Türk Gemicilere Korsan İşlemedi

"Maersk Vyborg" adlı geminin Nijerya'da korsanlar tarafından kaçırılmak istenmesini Türk mürettebatın önlediği öğrenildi

banner227

Türk Gemicilere Korsan İşlemedi

"Maersk Vyborg" adlı geminin Nijerya'da korsanlar tarafından kaçırılmak istenmesini Türk mürettebatın önlediği öğrenildi

10 Ocak 2008 Perşembe 10:35
1867 Okunma
Türk Gemicilere Korsan İşlemedi

Türk Gemicilere Korsan İşlemedi

Dünyanın en büyük konteyner gemilerine sahip Danimarkalı Maersk Line şirketine ait bir geminin, Nijerya'da korsanlar tarafından kaçırılmak istenmesini Türk mürettebatın önlediği öğrenildi.
Maersk Line adına çalışan İstanbul'da Arkas Shipping ve Transport şirketine ait "Maersk Vyborg" adlı gemi, 30 Aralık 2007'de Nijerya'nın Onne Port limanında demir almış vaziyetteyken gemiyi kaçırmak isteyen 8 deniz korsanının silahlı saldırısına uğradı.

Yığınak yaptılar
Gemiye lastik botla yaklaşarak ateş etmeye başlayan korsanların ani saldırısı karşısında Türk mürettebatın geminin tüm kapılarını içeriden kilitleyerek yığınak yaptığı belirtildi. Uzun uğraştan sonra gemiyi ele geçiremeyeceklerini anlayan korsanların bu eylemden vazgeçerek gemiyi terk ettikleri kaydedildi.
Türk mürettebatın kaç kişi olduğu belirtilmezken, Maersk Line'nin Kopenhag'daki merkezi A.P. Möller Maersk şirketi enformasyon bölümünden yapılan açıklamada, geminin korsanlar tarafından kaçırılmak istendiği doğrulandı.

milliyet

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet BELTEKİN 2008-01-10 11:29:11

Arkas Denizcilik ailesine çok büyük geçmiş olsun ve böyle olayların bir daha yaşanmaması dileklerimle.

Avatar
CENGİZ YILMAZ 2008-01-10 14:28:30

Bu geminin kardeşi olan Maersk VARBERG (Marguerite A) gemisi ile aynı hatta bir kontrat çalıştım, İspanya-Batı Afrika hattını biz açmıştık.Bu gemiler Maersk'e kiralıktır.Apapa(Lagos) limanında Maersk, otomatik silahlı korumaları görevlendiriyordu ancak Onne'de bu önlemler yoktu.Zaten nehrin içinden ulaşılan çok tuhaf / berbat bir yer.Gerçekten bu kompleksli adamların hiç şakası yok,kaybedecekleri bir şey de yok.Nehirden sürekli cesetler geçiyor.Geçmiş olsun dileklerimle...

Kpt. Cengiz YILMAZ

Avatar
Seyfettin Pozan 2008-01-10 16:18:12

Silah gucuyle degil, yarattigi şaşkinlikla ve kullandigi hizla başarili olan kati adamlar kurumu. iclerinde iyileri yok mudur? robin hood nedir? diyesim gelse de tek bildigim, tahtin kullandigi bir guc olmadir korsanligin. gunumuz korsanligina gelince, kalyon yagmalamak yerine ulke yagmalamayi tercih eden bu yeni motif, denizciligi bilmediginden degil madagaskar'da takilmak işine gelmediginden yine birebir sava$mak mertligini gosteremediginden borclandirma yontemleriyle sikinti verir gemicilere.. ayrica bilinir ki, gemi yagmalanmadan once korsan bayragi cekilir, bunlarin ne bayragi ne de goz bandi var. kendilerini tanimamiza yeten ganimetsever iştahlarini, kopekbaliklarina yem etmek icin ruzgari bekliyoruz.tarkan'dan

günümüz halk dilinde deniz haydutluğu ile karıştırılan hal.

korsanlık esasında deniz haydutluğu, yol kesmeciliği ve yağmacılığı olmayıp, bir devlete bağlı militer veya paramiliter deniz gücü olma halidir.

