AKPORT demiryolu ile güçlenecek

Yıllık 3 milyon ton dökme yük ve 250 bin TEU konteynır kapasitesi ile faaliyet gösteren Tekirdağ'ın limanı Akport, demiryolu ile Avrupa ve Anadolu arasında köprü olacak.

banner106

AKPORT demiryolu ile güçlenecek

Yıllık 3 milyon ton dökme yük ve 250 bin TEU konteynır kapasitesi ile faaliyet gösteren Tekirdağ'ın limanı Akport, demiryolu ile Avrupa ve Anadolu arasında köprü olacak.

11 Haziran 2007 Pazartesi 08:25
2020 Okunma
AKPORT demiryolu ile güçlenecek

Liman demiryolu bağlantısıyla güçlenecek

Yıllık 3 milyon ton dökme yük ve 250 bin TEU konteynır kapasitesi ile faaliyet gösteren Tekirdağ'ın gözbebeği limanı Akport, demiryolu bağlantısı sayesinde Avrupa ve Anadolu arasında köprü olacak. 2008 yılında tamamlanacak olan Tekirdağ-Muratlı demiryolu ile Akport, Avrupa yakası ve Trakya'da demiryolu bağlantısı olan tek liman olacak.

Özelleştirmeden devralınan Tekirdağ Limanı, küçük bir iskeleden Trakya Bölgesi'nin ana limanı olarak hizmet eden, modern, yüksek kapasiteli bir liman haline geldi. Tekirdağ Limanı'nı Türkiye Denizcilik işletmesi'nden devralan Akkök Grubu, Akport Tekirdağ Liman Işletmesi'ni 1997 yılında kurdu.

 Liman, toplam 120 bin metrekare alanı, bin 390 metre rıhtım uzunluğu, yıllık 3 milyon ton dökme yük ve 250 bin TEU konteynır kapasitesi ile faaliyet gösteriyor. Akport, Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşunun çoğunun bulunduğu ve Çorlu, Çerkezköy gibi organize sanayi bölgelerinin yer aldığı, yüksek bir mal sirkülâsyonuna sahip olan Trakya hinterlandına hitap ediyor. Bölgede mevcut konteynır hariç, dolaşan yükün yüzde 25'ine hizmet veren liman, konumu itibarıyla Yunanistan ve Bulgaristan gibi komşu ülkelerle yapılan ticarette de büyük avantajlar sağlıyor.
Akport'ta gerçekleşen faaliyetler
  • Dökme yük / general kargo yükleme/boşaltma
  • Konteynır yükleme/boşaltma
  • Tekirdağ-Bandırma Ro-Ro hizmeti
  • Kılavuzluk
  • Römorkaj
  • Depolama
  • Bunker

Geniş bir makine ve ekipman parkını barındıran Akport, dökme yüklerde elleçlemede Marmara denizinde elde edilen en yüksek tonajlara sahip. Akport'un hedef müşteri kitlesini, Trakya Bölgesi'nde yerleşik sanayi kuruluşları, yöreye mal tedarik ederek hizmet veren trader'lar, ağırlıklı olarak konteynır hatları ve armatörleri ile Türkiye'de yerleşik konteynır acenteleri oluşturuyor.

Köprü görevi görecek

Akport, demiryolu bağlantısı ile Avrupa ve Anadolu arasında köprü olmaya hazırlanıyor, inşaatına başlanan Tekir-dağ-Muratlı demiryolunun, 2008 yılının Nisan ayında tamamlanması hedefleniyor. Böylece Akport, Avrupa yakası ve Trakya'da demiryolu bağlantısı olan tek liman olacak.

Temeli atılan ve bir yıl içinde tamamlanması planlanan Tekirdağ-Murattı arasındaki demiryolunun bitmesi ile Tekirdağ-Bandırma ve Tekirdağ-Derince arasında, vagon taşımacılığı Akport üzerinden başlamış olacak. Tekirdağ-Bandırma arası mevcut dahili Ro-Ro'ya ilave olarak, Tekirdağ-Gemlik hattı açma konusunda da işletmeci adaylar ile görüşmelerin yürütüldüğünü ifade eden Akport Genel Müdürü Fuat özbekli, bu yıl Tekirdağ-Gemlik hattının açılmasının da hedefleri arasında olduğunu söylüyor.

Ayrıca Akport-Port Kavkaz arasında düzenli sefer yapacak vagon feribotu hattı için yatırımcı firma ile görüşmelerin sürdüğünü kaydeden özbekli, "Bu hat gerçekleşirse Akport, aynı zamanda Rusya ile direkt demiryolu entegre liman bağlantılı olacak" diyor.

Un ihracatını artırıyor

Limanı kullanan sanayici ve tüccarlar, limanının hızlı ve güvenli yükleme/boşaltma operasyonlarını göz önüne alarak, ucuz maliyetle gemi kiralayabiliyor. Karayolu ile gelen mevsimsel ürünler (gübre, kepek vb.) artık denizyoluyla gelmeye başladığı için, liman aracılığıyla hinterlanda dağıtımı yapılıyor.

Öte yandan sanayi kuruluşları, limanın olanaklarını en iyi şekilde değerlendiriyor. Bu kuruluşlar, üretimlerini limanın yükleme kapasitesine göre ayarlayarak, ihracatlannı artırıyorlar. Buna en güzel örneğin un ihracatı olduğunu söyleyen özbekli, yıllara göre liman üzerinden yapılan un ihracatının arttığına dikkat çekiyor.

 

Yeni başlayan/tamamlanan ve devam eden hizmetler

  • Trakya Bölgesi'ne hitap eden konteynır limanının devreye girmesi,
  • General kargo ve dökme yük yükleme boşaltma hizmeti,
  • Tekirdağ-Trieste Ro-Ro hizmeti,
  • Tekirdağ-Bandırma Ro-Ro hizmeti.
  • Sıvı yük depolama hizmeti,
  • Tekirdağ-Muratlı arasında demiryolu bağlantısı ile birlikte limanın demiryolu bağlantısına kavuşması.

Tekirdağ-Bandırma arasında çalışan Ro-Ro'nun, Kuzey ve Güney Marmara'yı birbirine bağlayan karayolunu görevini de üstlendiğini söyleyen Özbekli, her gün karşılıklı yapılan 2 sefer ile yaklaşık 100 tır ve kamyonun trafiğe girmeden Trakya ve Bandırma yöresine en kısa zamanda ulaşabildiklerini ifade ediyor.

 

Akport'a uğrayacaklar

Modern ve büyük kapasiteli konteynır terminali inşaatı ile Ambarlı Limanı'ndan yapılan yük hareketinin artık Tekirdağ'dan gerçekleştirilebileceği belirtiliyor. Devam eden inşaatla da ulaşılacak 14 metre draft ve 2 kilometre rıhtım uzunluğu ile Marmara Bölge-si'ndeki bütün büyük gemiler, artık Akport'a uğrayabilecek.

