Devlerin Gözü Derince Limanında

Derince Limanı, 36 yıllığına işletme hakkı devriyle özelleşecek. Son teklif verme süresi 20 Ağustos olan ihaleye, yerli ve yabancı çok sayıda kuruluşun katılması bekleniyor.

banner106

Devlerin Gözü Derince Limanında

Derince Limanı, 36 yıllığına işletme hakkı devriyle özelleşecek. Son teklif verme süresi 20 Ağustos olan ihaleye, yerli ve yabancı çok sayıda kuruluşun katılması bekleniyor.

02 Temmuz 2007 Pazartesi 15:12
1817 Okunma
Devlerin Gözü Derince Limanında

Derince Limanı yeni sahibini arıyor

İzmit Körfezi'nde yer alan ve otomotiv (otomobil, traktör vb.) sanayi ve karışık eşya yüklerine hizmet veren Derince Limanı, 36 yıl süreyle işletme hakkının verilmesi yöntemiyle özelleştirilecek. Son teklif verme süresi 20 Ağustos olan ihaleye, yerli ve yabancı çok sayıda kuruluşun katılması bekleniyor.


Özelleştirme  İdaresi  Başkanlığı  (ÖİB), T.C Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğüne (TCDD) ait Derince Limanı, 36 yıl süreyle işletme hakkının verilmesi yöntemiyle özelleştirilecek.

Aralarında Mersin ve İzmir limanlarının da bulunduğu TCDD'ye ait altı liman, iki yıl önce özelleştirme kapsamına alınmıştı. Mersin ve İzmir'in satışı gerçekleşti ve bu limanların alıcılara teslimi için prosedürlerin tamamlanması bekleniyor.
 
İhale hazırlıkları tamamlanan Derince Limanı için 10-20 Ağustos tarihleri arasında ihale için teklif verilebilecek. Teklif alındıktan sonra 10 günlük süreçte teklif veren firmalarla birebir görüşmeler yapılacak ve ardından açık artırma usulüyle satış gerçekleştirilecek.

Devlerin gözü Derince'de

ÖİB'in, potansiyel alıcılarla görüşmelere hız verdiği belirtiliyor. Uman ihalesine, yerli yatırımcılar ile küçük çaplı, yabancı yatırımcıların katılması bekleniyor. Yabancılardan Hong Kong-lu Hutchison Whampoa, İngiliz P&O, Singapur merkezli PSA, Dubai Fort gibi oyuncuların yanı sıra Arkas Holding, Akfen gibi firmaların ilgi göstermesi bekleniyor. Bölgede limanı olan Turkuaz Petrol'ün sahibi Zülfikarlar Grubu da limanla yakından ilgileniyor. Ayrıca inşaatçı ve lojistik şirketlerin de ilgi gösterebileceği söyleniyor.

Sanayi üretiminin kalbi niteliğindeki İzmit Körfezi'nde bulunan Derince Limanı, şu anda TCDD tarafından yapılan özel anlaşmalarla Bunge gibi hububat ithalatçıları ve Toyota başta olmak üzere bölgedeki otomotiv üreticileri tarafından kullanılıyor.

Körfez'de 35 civarında liman ve iskele bulunuyor. Bu limanlar içinde altyapısı en gelişkin olanı, Derince Limanı. Türkiye'de en fazla araç yükleme-boşaltması yapılan limanda, araç başına alınan ücret diğer limanlara göre daha düşük.


LİMAN ÖZELLEŞTİRMELERİ: İzmir ve Mersin yabancıların oldu

Mersin Limanı: 36 yıl süreyle işletme hakkının verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla açılan ihaleyi, 755 milyon dolar bedelle PSA-Akfen Ortak Girişim Grubu (O.G.G)
kazanmıştı. Limanın devir sözleşmesi ise, 12 Mayıs 2007 tarihinde imzalandı.

