Yaz İDO İle Büyükada'da Başladı

İDO, Genel Müdür Ahmet Paksoy ve ekibinin evsahipliğinde Fatih Vapuru ile çeşitli medya kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı özel bir Büyükada turu gerçekleştirdi.

banner227

Yaz İDO İle Büyükada'da Başladı

İDO, Genel Müdür Ahmet Paksoy ve ekibinin evsahipliğinde Fatih Vapuru ile çeşitli medya kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı özel bir Büyükada turu gerçekleştirdi.

04 Haziran 2009 Perşembe 08:19
2400 Okunma
Yaz İDO İle Büyükada'da Başladı

Yaz İDO ile Başladı

İDO, Genel Müdür Ahmet Paksoy ve ekibinin evsahipliğinde Fatih Vapuru ile çeşitli medya kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı özel bir Büyükada turu gerçekleştirdi.

Sabah 10.30 civarında basın mensupları Kabataş'ta Fatih Vapurunda buluştular. Katılımcılar modern dizaynı, rahat ve konforlu iç mekanı, geleneksel havasıyla göz dolduran Fatih Vapurunda sabah çaylarını içtiler. Bu esnada İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy konuklarla tek tek ilgilendi, İDO çalışmaları ve yakın gelecekteki projeler ile ilgili bilgi verdi.

Kadıköy'e de uğrayan vapurdaki basın mensupları güzel İstanbul'u denizden bir kere daha fotoğraflama fırsatını kaçırmadılar.

Keyifli bir yolculuğun ardından Büyükada'ya varan katılımcılar fayton sefası yaptılar, yemek yediler, İstanbul'un stresli şehir yaşamından uzak bir gün yaşadılar.

Ada Vapuru bizden önce hareket ediyor.

 

Fatih Vapuru modern dizaynı, konforlu iç mekanı ve geleneksel havasıyla göz dolduruyor.

İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy katılımcılarla tek tek ilgilendi.

Fatih Vapuru

Fatih Vapuru Büyükada İskelesi'ne yanaştı.

DTO Dergisi yayın ekibi Editör Ali Yıldız ve Sevim Tarhan

DenizHaber ekibi: Fulya Tekin İstikbal, Nermin Ocaklı

Fotolar:DenizHaber.Com

Adalar Tarihçesi:

Batılıların “Prens Adaları” diye bildikleri Adalar, İstanbul'un şarkılara, şiirlere konu olmuş en güzel mevkilerinden biridir. İstanbul ve Türkiye'nin tarihinde büyük önem taşırlar.

Prens Adaları, İstanbul'un Anadolu yakası açıklarında, 9 ada ile iki kayalıktan oluşurlar. Sözünü ettiğimiz 9 ada, Bostancı ile Kartal'daki Dragos sahili açıklarındadır. Diğer iki kayalık ise Maltepe açıklarındadır. Bu kayalıklarda, Batmaz ve Vordonoz fenerleri yer almaktadır. Marmara Denizi'nin güneydoğusuna isabet eden bölgede bulunan bu adalar; Büyükada, Heybeliada, Burgazadası, Kınalıada, Sedefadası, Yassıada, Kaşıkadası, Sivriada ve Tavşanadası'dır. Toplam nüfusu 20 binin üzerindedir. Ancak, yaz mevsiminde yazlıkçıların gelmesiyle bu rakamın 120 bin civarına yükseldiği tahmin edilmektedir.

Tarihçi Hammer, bu adalar için Bizans manastırlarındaki keşişlerin hatıralarına nisbetle “Evliya Adaları” , Dehtier de aynı izden giderek “Keşiş Adaları” isimlerini kullanmışlardır. Bir çok kereler de “Kadıköy Adaları” denilmiştir. Thomas Allom da bu adaların “Demonesca veya Ruh Adaları” diye çağrıldığını söylemektedir. Buralara sürülen hükümdar ve prenslere izafeten Bizantinos ve Patrik Konstantin'in ifadesine uygun olarak Avrupalılarca genellikle “Prens Adaları” denmiştir (Prens Adası ismi bilhassa Büyükada'ya verilir. Bizans İmparatoru II. Iustinos'in burada bir sarayı bulunduğundan bu namla anılır).

İstanbul'un eşsiz güzellikte bir yazlığı olan Adalar İlçesi'nin dokuz adasından halen Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedefadası meskundur. Yassıada askeri tesislere verilmiş, Sedefadası 1960 baharından itibaren inşa edilen yeni özel malikanelerle yazlık sayfiye adası olmuştur. Kaşıkadası da satın alınmış vaziyette bir şahsa ait olup, diğer adalar sadece balıkçıların uğrak yeridir.

