Youtube'dan da Vergi Alınsın

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, paylaşım sitesi Yotube'u eleştirdi, yasaklanmasının nedenlerini aktardı,

banner217

Youtube'dan da Vergi Alınsın

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, paylaşım sitesi Yotube'u eleştirdi, yasaklanmasının nedenlerini aktardı,

09 Aralık 2009 Çarşamba 13:23
1753 Okunma
Youtube'dan da Vergi Alınsın

"Youtube'dan da Vergi Alınsın"

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, paylaşım sitesi Yotube'u eleştirdi, yasaklanmasının nedenlerini aktardı, 'vergi dairesine uğramayan basit bir şirket' dedi ve 'temsilcilik açsınlar' şeklinde konuştu.
 
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Youtube'a erişimin yasaklı olmasına ilişkin, bu kuruluşa, burada hizmet sağlıyorlarsa bir temsilciliğin, bir muhatabın olması gerektiğini söylediklerini belirterek, ''Bundan bile imtina ederseniz bu ülkenin sizin için yapacağı bir şey yok'' dedi.

HP'nin Türkiye'deki 20. yılı dolayısıyla düzenlenen ''20 Yılda 20 Ödül'' törenine katılan Yıldırım, buradaki konuşmasında, bilgi ve iletişim teknolojilerinin bir sektör olmaktan çıkarak bir yaşam tarzına dönüştüğüne işaret ederek, ''Bilgi ve iletişim teknolojileri kullanmayanın ne küresel ne yöresel rekabette ayakta kalma şansı yok'' değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin bilgi toplumuna dönüşümü vizyonu çerçevesinde 2023 hedeflerine değinen Yıldırım, 2023 yılında bilgi ve iletişim teknolojilerinin cirosunu 160 milyar dolara ve bunun içinde yazılımın payını yüzde 50'ye çıkarmayı amaçladıklarını aktardı.

Hali hazırda 37 milyon internet hizmeti kullanıcısına ulaşıldığını kaydeden Yıldırım, son dönemde sektöre yönelik gerçekleştirilen yasal çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Yıldırım, ''Her ne kadar sektördeki her faaliyet kayıtlı ise de genel anlamda zayıf yönleri, kuvvetli yönleri, fırsatları, tehditleri maalesef tam anlamıyla ölçecek bir altyapımız yoktur'' diyerek, böyle bir altyapıyı oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.

''VERGİ DAİRESİNE UĞRAMADAN ŞİRKET AÇAN BASİT ŞİRKET GİBİ...''

Youtube'a erişimin yasaklı olmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yıldırım, şunları kaydetti:

''Biz bu firmaya her türlü kolaylığı sağladık, her türlü anlayışı gösterdik. Mahkeme kararı yanlış olabilir, ama bunu düzeltecek olan yine mahkemelerdir. Şöyle bir noktaya geldi iş; diyoruz ki 'Arkadaş gel burada bir temsilcilik aç.' Burada bir muhatap olsun istiyoruz.

Mahkemeler de istiyor, vergi daireleri de istiyor, kurum da istiyor, Bakanlık da istiyor. 'Yok efendim ben küresel bir şirketim, Türkiye'de şimdilik temsilcilik açmayı düşünmüyoruz, ama Türkiye'de faaliyet yapmaya da devam etmek istiyoruz.' Bu, vergi dairesine uğramadan dükkan açıp çalışan bir basit şirketten farklı bir şey değil.

Ne kadar büyük olursa olsun böyle bir hakkınız yok. Zannediyorlar ki bizim mahkemelerimiz gece gündüz faaliyette, yeter ki bu siteleri yasaklayalım. Öyle bir şey yok. Ben yavaş yavaş şöyle düşünmeye başladım; bu muhabbet hoşlarına gidiyor, Türk halkının bunların reklamını bedava yapması hoşlarına gidiyor. Vatandaşlarımın bu konuda uyanık olması lazım. Hiç kimse Türkiye'nin kanunlarını görmezden gelemez. İstediği kadar büyük olsun.

Biz onlara yapamayacağı bir iş teklif etmiyoruz. Diyoruz ki 'Burada içerik sağlıyorsanız, hizmet sağlıyorsanız burada bir nokta, bir temsilciliğin, bir muhatabın olması lazım. Biz sizinle nasıl haberleşeceğiz?' Bundan bile imtina ederseniz bu ülkenin sizin için yapacağı bir şey yok.''

