IRAK-ABD Güvenlik Anlaşması İmzalandı

İmza töreninden sonra basına açıklama yapan Zebari, güvenlik anlaşmasının imzalandığı bugünü tarihi bir gün olarak nitelendirdi.

banner106

IRAK-ABD Güvenlik Anlaşması İmzalandı

İmza töreninden sonra basına açıklama yapan Zebari, güvenlik anlaşmasının imzalandığı bugünü tarihi bir gün olarak nitelendirdi.

17 Kasım 2008 Pazartesi 16:44
1762 Okunma
IRAK-ABD Güvenlik Anlaşması İmzalandı

IRAK-ABD Güvenlik Anlaşması İmzalandı

BAĞDAT - Irak ile ABD arasındaki güvenlik anlaşması imzalandı.

Edinilen bilgiye göre, anlaşma TSİ 09.10'da imzalandı.

Irak ile ABD arasında aylardır müzakere edilen güvenlik anlaşması, Irak hükümeti tarafından onaylanmasından sonra, bu sabah Irak Dışişleri Bakanlığında Bakan Hoşyar Zebari ve ABD'nin Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker tarafından imzalandı.

İmza töreninden sonra basına açıklama yapan Zebari, güvenlik anlaşmasının imzalandığı bugünü tarihi bir gün olarak nitelendirdi.
Zebari, şöyle devam etti:

''Parlamento bu anlaşmayı, anlaşma taslağı üzerinde bir değişiklik yapmadan oylayacak. Anlaşma iyi bir anlaşmadır. Onu Irak halkı ve bütün dünya ülkeleri önünde çok rahat savunabileceğiz.''

Crocker, anlaşmayı çok iyi bir anlaşma olarak nitelendirerek, şunları kaydetti:

''Bu anlaşma sadece güvenlik alanını kapsamıyor, aynı zamanda Irak ile ABD arasında kültür, sağlık ve bilim alanlarında da işbirliğini kapsıyor. Anlaşma çerçevesinde Amerikan kuvvetlerinin çekilmesine karar verilmiştir.''

Irak Parlamentosu anlaşmayı bugün ele alacak, 4 gün sürecek görüşmelerden sonra da oylamaya geçilecek.

SADR HAREKETİ ANLAŞMAYI ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'ın hareketinin meclisteki bloku, ABD ile Irak arasındaki güvenlik anlaşmasının meclisten onay almasını engellemeye çalışacağını açıkladı.

Sözcü Ahmed El Mesudi, dün Irak hükümetince onaylanan anlaşmanın imzalanmasını durdurmak için meşru bütün imkanlarla uğraşacaklarını belirttiği açıklamasında, 275 sandalyeli mecliste 30 kadar milletvekilleri bulunduğunu hatırlatarak, meclise anlaşmayı geçersiz kılmak için kanun teklifi sunma niyetinde olduklarını söyledi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yıldırım DELİDUMAN 2008-11-20 13:45:37

1. ABD, tüm kuvvetlerini 30 Haziran 2009’a kadar Irak köy ve kasabalarından çıkartacak.2. Aynı ABD, tüm askeri varlığını 31 Aralık 2011’e kadar Irak’tan çıkartmış olacak.3. ABD, Irak yargı kurumlarından izin almaksızın Irak halkının meskenlerine baskınlar düzenleyemeyecek.4. ABD, Irak topraklarını, komşu ülkelere zarar vermek için kullanamayacak.5. Bu anlaşma Barack Obama yönetimini de bağlayacak.



Irak hükümeti, neredeyse 2008 yılı boyunca sürdürülen uzun ve yoğun görüşmelerin ardından, ABD ile “Güvenlik Anlaşması”nı 16 Kasım 2008 Pazar günü imzaladı. Başlangıçta adı “Irak-ABD Stratejik Güvenlik Anlaşması” şeklinde dünya kamuoyuna duyurulan söz konusu anlaşma metnine, Irak’ın el-Maliki Hükümeti’nin 26 bakanı onay verirken, biri red oyu verdi. Bu anlaşma 17 Kasım sabahı Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ve ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker tarafından imzalandı. Bundan sonra sıra her iki ülkenin meclislerinin vereceği onayda. Zaten Irak Meclisi 17 Kasım itibariyle bu anlaşma metnini görüşmeye başladı. 4 günlük görüşmenin ardından da anlaşma oya sunulacak. ABD’de ise, Kongre’nin oyuna sunulacak. Ancak, bu oylamanın yeni Demokrat Başkan Barack Obama Hükümeti’nin göreve başlamasından sonra yapılması beklenmektedir.