Özbekli, terminalin tam olarak devreye girmesi ile Ambarlı Limanı'na konteynırı-nı gönderen sanayi kuruluşlarının, limanı kullanarak nakliye masraflarında avantaj elde edeceklerini belirtiyor.

Acentelerle görüşüyor

Trakya Bölgesi'nin açık yük hareketinin ana limanı olan Akport'un konteynır hareketinde istenilen ivmeyi yakalayamadığını ifade eden Özbekli, bu konuda şunları söylüyor:

"Burada asıl konu, dökme yük piyasasında nasıl çalışılacak limanı belirleyen yükleyici ise konteynır piyasasında da çalışılan limanı ağırlıkla armatör veya acentesi belirlemelidir. Armatörler, Marmara'daki konteynır trafiğinin merkezi olan istanbul'da bile Haydarpaşa Limanı'ndan, Ambarlı Limanları'na ortalama 4-5 yıllık bir süreçte geçiş yaptılar. Bu süreç, artık Akport için başlamış bulunuyor. Halihazırda Marmara'ya uğrayan bütün konteynır hatları ve bu hatların acenteleri ile görüşmeler devam ediyor. Bu hatlar, zaman zaman proje bazında limanımıza uğruyor."

Yabancı ortak geliyor

 Akport'un, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ile ortak yürütülen Tekirdağ-Marsilya Ro-Ro hattı projesinde önemli mesafeler alındığını belirten Özbekli, UND'nin Akport tarafından organize edilen büyük bir hat operatörü ile ortaklık konusunda Akport ile işbirliği ve ortaklık yönünde, yönetim kurulu kararı aldığına dikkat çekiyor. Yabancı firmanın bu konuda projeye uygun gemi ve liman fizibilite çalışmasına devam ettiğini söyleyen Özbekli, şartların uygun olması halinde, Akport-Mar-silya Ro-Ro seferlerinin bu yıl başlayabileceğini belirtiyor.

2007 yılında TURKON, MAERSK hatlarından birisiyle düzenli seferler başlatma hedefleri olduğunu ifade eden özbekli, bunun yanında CMA, BULCON gibi önemli hatlarla da transit yükleri öncelikli olmak üzere, Akport'ta çalışmaları üzerinde durulacağını da sözlerine ekliyor.

 Şirketin 2007 yılı hedefleri

Konteynır hizmeti: Yıllık 30 bin TEU

  • Dökme yük /general kargo hizmeti: Yıllık 1 milyon 600 bin ton
  • Tekirdağ-Bandırma Ro-Ro hizmeti: Günde 2 sefer
  • Tekirdağ-Gemlik Ro-Ro hizmeti: Günde 1 sefer
  • Sıvı yük depolama hizmetini limanda gerçekleştirmek.

Haber: Burcu Tuvay / btuvay@ekonomist.com.tr

Kaynak: Ekonomist Dergisi

Yayın Tarihi: 10 Haziran 2007

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YEKTA DUMAN 2007-06-20 12:56:30

TEKİRDAĞ AKPORT limanından ilk "RO-RO" seferi;ERDOĞAN ŞENAY,TANER GÜRKAN,NUMAN ESİN" ortaklığında;ER-ŞEN nakliyat,GÜR nakliyat ve ESİN nakliyat tarafından kurulan "EGE RO-RO" ile İTALYA'ya ilk seferler başlatılmıştır.

Bu seferlere konulan üç gemide teknolojik manada ideal ölçülerde ve donanımlıydı.

Yanılmıyorsam;birkaçyıl kadar bu seferler aksatılmadan devam ettirildi.

Daha sonra yaz ayları itibariyle;TEKİRDAĞ trafiği "RO-RO" seferlerini "TIR trafiği açısından" kaldırmayınca "SET ÇİMENTO'nun AMBARLI arazisi yine yanılmıyorsam kiralanarak ve buraya çok güzel RO-RO" terminali yapılarak bu seferlere AMBARLI'dan devam edildi.

Halada devam edilmektedir.

O dönemler RO-RO'da görev yaptığımdan bir anımı sizlerle paylaşma gereği hissettim.

Her nekadar bağlı bulunduğumuz kurumun üst düzey kurmayları bu çalışmalarımızı yok sayarak bizleri göz ardı etmiş olsalar bile...

Gerçek olarak yaşadığımız acı ve tatlı anılarımıza pıranga vurmazlar.

Bilindiği gibi daha önceleri "RO-RO" seferleri "DERİNCE" ağırlıklı yapılmaktaydı.Bağlı bulunduğum kurum adına işlemlerini yaptığımız;DENİZ NAKLİYAT özelleşip,yapılan seferler iptal edilince bende kurum içinde bazı boşlukları doldurma maksadıyla bazı dış görevlerde görevlendirilmiştim.

Mesela;ZONGULDAK ve TEKİRDAĞ RO-RO hatlarının başlatılması bunlara örnektir.

Her RO-RO seferi için İZMİT'ten bu illere gidiş ve gelişlerim oldukça maceralı da olmaktaydı.

Ro-RO gemilerine binen araçların işlemlerini yaptıktan sonra gemilerin limandan ayrılması ve görev yaptığımız işle ilgili rapor ve istatistiklerin hazırlanmasından sonra eve dönüş yolculuğunda sayısız enteresan olayla yüzyüze kalıp,o an için bazen acı dahi olan olay daha sonra tatlı anı olarak dağarcığımda kalmıştır.

Zaman zaman gecenin ayazında ve karanlığında dönüş yolunda toplumun baş belası haline gelen "TİNERCİ" illetiyle mücadele etmekten tutunda.

Gecenin "04.00"da İZMİT istikametine giden bir tır bulupta yola koyulduğumda ıssız otabanda teker patlayıp,şöförle beraber stepneyi takıp yola devam mı!Dersiniz?Yoksa;mazot bittiğinden en yakın benzinliğe "5-10km" elimde bidonla mazot almak için can siperhane otaban boyunca yüremek zorunda kaldığımı mı!

Konumuz;TEKİRDAĞ AKPORT limanıyla ilgili olduğu için bu konudaki enteresan anımı aktarmak istiyorum.

RO-RO gemilerine binen araçlara belge düzenlenmesiyle ilgili görevli bulunduğumuz kurum adına,yine görevli kılınan ancak;bu konuda bilgileri olmadığından zaman zaman kendilerine prosüdür doğrultusunda bilgi aktarma göreviyle bulunduğum AKPORT limanının o muhteşem açılış gününde yaşanan anımı paylaşmak istiyorum.

TEKİRDAĞ AKPORT'tan RO-RO seferlerini başlatacak;EGE RO-RO muhteşem kokteyle İTALYA seferlerinin açılış kurdelesini kesmek üzere O zamanki;CUMHUR BAŞKANI'mız sayın SÜLEYMAN DEMİREL'i davet etmişti.Hava günlük güneşlikti.Koyteylin düzenlendiği liman sahasının içine sayın CUMHUR BAŞKANI'mız SÜLEYMAN DEMİREL'i getiren helikopter iniyor ve ardından büyük bir fırtınayla;helikopterin rüzgarı değil!

