Gemilerden atık alım yönetmeliği deniz kirlenmesini engelledi mi?

Gemilerden atık alımı Türkiye’de ve dünyada 2004 Aralık ayında başlamadı. bu tarihten 10 sene evvelde gemiler sınırlı sayıda da olsa limanlara ....

banner227

Gemilerden atık alım yönetmeliği deniz kirlenmesini engelledi mi?

Gemilerden atık alımı Türkiye’de ve dünyada 2004 Aralık ayında başlamadı. bu tarihten 10 sene evvelde gemiler sınırlı sayıda da olsa limanlara ....

27 Eylül 2007 Perşembe 22:10
2359 Okunma
Gemilerden  atık alım  yönetmeliği   deniz kirlenmesini engelledi mi?

Konu:   Gemilerden  atık alım  yönetmeliği   deniz kirlenmesini engelledi mi?
 
İlgili mevzuat:   Resmi Gazete Tarihi: 26.12.2004 Resmi Gazete Sayısı: 25682
 
Gemilerden atık alımı  Türkiye’de ve dünyada  2004 Aralık ayında başlamadı.  bu tarihten 10 sene  evvelde   gemiler  sınırlı sayıda da  olsa  limanlara  veya yakıt tankerlerinin müsait olanlarına  atık veriyorlardı.
 
Bu  yönetmelik yeni yayınlandığında ben  il çevre müdürüne  bu yönetmeliğin  yanlış yayınlandığını,  acele  edildiğini,    MARPOL’de yazılı    yükümlülüğün  tüm  deniz limanlarından   atık  alınabilmesini   mümkün kılacak  düzenleme  öngördüğünü, MARPOL DEKİ  maddenin  tüm limanlara  tesis  yapılmasını  şart koşmadığını anlattım ancak   benim konuşmalarımı  yetkili mercilere ulaştırdığını  düşünmüyorum.
 
Konuya   önce atık alımı  ile ilgili bir anı ile başlayalım, sonra   ne yapılması gerekirdi ve son  olarak  yayınlanan yönetmelik  fiiliyata nasıl yansıdı ve şu an  limanlarda bu konu ile ilgili  ne oluyor onu irdeleyelim.
 
Sene 1995,   sıvı atık(petrol türevi sludge ve bilge)  vereceğim bir limana seyir halindeyiz. Bu limanlarda  elinizde  su  matarasıyla  2 litre  mazot çıkarmanızın imkânı yok, gümrük teşkilatı sıkılığı ile meşhur ve  bu ünleri  port guide kitabına bile girmiş.Limana gelmeye 2 gün kala  gemiye  mesajlar geliyor  atığını bana ver  tonuna 30 usd ödüyoruz(parayı onlar veriyor).  Bir başkası 50 usd veriyor tonuna.  Limana gittik bu vatandaşlar geldiler gemiye, sludge biraz mazot ekle 100 usd verelim vesaire. Madde bir,  sıvı atık  alım tesisleri    akaryakıt kaçakçılığı  için büyük bir kara delik.
 
örneklersek   gümrük teşkilatı olmayan ücra bir iskele var ve siz bu tesis sahibine atık alım tesisi yaptırdınız,   bu iskeleye sahip olan kişi aynı zamanda armatörse ve kendi gemisi buraya yanaşıyorsa  bu iş bitmiş demektir.  Suç üstü dahi yapsanız tanklarda  atık yerine mazotta bulsanız  kanıt olamaz.  Belki geminin settling tankı delindi ve mazot sintineye aktı ve mazot oldu atık ne diyeceksiniz?
 
Çevre Bakanlığı ne yapmalıydı:
 
Çevre bakanlığı  Türkiyede  her bölgeye  en fazla 5 tane  atık  bertaraf tesisi inşa  edip
bunla kendisi işletmeli ve  bu bertaraf tesislerine ait  kara tankerleri limanlar ve bertaraf tesisi arasında atık  taşımalıydı,  tanker  dolana kadar herhangi bir limanda bekleyebilirdi. devletin tankeri olduğu için  kaçakçılık olmazdı, bu tesis ve tankerlerin finansmanı ise  limana gelen atık versin vermesin tüm gemilerden  grt başına   alınabilirdi. bertaraf tesisinde geri dönüştürülen petrolde değerli olduğu için yanlarına  kar kalırdı.
 