uluslararası deniz hukuku açısından, gerek açık denizlerdeki serbest geçişlerde ve gerekse de milletlerarası boğazlardan zararsız geçiş yahut transit geçiş rejimlerinde, gemiye bayrak devleti dışındaki devletlerin müdahalesine imkan tanıyan durumlardan biri. öyle ki deniz haydutluğu yaptığı konusunda kuvvetli şüphe bulunan gemilerde arama yapma ve bu tür gemilerin tutuklanması bayrak devleti de dahil olmak üzere tüm devletlerce yapılabilmekte ve bu durum açık denizlerde bayrak devletinin münhasır yetkisi kuralına bir istisna getirmiş olmaktadır.

barbaros ve diğerlerine çok eski tarih kitapları dahil pek çok kaynakta korsan sıfatı verilmesinin sebebi budur.

günümüzde artık tümden ...u çıkmış, raconu bozulmuş bir meslek(?!)tir. güneydoğu asya, batı afrika, kızıldeniz ve latin amerika bu meslek erbapların, bu işe gönül vermiş nice delikanlının harman olduğu yerlerdir.



efsanelerden, hikayelerden, özellikle de holivud filmlerinden bildiğimiz üzere korsanlar çok ....lı ve racona uygun hareket eden insanlarmış. tavşan gördüler mi; kıstırır, bayraklarını çeker, "gadanı alacağım" mesajını net bir şekilde verirlermiş. durduk yere adam kesmez, rehin aldıklarını da limana yakın bir mevkiiye kadar konuk ederlermiş. kendi halkları ve çevrelerince çok sevilir ve yardımlarından dolayı şükran duyulurmuş. hepsi çok yakışıklı olurmuş, sürmeli falan olurmuş*.



gelişen teknoloji ve bozulan global ekonomik denge* bu güzide mesleğin de kantarında bir topuz kaçırtması yaratmıştır. şöyle bir incelersek:

- korsanların artık dev kalyonları, iskeletordan bayrakları yok. zodiacları hatta jet motorlu tekneleri var.

- eski korsanlar saldırıyı çok önceden belli ederkene; şimdikiler asker üniformaları ve sahil güvenlik işaretleri kullanarak gemiye gayet resmi şekilde çıkabiliyor. ya da süpersonik botlarıyla pıss o.uruktan sessiz şekilde gemiye yanlayabiliyorlar.

- eski korsanlarda baba kılıçlar, bir miktar silah ve max. 1-2 top olurken; şimdiki korsanlarımız da ak-47'ler, sniperlar, hatta roketatarlar gibi nefis neşeli silahlar görebiliyoruz.

- eski korsanlar kendilerine zarar verilmediği ve canın bağışlanması talep edildiğinde; din, dil, ırk, gassaray, fenerbahçe farketmeksizin ganimetleri alıp giderlermiş. şimdiki haydutlarımız nedensiz yere adam doğramayı çok sevmekteler. hiç mi hiç çekinmemekteler.



her yıl 100'den fazla gemi adamı öldürülürken, 1000'e yakın insan da ciddi şekilde yaralanıyor. gemiye ya da armatörlere ait kayıplar umrumda değil ama bu insanların kişisel eşyaları/paraları da emzik alır gibi alınıyor ellerinden.



e insan diyor tabi: "ulan elin herifinde teknoloji var da, gemide yok mu?", "yok mu gemide asker? yok mu polis? hani devlet?". var var olmaz mı! hemen anlatayım:

- korsan bölgesine girileceği vakit ilk önce tüm mürettebata korsan bölgesine girildiği bildirilir. meali; kamaranızın kapıyı kitleyin, her daim tavşan uykusunda olun, ansızın alarm gelirse anonsa göre hareket edin. anons iki şekilde olur zaten: "boku yedik, kamarada sipere yatın, sakın çıkmayın!" ya da "hemen güverteye! gemiye çıkmasınlar". ikisi birbirinden afilli.

