



devletin en stratejik noktalarından biri olan bir kurumumuzun yabancı bir şirkete satılması daha sonra bu lübnanlı şirketin kurucuları arasında ingiliz gizli servisinin olduğunun ortaya çıkması ve servisin "evet biz kurduk fakat şu an bu şirketle hiç bir bağımız yoktur" gibi yalanını sikim formatında bir açıklaması yapması da gerçekten düşündürücüdür.



oncelikle kendiliginden tekellesmenin onunu kesmesi soz konusu bile degildir. cunku kapitalizm rekabetin degil tekellerin hukum surdugu bir sistem olarak ayakta kalabilir. sadece soz konusu alanda tekel olmamasi o mulkiyetin bir tekelin parcasi olmadigi anlamina gelmez, cunku memleketimizde de yatay, dikey, capraz her turlu tekel sermaye mevcuttur.



peki neden devletin sozde iyi isletemedigi bir is yeri ozel isletme olunca kara gecsin? bu da ozellestirmenin savunucularinin en ciddi dayanak noktasidir. birincisi ozellestirilen pek cok is yeri esasen kara gecmez, cunku isletilmez, kapatilir. mesela sekanin albayraklar tarafindan alinan isletmelerinde yasanan fabrikanin kara gecmesi degil, firmanin sahip oldugu onlarca gayrimenkulu, lojmani, tesisi isleten albayraklar’in kara gecmesidir; simdi ankara migros alisveris merkezi olan arsanin, satildigi bir grup ankarali tuccar tarafindan simdiki sahiplerine satildiginda elde ettikleri inanilmaz kar ile kara gecmesidir; isbankasi ve dogan holding’in -ki dogan holding devletten aldigi kredi ile, ayni ihaleye dahil olan vakifbank kredisi ile bu ise girer- satin aldigi petrol ofisi nin kara gecmesidir. ayrica akp doneminde bu kredi borcun da otelendigini hatirlatalim. yani cumhuriyetin basindan beri devlet eliyle zenginlesme devam etmektedir, baska turlu zenginlesmeyi yerli burjuvazimiz -ozel sektorumuz- pek becerememistir. simdi sadece yerli degil, yabanci sermaye de ayni sekilde isin icindedir.



ayrica gorunuste daha demokratik ve katilimci gorunen ehven-i ser halka arzin da soyle bir yan etkisi vardir: her biri hisse senedi sahibi kucuk yatirimcilarin da kari-zarari tek basina hic bir etkisinin olmadigi borsalara baglanir, finansal kapitalizmle de bir gonul bagi kurulur, mulkiyet paylasilmis izlenimi verilerek baska tur bir bagimlilik yaratilir. bir tasla iki kus vurulur. yine de pek cok durumda halka arz ile en azindan ‘devletin kasasina’ blok satistan daha cok para girecegi pek cok iktisatcinin kabul ettigi bir gercektir.



hemen hepsi vergi kaciran, orta ve kucuk hemen her isletmenin kacak adam calistirdigi, buyuklerininin cogunun da bunu alenen yapamamalarindan kar maksimizasyonunun baska yollarini aradigi, genellikle en iyi ihtimalle asgari ucret verdigi iscisinin butun hayatini satin aldigini zanneden ve bu sekilde de ‘kara gecen’ ozel sektor kamu yarari diye bir sey guder mi sahiden, ve neden bu soruyu kimse sormaz? elinizdeki tek olcut ‘kar’ gibi insan iliskilerinde yeri olmamasi olan bir sey olursa zaten tartisilan sey insan degil, baska bir sey olur, olmaktadir.



bu yuzden de ozellestirme kisa vadede ‘devletin kasasina para girmesi’, ise de –nedense hep degerinin alti fiyata satilarak- uzun vadede kapitalist bir duzende ayrik otu olan kamu isletmelerinin ortadan kaldirilmasidir, devlet yardimiyla, devlet eliyle kapitalizmin sinirlari icinde edinilmis haklarin, sosyal devletin asindirilmasidir. ozellestirme zarar eden veya simdi karda olsa da ilerde zarar edecegi iddia edilen (mesela erdemir), etmiyorken yatirimi kesilerek, zarar ettirilen satilacak hale getiririlen (mesela tekel) isletmelerin satilarak daha buyuk bir resmin icinde kucuk misyonun hayata gecirilmesidir. bu yuzdendir ki elde kalan son isletmeler de bittiginde sira hala cok sik akla gelmeyen egitime, sagliga gelecek, devlet memurlugu bile sozlesmeli olabilecek. butun dunyada oldugu gibi.