Irak Meclisi’nde yapılacak oylama, pek de “oybirliği” ile geçecek gibi değildir. Uzun bir sürece dayanan görüşmeler sırasında, Irak’taki siyasi yapılanmanın söz konusu anlaşmayla ilgili görüşleri şöyle idi: Iraklı Kürtler, anlaşmanın yapılmasından yanaydılar. Sünniler; Irak’ın kayıtsız şartsız bağımsızlığının taahhüt edilmesi halinde imzalanmasına rıza göstereceklerdi. Benzer bir şart da Şii Ruhani Lider Sistani’ndi. O da, kayıtsız şartsız bağımsızlığı önkoşul olarak ileri sürüyordu. El-Maliki’den önceki Başbakan Cafari’nin bu anlaşmaya uzun bir süre karşı olduğu, bunu da İran etkisiyle yaptığı ileri sürülmekteydi. Ancak, tüm bunların ötesinde, mevcut koşullarda dahi anlaşmanın son metnine karşı çıkan biri vardır: Mehdi ordusunun başındaki Mukteda el-Sadr. Sadr’ın, 275 kişilik Irak Meclisi’nde 30 civarında yandaşı var. Bu gurup, söz konusu anlaşmayı geçirtmemek için gerekirse yeni bir yasa çıkartmaya çalışacaklarını dahi ileri sürdüler. Bekleyip göreceğiz.



Irak-ABD Güvenlik Anlaşmasının Önemli Özellikleri



Güvenlik Anlaşmasının önemli özellikleri şöyle özetlenebilir:

1. ABD, tüm kuvvetlerini 30 Haziran 2009’a kadar Irak köy ve kasabalarından çıkartacak.

2. Aynı ABD, tüm askeri varlığını 31 Aralık 2011’e kadar Irak’tan çıkartmış olacak.

3. ABD, Irak yargı kurumlarından izin almaksızın Irak halkının meskenlerine baskınlar düzenleyemeyecek.

4. ABD, Irak topraklarını, komşu ülkelere zarar vermek için kullanamayacak.

5. Bu anlaşma Barack Obama yönetimini de bağlayacak.



Yukarıdaki ana başlıklar itibariyle bakıldığında, anlaşmadan komşu ülkelerin de memnun olacağı beklenmektedir. Zaten İran, bu konuda memnuniyetini belirten ülkelerden ilki olmuştur. ABD’deki 3 Kasım Başkanlık Seçimleri öncesinde Suriye’nin sınırlarını ihlal ederek, Irak üzerinden hareketle son “önleyici harekatı” ile sivil masumları da katleden ABD kuvvetleri bundan böyle aynı hareketi yapamayacak. Dolayısıyla Suriye ve İran’ın, 2003-2008 dönemi boyunca ABD’nin tehdit yüklü beyanatlarına maruz kaldıktan sonra, böylesi koşullara sahip anlaşmadan memnun olmamaları mümkün değildir.



Anlaşmanın gerçekleşmesi halinde, Irak’ta mevcut 152.000 civarındaki Amerikan askeri varlığının ve 400’ün üzerindeki üslerinin 2011 sonuna kadar Irak’tan çıkartılacak. Hatta, Irak Hükümeti Sözcüsü Ali Debbağ’ın ifadelerine göre, Irak ile ABD bu süre içerisinde anlaşabilirse, daha kısa bir süre içinde de ABD’nin Irak’ı terk etmesi mümkün olabilecek. Zaten yeni ABD Başkanı Obama da, seçim beyanatlarında ve Irak gezisi sonrasında Irak’taki kuvvetleri 2010 yılı sonuna kadar çekeceğini, bunların bir kısmını Afganistan’a kaydıracağını söylemişti.



Irak – ABD Güvenlik Anlaşmasının Bilinmeyenleri!



Yukarıda özetlenen Güvenlik Anlaşmasına bakıldığında, sanki her şey Irak’ın, hatta İran’ın lehinde çözülmüş gibi. Yani ABD, gerçekten de 20 Mart 2003’te Saddam Rejimine karşı koalisyon güçleri ile “Irak’a Özgürlük” vermek için girmiş gibi… ABD, Irak’ta 4.000’in üzerinde asker kaybetmeyi, ekonomik krizin en sert yaşandığı bir ülke iken trilyon dolarlara ulaşan maliyeti, tüm dünyada imaj yitirmeyi vs. hep “Irak halkının özgürlüğü” için göze almış! Burada bir çelişki var oysa. Aynı ABD; Ebu Garip hapishanesinde bu Irak halkına en akıl almaz ve garip işkenceleri yaptı. Irak’ın müzeleri ve tarihi eserleri yağmalanıp, eski “Mezopotamya” kültürü ülkeden kaçırıldı. Irak’ın alt yapısı büyük ölçüde yok edildi. Halk arasında önemli nifak tohumları ekildi. Sayısı yüzbinlere ulaşan Iraklı öldü. Milyonlarcası da ülke içinde ya da çevre ülkelerde mülteci olarak yaşıyor. Üniversiteler “hocasızlıktan” yok oldu. Hekimler yurtdışına kaçtılar. Çocuklar ise dünya rekoru kıracak sayıda erken ölümlerle karşı karşıya…Peki bu da mı “Irak’a özgürlük!” içindi?



