Türkiye limanlarını Rumlara açmalı

ABD'li Daniel Fried, Türkiye'nin, AB üyelik amacını gerçekleştirmek için Gümrük Birliği anlaşmasını, Kıbrıs'ı (Rum) kapsayacak şekilde” genişletmesi gerektiğini söyledi.

banner106

Türkiye limanlarını Rumlara açmalı

ABD'li Daniel Fried, Türkiye'nin, AB üyelik amacını gerçekleştirmek için Gümrük Birliği anlaşmasını, Kıbrıs'ı (Rum) kapsayacak şekilde” genişletmesi gerektiğini söyledi.

10 Haziran 2006 Cumartesi 12:00
1619 Okunma
Türkiye limanlarını Rumlara açmalı
ABD'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried, ”Türkiye'nin, AB üyelik amacını gerçekleştirmek için Gümrük Birliği anlaşmasını, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de (Kıbrıs Rum Kesimi) kapsayacak şekilde” genişletme yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Kıbrıs Rum kesimi adına lobi yapmak için Washington'a gelen Rumlar tarafından bu yıl 17'incisi düzenlenen Uluslararası Kıbrıs Konferansı'nda konuşan Fried, “Türkiye, Trans-Atlantik ailenin kilit bir üyesidir. AB'ye üyelik yoluyla Avrupa'ya sağlam bir şekilde demir atmış bir Türkiye, ABD'nin ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de çıkarınadır. Bu ortak amacı elde etmek için Türkiye, Kıbrıs bandıralı gemi ve uçaklara limanlarını açarak, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de kapsayacak şekilde genişletme yükümlülüğünü yerine getirmelidir” dedi.

Bunun, Türkiye'nin özgür iradesiyle, AB çerçevesinde üzerine aldığı bir yükümlülük olduğunu belirten Fried, şunları kaydetti:

“Eğer Ankara AB üyelik sürecini yolunda tutacaksa bu yükümlülüğü yerine getirmelidir. Türkiye'nin bu yükümlülüğü yerine getirmesi hepimizin çıkarınadır. Bunun için yaratıcılığın kullanılması gerekiyor ve bu tür fikirler üzerinde şu sırada Lefkoşa, Washington, Brüksel ve bütün Avrupa'da, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm isteyen diplomatlar tarafından çalışılıyor.”

“BU KAYBEDİLİRSE"

Fried, adada bir uzlaşma olacaksa Kıbrıslılar, Yunanlılar ve Türklerin, iki toplumun çoğunluğunun kabul edip destekleyebileceği bir anlaşma için “zor seçimler yapmaları ve kararlar vermeleri gerekeceğini” söyledi. BM ve ikili görüşmeler aracılığıyla ABD'nin çözüm çabalarında taraflara yardım etmeyi sürdüreceğini belirten Fried, Kıbrıs Rum Kesimi'nin, çözüm fırsatını kaçırmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Bulunduğu pozisyon itibariyle Yukarı Karabağ, Abhazya, Güney Osetya gibi sorunlarla meşgul olduğunu hatırlatan ve bu bölgelerin hep ”ayrı bir mevcudiyet” arayışında olduğunu belirten Fried, Kıbrıs'ta ise durumun farklı olduğunu söyledi.

Kıbrıslı Türklerin, ülkenin yeniden birleşmesi arayışında olduğunu ifade ettiğini belirten Fried, “Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kıbrıslı Türkler aynı amaca sahip: Tek bir ülkede Kıbrıslılar olarak, ortak bir kimlik ve geleceğe sahip olmak. Bu fırsatın kaçmasına izin vermemeliyiz. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin önünde bir fırsat var şimdi. Bu kaybedilirse bir daha ortaya çıkmayabilir” diye konuştu.

Fried, “Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Kıbrıslı Türkler ve BM Genel Sekreteri'nin temsilcisiyle çalışarak teknik görüşmelere başlamasını destekliyor ve cesaretlendiriyoruz” dedi. Bir sonraki adımın, müzakereler için gündem belirlemek olduğunu ifade eden Fried, “her iki tarafı da teknik görüşmelere nasıl başlayacakları konusuna yaratıcı bir şekilde bakmaya çağırıyoruz” dedi ve iki toplumun liderlerinin, temmuz ayında Kayıplar Komisyonu'na üçüncü üyenin yerleştirilmesi için bir araya gelmesini umduklarını kaydetti.

