Livaneli mi haklı,Dışişleri mi?

Dışişleri Bakanlığı, “Zülfü Livaneli resmen başvurmadı” diye ilginç bir açıklama yaptı. Oysa UNESCO Başkanlığı için sadece devletler aday gösterebiliyor...

banner106

Livaneli mi haklı,Dışişleri mi?

Dışişleri Bakanlığı, “Zülfü Livaneli resmen başvurmadı” diye ilginç bir açıklama yaptı. Oysa UNESCO Başkanlığı için sadece devletler aday gösterebiliyor...

26 Eylül 2009 Cumartesi 21:41
1772 Okunma
Livaneli mi haklı,Dışişleri mi?

Dışişleri'nden ilginç Livaneli açıklaması  

UNESCO Genel Direktörlüğü seçiminde Zülfü Livaneli yerine Mısır adayını destekleyen Dışişleri Bakanlığı, “Zülfü Livaneli resmen başvurmadı” diye ilginç bir açıklama yaptı. Oysa UNESCO Başkanlığı için sadece devletler aday gösterebiliyor

Dışişleri Bakanlığı, “Zülfü Livaneli’nin, UNESCO Genel Direktörlüğü görevi için Bakanlığımıza intikal etmiş herhangi bir adaylık girişimi ve başvurusu yoktur” açıklaması yaptı. Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Adnan Kesici, “Livaneli’nin adaylığını basından öğrendiklerini” belirtti ve “Zaten hukuki olarak bu yıl UNESCO adaylığında sıra Ortadoğu ve Doğu Bloku ülkelerindeydi” dedi.

Dışişleri Bakanlığı sözcülüğünden dün yapılan açıklamada, “Livaneli’nin adaylık konusunda bakanlığa ulaşmış herhangi bir başvurusunun bulunmadığı” belirtilerek, Livaneli’nin adaylığı konusunda UNESCO teşkilatına başvuruda bulunulduğuna ilişkin bir bilginin de mevcut olmadığı ve bu konuda herhangi bir ülke veya çevreden Dışişleri Bakanlığı’na resmi bir başvurunun da olmadığı bildirildi.

‘Dışişleri destek verir’

Türk vatandaşlarının uluslararası kuruluşlardaki üst düzey önemli görevlere gelmelerinin desteklendiği ve geçmişte, İlter Türkmen, Kemal Derviş, Hikmet Çetin ve Ekmeleddin İhsanoğlu gibi isimler için her zaman aktif çaba içinde olunduğu belirtilen açıklamada, “Bu durum, değerli bir Türk aydını olmasının yanı sıra sanatın hemen her dalında saygın bir konuma sahip bulunan Sayın Zülfü Livaneli için de tabiyatiyle geçerlidir” ifadesi kullanıldı.

Basından öğrendik

VATAN’ın sorularını yanıtlayan Dısişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Adnan Kesici ise, “Sayın Zülfü Livaneli’nin adaylığı konusunda bize bir bilgilendirme ya da başvuru yapılmamıştır. Keza Sayın Livaneli’nin UNESCO’ya da bir başvurusu yoktur. Bakanlık olarak Sayın Livaneli’nin aday olduğunu basından öğrendik. Sayın Livaneli bakanlığımıza bir başvuruda bulunmuş olsaydı, kendisine UNESCO seçimlerine ilişkin bilgilendirme yapılabilirdi” dedi. Basında çıkan haberler üzerine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’-nun, Ağustos’ta Livaneli’yi arayarak, sürece ilişkin bilgi verdiğini de söyleyen Kesici, “Zaten hukuki olarak bu yıl UNESCO adaylığında sıra Ortadoğu ve Doğu Bloku ülkelerindeydi. Bakanlığımıza ve UNESCO’ya bir başvuru yapılmadan basında çıkan haberler üzücüdür” dedi.