Yönetmeliğin  başka ne hataları vardı?

1) maliyet unsuru:    örnekleme  verelim,   Karadeniz’de bir limandayız.  Bakanlık atık alımı için  bir tarife  yayınlanmış ve  tonu 30  euro  cıvarı.

Siz liman geçici depolama tankına  20 ton atık gemilerden aldınız ve bunun karşılığı  toplam  30 eurodan  600  euro  elinize para geçti.  ªimdi bu atığı bertaraf tesisine göndereceksiniz.   Bertaraf tesisi  Baştaş Adanaçimento.  Bu tesis  bu atığı almak için  zaten sizden  tahsil ettiğinizden fazla para istiyor.    Ayrıca  özel  sertifikaya haiz    nakliyat tankeri  20 ton atığı  karadenizden alıp adanaya götürecek. Bunun maliyeti ise  1500 eurodan az değil.  
 
Yani siz bakanlık tarifesine göre  600 euro  tahsil edeceksiniz, ancak  1500 euro nakliyeye, 800 euro  bertaraf tesisine vereceksiniz,  bunun haricinde atık alım tesisinde çalıştırdığınız personel  masrafı ve atık alıp depolarken yaptığınız maliyetler cabası.

Birde tesise 100 bin  usd harcadınız bu para nasıl dönüşecek, birde burası ticari bir işletme  nerede bunun karı?.
 
Yönetmelik denizleri temizledimi?  :   Bunuda  örnekleme ile açıklayalım. Siz insanların yaşadığı mekana   bol miktarda  çöp   kutusu   koyuyorsunuz. Ve  çöp kutularına  yazıyorsunuz,  ''  bu kutuya çöp atmak  3 ytl dir''     bu   ücretli çöp kutuları  mekanı  ne kadar  temiz tutarsa  bu  isteğe bağlı ücretli atık alım tesisleride  denizi o kadar temiz tutar.
 
hangi gün  atık veren gemi ile vermeyen gemi  limana aynı parayı öderse o zaman zaten parası  ödenmiş olduğu için  gemilerde gram atık kalmaz denizi kirletecek.
 
Şu anda ne oluyor:

Olan şudur ki ve birazda acıdır,    birçok liman  yönetmeliğe rağmen  gerekleri yerine getirmedi,  cezada yemedi,    tesisi yapanlar  100 bin usd  parayı   toprağa gömdüler geri dönüşümü olmayan bir yatırım.
 
Tesisi yapan limanların kapasite  kullanım oranları  bildiğim kadarıyla  yüzde 1 oranında,  yani limanlardaki atık alım geçici depolama tankları bomboş,  ücrete tabi  olduğu için gemiler vermiyor. Bu  yönetmeliği  çıkaran  bürokrasi  denizcilik müsteşarlığı  olmalıydı,   çevre bakanlığı   bürokratları   eksik bilgi fazla yetki sonucu  bir çok  tesise zararları dokundu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serdar ARGIÇ 2007-09-29 14:35:53

Bence yeni yönetmelik ne kirliliği ne de kaçakçılığı önleyebilmiştir.Daha önce toplanan sıvı atıklar, bir kısmı ruhsatlı bir kısmı ruhsatsız mikro-mini rafinerilerde geri dönüştürülüyor, ekonomiye kazandırılıyordu. Bu atıkların ekonomik bir değeri olduğu için çok cüzi bir ücretle tamamı ruhsatlı sintine tankerleri tarafından başarı ile toplanıyordu.



Bu küçük tankerlerden (100-350 dwt)bazılarının kaçakçılığa karışma ihtimali olabilir ama bu acenta motorunda yakalanan 5-6 ton kaçak mazot misali devede kulaktır, mahkemelere intikal etmiş yıllık 10 milyar dolar olduğu tahmin edilen kaçakçılığın kaynağı başkadır.Şu anda uygulanan sistem gerek armatör gerek Limanlar açısından pahalı ve zor uygulanabilir olup çevreyi korumaya bir katkısı olmamıştır.