Irak’ta özgürlükten nasibini en büyük ölçüde alan, kuşkusuz Irak’ın kuzeyindeki Kürtlerdir. Anca, bu anlaşmada henüz görülemeyen şey, ABD çıktıktan sonra Kürtlerin ne olacağıdır. Herhalde bundan sonra gene bir Iraklı Kürt, Cumhurbaşkanı seçilmeyecektir. Hatta Dışişleri Bakanı bile…Anlaşmada, 2003 Irak müdahalesi sonrası, “Amerikalıların sofralarında yer alacak en yakın müttefik” olan Kürtlerin geleceği henüz belli değildir. Bununla bağlantılı olarak akla üç soru daha gelmektedir. Bunlar: (1) ABD, yukarıda özetlenen maddi, siyasi ve manevi kayıplardan sonra gerçekten de üç yıl sonra “bavulunu alıp” gidecek midir? Yani Irak petrollerinden Amerikan şirketleri nasıl ve ne oranda pay alacaktır? (2) ABD, “Körfez petrolünü” kontrol altına almak için yaptığı bu harekattan, 8 yıl sonra istediğini elde etmiş olarak mı ayrılmaktadır? Yani, çekildikten sonra İran’ın Körfez’deki etkisi asgariye mi indirilmiş olacaktır? Bu soruya Bush yönetimi ile cevap vermik mümkün değildir. Ancak, Demokratların Strateji Danışmanı Brzezinski’ye göre, İran’la masaya oturarak “anlaşma” yapmak, ABD’nin çıkarınadır. Yani ABD, İran’ı Bush’un “kırbaç” yöntemiyle değil, becebilirse Obama’nın “havuç” yöntemiyle idare etmeye çalışacaktır. (3) ABD, gerçekten de tüm askeri üslerini alıp Irak’ı boşaltacak mıdır? Boşalttığı taktirde Iraklı Kürtler’in geleceği nasıl olacaktır? Bu soru Türkiye açısından özellikle büyük bir önem taşımaktadır. Zira bölgede kurulması öteden beri kotarılan bir Kürt devletine karşı Türkiye’nin tutumu bilinmekte ve bir “milli politika” olarak Demokles’in kılıcı gibi asılı durmaktadır. Acaba, 2011 sonuna kadar bu “ajan” devletin kurulması mı planlanmaktadır? Böyle ise, Türkiye’nin sınırında yine bu kez kendisini gireceği yeni bir kavga var demektir. Bu kavgayı “silah ambargosu” da durduramaz…Çevre ülkelerinden birinin yurttaşı olarak, yani Türkiye’nin sorumlu bir yurttaşı olarak, bu “Irak-ABD Güvenlik Anlaşması”ndan bizi memnun edebilecek bir yanı henüz göremedik…



Sonuç



Irak-ABD Güvenlik Anlaşması, dünya kamuoyuna duyurulan haliyle, her ne kadar memnuniyet verici olarak karşılanmışsa da, kamuoyunu tatmin etmekten uzak sırlarla doludur. Hiçbir kimse tarafından, üç yıl sonra ABD’nin Irak’ta hiçbir kazanım elde etmeden elini kolunu sallaya sallaya çıkacağına ihtimal verilmemektedir. Acaba ABD’ye Irak’tan çıkması karşılığında verilen teminat nedir? Bu teminat, sadece el-Maliki Hükümeti’ni değil, ABD’den çok şeyler bekleyen Iraklı Kürt aşiretleri (KYP ve KDP) için de son derece önemlidir. Bu Kürt aşiretleri için önemli bulunan hemen her şey, aynı zamanda Türkiye için de önemli ve milli politikanın bir parçasıdır. Zira Türkiye de etnik çatışma riski taşıyan bir nükleer bomba gibidir…Türksam/Doç. Dr. Celalettin Yavuz

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176