''SEKTÖRDE TAŞLAR YERİNE OTURDU''

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer de bilgi teknolojileri ve iletişim sektörünün global krizin en kuvvetli olduğu 2008 ve 2009 yıllarında da büyümeye ve istihdam sağlamaya devam ettiğini belirterek, bu büyümede en önemli rol oynayan unsurlardan birinin sektörde artık taşların yerine oturması olduğuna işaret etti.

Yazılım sektöründe standardizasyon ve sertifikasyon ihtiyacına da dikkati çeken Acarer, 2010 yılının ilk 6 ayında bu konudaki düzenlemeleri tamamlamayı umduklarını söyledi.

Acarer, Youtube konusuna değinerek, Youtube'a erişim yasağı dolayısıyla 5651 sayılı İnternet Kanunu'nun hedef gösterildiğini ve eleştirilere maruz kaldığını, oysa erişimin, Atatürk ile ilgili 5816 sayılı Kanun'da yazan suç nedeniyle yasaklandığını hatırlattı.

Mahkemelerde bu konuya ilişkin 32 adet karar bulunduğunu ifade eden Acarer, şöyle konuştu:

''Atatürk, Türkiye'nin bir hassasiyetidir. Bu konuda sadece Türkiye'de yaşayanlar değil, Türkiye'de iş yapan herkesin aynı hassasiyeti göstermesi gerekir. Youtube konusunda yapılan eleştirilerde Youtube şirketinin bu hassasiyetleri niçin dikkate almadığının sorgulanmamasını anlayamıyorum.

Bu konuda internet başkanlığı olarak, BTK olarak, hatta bizzat Sayın Bakan'ın kendisi Youtube'la defalarca görüşme yaptı. Son görüşmesi 2 saat sürdü ve Youtube yetkililerine son derece pozitif ve makul öneriler söylendi. Ben, hiçbir ticari kuruluşun Türkiye'nin hassasiyetlerinden üstün olmadığına inanıyorum.''

BAKAN YILDIRIM VE ACARER DE ÖDÜLLENDİRİLDİ

HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Uçar da 2010 yılında Tayvanlı iş ortakları Foxconn ile Türkiye'de kişisel bilgisayar üretim merkezi kurmayı planladıklarını belirterek, burada üretilecek yıllık 2,4 milyon bilgisayarın yüzde 80'inin ihraç edileceğini söyledi.

Uçar, ''Türkiye'nin bugün giymesi gereken ayakkabı, bilişim teknolojileri ayakkabısıdır. Bu ayakkabıları giymezse Türkiye'nin ilk 10 ekonomi arasına girme şansı da çok az olur'' dedi.

HP'nin Türkiye'deki 20. yılı dolayısıyla bu süre zarfında Türkiye'de bilişimin gelişimine katkıda bulunmuş 20 kişiyi ödüllendirmek amacıyla ''20 Yılda 20 Ödül'' etkinliğini düzenlediklerini kaydeden Uçar, ödül alacak isimlerin, HP dışında sektörün temsilcilerinden oluşan bir jüri tarafından belirlendiğini ifade etti.

Konuşmaların ardından Bakan Binali Yıldırım ve BTK Başkanı Tayfun Acarer'in yanı sıra Murad Bayar, Reha Denemeç, Bülent Çelebi, Aydın Köksal, Faruk Eczacıbaşı, Mehmet Sucu, Süreyya Ciliv, İzi Kohen, Tuğrul Tekbulut, Mehmet Nalbantoğlu, Osman Coşkunoğlu, Hakan Aybar, Turhan Menteş, Cemil Arıkan, Alphan Manas, Ersun Yanal, Emrehan Halıcı ve Mustafa Akgül'den oluşan 20 kişiye ödülleri sunuldu.

HP, ödül alan kişiler adına, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine kayıtlı 20 mühendislik öğrencisinin masraflarını karşılayacak.

Gecede ayrıca, HP Türkiye'nin eski genel müdürleri Tayfun Uğur, Aysel Özal ve Şahin Tulga'ya da onur ödülleri verildi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kerim Koksal 2009-12-11 02:10:49

Partiden, koltuktan, ünvandan bağımsız olarak, tipik bir türk siyasetçisi, devlet yöneticisi zihniyetinin -bir kere daha- kendini ifşa etmesidir.



a) bir kaç yıl önce (üçlü koalisyon dönemi veya akp'nin ilk yıllarıydı sanırım) siyasiler internet'in başıboş bir alan olduğu, kanuna manuna tabi olmadığını hissedip (onların durumu algılama şekli bu, benim değil), internet için bir yasa çıkarmak istediler. tabii ki burada internet dediğim internetteki içerik. altyapı, network filan değil yani.