İzmir Limanı: 49 yıl süre ile işletme hakkının verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesi için 3 Mayıs 2007 tarihinde çıkılan ihalede en yüksek teklifi, 1 milyar 275 milyon dolar ile
Global-Hutchison-EİB O.G.G verdi, İzmir Limanı özelleştirilmesi ile ilgili Rekabet Kurulu'nun görüşü bekleniyor.

İskenderun Limanı: 9 Eylül 2005 tarihinde 36 yıllığına işletme hakkı devri yöntemiyle ihaleye çıkıldı. İhalede ise en yüksek teklifi, 80 milyon dolar ile PSA-Akfen O.G.G. vermiş, ancak ihale daha sonra iptal edilmişti.

Kaynak: Levent Gökmen /Ekonomist Dergisi
Yayın Tarihi: 1 Temmuz 2007

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Burak Kocagil 2007-07-14 00:25:59

Dubai Fort degil Dubai Port olacak.

P&O artik yok, Dubai Port satin aldi ve ismi degisti.

Avatar
Erkan Kiraz 2007-07-14 23:48:06

Derince Limanı yada ta 1900 yıllarındaki adı ile Derince İskelesi yada Derince Skelesi 1870 yıllarında Anadolu Demiryolları Projesi’nin büyük bölümünü üstlenmiş olan, o zamanların Alman firması Phillip Holzmann’ın planlarında yer almıştır. O zamanların Alman firması Osmanlı İmparatorluğu’ndan söylendiğine göre Yap-İşlet-Devret koşulu ile (BOT, Built-Operate and Transfer) Derince’ye liman yapımı için 46 yıllık bir imtiyaz elde etmiştir. Ama aynı firma hala dimdik ayaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti ile yeni yolların, demiryolu ve hızlı tramvay yollarının yapım ihalelerini benzer koşullarla aldığını İnternet’teki sitelerinden yada başka kaynaklardan duyurmaktadır. Derince Limanı inşaat 1900 yılında başlanmış ve 1904 yılında bitirilmiştir.

Bölgenin çukurca bir yerde olmasından dolayı Derin sıfatından türetilmiş Derince hal zarfından çekme isim olması savını belli tarihi belgeleri inceleyen ve Osmanlı Demiryolları hakkında en ayrıntılı bilgilere sahip Fransız dostum Jean-Patrick Charrey’a danıştım. Belgelerde Derince adından başka bir ada rastlayıp rastlamadığını sordum. Sav ona da mantıklı gelmiş ama bunu kanıtlamak için bir belgeye ulaşamadık.



1914 yıllarına ait ve Almanların söz konusu olduğu başka bir belgede ise Derince isimli bir gemiden söz edilmektedir;



“Almanların bu askeri hareketi bir düşünce sonucu olmayıp bir kanıt sonucudur. Sadece Almanların savaş için elkonulmuş malzemeleri kendi kişisel kullanımları için topladıklarını zikretmem yeterlidir. Elimde, Alman Deniz Kuvvetleri Ateşesi, Humann’ nın böyle bir askeri elkoymayı bir gemi dolusu yağ için yaptığını belgelen bir resim kopsası mevcuttur. Bu belge 29 Eylül 1914 tarihini taşımaktadır. "26 Eylül tarihli mektubunda zikrettiğiniz Derince (Derindje) isimli buharlı gemide yer alan malzemeler” bu belge şöyle devam etmektedir “"Alman Hükümeti adına tarafımdan zorla elkonulmuş malzemelerdir”. Bu belge şunu açıkça belirtmektedir ki Türkiye savaşa girmeden yaklaşık bir ay önce, Almanya İstanbul’ un (Constantinople) hükümranlık haklarını bizzat elinin altında tutmaktaydı.” http://www.ukans.edu/~libsite/wwi-www/morgenthau/Morgen04.htm