Saygılarımla

Kapt.Serdar Argıç

Avatar
Onlarbeni Bilir 2007-09-30 00:25:26

Ülkemizdeki durum çok trajik ve çok komik. Maalesef hala devam ediyor. Çok doğru yorumlarınız için sizi kutluyor ve birkaç not da ben ekliyorum:



1- Mevcut Yönetmelik AB ve IMO nun konu ile ilgili tüm mevzuatına aykırıdır.



2- Malum bakanlık, bu konu ile hiç bir ilgisi ve bilgisi olmamasına rağmen gücünü kullanarak sadece bir inat uğruna ve en büyük şehrin belediyesindeki bir kaç kişinin yanlış fikirlerinin peşine takılarak, biraz da "para kokusu aldığı için" atık alım tesisleri ile ilgili sorumluğu Denizcilik Müsteşarlığından adeta kopararak almıştır. Şimdi bu durumdan da en kazançlı çıkan bu büyük şehrin belediyesi olmuştur.



3- Maalesef DTO tartışmaların en ateşli döneminde ilgili bakanlık yanında taraf olmuştur.



4- Denizcilik idaresi çaresiz kalmış, IMO ya karşı direkt sorumlu olduğu ve önceden Yönetmeliğini de AB ve IMO'ya uygun şekilde çıkarttığı halde kendi uzmanlık konusu elinden koparılarak alınmıştır. İdarenin Yönetmeliği iptal edilmiş ve mevcut yönetmelik onun yerine geçmiştir.



5- Aradan geçen 3 yıl kimin haklı olduğunu çok net bir biçimde göstermiştir. Türkiyede hala atık alım tesisleri çalışmamaktadır. Bunu sorumlu bakanlık da çok net görmekte ve bilmektedir.Ancak bakanlıktaki sorumlular, kendi başları yanar korkusu ile hala çuvalladıklarını itiraf edememektedir.



6- Sizin de çok doğru gözlemlediğiniz gibi yönetmelikte çok vahim birçok hata vardır. En önemlilerinden birisi "waste reception facilities" deyiminin bakanlıkça "tesis" olarak yorumlanmasıdır. Aslında IMO/AB nin istediği "hizmet" veya "imkan" dır. Sırf bu yanlış anlaşılma, konunun bilinmemesi ve Denizcilik Müsteşarlığı ile inatlaşma yüzünden ülkemizdeki 200 den fazla limandan atık alım tesisi kurmaları istenmiştir. Kuranlar büyük zararlara uğramıştır. Kurmayan 150 den fazla liman bakanlığa muafiyet için başvurmuştur. Türkiye "işini bilmeyen ancak kuvvetli mevkide bulunan 3-5 çavuş" yüzünden milyonlarca dolar kaybetmiş, deniz kirliliğini ise önleyememiştir.



7- Yönetmelikteki çok havalı hükümlere rağmen bir tek limana dahi tesis kurmadığı veya işletmediği için ceza kesilememiştir. Bakanlık yaptığı hatayı gördüğü ve konuyu limancılarla tartışacak teknik bilgili görevlisi olmadığı için için ceza kesememektedir.



8- Türkiyedeki hiç bir limanın hiç bir atık tesisi ilgili bakanlığın kontrolü altında değildir. Denizcilik Müsteşarlığı da kızgınlık ve kırgınlık içerisinde, konudan elini çekmiştir. Denizcilik ve gemilerle ilgili bu yönetmelikte Türkiyenin denizcilik idaresinin adı sadece bir-iki önemsiz yerde geçmektedir. Ancak cin fikirli bakanlık bürokratları en son maddeye "Bu Yönetmelik hükümleri bakanlık ve müsteşarlık tarafından birlikte yürütülür" diyerek sorumluğu dağıtmak istemişlerdir.



9- Şimdi yapılacak şey, derhal iki sorumlu bakanın bir protokol imzalaması, atık alım tesislerinin sorumluğunu en kısa sürede Denizcilik Müsteşarlığı yönetimi altına vermesi, mevcut yönetmeliğin değiştirilmesi, onun yerine AB ve IMO ya uyumlu yenisinin çıkartılmasıdır. Tabi kendilerine zorla tesis kurdurulan liman işleticileri de bu arada uğradıkları zararları Çevre Bakanlığından talep etmelidir.