Hava patlıyor.ardından tören alanında liman içinde bulunan platformlar adeta denize akıyor.Anlatılır gibi değil.Kalabalık bir anda kaçışıyor,yanılmıyorsam;bir bekçi kulübeside içindeki bekçi ile birlikte denizle kucaklaşıyor.Limanın açılış kurdelasının kesilip kesilmediğini ise;hala hatırlamıyorum.Eğer tekrar İTALYA RO-RO seferleri bu limanımızdan başlatılacak olursa;aynı fırtınayla karşılaşılmaması dileğimi iletmek istedim.saygılarımla...

Avatar
bekir keşmer 2009-09-12 12:57:26

KATB PROJESİ’Nİ ANCAK TİREBOLU ZARURİ KILAR



Katb projesi, Türkiye ile Gürcistan ve Azerbaycan arasında Bakü Tiflis Kars hattı, Batum sarp Hopa hattı ve Poti Samsun arası gemi ile demiryolu geçişi olarak yapımı düşünülen demiryolu projesinin adıdır. Avrasya’’yı birbirine bağlamak ve Ticareti büyük ölçüde rahatlatıp hızlandırmak amacıyla planlanmıştır.



Ne yazıktır ki planlandığı ve her şeyin hazır olduğu halde bir türlü yapımına başlanmamaktadır. Orta Asya ve Çin, Ticaret için ağır taşıma bağlantılarını İran üzerinden Türkiye’’ye ulaşımını güçlükle yapmakta, Türkiye’’deki limanlara çok zorlukla ulaşmaktadır ve verimi düşük olmaktadır. Düşünülen Katb Projesi devreye girdiği takdirde bu çok kolay olacaktır ama şu an hiçbir hareketlilik görülmüyor.



Karadeniz, Doğu Anadolu ve Orta Asya olarak geniş düşünürsek, yıllardır gündemde olan ciddi bir proje daha var ki, anlayamadığımız nedenlerle dikkate alınmamaktadır. Bu Proje Tirebolu-Tiflis Demiryolu hattı projesidir. Yıllar önce düşünülen bu proje, Tıpkı Katb projesi gibi Karadeniz’’den Orta Asya’’ya en uygun ve maliyeti düşük olarak yapılabilecek demiryolu proje diye düşünülüp planlanmıştır.



Bu Demiryolu projesi hayata geçirilip Tirebolu Limanı açıldığı takdirde; Kars İlimizden başlayarak tahmini hesaplar ve Ülkelerarası ticari sevkıyatlar şöyle olur. Denizyolu ile gelip, Karadeniz Bölgesinden; Anadolu, Doğu ve Orta Asya’’ya Gidecek nakliye Tır’’ları daha çok Ro-Ro Gemilerine açıklığı sebebiyle Kastamonu Limanını kullanmakta ve işleri zorlaşıp, yolu uzun olmaktadır. Tirebolu Limanını Ro-Ro Gemilerine açıldığı taktirde, bu yol miktarının % 50 i kısalmaktadır. Yani karayolu; Kars’’a göre Tirebolu, Kastamonu’’ya göre tam yarıya inmiş mesafesindedir. Karadeniz kıyı ülkeleri ve Karadeniz’’den Çin, Orta Asya’’ya ve Mezebotamya’’ya Ro-ro Taşımacılığı yapan ülkeler, Tirebolu Limanını kullandığı takdirde yollarının çok kısaldığını ve Harşıt Vadisi boyunca kolaylıkla ulaşım sağladığını görebilecek, böylelikle büyük kâr sağlamış olacaklardır.

Tirebolu-Tiflis Demiryolu hattı Projesi hayata geçtiği taktirde, Kars’’a göre tahmini hesap yapılırsa; Tirebolu Limanı Samsun Limanına göre 3/2, Zonguldak Limanına göre 5/2, mesafe Haydarpaşa Limanına göre 6/2 daha avantajlı kısa mesafe kullanılmış olacak, böylelikle Liman bağlantılı demiryolu taşımacılığında Tirebolu, Uluslararası alanda en kârlı vazgeçilmez unsur olacaktır.



Böylelikle çok ciddi anlamda düşünülen Katb projesine, Tirebolu-Tiflis Projesi kesinlikle dahil edilmeli ve Yapımına Tirebolu’’dan başlanmalıdır. Bu projenin yapımına Tirebolu’’dan başlanırsa; Ticari çıkarlarının çok büyük olması sebebiyle Rusya ,Ukrayna başta olmak üzere Orta Asya ve civar bölgelere gerek demiryolu gerekse karayolu ile Karadeniz’’den ticaret yapmak isteyen tüm ülkeler; Doğu Anadolu üzerinden kolaylıkla Demiryolu ve Karayolu ile Karadeniz üzerinden Dünya’’ya ticaret için açılmak isteyen Çin, Orta Asya ve o bölgedeki ülkeler, ticari çıkarları ve çok büyük kâr olanakları sebebiyle, Katb projesinin yapımı için daima uluslararası alanda baskılar ve görüşmeler yapacak, böylelikle Katb projesi çok zaruri bir hâle gelecektir. Tıpkı Dünyada Panama ve Süveyş kanallarının çok zaruri olması gibi.



Ülkemiz Açısından bakıldığında ise Tirebolu –Tiflis demiryolu hattı projesi, İç ve dış ticarette kâr oranı hesabı kat kat artacak, Demiryolu ulaşımında Erzincan büyük kavşak olacak; Katb projesi içersinde planlanan Giresun-Tirebolu, Trabzon-Tirebolu, Tirebolu Diyarbakır, Trabzon Rize Hopa Demiryolu Hat projeleri; Tirebolu Tiflis projesi, Katb projesiyle hayata geçtiği takdirde, yan kollar olarak zaruri hale gelecek, nice işletilemeyen maden ve petrol yatakları işletilebilecek, ağır tonajlı taşıma rahatlayıp hızlanacak, Batıdaki Sanayi ağırlığı aynen doğuda kurulacak ve Doğuya yatırımı hızlanacak, Ülkemizin sıkıntıları çok azalacak, Dış Politikada Türkiye’’nin imajı ve itibarı çok çok artacak ve bizim bilemeyip düşünemediğimiz nice kâr odakları ve projeler ortaya çıkabilecektir.

A.Einstein ne güzel söylemiş: "İnsan aklının sınırlarını zorlamadıkça, hiç bir şeye ulaşamaz." diye. İşte Ülkemiz daha çok kendi kârı sebebiyle, sınırlarını Katb ve Tirebolu-Tiflis projesi gibi hayata geçireceği projeleriyle zorladığı müddetçe, çok büyük yükselme ve gelişmeler olacağı, yüksek medeniyet seviyelerine ulaşacağı muhakkaktır. (Bekir Keşmer)

TİREBOLU TİFLİS PROJESİ, BARAJA TAKILMAMALI



Harşıt Nehri üzerinde Kuşkaya’ya yapılacak olan Baraj, Tirebolu –Tiflis Demiryolu Projesini rafa kaldırmamalı ve tozlandırmamalıdır. Aksine, her ikisinin İnşaatına birlikte başlanmalıdır. Çünkü Tirebolu’ya ciddi hareketlilik ve kalkınma getirecek olan Plan, Tirebolu Tiflis demiryolu Projesinin hayata geçirilmesi ve Tirebolu Limanı açıklığı sağlanılmasıdır.