Adalar'daki, tarihe geçen ilk önemli olay, M.Ö. 298'de Makedonya Kralı Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos'un oğlu Dimitrios Poliorkites'in, Burgazadası'nda babasının adına ve anısına bir kale inşa ettirmesi ve adaya Antigoni adını vermesidir.


On asırlık Bizans devrinde, Adalar'da basit tarlalar, balıkçı, kayıkçı kulübeleri ile minik köyler, fakat bilhassa manastırlar vardır. Tarihi manastır ve kiliseler çeşitli nedenlerle ya tamamen yıkılıp kaybolmuş, ya harabe haline gelmiş ya da tamir ve ilavelerle şekil değiştirmiştir. İstanbul Adaları'nın, özellikle Bizans döneminde, saray mensuplarının sürgün yerleri olduğu, Prens Adaları ismini de bu nedenle aldıkları söylenir. Adalar'ın önemli sürgün konuklarından biri, 780 yılında tahta geçen VI. Konstantinos'un annesi İmparatoriçe Eirene'dir.

1204'te IV. Haçlı Seferi'ne çıkan Latinler İstanbul'a geldikleri zaman Venedik Dükü Dandola , Haçlıları, “halkı tarla ve sürü sahibi zengin insanlardır” diye Adalar'ın yağmasına teşvik etmiştir.

1302'de Eğribozlu ve Giritli korsanların hücumuna uğrayıp yağma edilmişlerdir. Korsanlar namlı keşişleri de alıp götürmüşlerdir. Fakat İmparator II. Andronikos Paleologos'un korkusundan bir müddet sonra bunları Adalar'a iade etmeye mecbur kalmışlardır.

1412'de Yassıada önünde, Musa Çelebi ile Manuel Paleks Olegos arasında bir deniz muharebesi olmuştur.

Adalar; Türkler tarafından, İstanbul Kuşatması'nın onikinci Salı günü (17 Nisan 1453) 30 kadırga ve bir miktar küçük gemi ile gelen Donanma Kumandanı Baltaoğlu Süleyman Bey tarafından fethedilmiştir. Fetihten sonra Adalar'daki manastırlar boşaltılmış, adalılardan çoğu İstanbul'a ve civar kasaba ve köylere göç etmiştir.

Fatih Sultan Mehmet'in, gayrimüslimlere yönelik hoşgörülü tavrı Adalar' ın yeniden canlanmasında etkili olmuştur. Adalar'da, Patrikhane'ye toprak kullanım ve mülkiyet hakları verilmiştir. Evliya Çelebi , XVII. yüzyılda Adalar üzerinde bağlık bahçelik köyler bulunduğunu, köy sakinleri arasında zengin balıkçı reisleri bulunduğunu yazar. Yine XVII. yüzyılda Adalar'ın güzel ve mamur yerler olduğunu, buralara gezmeye gidildiğini, bazı adalarda ziyaret yerleri, Rumlara ait kilise ve manastırlar bulunduğunu kaydeder.


Adalar, özellikle XIX ve XX. yüzyıllarda, daha çok sayfiye ve mesire yerleri olarak kullanılmaya başlanmıştır. Adalar'a yazlık olarak ilk gelenler XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Fransızlardır. Ada kayıklarının Tophane iskelesinden öğleden sonra saat dörtte kalktığı, Büyükada'ya ve diğer adalara da uğrayarak ve mola vererek üç saatte Adalar'a ulaştığı bilinmektedir. İstanbul, Kadıköy ve Adalar arasında vapur seferleri ise 1846'da başlamıştır.

Nüfusunun büyük çoğunluğunu Rumlar'ın oluşturduğu Adalar'da nüfus yapısı XX. yüzyıl başlarına kadar önemli bir değişikliğe uğramamıştır. Ancak, Cumhuriyet'in kuruluşunu takip eden yıllarda gerçekleştirilen mübadeleden sonra, Rum nüfus İstanbul'un ve Anadolu'nun bir çok yerini terk ettiği gibi Adalar'ı da terk etmiştir. Adalar, özellikle XIX. yüzyıldan itibaren edebiyata da konu olmuş, Mehmed Celal, Yahya Kemal, Halit Fahri, Sait Faik, Hüseyin Rahmi, Halit Ziya gibi şair ve yazarlarımız, Adalar'ı konu alan şiirler, konuları Adalar'da geçen hikaye ve romanlar yazmışlardır. Adalar, Boğaziçi'nin güzel mevkileri ve Lale Devri'nin gözdesi Sa'dabad gibi mevkilerle birlikte, şarkılara da en çok konu olan İstanbul mevkilerinden biridir. (Adalar Tarihi Kaynak: http://www.denizlisesi.k12.tr/  )

 

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176