10- İşin doğrusu şudur: Denizcilik Müsteşarlığı atık alım hizmetlerinin kurulması ve düzgün işletilmesinden, Çevre bakanlığı ise alınan atıkların ülkemiz mevzuatına uygun taşınması, depolanması ve bertaraf edilmesinden sorumlu olmalıdır. Bir atık gemiden alınana kadar Müsteşarlığın, alındıktan ve ülkeye giriş yaptıktan sonra çevre otoritesinin kontrolünde olmalıdır.



Daha yazacak çok şey var ama yorumum yazınızın boyunu geçmesin. Önemli yazınız için sizi tekrar kutlarım. Tam bu konu ile neden kimse ilgilenmiyor, neden kimse doğruları görmüyor derken doğru zamanda yazdınız.



Onlar Beni Bilir

Avatar
box-99 2007-10-01 01:03:54

benden once yapılan yorumlara sonuna kadar katıldıgımı ve bır once kı mevkıımden dolayı konuyu cok ıyı ırdeleme ve uygulama ımkanım oldugunu bıldırmek ısterım..



oz olarak soyleyecegım cıkan yonetmelık yanlıs oldugu gıbı gereklı denetım yapılamadıgı ıcın hem denız kırlılıgını artırmıs hemde kacakcılıgı resmılestırmıstır.



Oysa kı yapılması gereken Müstesarlıgın denetımı altında bellı major lımanlara tesıs kurdurarak ozellıkle bu lımanlara ugrayan gemlerden verse de vermese de ucretı tahsıl etmek ve bu lımanlarda toplanan atıkları sıkı bır sekılde dentleyerek bertaraf ve/veya gerı donusumunun yolunu acarak kacakcılıgı onlemek olmalıydı.



Suan yuzlerce lıman tesıs kurdu/kuruyor ama gelen gemıler atık vermesın dıye belkı dua edıyor belkı taleplerı resmıyete kavusmadan refuse edıyor. Sonucta atıklar denızlerımıze akmaya devam edıyor.



Mecburıyetten ve/veya atık gerı donusumu ıcın kurulan tesıslerde ıse gerı donusturulen atıkların onu acılmadıgı ıcın mecburen ıllegal yollar secılıyor.



slmlar

Avatar
Bir dost 2007-10-02 16:31:53

Diyecek bir şey bırakmamışsın bana. bu işin içinde olan biri olarak tüm yazına katılıyorum

Avatar
Gençay Keçeli 2007-10-26 17:25:24

Bu kadar doğru sözün üzerine söyleceyek bir şey yok gerçekten.

Avatar
Yaşar ÇİFTÇİ 2007-12-03 14:22:23

Şükrü GÜLAY imzalı makaleyi ve bu makaleye gelen yorumları dikkatlice okudum. Herkes MARPOL 73/78 Ek-I kapsamındaki petrol ve petrol türevli atıklar olan sintine, slaç, slop vb atıkların para eder tarafı olan ve bu tür atıkların % 15 ila % 25 oranında bünyesinde bulunan yağı ile ilgilenmekte.

Halbuki bu tür atıklarda Çevre kirliliği yaratan unsur, ekonomik değeri olmayan ve bertarafı için adam akıllı arıtmaya tabi tutulması gereken suyundan bahsedilmemektedir.

Çevre kirliliğine neden olan da, MARPOL 73/78 Ek-I kapsamındaki bu atıkların %80 oarnlarındaki ekonomik değeri olmayan sintine suyudur.

Yorum yazan ve denizci oldukları anlaşılan yorumcular da çok iyi bilirlerki, aslında çevre kirililiğine neden olan ve fütürsuzca denize deşaj edilen, sintine, slaç slop vb atıkların ekonomik değeri olan yağlı tarafı değil, içeriğinde akü suyundan pissuya kadar hertürlü kirleticinin bulunduğu ve ekonomik değeri olmayan kirli suyudur.

Sükrü beyin ve yorumcuların, MARPOL Ek-I kapsamındaki petrol ve petrol türevli atıkların yaklaşık %80 lik miktarını oluşturan kirli suyu hakkında neler düşündüklerini bilmek isterim.

