"Türkiye önemli bir oyuncudur"

Uluslararası Denizcilik Örgütü, Deniz Güvenliği Komitesi Başkanı Igor Ponomarev, Dünya Gazetesi Perşembe Rotası'ndan Beste Önkol ve Murat Erdoğan'ın sorularını cevapladı.

banner217

"Türkiye önemli bir oyuncudur"

Uluslararası Denizcilik Örgütü, Deniz Güvenliği Komitesi Başkanı Igor Ponomarev, Dünya Gazetesi Perşembe Rotası'ndan Beste Önkol ve Murat Erdoğan'ın sorularını cevapladı.

01 Mayıs 2006 Pazartesi 09:17
1791 Okunma

MSC Başkanı İgor Ponomarev:Türkiye uluslararası arenada önemli bir ‘denizci oyuncu’

Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Deniz Güvenliği Komitesi (MSC) Başkanı Igor Ponomarev,  Denizcilik Müsteşarlığı’nın organizasyonu ile gerçekleştirilen Akdeniz ve Karadeniz Memorandumu’na taraf olan ülkelerin katıldığı toplantılar için İstanbul’a geldi. 4 gün süren toplantıları büyük bir dikkat ile izleyen Ponomarev,  ilk kez geldiği İstanbul’a hayran kaldı. Med MoU ve BS MoU onuruna verilen yemek öncesinde tanışma fırsatı yakaladığımız neşeli kişiliği ve sohbetiyle dikkat çeken Ponomarev,  yalnızca Perşembe Rotası’nın sorularını yanıtladı.

Ponomarev, ilk kez geldiği bu kentin deniz ve şehir yaşamının içi içe olmasının yaratacağı riskler için önemlerin  yeterli düzeyde olmasını tavsiye ediyor. Ayrıca Ponomarev denizcilikte önemli bir güç olduğuna dikkat çektiği Türkiye’yi önemli bir “denizci oyuncu”olarak tanımladı.

IMO Deniz Güvenliği Komitesi (MSC) bu yıl ilk kez İngiltere dışında bir ülkede yani Türkiye’de yapılacak. Neden İstanbul?   

İstanbul yerine Türkiye olarak bakmak daha doğru olur ama tabi İstanbul da bu ülkenin en önemli şehirlerinden biri. Burada yapılmasının nedeni tabi ki konseyin seçimi ve gerçekten de yerinde bir seçim. Benim kanımca artık Türkiye’nin de organizasyonlar ve toplantılarda aktif yer alması ve bazı giderleri paylaşması gerekiyordu. Ülkeniz bu tip organizasyonlarda ev sahipliği yapmaya hazır. Türkiye denizci bir ülke, kasımda yapılacak toplantılar sadece organizasyonda bir parça teşkil etmenizden değil, ülkenizin deniz ticaretinde önemli bir güç olmasından da kaynaklanıyor. İstanbul’da yani tek bir ilde yapılacak olsa bile denizci olan bir ülke için de iyi bir kombinasyon sağlayacağını düşünüyorum.

Boğazlarımızdan her gün yüzlerce büyük tonajda tanker geçiyor. Buradaki tehlike riskini nasıl değerlendiriyorsunuz. MSC, boğazlar için yeni kurallar getiremez mi?

Bu konuda tabi ki çok açık olarak belirtilmiş kurallarımız var. Ben bugüne kadar hiç kimseden kuralların yetersizliğine dair bir şikayet almadım. Eğer herhangi bir ülke ki, bu Türkiye de olabilir kuralların yetersiz olduğunu ve standartların yükseltilmesi gerektiğine inanıyorsa bunu ifade etmeli ve başvuruda bulunmalı.

Ben İstanbul’a ilk kez geliyorum. Burada bulunduğum günler içinde bir felakete tanık olmadım. Zaten İstanbul’un da tamamını görmedim ama sizin de hemfikir olduğunuzu düşündüğüm noktada İstanbul’un çok önemli bir konumda olduğunu ifade etmeye de gerek olmadığını düşünüyorum. Ancak  benim dikkatimi çeken nokta, deniz ve şehir yaşamının çok iç içe olduğu görülüyor. Evler denize çok yakın olası bir kaza durumunda çevre hemen etkilenir. Bu aşamada olası bir kaza yaşam ve çevre için risk değerinin yükselmesi anlamına geliyor ve burada güvenlik adına kim devreye giriyor? Açıkçası kendi kurallarınızın ne kadar yeterli olduğunu bilmesem de kendimce söyleyeceğim ben herhangi bir riske tanık olmadım ama güvenliğin iyi bir şekilde sağlanması gerekmekte. Ben şimdiye kadar bu konulara ilişkin istatistikler görmedim.  Türkiye’deki yetkililerden ya da başkalarından. Ülkeler farklı kurallara sahip olsa da farklı komisyonlarda yer alsa bile gemiler ve yaratacakları sonuçlar herkesi ilgilendirmektedir.