‘Büyük fırsat kaçırdık’

TÜRKİYE’nin UNESCO Başkanlığı için Batılı ülkelerin ve UNESCO içindeki yetkililerin bile ısrarla istediği Zülfü Livaneli’yi desteklemeyip oyunu “Kitap yakarım” diyen Mısır Kültür Bakanı Faruk Hüsnü’den yana kullanmasının yankıları sürüyor. İşte tarihi skandalla ilgili Livaneli’nin görüşleri şöyle:

13 yıldır UNESCO’dayım

“Bence artık olan oldu, bizim Dışişleri Bakanlığı yanlış hesap yaptı. Batı’dan Mısır Kültür Bakanı Faruk Hüsnü için baskı gelince, bizim Dışişleri bu olayı sanki bir Arap-Yahudi tartışması gibi algıladı ve benim adaylığım için özellikle Yahudi lobisinin devreye girdiği intibaı uyandı. Oysa ben ne İsrail’le ne de Yahudi lobisiyle hiç iletişime geçmedim. Bana ilk teklif Ocak ayında Amerikan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı tarafından yapıldı. Sonra Fransa tarafından yapıldı, ardından UNESCO içindeki çeşitli büyükelçiler tarafından yapıldı. Daha sonra uluslararası aydınlar verdikleri ilanlarla beni destekledi. Bu krizin üstesinden gelinmesi için hem Müslüman ülkeden gelen hem de 13 senedir bir elçi olarak UNESCO’da deneyimli ve 26 dilde kitapları çevrilmiş olan, dünyaca tanınan bir kültür adamı olarak benim ismim başkanlık için gündeme geldi. Bu şekilde bu gerilim dağılır diye düşünüldü ancak tahmin edilemeyen şey Türkiye’nin kendi vatandaşını desteklemeyişi oldu. Bu kadar önemli bir örgütün başında bir Türk’ün olması daha doğrusu bir kültür adamının olması çok önemliydi. Bu noktada esas sorun zaten UNESCO içinde ağırlığı olan Araplar içinden bir aday çıkması değil, ’Mısır kütüphanelerinde bir tek İsrail kitabı bulsam kendi elimle yakarım’diyen birisinin başkanlığa aday gösterilmesiydi. Benim dünya kültürü ile ilgili yapmak istediğim hayallerim vardı. Bir makama gelmekten çok yapabileceğim şeyler vardı, çünkü UNESCO’yu çok iyi tanıyorum. 1996’dan bu yan büyükelçiyim orada ve genel direktör danışmanlığı yaptım. Dolayısıyla bir dönem çok iyi şeyler olabilirdi ama ne yapalım ki bizim Ankara böyle uygun görmedi.”

Çankaya özür diledi

-Dışişleri Bakanlığı ya da Cumhurbaşkanlığı’ndan size bu konuda açıklamalar yapılırken nasıl bir tepkiyle ve tonla karşılaştınız?

“Gerek Dışişleri Bakanlığı gerekse de Cumhurbaşkanlığı’ndan bana telefon açtılar ve özür dilediler. Yetkililer bana diplomatik geleneğe uyarak, Mısır’a daha önce söz vermiş olduklarını söyleyerek sıranın Araplarda olduğu için Mısır’ın adayını desteklediklerini söylediler. Yetkililer benimle son derece kibar ve yumuşak bir tonda konuştu.”

Libya kadar olamadık

-Sizce Arap komşularıyla olan sıkı ilişkilerinin Türkiye’nin Hüsnü’yü aday göstermesinde etkisi var mı?

“Mısır Kültür Bakanı Faruk Hüsnü, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’e çok yakın. Mübarek, Hüsnü’nün aday gösterilmesi için destek çalışmalarını 2 yıldır sürdürüyordu. İslam Konferansı Örgütü gibi kurumlardan da önemli destek sağlamıştı. Türkiye de söz sahibi olduğu İKÖ ve Arap ülkeleriyle ilişkisini bozmak istemedi ve Hüsnü’nün adaylığına karşı çıkmadı. Oysa Libya ve Kuveyt bile başkanlık için kendi adaylarını belirledi. AB yolunda olan Türkiye’nin bu tutumu Türkiye’ye kaybettirdi. Büyük bir fırsat kaçırdık.”

Bokova’nın önünü açtık

“Ben İrina Bokova’nın başkan seçilmesine memnun oldum. İrina Hanım başkan seçilmesini bize borçlu. Dünyada ilk kez bir hükümet kendi yurttaşının adaylığına karşı çıktığı için, sonradan aday olan Bokova UNESCO’nun başına geçti. Bokova’yı kutluyorum.”