Yaşar ÇİFTÇİ

Avatar
nejdet ertug 2007-12-07 08:37:36

yazı ve yorumlar ilgi çekici ve güzel ancak

bu yazı hakkındaki çevre bakanlığının bu

yönetmeliği hazırlayan birimininde yorumlarını

okumayı arzu ediyoruz.



n.ertuğ

Avatar
MEHMET DEMİR 2008-03-20 13:10:41

evet daha oncede atıklar alınıyo ıdı hemde ıstanbulda bu ısı yapan 7 8 fırma vardı rekabet vardı gemılerde ıyı hızmet alıyordu sımdı ıse bşehır beledıyesı kendı yapıyor acentalara armatorlre baya sıkıntı var parayı onceden sılac ıcın ayrı sıntıne ıcın ayrı cop ıcın ayrı hesap numaralarına para yatırtılıp cıle cektıkten sonrada gemı geldıgınde gemıyı 2 gun bekletıyolar bazende almıyorlar bu hızmet degıl bu ısın ozendırıcı olması gereklı 9 eylul 2007 de cıkan yenı atık tarıfesıde yanlıs tambır felaket bızım hızmet verdıgımız bır lımana ayda 80 gemı gelıyor ortalama daha oncekı tarıfede azda olsa mecburı bır ucret alınıyordu ozaman 80 gemıden yaklasık 100 m kuf cıvarı cop cıkarken sımdı mecburı degıl aynı sayıda gemı gene gelıyor ama alınan cop 10 m kup gıbı ortalama bu nasıl ıs gemıdekıler coplerı yemeye mı basladı ama burda cevre bakanlıgıda suclu degıl cunkı mecburı cıkacakken armator abılerımız karsı cıktılar son anda mecburıyet kaldırıldı armator abılerımız dergılerde guzel sıırlerde yazıyolar ama mesela anamdır denızler babam gıbı falan tamam cıkan tarıfe agır olabılır orta yol bulunabılırdı bence en azından cop mecburı olmalıdır kesınlıkle cıkan yaglı atıklar kesınlıkle gerı donusum olmalıdır tamam onceden ıstanbulda calısırken 1 2 fırma kacakcılık yapmıs olabılır bunları bulmak cok kolaydı yanlız ısıbılen olması gerekırdı ıstanbul beledıyesı aslında cok yanlıs yaptı kendı atık alım tesısı yapıp ıstanbul bolgesınden gelen atıkları atık gemısı olanlardan kendı toplasaydı beledıyede bu ısten ıyıbır gelır saglardı ıstanbulda ayda ortalama 15000 tın sıvı atık cıkar bunun da 4000 ton gıbı yaglıkısım cıkar beledıye susuzlastırdıktan sonra 4000 ton atıktan 2 trılyon mınımum gelır saglardıgerı donusum olsaydı ozaman kacakcılık zaten otamatıkman bıterdı tek toplayıcı beledıye olsa nasıl kacakcılık olabılırkı atık alım gemılerıde servısten aldıgı paralarla gecınebılırdı ama boyle olmadı bıldıgım kadarıyla beledıye zarar edıyormus bıdunyanın gemısını kıralamıs sıstem yanlıs bugun 1 lımanda atık depolama yapmak ıcın mınımum 100000 usd lazım yapıyolar ama almak ıstemıyolar senede 2 3 gemı atık verecek dıye atıgı almanında baya malıyetı var en azından mecburı olsa o lıman 2 3 personel bulundurup onların masrafını cıkartabılse zaten yapar bu iş sadece evrak uzerınde gıdıyor ozendırıcı olması gereklı son bısey ben anadolu yakasın da sabahları sahılde yuruyuş yapıyorum 4 5 gunu gecmezkı sabah sabah moralım bozuluyor denız yag ıcınde beledıye parasını alıp hızmet veremedıgı ıcındır daha once boyle bısey yoktu son gemı lımana gelmeden once atıgını bıldırıyor lıman buna bakıp cıkısına ızın verıyor yalan beyanda bulunuyorlar sıstemı cok basıt enson atıklarını nerede verdıgıne dair sertıfıkalarıda lıman baskanlıkları kontrol etse ya bakalım nasıl olacak selamlar

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176