Limanların Yaptıkları Güvenlik Yatırımlarının Etkinliği

Liman tesislerinin güvenliği, limanı, gemileri, kişileri, yükleri, yük taşıma birimlerini olası tehditlere karşı korumaktır. Dünya ticaretinin hacim olarak %80, değer olarak da %70’inin denizyoluyla taşındığı göz önünde bulundurulduğunda deniz taşımacılığının düğüm noktaları olan limanların güvenliğinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

banner106

Limanların Yaptıkları Güvenlik Yatırımlarının Etkinliği

Liman tesislerinin güvenliği, limanı, gemileri, kişileri, yükleri, yük taşıma birimlerini olası tehditlere karşı korumaktır. Dünya ticaretinin hacim olarak %80, değer olarak da %70’inin denizyoluyla taşındığı göz önünde bulundurulduğunda deniz taşımacılığının düğüm noktaları olan limanların güvenliğinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

02 Aralık 2016 Cuma 22:13
929 Okunma
Limanların Yaptıkları Güvenlik Yatırımlarının Etkinliği
Limanların Yaptıkları Güvenlik Yatırımlarının Etkinliği

Liman tesislerinin güvenliği, limanı, gemileri, kişileri, yükleri, yük taşıma birimlerini olası tehditlere karşı korumaktır. Dünya ticaretinin hacim olarak %80, değer olarak da %70’inin denizyoluyla taşındığı göz önünde bulundurulduğunda deniz taşımacılığının düğüm noktaları olan limanların güvenliğinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Denizcilik tarihi incelendiğinde önceleri fidye almak ya da hırsızlık yapmak için kullanılan gemilerin 20. yüzyılın sonlarına doğru terör saldırıları amacıyla kullanılmaya başlandığı görülmektedir.

Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra liman güvenliğine verilen önem daha da artmış, gemi ve limanlarda güvenliğin sağlanabilmesi amacıyla 2002 yılında Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu (ISPS Kod)’nu yayınlamıştır. ISPS Kod’un yayınlanması ve 2004’te IMO’ya üye ülkelerce uygulanmasının zorunlu tutulması liman güvenliğiyle ilgili belirgin bir farkındalık sağlamıştır.ISPS Kod’la liman güvenliğinin sağlanması amacıyla nelerin yapılması gerektiği genel hatlarıyla belirtilmiştir.
Ancak ISPS Kod gereklilikleri konusunda standart bir uygulama olmadığından güvenlik uygulamaları farklı ülkelerce farklı şekillerde yapılmaya başlanmıştır.

Hatta aynı ülkeye ait farklı limanlar arasında da uygulamada bütünlük sağlanamadığı görülmüştür. IMO’ya üye olan ülkemizde de ISPS Kod, 26468 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu Uygulama Yönetmeliği ile yürürlüğe girmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ISPS Kod uygulamalarında belirli bir standart oluşturulamamıştır. Bu durum bir takım güvenlik zafiyetlerine yol açmaktadır.

Liman güvenliğinin sağlanması tüm ülkeyi ilgilendiren önemli bir konu olması sebebiyle güvenlik zafiyetlerinin minimum düzeyde tutulması gerekmektedir. Ülkemizdeki herhangi bir limana yapılacak olası bir saldırı sadece liman yönetimini değil, başta o bölgede yaşayan insanlar olmak üzere bütün vatandaşları etkileyecek ciddi sonuçlar doğuracaktır. Çünkü herhangi bir limana saldırı olması durumunda limanlardaki güvenlik seviyeleri yükseltilecek, bu durum operasyonel işlemlerin yavaşlamasına ve dolayısıyla gemilerin gecikmesine neden olacaktır.

Yapılan yoğun güvenlik faaliyetleri ve gemi gecikmelerinden kaynaklanan maddi kayıplar üreticiye yansıtılacak ve bu durum nihai olarak ürün fiyatlarına yansıyarak hepimizi etkileyecektir. ISPS Kod uygulamalarında belirli bir standart oluşturulamaması sebebiyle limanlar, güvenlik personelinde liman güvenliği farkındalığının oluşturulamaması, liman güvenliği konusundaki eğitim ve tatbikatların yeterli olmaması, liman güvenliğiyle ilgili faaliyetleri yürütecek kalifiye eleman bulunamaması, artan güvenlik önlemlerinin operasyonel etkinliğe ne ölçüde etki edeceğinin ölçülememesi, güvenliğe yapılan yatırımların karşılığının sayısal olarak ölçülememesi ve limanlardaki güvenlik faaliyetlerinin etkinliğinin sayısal olarak tespit  edilememesi gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