Ülkeler aday gösterir...

-Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan resmi açıklamada sizin UNESCO’ya adaylık için başvurmadığınız ve seçim sonrası yaptığınız açıklamaların mesnetsiz ve temelsiz olduğu söylendi. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

“UNESCO’ya şahsen aday olunmaz, ancak hükümetler aday gösterebilir. Bu nedenle yabancı devlet ve kurumlar benim adaylığımla ilgili olarak taleplerini Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na ve Dışişleri Bakanlığı’na iletti. Ve oradan ‘Hayır, biz Arap adayı destekleyeceğiz!’ cevabını aldılar. Dışişleri Bakanlığı olayı bir Arap-İsrail çekişmesi gibi görmek yanılgısına düştü. Oysa olay, UNESCO kurumunun ilkeleriyle, kitap yakarım diyen bir aday arasındaki çelişkidir. Unutulmasın ki hatayı kabul etmek de bir erdemdir.” 

Anahtar Kelimeler:
UNESCODışişleriLivaneli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kurtoğlu Muslihittin Reis 2009-09-27 06:43:50

Nasrettin hoca dinleseydi her iki tarafa da "sen de haklısın" derdi.

Sosyal olayları istediğiniz gibi çekip çevirirsiniz. Dışişleri öyle savunma yapar ki kendine haklı dedirtebilir.

Ama bu ülkede Türk vatandaşı sahipsizdir.

Çünkü herkes olaylara kendi oturduğu koltuktan bakar.

Amerikan vatandaşı; devletteki kişilere "benim vergimle orda duruyorlar, benim işimi yapmak zorundalar" diye bakar.

Türkiyede vatandaş devlete bu gözle bakmaz. Devlet de vatandaşı o çerçevede görmez.

Livanelinin en küçük bir potansiyeli varsa Dışişlerimiz ona sahip çıkmalıydı.

Ama ülkemizde her iktidar kendi politik görüşlerine göre artı yağcılık derecesine göre tercihlerini kullanıyor. Liyakat mı? Oda neymiş...

Böyle gelmiiiş, böyle gider. Bu ülkede hiç birşey değişmez. Hangi düzen gelirse gelsin, hangi iktidar gelirse gelsin...

Avatar
2009-09-27 12:17:21



Zülfü Livaneli, Dışişleri Bakanlığı’nın, “Livaneli adaylık başvurusunda bulunmadı” açıklamasına cevap verdi ve UNESCO tartışmasının perde arkasını yazdı. İşte o yazı..



Aslında UNESCO meselesini yazmak ve uzatmak niyetinde değildim. Sadece küçük bir açıklamayla işi geçiştirmek istemiştim ama olmadı.

Dışişleri Bakanlığı’nın, “Livaneli adaylık başvurusunda bulunmadı” açıklaması, beni bu konuda bir cevap vermeye mecbur bıraktı.

Çünkü herkesin bildiği gibi hükümetlerarası kuruluşlara şahsen aday olunmaz.

Ancak hükümetler aday gösterebilir.

Türk hükümeti beni aday göstermeyi kabul edip sonra aradan çekilseydi bile seçilmemiz kesindi. Çünkü dünyadan büyük bir destek vardı.

Ama dünya, Türk hükümetinin kendi yurttaşını aday yapmama inadını kıramadı.



***



Mısır’la bu işin pazarlığı, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun İslâm Konferansı Örgütü başkanı olarak görev süresinin uzatılması döneminde yapılmıştı.

Türkiye bu uzatma karşılığında Mısır adayını UNESCO başkanlığında desteklemek için söz vermişti.

Fakat Mısır adayı sonunda “kitap yakma” sözünü edince dünyada büyük bir reaksiyon oluştu.

Bizim hükümet Mısır’a, “Kusura bakmayın. Bu skandaldan sonra sizin adayınızın seçilmesini mümkün görmüyoruz ve kendi yurttaşımızı aday gösteriyoruz” diyebilirdi. Ama demediler ve Mısır’a sadakat göstermeye devam ettiler.

Sonunda akılda hayalde olmayan Bulgaristan aradan çıkıverdi.