ISPS amacına ulaştı mı? Bazı görüşler, bunun Amerika’nın dayatmasıyla yürürlüğe girdiği yönünde…

Uluslararası Gemi ve Liman Güvenlik Kodu’nu (ISPS), 11 Eylül sonrasında Amerika’da gördük ve kesinlikle onlar bu sistemin kullanılması için çok ısrarcıydı. Konu ile ilgili çok sayıda  toplantı da düzenlemişlerdi. Zaten 11 Eylül sonrasında zaman çok kısıtlıydı ve güvenlik için kısa sürede gelişme sağlanması zorunluydu. Bu belgenin belli kurallar altında olması gerekiyordu ve o dakikada organizasyon da buna hazır değildi. Biz de yeterli paraya sahip değildik ve bütçemiz buna uygun değildi. Amerika’nın sağladığı olanak da çok ciddi olarak  bu kuralın yerleşmesine ve gelişmesine imkan sağladı.  Kesinlikle başarıya ulaştığımıza inanıyorum. Başladığımız yeri hatırlayacak olursak uluslararası kapsaması olan bir güvenlik kodu yoktu. Sadece yeterli sayıda olduğunu düşünmediğimiz şeyler vardı ama artık ISPS kod ile her yerde sağlanacak kod daha iyi. 155 denizcilik İdaresinden herhangi bir tepki almadık bu kodların gereksizliği yönünde. Çünkü herkes güvenliğin öneminin bilincinde ama ISPS’in gereksiz olduğunu düşünen bireyler de olabilir. Her konuda muhakkak muhalifler olacaktır.

Peki ISM sistemi artık oturdu mu, işletmeler ve gemi personeli bunun gerekliliğini anladı mı?

Biliyorsunuz genel sekreterim ve bizler karar aldık, gemilerde Uluslararası Gemi Emniyeti (ISM) kodunun nasıl çalıştığına başarıya ulaşıp ulaşmadığına bakıyoruz.Liman Devleti Kontrollerinde tutulan gemilerde bulunan eksiklerin arasında ISM de yer alıyor. ISM konusunda uzlaşmacı bir tutumumuz var çünkü bu aslında gemi sahiplerinden mürettebata, denizcilikle yetkili kişilere kadar herkesi çevreleyen ve ilgilendiren bir şey. Komite olarak ortaya çıkan sonuçlara baktığımızda biz bu noktada başarılı olduk ama şunu söylemeliyim bazı üye bölgelerde halen sorunlar var ve gelişmesi gerekiyor.

Türk ticaret filosunun ‘kara liste’ de olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben MSC Başkanıyım ve kesinlikle tarafsızım. Türk ticaret filosu hakkında bugüne kadar kesinlikle kötü bir duyum almadım. ‘kara liste’de yer almanız tabi gemi sahiplerinin bazı eksikliklerinden ve hatalarından kaynaklanıyor. Ben biliyorum ki Türkiye denizcilikte bir güç. Türkiye Uluslararası arenada çok önemli  bir “denizci oyuncu”. ‘Kara’ ya da ‘gri liste’de yer alıyor olmanız size bazı ipuçları verir. Hatalarınızı, eksikliklerinizi görmenizi sağlar. Burada da gemi sahiplerine görev düşüyor. Ancak böylece eksik alanlarınızı geliştirebilirsiniz.  Ama hiç kimse ‘kara liste’de olduğu için denizci bir ülkeye tamamıyla kötü diyemez. Bir şekilde liman kontrollerinin ve ISM’in geliştirilmesi gerekiyor. Uluslararası ve ulusal sözleşmelere ve kurallara uyulması gerekiyor.

Memorandumda alınan kararlar ve belli kurallar var. Eğer bir firma ya da ülke sürekli ‘kara liste’deyse kontroller daha sıkı olabiliyor. Düşünün limana gelen 20 gemi olsa liman kontrolü her birine tek tek gidemez. Bunların yalnızca bir kısmına bakabiliyor. Burada da devreye seçicilik giriyor. Dediğim gibi ‘kara liste’de olunca denetim de daha sıkı olabiliyor. 

Deniz güvenliği için her geçen gün yeni kurallar alınıyor ancak yine de korsanlığın devam ettiğini görüyoruz. MSC’nin bu konuda yeni çalışmaları bulunuyor mu?

Korsan saldırıları çok ciddi bir sorun. Biz kontrol altına almak için çalışmalar yapıyoruz. Dünyanın her köşesinde artık olagelen üzücü şeyler. Elimizdeki raporlar ışığında çözüm geliştiriyoruz. Geçmiş yıllara göre saldırı sayısında bir azalma olsa da, saldırıya uğrayanların sayıları fazla. Güneydoğu Asya Kıyıları başta olmak üzere Afrika kıyıları tehlikeli bölgeler. Bu konu ekstra dikkat isteyen bir sorun. Özellikle Somali bölgesinde gemiler çok fazla saldırıya uğruyor hatta Somali hükümeti de geçtiğimiz günlerde saldırıların endişe verici artışına karşılık ABD’den yardım talebinde bulunmuştu. Şu an Somali sularında Amerikan ekipleri de güvenliği sağlıyor ama sizin de takip ettiğiniz üzere aynı bölgede yakın zamanda  çatışmalar yaşandı.  Bunlar tabi çok üzücü ve ekstra dikkat, titizlik gösteren konular.

Igor Ponomarev kimdir?

İngiliz Coast Guard'ının Genel Direktörü ve MSC Başkanı Tom Allan'ın emekli olmasıyla birlikte görevi 41 yaşındaki  Rus Gemi İnşa Mühendisi Igor Ponomarev aldı. Ponomarev daha önce de merkezi Londra'da bulunan Uluslararası Klas Kuruluşları Birliği'nde (IACS) etkin görevlerde bulunmuştu.

Ponomarev’i aday gösteren ve genel kurula teklif götüren ülkeler arasında İngiltere, Kore, Şili ve ABD vardı. 2004 yılında Ponomarev;  Türk Boğazlarında yaşanan beklemelerden dolayı Türkiye’yi Deniz Güvenliği Komitesi’ne şikayet eden Rus heyetinin başkanlığını yapmıştı.  Bu durum da, Rusya'nın IMO'da etkinliğinin arttığı şeklinde de yorumlanmıştı.

Kaynak: Beste Önkol-Murat Erdoğan/Dünya Gazetesi

DenizHaber.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner148

banner145

banner179

banner176