b)bu aşamada, her yasama faaliyetinde olduğu gibi yine konunun uzmanlarına sormayıp, müteahhit ve tüccar ağırlıklı türk siyasetçileri yasayı kendileri hazırlamayı tercih ettiler. ee, ne de olsa devleti yöneten onlar, biz değiliz. yasayı onlar yapmayacak da kim yapacak? stk denen, meslek örgütü denen anarşik gominis dinsiz devlet düşmanlarına mı bırakacaklardı devletin idaresini?



c) ulu türk siyasetçisi, primitif düzeyde de olsa bir fikir yürütmesi yapıp, internetteki içeriğin özünde bir "yayın" olduğunu fark etti. tabii burada chat gibi, arama motoru gibi uygulamaların ne olduğunu irdelemeye gerek görülmedi (görüldüyse de bilgi birikim müsait değildi).



d) o halde internet, basın yasasına dahil edilebilirdi. işin püf noktası da burda işte: yasa yapanların zihnindeki basın kavramı, 1800'lerden beri değişmeyen basılı yayıncılıktan ibarettir. internetin binlerce yıllık paradigmayı değiştirmesi, internette klasik yayın ve yayıncı kavramının yıkıldığını... aman neyse, kime anlatacaksın ki? eğer değişiklik yapılmadıysa, şu anda internet siteleri güncellendikçe bir kopyasının basılıp savcılığa verilmesi gerekiyor mesela. uygulanmıyor olabilir ama adam bu zihniyetle yasa yaptı. film filan değil, gerçek bunlar.



e) şimdi sayın bakan da ii. abdülhamit'ten kalan bilgilerle youtube'un, blogger'ın sorumlu yazı işleri müdürü, dağıtım sorumlusu filan olduğunu zanneden türk devleti'nin bir üst düzey idarecisi. düşünüyor:

"yahu adam türkiye'de yayın yapıyor. kim bunun ithalatçısı, kim sorumlusu? xyz.com yerine sabah gazetesi diyelim. ruhsat almalı, vergi vermeli, bir nüshasını her sabah savcılığa vermeli."

Avatar
capt.izzet 2009-12-10 19:39:56

siz şimdi yutup vergi veriyorasnız onlarda verir.ne yaparsanız yapın herkes birşekilde istedeği siteye girer ve girmeye devam edecek.vatandaşın vergi verip vermedeğini takip edemiyorsun sonrada kalkıp net i denetleyeceksniz.ne diyecekseniz zat-ali leri net i bukadar biliyorlar veya bu kadar anlatmışlar.internet özgür bir dünya.



saygılar olsun

Avatar
Yilmaz Koktenfenci 2009-12-11 02:06:22

Uluslararası platformlarda kendi bakanlarımız tarafından nasıl kepaze edildiğimizin tokat gibi belgesi.

"ülkemizde yasak olmayan yüzlerce yabancı ülke kaynaklı siteden vergi istiyor musunuz da youtube'dan istiyorsunuz?"

bu açıklaması internet'in ücretsiz sunulmuş bir bilgi kaynağı değil, kaçak yayın yapan bir medya organı gibi algılandığını gösteriyor.

yani, bu mantıkla, herhangi bir internet sitesinin ya da tüm internet yayınının, merkezi türkiye'de olup da muhasebe sistemine kaydolmadığı taktirde yasaklanabileceği anlamına geliyor.

aylardan aralık 2009; 2010'a günler kalmış..

2001 yılında, tüm internet sitelerinin sayfalarının 2 kopyasının, her gün, valiliklere ve savcılıklara gönderilmesi ve böylece kontrol edilmesi üzerine çalıştı bunlar.. kaç tane on bin sayfadır ki bu? kimler nasıl kontrol edecek her gün bu bilmem kaç on bin sayfayı? kafa yormadılar tabii buna. ürettikleri çözüm olmayacak bir şey olduğundan inandırıcılıklarını ve samimiyetlerini bir kez daha kaybettiler.

aradan yıllar geçtikten sonra şimdi de erişimini yasakladıkları bir internet sitesinden vergi istiyorlar!? açık mı ki bu site? biz mi kaçırdık birşeyleri? birşeyler değişti de vergi öderlerse açılacak mı? diğer mevzuları anladılar, sindirdiler ve çözdüler mi?

şimdi bir kere daha hiç inandırıcı ya da samimi değiller.. nasıl olacak bu işler?

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176