***



Bakın, uluslararası gelişmeleri çok iyi izleyen Yasemin Çongar bu konuda Taraf gazetesinde neler yazdı:

“Amerika, Avrupa ve Asya’dan birçok devlet, UNESCO’nun kitap yakmaktan söz edebilen bir adama teslim edilmesine direndi. Arap dünyası ise ümmet dayanışmasını, kültürel değerlere ve demokrasiye üstün saydı, başka bir aday çıkarmaya yanaşmadı. Obama yönetimi, Hüsnü’nün adı etrafındaki kenetlenmeyi kırmak için Arap başkentlerini tek tek yokladı; nafile. Sonra, ‘Bari Müslüman bir aday için uğraşalım’ diye Türkiye’nin kapısını çaldılar; Zülfü Livaneli’nin adını zikrederek Ankara’ya UNESCO başkanlığına aday gösterip göstermeyeceğini sordular. Yine nafile. Ankara, ‘Livaneli çok iyi fikir ama Mısır’a karşı tavır alamayız’ deyip çıktı işin içinden. ABD’ye cevabında, diplomatik teamüle uyma kararlılığını ‘centilmenlik’ adına yücelten Türk Dışişleri, demokratik ilkelere sadakat göstermemesinin adını koyamasa da ‘Yahudi lobisine alet olamayız’ kabilinden veciz kelimeler, bazı diplomatlarımızın ağzından dökülebildi.”



***



İşte meselenin aslı budur.

Cumhurbaşkanlığı ve hükümet, meseleyi yanlış okudu.

Araplara karşı, Yahudi lobisi aday çıkarıyor zannetti.

Oysa sorun UNESCO ilkeleriyle, kitap yakarım diyen bir aday arasındaydı. Arap olmak bir engel teşkil etmiyordu.



***



Bugün Batı basınında, “Adayların hepsi tartışmalıydı” diyen ve sonucu eleştiren yazılar çıkıyor.

Böyle fırsatlar her zaman ele geçmez. Uluslararası makamlar için büyük mücadeleler verilir ve karşınıza çok güçlü adaylar çıkar.

Bu sefer talih Türkiye’nin yüzüne gülmüştü, zayıf ve tartışmalı adaylar vardı ama ne yazık ki Ankara durumu algılayamadı.

Bana adaylık vizesi vermedi.



***



Dün, Dışişleri Bakanlığı’nda çok üst düzeylerde görev yapmış emekli bir büyükelçi aradı ve “Senden bakanlığım adına özür diliyorum” dedi.

Ben de “Gerek yok” cevabını verdim. “Ben hiç kimseyi suçlamıyorum. Sadece Türkiye adına kaçırılan bu büyük fırsat için üzülüyorum.”

Cumhurbaşkanlığı danışmanı ve Dışişleri Bakanı da beni arayarak üzüntülerini bildirdiler. Bu durumda bakanlığın açıklaması biraz tuhaf kaçıyor.

Ama bakanlık yine bizim bakanlığımızdır, hafif bir buruklukla da olsa konuyu kapatıp, tartışmayı uzatmamakta yarar görüyorum.

Yoksa konu bizzat bakanla konuştuğumuz isimlere, kulislere, kimlerin telefon ettiğine, verilen cevaplara gelecek ki buna gerek yok.

İtiraf etmeseler bile onların da üzgün olduğunu tahmin ediyorum.

Avatar
ayşe aslı 2009-09-28 08:54:57

Sayın Livaneli'yi saygıyla selamlıyoruz.Böyle önemli başarılı insanların ancak ölümünden sonra kadri kıymeti bilinen bir ülkede yaşıyoruz.Ama Zülfü Livaneli öyle değil.Kesinlikle şundan emin olmalıdır ki o çok değerlidir ve bunu bilen takdir eden milyonlar vardır.Ve o milyonlar ki yağcılığa değil liyakata,çıkarcılığa değil gerçek insanlık değerlerine bağlı olanlardan oluşmaktadır.Dışişlerinin tavrına ise bir vatandaş olarak hiç şaşırmadım..nedense.. Sonradan yapılan özürlere ise cevap şu olmalı Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176