Enerjinin hiç geri durması yoktur. Ne yapılır yapılır, Enerji kazanımı için daima ileri adım atılır. Kuşkaya’ya yapılacak Baraja, artık kesin yapılması gözüyle bakılıyor ama Tirebolu-Tiflis Demiryolu Projesine her ne sebepse, hâlâ kesin yapılması gözüyle bakılan hiçbir gündem yok. Sadece düşüncelerde olan konu olarak duruyor.



Harşıt Nehri üzerinde Kuşkaya’ya kırk sekiz metre yükseklikte yapılacak olan Baraj, Tirebolu için çok kârlı olurmu? Evet, olur ama nasıl olur? Şöyle ki, Tirebolu-Tiflis Projesi ve Tirebolu Limanının açılmasıyla Barajın zaruri kullanımı, Tirebolu’ya sadece tek başına yapılan Baraj için belki de 100 kat daha kârlı olur. Çünkü Liman açık olup Demiryolu Projesi hayata geçtiği takdirde, Yatırımlar ve kârlılık için çok büyük Enerjiye ihtiyaç duyulacak ve Enerji kaynağı da, yapılacak olan Baraj nedeniyle de hemen Tirebolu’nun ayağının dibinde olması sebebiyle, Ülkemiz çok büyük kâr sağlamış olacak ve Tirebolu bölgesel kalkınmada hızlanacaktır.



Enerji ucuzluğu, ağır tonajlıları taşıma ucuzluğu ve Limanı kullanma şartıyla, yatırım yaparak bol kazanç düşüncesinde olan İşadamları ve Devlet Büyükleri, ancak yatırım ve kâr sağlama niyetlerine Tirebolu-Tiflis Demiryolu ile Barajın birlikte yapılması sayesinde kavuşabilirler. İşte bunun içindir ki, Barajın yapımını ihale ile Zorlu Holdinge veren yetkililer, bir an evvel bu Baraj İnşaatıyla beraber, Tirebolu-Tiflis Demiryolu İnşaatını başlatmasını kesinlikle bilmelidirler. Aksi halde düşünülen Baraj Projesi ve yapılacak işler, gelecekte çok eksik kalacaktır.



Kalkınmada hız kazanan bölgelere bir bakınız; kalkınmanın sebepleri arasında en önemlisi, o bölge yetkililerinin her yönüyle ağırlığını koymaları ve daima yatırım konuları için çok çalışarak gündemde tutmaları sebebiyledir. Ülkemizde ve Dünyada bulunan Sahil kesimlerdeki büyük gelişmiş İllere bakınız. Hep gelişerek hız kazanmaları, Liman ve Demiryolunun olması ve birlikte kullanılması sebebiyle olmuştur. Yani İstanbul, İzmir, İskenderun, Mersin, Samsun gibi yerler, eğer Demiryolu ve Liman kullanımları olmasaydı acaba böyle olurlarmıy dı?...Sadece Tirebolu ya da Giresun gibi olurlardı.



Bu zamana kadar Tirebolu’ya bir şey yapılmadıysa, eleştirmenin bir manası da olmaz ama yetkililere iş yaptırtmak için daima ümitle çalışmak gerekir. Yapılacak işler, çok gecikmiş olsa bile yapılmaya başladığı an, Tirebolu ve bölgesi için büyük bir kârlılıktır. Ümitsizlik doğru değildir. Peki, bu Demiryolu projesiyle bu Baraj, nasıl yapılarak Tirebolu Limanına Demiryolu hattı ulaştırılabilir? Hangi yollar ve güzergâhlar izlenebilir? Tabiki bu işin Mühendislik alanı çoktur. Jeofizik ve İnşaat Mühendislerini Tirebolu üzerinde çalıştırılarak büyük planlar ve kararlar çıkartılarak, Tirebolu üzerinde Gap Projesi gibi büyük Projeler üretilebilir ve ayrı ayrı mükemmel Planlar ortaya çıkarılabilir.



Benim düşündüğüm birinci Plan; Baraj İnşaatı yükseklik seviyesine paralel olarak Kuşkaya’nın, İnköyü taraf ki kısmından, Körliman’daki Karayolu Tünel başlangıcı kısmına kadar, İnköyü sırtının tam altından direk olarak Demiryolu Tüneli yapılmalı. Neden? derseniz, Harşıt Nehrine ayrı Demiryolu köprüsü yapmaktansa, Baraj setiyle geçiş, daha az maliyetle ve kolay yapılır. Tünel olmaz, olsa da maliyetli olur derseniz; Eğer Dağın içi, Taş ise Tünel yapımı çok basit olur, Toprak ise Tünel yapımı zor olur beklide olmaz. Eğer bu Demiryolu Tüneli yapılırsa, işte Körliman’dan şimdiki kullanılan Karayolunun sadece bir şeridi ihlal edilip Demiryolu hattı yapılarak; Tirebolu içi, şimdiki Otobüs Terminali ve Cuma Pazarını takiben Limana ulaşılır. Karayolu gasp olur diye düşünmeyin, zaten şu an Sahil yolu sebebiyle Tirebolu Tüneli açılmıştır,



İkinci düşündüğüm Plan ise; Baraj seti yükseklik seviyesini takiben Barajın Demirci köyü taraf ki kısmından başlayıp, Hakaovala kısmından çıkmak üzere Demiryolu Tüneli yapılabilir. Böylelikle Halkaovala’daki, şimdiki kullanılan Karayolu ile yeni yapılan Sahil yolu kavşağı doğrultusundan Demiryolu Tüneli çıkıp, şimdiki kullandığımız eski Karayolunun bir şeridini takiben Köprübaşı ve Köprüyü geçip tam Limana kadar demiryolu yapılabilir. Çünkü sahil yolu bittiğinden bu yapılacak olan Demiryolunun, Karayolunu gasp etkisi olmaz.



Bu ikinci düşündüğüm plan, birinci düşündüğüm plana göre beklide daha kolay ve ucuz olabilir. Tabiki bu konuda, büyük Mühendislik hesabı ve yapım maliyeti hesabı yapılması gerekir. Bu Planlara göre Ülkemizde benzer yerler varmı dır? Evet, çok vardır. Mesela, Çoruh Nehri üzerinde Borçka Barajı yapılmaya başladığı zaman, Murgul Yolunu yan taraftan, Dağın altından büyük Tünel yaparak bağladılar ve Mükemmel bir Projeyi gerçekleştirdiler. Tirebolu için bu konuları çok düşünen ağır yetkili kişiler olduğu müddetçe, benim bilemediğim daha çok güzel Planlar, Projeler ve fikirler ortaya çıkaracak kişiler çok olur.