1920 ile 1921 yılları arasında İzmit’in ta Sapanca’ya kadar İngiliz işgali altında olduğu bilinmektedir. İngilizler, Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’yu kolayca neredeyse altı günde işgal eden Yunanlılarla işbirliği yapmışlardır. Zaten Yunanlıların Anadolu’yu işgal etmeleri İngiltere’nin onayı ve desteği ile olmuştur. Yunanlılar bugünkü Akmeşe (Armaşa, Arbaş) gelmişler, askeri karargahlarını buraya kurmuşlar ve özellikle Sapanca ve İzmit’i de deentimleri altına almışlardır. İşte İngiliz donanmasından bir geminin Derince Limanı’na gelişi şöyle anlatılmaktadır;

“İngiliz Donanması Derince’de: Mississippi, Centerville’in yerlilerinden Amiral Briscoe Deniz Kuvvetleri Akademisi’nden 1918 yılında mezun olmuştur. I. Dünya Savaşı sırasında Atlantik Donanması’ndan Alabama isimli gemide ve Fransa Brest’de faaliyet gösteren Roe isimli destroyerde görev yapmıştır. Savaş sona erdikten sonra, savaş sonrası ilk görevini USS Kearsarge’de yapmış ve 1919 yılında da İstanbul’un Doğu Suları’n da demirleyen USS Humpherreys’ e makine subayı olarak vazife almıştır. 1920-1921 yılları arasında Türk-Yunan savaşında da, Derince, Türkiye’de (Derindge, Turkey) yer alan bir Deniz Kuvvetleri İndirme Birliği’nde komutanlık yapmıştır.”

Avatar
Yiğit Bulut 2007-07-15 20:04:31

Kendini liberal sayan herkes lütfen başlığı okuyup alınmasın! Burada bahsedilen 'liberalleşme' ile 'laissez faire, laissez passer'yi birbirine karıştırıp, küreselleşmeyi 'milli olan her şeyin' yok edilmesi olarak görenler. Hatta bu ağabeyler o kadar kendilerinden eminler ki, 'Küreselleşme milli sermayenin tasfiye edilmesi değil, tam tersi güçlenerek dünya kapitalist sitemine adapte edilerek güçlenmesidir' diyenlere 'cahil' gözüyle bakıyorlar. Aslında bilmiyorlar ki, devamlı örnek verdikleri AB ülkelerinde belki de sadece adını bilip detayını bilmedikleri özelleştirmeler hiç de onların dediği ve sandığı gibi olmadı.

Sevgili dostlar, gazetelerde sık sık okuyoruz; Türk Telekom, Tüpraş, Ereğli, Petkim özelleştirilecek ve Türkiye Rusya'nın dahi tamamladığı özelleştirme sürecini tamamlayarak ileri bir adım daha atacakmış! Doğru değil, özenerek baktığımız AB ülkelerinin hiçbirinde kamunun elinde bulunan ve yeniden kurulum bedeli çok ağır olduğu için devlet harici kurulması mümkün olmayan kuruluşlar, kontrol dışı kalmadı ve özellikle yabancılara satılmadı. İşte size ülkeler bazında sektörel örnekler ve sonuçlar.

Telekom: İtalya, uyguladığı strateji ile Telekom şirketinin yabancı bir şirketin tek başına kontrolüne geçmesine izin vermedi. Yabancılar daha fazla fiyat teklif etmesine rağmen yüzde 25'ten fazla bir pay alamadıkları gibi, daha düşük fiyatlara rağmen yerli şirketler ve yerli yatırımcılar tercih edildi. Fransa ve Almanya'da ise bu dahi yapılmadı. France Telekom'un yüzde 56'sı Fransız halkına satılırken, yüzde 3'ü kendi çalışanlarına devredildi. Geriye kalan hâlâ kamu kontrolünde. Yapılan; şirketin yönetimi ile ilgili yönetişim ilkelerini hayata geçirip, buraların siyasi birer arpalık haline gelmesini engellemek. Almanya'da da durum çok farklı değil. Alman devletinin yüzde 25'lik payı korunurken, geri kalan, yapılan satış ve arzlar ile kontrol kimsenin eline geçemeyecek şekilde dağıtıldı...