İMEAK DTO İzmir Şubesi’nin Denizden Merhaba Dergisi’nde yayınlanan yazımızda (1)da ayrıntılarıyla ifade ettiğimiz gibi; neredeyse tüm limanlarda ortak bir şekilde yaşanan bu sorunlara her limanın ayrı ayrı kendi çözümlerini üretmesi hem zaman, hem de maddi kaynak açısından başka sorunlara neden olabilmektedir. Bu noktada yapılması gereken şey, hâlihazırda bu işlerle çoğu zaman teorik anlamda ilgilenen akademisyenlerden destek almaktır. Üniversitelerin görevlerinden biri de her alanda ülke için nitelikli eleman yetiştirmenin yanında sanayide/özel sektörde yaşanan sorunları öngörme, gözlemleme ve sorunlara çözüm üretmektir.
Ancak diğer bilim dallarında olduğu gibi denizcilik alanında da akademi – sanayi/özel sektör işbirliği layıkıyla sağlanamamaktadır. İşletmeler sorunlarına çözüm üretmeleri için üniversitelere başvurmadıkları gibi üniversitelerin yapmak istedikleri projelere de veri anlamında katkı sağlamamaktadırlar.

 “Liman Tesislerinin Güvenlik Seviyesinin Bulanık Mantık Yöntemiyle Ölçülmesi: Bir Konteyner Limanında Uygulama” adlı yüksek lisans tezimiz için bazı limanlarla görüşülmüş ancak bahse konu limanlar bu konuda veri sağlayamayacaklarını belirtmişlerdir.

Güvenlik gibi hassas bir konuda veri paylaşımının yapılmaması haklı karşılanmış ve bu durum tüm limanların en azından kendi güvenlik seviyelerini kendilerinin ölçebileceği bir model geliştirme fikrini doğurmuştur. Bu amaçla TÜBİTAK kapsamında yürütülen “Liman Güvenlik Seviyesinin Nicel Olarak Belirlenebilmesi için Kılavuz Oluşturma” isimli proje için ISPS Kod ve ISO 20858’e bağlı olarak bir dizi güvenlik kriteri belirlenmiştir. Belirlenen bu kriterlerdeki varsa eksikliklerin tespiti, anlaşılabilirliğin ölçülmesi ve pratikte uygulanabilir olmayan kriterlerin belirlenebilmesi amacıyla limanlardan uzman görüşü istenmiş ve maalesef bu konuda da limanların isteksiz oldukları gözlemlenmiştir.

Bilgi paylaşımının bu denli kısır olduğu ve gerçek verilere ulaşmakta sıkıntı yaşanan böyle bir ortamda yapılan akademik çalışmalar sektörün ihtiyacından uzak bir biçimde tahminler, modellemeler ve simülasyonlar üzerinden yürütülmektedir. Hâlbuki zaten yapılmakta olan akademik çalışmalar gerçek verilere dayandırılarak yapılırsa çalışma sonunda elde edilen çıktı en azından çalışmanın yapıldığı alanda faaliyet gösteren diğer işletmeler için bir anlam ifade edecektir. Sonuç olarak üniversite – sanayi/özel sektör işbirliğinin sağlanmasıyla mutualist bir ilişki kurulabilir. Yani, bir tarafta çözüm metotları olmasına rağmen gerçek veri bulmakta sıkıntı çeken akademisyenlerle, diğer tarafta mevcut problemlerine çözüm yöntemleri geliştirmekte sıkıntı çeken işletmeler arasında karşılıklı bilgi alışverişi sağlanarak her iki tarafın da ihtiyacı giderilmiş olacak ve iki taraf da bundan fayda sağlayacaktır.

Dokuz Eylül Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi,  Arş. Gör. Muammer Nurduhan
muammer.nurduhan@deu.edu.tr.
Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi, Yrd. Doç. Dr. Kpt. Barış Kuleyin
baris.kuleyin@deu.edu.tr. 
 Limanların Yaptıkları Güvenlik Yatırımlarının Etkinliğinin Ölçülmesi: Bulanık Mantık Modeli, İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi, Denizden Merhaba Dergisi, Ocak-Şubat- Mart 2016, Sayı:9, Syf.:22-23, http://www.dtoizmir.org.tr/denizdenmerhaba.html.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner208

banner148

banner145

banner179

banner176