Tirebolu için bu konuları çok geniş düşündüğümüzde, belirtilen hususlar yapıldığı takdirde, aklımıza gelmeyen daha büyük nimetlerin ortaya çıkacağı muhakkaktır. Benim düşüncem şudur ki; Yatırımlar yaptırtabilecek ve yaptırabilecek büyük yetkililerin, şahsi siyasi çıkar ve şahsi ekonomik çıkar düşünüp, Geniş olarak Ülke ve Bölge çıkarlarını düşünmedikleri ve dikkate almadıkları müddetçe, Tirebolu’ya hiçbir şey yapılmaz. Ama hem Ülkemiz, hem de Bölge çıkarını düşünüp yatırım yapanlar, hem şahsi hem de siyasi çıkar sağlamış olurlar. Böylelikle beklentilerinin kat kat üzerine çıkmış olurlar. Daima yaptıklarıyla da anılırlar. Sanayisi büyümüş, gelişmiş olarak anılan ve Ankara’da her yönüyle ağırlığı olan İllerimize bakınız, yatırımları Ülkemiz ve Bölge çıkarını amaç edinerek yapılmış yatırımlardır. Ve öyle duyguları ve çalışmaları vardır ki, üretkenlik arayışında oldukları gibi Vergi rekortmenliği konusunda yarış yaparlar. Vergi, gelişmişlik, sanayi, ihracat gibi konularda Tirebolu’nun adının geçmesini hangi Tirebolulu istemez ki?...Tirebolu Barajı, Tirebolu Limanı ve Tirebolu Tiflis Demiryolu’nun daima Dünya gündeminde anılmasını ve Bölge Ticareti için çok kullanılmasını hangi Tirebolulu istemez ki?...Elbette bayıla bayıla isterler.



Bu anlattığım Tirebolu için düşünce ve Projeler daima hiçe sayılıp, dikkate alınmayıp Kuşkaya çöplüğüne atılırsa; Tirebolu, bu Proje ve düşünce kâğıtlarının çürüklerinin kokusunu ancak havada teneffüs eder. Fosillerini de, Demiryolu İnşaatına başlanmadan, Liman açıklığı sağlanmadan ve bu ikisinin işlerliği olmadan, sadece Baraj İnşaatına başlayacak olan Zorlu Holding’in Kepçeleri alıp temizlerler. Hani, yöremizde olmayacak işler için söylenen lafların sahiplerine; “onların tantanası sadece kuru gürültü” demeleri gibi. (Bekir KEŞMER)



AVRASYA’DA TİREBOLU VANA’SI AÇILMALI



Bu söz enteresan diye düşünülebilir ama biraz altını kurcalayalım ki çıkacakları görelim. Karadeniz, haritada büyük mavi deniz olarak sabit duruyor ama üzerinde bulunan hareketlilikler ve yığılmalar sebebiyle oluşmuş olan havuz, Tirebolu’dan çıkış yapalım diye çığlıklar çok atıyor. Ne yazık ki duyan ve gören pek az.



Bir söz vardır “görünen köy kılavuz istemez” diye. İşte her şeyin görüntüsü de, insana çok şeyler anlatır ki geniş düşünüp anlamak lazımdır. Avrasya’da bütün olarak, ülkemiz ve Karadeniz kıyı ülkelerine geniş olarak bakalım. Avrasya da, ülkemiz olarak Karadeniz bölgemiz de pek az olmak üzere, Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, denizyolu sebebiyle boğazları geçerek dünyaya kuru yük, metal ve petrol başta olmak üzere birçok ihracat ve ithalat yapıyorlar.



Avrasya gündemindeki kaynaşmaya baktığımızda da, sürekli doğu batı arası geçiş köprüsü Türkiye üzeri düşünülüp dile getirildiği gibi, kuzey güney arası geçiş köprüsü Türkiye olarak dile getirilmiyor. KATB ve Boğazda Tüp geçit sebebiyle, Çin’den Londra’ya transit geçiş konuşuluyor ama kuzey Avrupa ve Karadeniz kıyı ülkelerinin, güney Asya ve Mezopotamya bölgelerine kolay geçişi ve ticareti pek dile getirilmiyor, getirilse bile ülkemizde gündemi oluşmuyor. İşte Avrasya’da olan bu oluşmuş havuzun tek çıkış kapısı, Tirebolu olarak çok açık görülüyor.



Böyle görüp düşündüğümüze göre; yetkili kurumlarımızın, yani Ulaştırma, Eneji, Dış İşleri ve Dış Ticaretten Sorumlu devlet bakanlıklarımızın, ülkemizde zaruri yapacağı işler nelerdir ve yapacakları gelecekte neleri getirebilir? Düşündüğümüzü açıklayalım.



Mavi Akım projesinin bir kolu da zaruri olarak Tirebolu’da olmalı ki, rekabet oluşmasına yol açması nedeniyle, doğalgaz ithalatımız ucuzladığı gibi doğu ve güneydoğu bölgemizde kullanım alanı büyüyerek yayılır. Çünkü Samsun’a göre mesafe kısalmış ve Harşıt vadisi sebebiylede ucuz yapımı ve dağılımı Doğu bölgelerimize kolay olabileceğinden, dağıtımı hızlı olmuş olacak. Ülkemiz olarak, Bakü-Ceyhan hattı gibi, Tirebolu-Basra hattı hem doğalgaz hem de petrol hattı yapılarak, Bakü-Ceyhan’dan edilen kâr oranını, ikiye hatta üçe katlayabiliriz. Bu önemli husus, yetkililerimizin ciddi olarak düşünmesi gereken husustur. Çünkü katılımlı ve istişareli yönetimle olan çalışmalar başarı getirir.



AB ülkeleri Karadeniz üzerinden büyütmeyi planladıkları ticaretlerini, Tirebolu limanı ve demiryolu açılım bağlantısıyla, Orta Asya ve Güney Asya ya düşünürlerse, büyük kâr sağlayacakları muhakkaktır. Avrupa Ülkelerarası Petrol ve Doğalgaz taşımacılığı (INOGATE) nin bir ayağı Tirebolu’da zaruri olmalı ki, depolama ve dağıtım merkezi yerini Tirebolu olarak seçtiklerinde, düşündükleri kâr oranlarına kavuşabilsinler. Çünkü ağır tonajlı tankerlerle büyük maliyetle yaptıkları kârlarını, Bükü Ceyhan hattı gibi Tirebolu-Basra hattı olarak yaparlarsa, aradaki büyük kâr oranını bir hesap etsinler ki Tirebolu’nun ne denli avantaj olduğunu bilebilsinler. Bu nedenle de hem ülkemiz büyük kazanç sağlasın, hem de AB ülkeleri kazançlarını büyütebilsin.