Avatar
Yaşar Süleyman 2007-09-16 18:23:39

ideolojik bakış, özelleştirme karşıtlarınca iyi kullanılıp, özelleştirmenin hızını kesti. bu yavaşlık, siyasilerin işine geldiği gibi, karşılarında rekabet edecek bir firmanın olmasını istemeyen bazı güçlü işadamlarının da işine yaradı.

böylece biz, bizden on yıl sonra özelleştirmeye başladıkları halde bugün özelleştirme programlarını tamamlamış olan polonya'nın, rusya'nın, romanya'nın bulgaristan'ın macaristan'ın gerisine düştük. eski sosyalist idareciler ülkelerini hızla piyasa ekonomisine dönüştürdüler, yabancı sermayeyi ülkelerine çektiler, vatandaşlarına çalışacakları yeni işler buldular, yeni istihdam alanları yarattılar.

ilginçtir, bizde de bülent ecevit özelleştirmede en başarılı karneye sahip oldu. ecevit son 20 yılın tek sol görüşlü başbakanı olmasına rağmen en başarılı özelleştirmeleri yaptı. iki yılda 6.4 milyar dolarlık özelleştirmeyle, son yirmi yılın başbakanlarını büyük farkla ardında bıraktı. mesut yılmaz ise 2.7 milyar dolarla ecevit'ten sonra özelleştirmede ikinci olurken , üçüncü sırada turgut özal 1.5 milyar dolarla yer aldı. onu 1.3 milyar dolarla tansu çiller takip etti. süleyman demirel 611, tayyip erdoğan 572 milyon dolarla beşinci ve altıncı. yedinci yıldırım akbulut 486 milyon dolar, sekizinci necmettin erbakan 436 milyon dolar, dokuzuncu ise kısa bir süre başbakanlık yapan abdullah gül 124 milyon dolarlık özelleştirme yapabildi. bu rakamlar, piyasa ekonomisini savunduğunu söyleyen başbakan erdoğan'ın, solcu eski başbakan ecevit'i geçmesi için uzun bir yol kat etmesi gerektiğini gösteriyor. ecevit, erdoğan'ın on iki katı özelleştirme yapmış.



başarı'nın nedenleri

ecevit'in başarısı nereden geliyor diye sorulabilir. özelleştirme cesaret ister. çünkü karşınızda büyük çıkar grupları var. ecevit çıkar gruplarına karşı cesurdu, çünkü seçim finansmanını partinin kaynaklarının dışına çıkmadan yapıyordu. bu nedenle ecevit özelleştirmede en başarılı başbakan oldu. ülkemizde hâlâ demirden kömüre, çaydan şekere, kâğıttan bankacılığa, mal ve hizmet üretiminin büyük bölümü devlet tarafından yapılıyor. dolayısıyla ülkemizde zenginleşmenin yolu hâlâ, yaratıcılıktan, yeni mal ve hizmetler keşfetmekten değil, devlete yakın durmaktan geçiyor. çıkar grupları bu nedenle politikacıları kuşatıyor. özelleştirme yapmak, bu menfaat kuşatmasına cesurca karşı koymayı gerektirir. eğer bu menfaat kuşatmasına karşı koyamıyorsanız, şimdi olduğu gibi kit'lerin borçlanmalarını tekrar serbest bırakırsınız. kamu bankalarının özelleştirmesini durdurup, şimdi olduğu gibi çıkar gruplarına ucuz kredi vermeye başlarsınız. bütün bunlar da, akp hükümetinin geçmişteki diğer sağcı hükümetler gibi devletçi ekonomiyi büyütmekte kararlı olduğunu gösteriyor.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176