Sonuç 1: Görüldüğü gibi her zaman örnek aldığımız AB'nin üç devi 'küreselleşmeyi' ölümüne özleştirme ve ne olursa olsun milli olan değerlerin yok edilmesi veya devredilmesi olarak algılamıyorlar. Bize söyledikleri ise çok farklı: 'Neyiniz varsa acilen devredin'! Bu noktada bir hatırlatma da Türk Telekom'un fiyatı için. TT'nin rakamsal olarak 1/3'ü dahi etmeyen Fas Telekom 7 milyar avronun üzerinde bir değer ile Paris'te işlem görüyor. Bu basit örnek bile Türk Telekom'un en az 10 milyar dolar edebileceğini gösteriyor. Eğer birilerine acil satılmaz ve doğru zamanda halka arz edilebilirse.

Alternatif 1: Ne yapılabilir? Yılda 1-1.5 milyar dolar kâr potansiyeli olan TT'nin yüzde 51'inin 2-3 milyar dolara yabancılara satılması, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük hatası olacak. Doğrusu; şirketin yönetişim ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandırılarak Türk halkına arz edilmesi. Bu yöntem ile daha fazla gelir elde edilebileceği gibi Türkiye'nin aynı zamanda stratejik de olabilecek bir değeri, parasını vergileriyle ödeyen bu halkın mülkiyetinde kalacak.

Enerji: Yabancı şirketler Çukurova ve Kepez için bekleyip, birileri piyasada el altından hisse toplamaya çalışırken; AB ve IMF'nin Türkiye'ye bu konudaki tavsiyesi çok açık; enerji piyasasını acilen devredin. Oysa yine AB ülkesi olan İtalya'da durum çok farklı şekillenmiş. İtalyan elektirk devi 'ENEL Elektrik' tam bir kaos içinde olduğu son altı yıl içinde 'Sat gitsin' metodu ile satılmamış ve çıkarılan yasa ile 1999 sonrası elektrik piyasası regüle edilirken şirket de 'özerk bir şirket' olacak şekilde yeniden yapılandırılmış. Bu süreç sonunda yapılmaya başlanan halka arzlar hâlâ devam ederken bugüne kadar 28 milyar dolara yakın gelir elde edilmiş...

Sonuç 2: Türk enerji devlerini yabancılara blok halinde satmak ve yerli sermayeyi devre dışı bırakarak, Türk halkını sadece tüketici olarak bırakmak doğru değil. Türkiye'nin önümüzdeki 10 yıl içinde 50-80 milyar dolarlık enerji yatırımı yapması gerekli. Yeni yatırımlar için gelecek yabancılara kolaylıklar sağlanabilir ama var olanı devretmek doğru değil. Var olanı devretmek, yenisi gelmediği durumda elinde bulunduranı tekelleştirir.

Alternatif: Devletin elindeki enerji şirketleri yönetim olarak yeniden yapılandırılabilir ve her şirketten belli bir hisse devri ile 'enerji piyasası' fonu kurularak halka arz edilebilir.

Son söz: AB'nin çekirdeğini oluşturan ülkelerin hiçbirinde kamu değerlerinin 'tek parça' halinde yabancılara devri yok. İlk önce halka arz ediliyor, sonra kontrol yaratamayacak kadar olan kısım yabancılara satılıyor. Yukarıda saydığımız bütün gerekçeler Ereğli, Tüpraş, Petkim için de geçerli. Eğer bu şirketlerin yüzde 51'i blok halinde satılırsa, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en vahim adımı atılmış olacak. Çözüm çok açık; Türk halkının bankalarda ve sistem dışında 60 milyar dolardan fazla birikimi var. Bu şirketler tek tek veya hepsinin bir kısım hissesi devredilmek şartı ile kurulacak bir fon vasıtasıyla halka arz edilebilir.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176