KEİ ülkeleri, BSEC-URTA kapsamında Doğu ve Ortaasya ya kolay ve ucuzluk bakımından açılımı kapsamında, Tirebolu’yu zaruri kullanmaları ülkemiz için büyük kazançtır. Çünkü Tirebolu limanı açılıp demiryolu yapıldığı takdirde, Tirebolu Mersin ya da Haydarpaşa limanları seviyesine çıkacak ve işlerliği beklide oraları geçebilecektir. Dünya Ticaret Merkezi, gelişmiş illerimizde açtıkları şubeler gibi bir şubesini de Tirebolu’da açması çok gerekir. Çünkü ülkemizde Dünya Ticaret Merkezinin kâr sağlamada önü açılacak kalmış yeri liman ve demiryolu yapıldığı takdirde Tirebolu olduğu kesindir.



Böylelikle ülkemiz içersinde Karadeniz bölgemizde, DOKAP Tirebolu sebebiyle çok büyük gelişme ve büyüme gösterdiği gibi, Güneydoğumuzda da GAP hızla büyüyüp gelişecektir. Yani ülkemizde batı kısmında bulunan sanayi hızla doğu kısmında da kurulmuş olacaktır. Ülkemiz gündeminde olan Zaruri kalkınmada öncelikli iller arasına girmiş olan yerler, Tirebolu sayesinde yer yer kavşak nokta halini alarak gelişebilecektir. Ayrıca çok yoğunluk yaşayan Çanakkale ve İstanbul boğazları, Tirebolu sayesinde büyük rahatlığa kavuşacak, boğazlarımız giriş ve çıkışlarındaki yüzlerce yığılan gemilerin yoğunluğu azalacak, doğu ve batı kısımlarımız dengelenerek büyüyebilecektir.



Karadeniz kıyı ülkeleri ve Türkiye dışındaki uzaklarda bulunan ve birbirleriyle ticareti geliştiren ülkeler, ulaşım konularında birbirlerine her türlü kolaylığı sağlayarak büyük gelişmeler gösteriyorlar. Hatta Türkiye dışında bulunan Karadeniz kıyı ülkeleri, bu olaya gıpta ile bakıyorlar. Karadeniz kıyı ülkeleri ve Türkiye, belirttiğimiz nedenlerle ilgili, tıpkı Panama ve Süveyş gibi, önemli giriş çıkış noktası olabilecek konumda bulunan Tirebolu’yu kullanarak niye böyle kolaylığı ve avantajları sağlamasınlar ki?



Daima çalışmak ekmek, tembellik ise kıtlık getirir. Bu bağlamda yetkililerimizin şu şekilde çalışmaları gerekir;



Tirebolu –Tiflis projesinin zaruri hayata geçirilmesi, Yani Erzincan ile Tirebolu arasına demiryolu hattının döşenmesi. Van-Tatvan demiryolu hemen bağlanması, Tirebolu-Basra arasına hem petrol hem de doğalgaz hattı yapılması, limanlarımızın özelleştirilerek kâr oranını çok çok çoğaltılması, limanlarımızın rıhtım seviyesinin ağır tonajlıların kolaylığına ayarlanması, Ticaret için potansiyel arayan büyük holdinglere, yatırımlarında böyle kolaylıkların sağlanması, dışarıdan gelecek kazançlara kolaylıklar için projeler üretilip uygulanması, v.b gibi çalışmalar öncelikle şarttır.



Altın hiç pas tutmaz. İşte Tirebolu’nun Altın olduğunu ilk önce yetkililerimiz bilmeli ve değerlendirmelidir. Avrasya ülkeleri de Karadeniz’in, doğu giriş-çıkış kapısının Tirebolu olabileceğini anlamalı ve değerlendirmelidir. Bu düşündüğüm noktalar şimdi sıfır gibi görülse bile, geleceğe göre düşündüğümüzde yapılması zorunlu olabileceğinden, yani Avrasya’nın Ticarette Tirebolu’yu vana gibi kullanabileceğinden ümitliyim. Ama bizim yetkililerimizce erkenden ve Tirebolu kolaylığıyla yapılması, ülkemizin gelişme göstermede ulaşacağı seviye, yüzlerce kat daha büyük olacaktır. (Bekir KEŞMER)



İTHALATTA VE İHRACATTA TİREBOLU’NUN KONUMU



Hızla gelişen Dünyada, Ticaret ve Kaynaşma yönünden Ağır Malların geçiş kolaylığı sağlanması nedeni ile Kuzey-Güney, Doğu-Batı giriş ve çıkış sevkıyatları için çok projeler düşünülür ama her nedense Tirebolu bölgesel olarak en uygun ve en ucuz maliyetli geçiş yeri olma özelliği olsa bile hiç dikkate alınmamaktadır.



Ülkeler arası yapılan anlaşmalarda en çok; Maden, Ham Petrol, Doğalgaz vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Bu unsurları da Liman, Demiryolu ve Araziye göre geçiş kolaylığı olan yer durumlarına göre yapmaktadırlar.

Buna göre; Tirebolu’’nun coğrafi konumu düşünülürse, Karadeniz’’den Güney kesimlere ağır tonajlı sevkıyatların, Boru hattı kullanılarak yapılan sevkıyatların; Coğrafi konumdan dolayı Tirebolu’’ya ağır tonajı kaldırabilecek vinç bulunan ve ro ro gemilerine açık olan Liman yapılması halinde, Harşıt vadisinin getirdiği kolaylık sebebi ve Tirebolu Tiflis Demiryolu Projesinin Hayata geçirilmesi; Bu Liman ve Demiryolu sayesinde de ağır sevkıyatlar Tirebolu’’dan Harşıt Vadisi boyunca sağlanması, Ülkemiz için en kolay ve düşük maliyetli geçiş olacak, çok daha iç ve dış Ticaret kazancı sağlanacaktır.