“İKİ TOPLUMLU TEK ÜLKELİ ÇÖZÜM”

“Kıbrıs'ın bölünmesi, basitçe ortaya koymak gerekirse çok ileri gitti. Tarihi, dinamik Lefkoşa'nın, şimdi Berlin'den bile uzun süre Avrupa'nın bölünmüş son kenti olarak kaldığına inanmak güç” diyen Fried, ABD'nin Kıbrıs konusundaki politikasının, “adadaki iki toplumu tek bir ülkede birleştirecek iki toplumlu iki bölgeli bir federasyona dayalı çözüm” olduğunu yineledi.

Fried, “Kıbrıs adasında, Kıbrıs Cumhuriyeti'nden başka herhangi bir hükümeti tanımıyoruz ve tanımayacağız. Bu konuda çok açığız.

Politikalarımızın hiçbiri başka bir siyasi varlığı adım adım tanımayı hedeflemiyor veya ima bile etmiyor. Kıbrıs tek bir ülkedir. Bizim tek bir büyükelçiliğimiz, tek bir büyükelçimiz var ve öyle de kalacak” dedi.

DenizHaber.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Derya EROL 2006-06-10 12:56:12

Merhaba,



Bu hafta içi Resmi bir görev için Norveç’e giderken Münich üzerinden aktarma yaptık. Görev pasaportu olan Gri Pasaport sahibi olmamıza rağmen Ankara'dan AB üyesi ülkesi olan Almanya'ya giriş yaparken kapıdaki Dallama bir Gümrük görevlisi tarafından en az 10 dakikaya yakın neden - niçin –Norveç’de ne toplantısı gibi abuk sabuk sorulara maruz kaldık.Bir kaç defa pasaport bilgilerimiz v.s. kontrol edildi.



Buraya kadarı her Türk vatandaşının rahatlıkla başına gelebilecek sıradan AŞAĞILIK uygulamalardan birisi olup, kanımca ister tüm hava ve deniz limanlarını açalım, ister AB ve ABD istiyor diye önce Kıbrıstan ardından da Ülkemizin Doğu ve Güneydoğusundan tüm askerlerimizi çekelim(Nereye çekeceksek(Madem döneceklerdi niye gittiler - neyin mücadelesini verdiler))kısaca herşeyi yapalım HİÇ BİR ŞEY DEĞİŞMEZ ARKADAŞLAR.



Pek çoğumuzun da gittiği – gördüğü – ziyaret ettiği adını yazmanın yanlış olduğu ama hepimizin kolaylıkla anladığı ve bugün AB’ye giren ve girme yolunda ilerleyen pek çok ülkeden bizim neyimiz eksik ? Hatta fazlalarımız bile var ama İngilizlerin dediği gibi “ Mücadele masada kazanılır ” oysa biz Atatürk’ün daha da hastalanmasına yol açan ve yapmış olduğu en son ziyaret olan Güney sınırlarımıza yaptığı gezi sonrası 1939 yılındaki Hatay’ın Ülkemize katılması sonrasında Dış Siyaset alanında ne gibi bir başarımız oldu. Ben işin doğrusu ciddi anlamda maalesef hiçbir başarı olduğuna inanmıyor ve bugün bile gerek Güney Doğumuzda yaşanan olaylar, bu ara yatışmış gibi görünen Ermeni tarihi sıkıntıları (Bu bir mantardır her yağmur sonrası tekrar toprak altından çıkacaktır), gerekse de bir AB trenine binme çabası nedeniyle verilen ve verilmeye devam edecek tavizler nedeniyle yanlış yaptığımıza inanıyorum.



AB’ne girilmeli ama daha mantıklı ve sağlam müzakereler sonucunda ve gerçektende bir şeyler kazanılarak girilmesi gerektiğine inanıyorum.



Ankara Büyük Şehir Belediyesi ve pek çok büyüğümüzün dediği gibi bir sürü bayramlar yapılmış utanmadan gündüz gözüyle havai fişekler atmış yalakaca Ankara sokaklarını AB bayraklarıyla donatmışlardı. 12 Haziran 2006 günü (Umarım olmaz ama) Lüksemburg’da yiyeceğimiz tokat sonrası bu büyüklerimiz Cahil halkımızı nasıl avutacaklar ve AB trenine gerekirse bir istasyonda ara verip sonra tekrar istasyonda gerekli revizyonlar yapıldıktan sonra binmenin daha doğru olduğuna inanıyorum.



Zaman yönünden zaten bilmem kaçıncı sınıf üye yerine konuyoruz ve daha fazla kaybedecek neyimiz var.



Saygılarımla...

banner209

banner148

banner145

banner179

banner176