Orta Asya ve Hazar Havzası Ham Petrol Kaynaklarını, Türkiye Üzerinden Tirebolu sayesinde Dünya Pazarlarına Açması için, Türkiye'nin Stratejik Önemini Güçlendirecek ve Boğazların Petrol Trafiğini Azaltacak Projelerden biri Tirebolu’dan başlamalıdır. Yani Tirebolu-Ceyhan veya Tirebolu-Basra veya bu belirttiğimiz her iki proje Tirebolu’dan başlamak üzere hayata geçirilmelidir. Tirebolu’ya yapılabilecek bu projeyle; Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya hatta Avrasya içinde bulunan tüm ülkeler, Politikalarına stratejik sinerji sağlayan parametrelerin oluşmasını Tirebolu’dan düşünürlerse, bu düşüncelerinin Tirebolu’dan gerçekleşmesi, Ülkemiz için büyük kazanç kapısı olacak, kendileri içinde en kolay yoldan ve çok ucuz maliyetle kısa sürede hayata geçirip bölgesel kaynaşmalarını düşündükleri gibi sağlayacaklardır. Romanya şirketi Petkom’un, Karadeniz’de bulduğu doğalgaz ve ham petrolün Dünya’ya sevkıyatı Tirebolu’dan yapılmalıdır. Çünkü Bu sevkıyatın Dünya’’ya en ucuz maliyetle pompalanarak yapılmasına yukarıda belirttiğimiz projeler Tirebolu’da kurulduğu takdirde, Tirebolu ve Harşıt vadisi, Karadeniz’de tek müsait konumu olan yerdir. Yani Karadeniz’e açık ve önünde Kop ve Zigana gibi yüksek dağlar olmadan sadece düz vadi boyunca kolaylıkla hızlı geçiş yapılabilecek tek yer Tirebolu ve Harşıt Vadisidir. Ayrıca Bu proje hayata geçirildiği takdirde İstanbul Boğazının yükü çok rahatlayacak, Karadeniz bölge Ülkelerinin Ortadoğu ve Mezopotamya’’ya açılımı hızlanacaktır. Ülkemizin; Rusya Federasyonu, Gürcistan, İran, Ukrayna, Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile yapılan ticarette, Tirebolu’’yu transit geçiş merkezi konumuna getirmesi durumunda; Türkiye’nin, Karadeniz bölge ülkeleri arasında Ticaretin hızlanmasını çoğaltacak ve verimliliğin artması hızlandıracak bir konuma geldiği görülebilecektir. Böylelikle Tirebolu Limanı ve Demiryolu projesi hayata geçtiği takdirde, Karadeniz bölge ülkelerinin Avrupa ve Dünya pazarlarına açılmasına, Uluslararası pazarlarla bütünleşmesine çok büyük imkan tanımış olacaktır. Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak, İran ve Azerbaycan'ın, Karadeniz'in kuzey pazarlarıyla olan bağlantısını sağlamaya aday en önemli üslerden biri haline Tirebolu gelmelidir. Bu üs, şu anda Tirebolu dışında düşünülmektedir ama incelendiği takdirde kendileri için en avantajlı ve kârlı yer Tirebolu olacaktır. Türkmenistan ve Özbekistan'ın açık denizlere bağlantısını da sağlamayı Tirebolu limanı ile planlayıp yapması gerekir. Bu ülkeler bu düşüncelerini hayata tam geçirmeyi Tirebolu ile sağlayabilmesi kendileri açısından çok avantajlıdır. Çünkü bu ülkeler gelişmekte olan ülkeler olduğundan en ucuz ve kolay olarak bağlantıyı Tirebolu’dan yapması gerekir. Bu ülkeleri, bu düşünce ve politikalara yöneltmek ve uygulamaya koydurmak için, Özellikle Dış politika ve Dış ticaretle uğraşan yetkililere ve hepimize çok büyük görevler düşüyor.

İngilizler ne güzel söylemiş: “Büyük seller küçük kaynaklardan meydana gelir”. İşte Tirebolu, Avrasya’’da çok küçük etkisiz görünse bile, Avrasya’’da küçük görünen Ticaretleri büyük Sellere hatta Okyanuslara dönüştürebilecek konumdadır.(Bekir KEŞMER)



TİREBOLU’DA ARAZİ VE İŞ SAHASI KONUSU



Yıllardır gurbete çıkan ve iş düşünen, özellikle Tirebolulu gençlerin hep dillerinde hep dolaşır, söylenir. “Tirebolu’da iş sahası yok, arazi sahası yok, Köyler ile Tirebolu merkezinin farkı yok”… gibi daha nice ümitsiz söylentiler… Hep dinlemişizdir veya düşünmüşüzdür.

Ama yeni gelişmiş, iş sahaları kurularak işlerlik kazanmış ve merkezileşmiş yerlerdeki söylentilere bakalım. “Buralar daha düne kadar çalılıktı ve Çakallar bağırırdı. Bizde ara sıra Tavşan avlamaya giderdik. Ama şimdi Paris gibi Lüks oldu” diye söylentiler çok duyarsınız. Mesela; Beykoz Kavacık gibi ve buna benzer yerlerde hep bu söylentiler vardır.

Tirebolu’yu ise hep ova gibi olmasa bile, düz arazi veya düz meyilde olan arazi durumlarını bir inceleyelim; Tirebolu, Tarihi özelliği olması nedeniyle ve eski insanlarımızın şehirleri yamaç yerlere kurma özellikleri sebebiyle gerçekten çok yamaç bir yere kurulmuştur. Ama günümüzde büyük işletmeler kurulması düşüncesi ve birçok kolaylık düşüncesiyle düz araziler çok çok önem kazanmaktadır. Tirebolu merkezi böyle olmasa bile, hemen yakınında ve kendi arazi sahası içersinde düz meyilli olan arazili yerleri çok vardır. Ülkemizde öyle yerleşim yerleri vardır ki hiç düz arazisi yoktur, öyle de yerleşim yerleri vardır ki hiç dik arazisi yoktur. Tirebolu’nun arazi yapısında ise, bu her iki özellik de vardır. Tirebolu’da Espiye taraf ki kısmında, Gölağzı mevkii ve Düzköy civarında çok düz ve geniş arazi kesimleri olsa bile, biz önem ve işlerlik olma durumu bakımından, Tirebolu’nun Körliman taraf ki kısmını ve Harşıt Nehri havzasını ele alalım ve inceleyelim.

Körliman, daha çok Okulların yığılması sebebiyle büyüyor. Harşıt nehri havzasının İnköyü taraf ki kısmında hiç düz arazi yoktur ve çok engebeli ve diktir. Harşıt nehrinin demirci köyü ve o güzergâhta olan kısmına bakalım. Bu kısımlarda sadece Endüstri Meslek Lisesi yanındaki küçük tepe, Kuşkaya sırtı ve Bedrama kalesi hariç, bu alanlarda bulunan araziler, tam ova gibi düz olmasa bile Boynuyoğun veya Eymür köyleri gibi hiç değil, düz alanlara yakın meyilli ve geniş kullanım için elverişli yapıya sahip arazilerdir. Yani; Tesis, Fabrika, Büyük yapı, Büyük depo gibi geniş yerler kapsayacak şekildeki yapıların ve yatırımların yapılabileceği arazilerdir. Ayrıca bu bölgeden, Tirebolu Torul Asfalt yolu da geçtiğine göre, işlerlik için çok avantajlı arazilerdir. Şu anki görünen durum budur. Böyle olunca, “Tirebolu arazisi büyük yatırımlar için elverişsizdir veya Tirebolu’ya arazi yüzünden kim yatırım yapmak ister ki?...” diyenler, düşünmeden çok yanlış söylemiş olurlar. Kaldı ki tam düz arazi olsa bile yatırım ve işlerlik olması için çok çok hafriyat, plan ve proje gereklidir. Tabi ki Tirebolu bölgesine daha çok gereklidir.

Biz bu mekânları birde geleceğe göre düşünelim. Tirebolu’da Liman açık olup, Tirebolu Tiflis Demiryolu hattı hayata geçirilirse; Ülkemizde, Limanı ve Demiryolu bulunan diğer yerler gibi Tirebolu’da da Devlet olarak büyük bir Gümrük Deposu ve Yurtiçine taşınacak malların deposu kurulacak, böylece Araziler değerlendirilip, büyük Ticaret hacmi Tirebolu’da genişlemiş olacaktır. İşte bu Depolar için Demirci köyünün bir kısmı ya da halkaovala arazileri müsaittir. Yani Devletin işleteceği iş olarak Kuşkaya sırtından aşağısı olan araziler çok müsaittir.

Özel sektörler ve Büyük İşadamlarının yatırımları yığılması olarak da, Kuşkayadan yukarı kesim olan Hark köyü ve Ören kaya bölgelerine Arazinin müsaitliği sebebiyle birçok tesisler kurulabilir. Gelecekte de Zorlu Holding Kuşkaya’ya, kırk sekiz metre yüksekliğinde Baraj yapacak. Bu Baraj yapımı tahmini beş yıl sürecek olursa, bu süre içersinde büyük iş yoğunluğu yaşanacaktır. Tavsiyem odur ki, Tirebolu bölgesi genç nüfus olan halkını bu barajda çalıştırarak en azından gençlere iş kapısı açılması lazımdır. Demiryoluyla ağır ve tonajlı malların taşımacılığı olacağından, Büyük Tüccarlar tarafından Büyük ve Geniş depolar kurulması olacaktır. Çünkü Rusya ve benzeri Ülkeler gibi Karadeniz üzerinden Ticari bağlantılar yapan Ülkelerden; Tirebolu Limanına Demir, Kömür, Konteynır ve Ülkemizde işlenecek ağır hammaddeler gelip, Tirebolu’da ağır tonajlı olarak depolanması sağlanacaktır. Böylelikle Orta Asya, Doğu ve Anadolu’nun bir kısmına sürekli taleplere göre sevkıyatlar olacak. Yani, Demiryolu sebebiyle nakliye ucuzluğu olacak. Orta Asya ülkeleri, Doğu ve Anadolu’nun bir kısmı, taşıma ucuzluğu ve kolaylığı sebebiyle Tirebolu’ya zaruri olarak yönelecek. Bu nedenle de, Tirebolu’da Arazi yapısının, Karadeniz Bölgesinde ne kadar önemli ve elverişli tek yer olduğunu bizim yöremizin yetkilileri anlayamazlarsa bile, Avrasya Ülkeleri tarafından ciddi olarak anlaşılacaktır.

Harşıt Nehri içersinde birçok, özellikle daha çok Trabzonluların işlettiği Çakıl-Kum şantiyeleri var. Zamanla da çoğalıyorlar. Kum ve Çakıl’ı hammadde kullanarak üretim yapan Fabrikaların, şimdiden yapılacak olan Baraja göre, gerek Enerji gerekse Yol güzergâhları tespit edilip, arazileri belirlenerek kurulmaya çalışılması çok mükemmel olur. Harşıt Nehrinin Kum’u Çakıl’ı bol olması sebebiyle büyük beton kalıp tesisi kurulacak. Çünkü Demiryolunda ağır tonajlı taşımacılık olduğundan, Tirebolu’ya yakın bölgelerden büyük ihale almış İnşaat Şirketleri, kalıplaşmış ağır hazır Beton ihtiyaçlarını kolay ve ucuz sağlamak için, Tirebolu’ya zaruri yönelecek. Ağır taşıma olması sebebiyle demiryolunu avantajlı olarak kullanabilecektir. Ayrıca, Yapı özelliklerine göre belirlenen Beton çeşitlerinin üretimi merkezi Tirebolu’da sağlanmış olacaktır. Böyle böyle daha nice güzel yatırım ve kazanç örneklerini, Tirebolu Arazisi için düşünüp çok çoğaltabiliriz.

Tarihimizi inceleyip, Tarihçilerimizin araştırmalarını okuduğumuzda, Şebinkarahisar ilçesi, Tarihte kendisi İl olduğu halde, iki tane Ordu ve Giresun isminde ki ilçelerini İl çıkarmış, kendisi de ilçe olmuş. Şimdi yine eski konumuna gelip İl olması için çırpınıp sıkıntı çekiyor ve bu uğurda da geçmişteki konumunu yakalamak için beklide Tirebolu’ya göre çok çalışıyor. Yine, Eskiçağ Tarihçisi Faruk Sümer’in “Tirebolu Tarihi” adlı Kitabını okuduğumuzda da, Tirebolu’nun eski zamanlarda çok önemli gözde bir yerleşim, İş ve Ticaret merkezi olduğunu anlıyoruz. Tirebolu eski devirlerde büyük yerleşim ve İş ve Ticaret merkezi iken, şimdi göç verip işsizlik sıkıntısı çektiği gibi, yukarıda saydığımız dünyaca önemli olacak nimetleri bir türlü hayata geçirip değerlendiremiyor. Tirebolu, işsizlik artması ve göç verme sıkıntılarını da, durgun olması ve belirttiğimiz yatımları yapmaması nedeni ile daima çekiyor. Belkide Şebinkarahisar kadar sorununu gündemde tutamıyor ve önemini dile getiremiyor. Tirebolu, eski devirlerde böyle önemli bir yer olduğuna göre, şimdi niye geçmişteki kariyerini yakalamasın ki?...Günümüzde niye değerli ve önemli bir merkez olmasın ki?... Niye seviyesindeki olan yerlerden, gelişmesi için daha fazla çalışmasın ki?...

Yani düşüncem şudur ki; Tirebolu Limanı açık olup Demiryolu hattı yapıldığı takdirde Tirebolu’ya yatırım için neleri düşünürsek düşünelim, yatırım için tüm eksiklikler kolaylıkla tamamlandığı gibi, her düşünülen yatırım büyük kârlılık getireceği kesindir. Liman ve Demiryolunun Tirebolu’da olması, daha nice sayamadığımız hususları kendine çekeceği, düz meyilli olan arazileri çok değerlendirip, iş sahaları çoğaltacağı muhakkaktır. Bu zamana kadar, bu konular düşünerek hep “hayal ürünü” demiş olsak bile, İnsan hayallerini gerçekleştirdiği an muvaffak olur. Veya düşündüğü güzel işlerin yapıldığını görünce sevinçli olur. Farabi ne güzel söylemiş: “Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir. Ama önce yanlış bilinirse doğruya hiç ulaşılamaz” diye. İşte Bu söz Tirebolu’ya çok yakışıyor.



Tirebolu’da her yönüyle yapılacak ve sonunda da kazançlı olacak tüm işler için; geleceğe göre geniş olarak iyice düşünülmeden ve ciddi plan yapılmadan, yapılacak işleri hayal etmeden, hayalleri de gerçekleştirme yolları aramadan, tüm işlerin temeli atılıp sağlıklı yapılması gerçek olabilir mi? Yukarıda saydığımız hususlar başka yerde olmayıp Tirebolu’da olabileceğine göre Tirebolu’ya boş, değersiz veya basit bir yer olarak bakılabilir mi?

İşte bu düşünceler gerçekleştirilecek olursa; Tirebolu, Arazisini değerlendirdiği, İşsizliği çözdüğü ve Gurbetçiliği önlediği gibi, Ülkemizde ve Bölgemizde sürekli iş imkânı olan ve önemli kalkınan yer haline gelir.(Bekir KEŞMER)



banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176