- en önemli(!) ve en koruyucu(!) güvenlik önlemi geminin tüm ışıklarının yakılmasıdır. bazı bilim adamlarının korsanların vapurlardan korktuğu tezi bunun en önemli sebebi!?!. efenim güya o kadar aydınlık gemi olursa korsanlar gemiye sızamayacakmış. halbuki zaten ışıktan ve görülmekten korkup gemiye çıkmayacak olanlar bölgenin fakir balıkçı halkından başka kimse olmuyor. elinde roketatar varken ışıktan korkar mısın? ben şahsen meşaleyle çıkarım.

- bir diğer etkili(!) yöntemi de gemicilerin greenpeaceçi kardeşlerimize uyguladıklarından hatırlayabiliriz. korsan bölgesine girildiğinde gemideki tüm yangın hortumları güverteye döşenir, hazır ve nazır tutulur. korsanlar sniper lazerini alnınıza tuttuğunda üzerlerine su sıkarsınız ve küser giderler. sudan çok korkarlar. ama buradaki önemli nokta olur es kaza abiler g-8'leri ak-47'leri konuşturmaya başlarlarsa, suyu iyi tazyikleyin ki kurşunlar da yetişemesin.

- en eğlenceli korunma yöntemi ise ilkokul bilgilerini hatırlamayı gerektirmektedir. 3-4 tane tulum alınır. el ve ayak paçaları koli bandıyla kapatılır. yakasından içeri bez veya gazete kağıtları doldurulur. koli bandıyla gazetelerin paketlenmesinden oluşan toplar oluşturulur. istenirse kaş, göz, burun çizilir. doldurulmuş tulumun yaka kısmına bantlanır. korkuluğumuzun kafasına bir de baret geçirilir. geminin iki bordasına, başına ve kıçına 1'er adet yerleştirilir. iyicene bağlanır. ekstradan şekil verilir(düşünen adam pozu, tombala çeken adam pozu, dayı duruşu gibi..). ağzına sigara da yapıştırılabilir. eline bi de sopa verdin mi dünyanın en rahat uykusunu uyuyabilirsin artık. sabah bir çay götürüver dayıya senden hiçbişi istemez. öyle sesiz, öyle sakin...

- bi de alarm var. denize, okyanusa çalmak için. balıklar duysun diye. çok severlermiş.

- başka???? yok......



vhf, hf, mf,inmarsat a-b-c gibi iletişim cihazları üzerinden alarm yollanabiliyor tabi. ama köprüüstü taranmaya başlamışken sesinizi iyi duyuramıyorsunuz. genelde ceset torbalarıyla gelirler yardıma zaten.

silah di mi? neden yok? onu 11 eylüle soracaksın... eskiden zaten binbir zorlukla ve özel izinle alınan çok mühim belgeler eşliğinde sadece kaptana verilen 1 adet otomatik tabanca imkanı varken, artık islami terör şüphesi 45-46 ingiliz anahtarından öteye silaha izni vermiyor "bazı" ülke insanlarına. gizli, zula bir silah çıkarsa hele vay bana vaylar bana.



haydutlarımızın ağız tadları da yerindedir. saldırı düzenlenen gemi/tekne tiplerine bakarsak:

- özel yat/yelkenli/spor amaçlı tekneler.(dünyayı gezen kalantor takımı olarak ve az kişi oldukları düşünüldüklerinden en tatlı balıktır. dil balığı gibi. en az 50.000-100.000 dolarlık eşya/para/cihaz alınabilir)

- container gemileri.(kısa süreli limanlama nedeniyle maaş/harcama/giderler gibi paralar her zaman gemi kasasındadır. yaklaşık 50.000 dolar civarı)

- tankerler.(containerlara benzer niteliktedir. ayrıyetten yakıt dahi çalınabilir)

- kuruyük gemileri.(limanlarda nispeten daha uzun kalırlar. kişisel eşya/para nispeten fazladır. 20.000 civarı bir hasılat. allah bereket versin)

- diğer gemiler ya çok çok seyrek saldırıya uğrar ya da hiç uğramaz. kalabalık malum.

malakka boğazı , güney afrika kıyıları ve arap denizi gibi deniz korsanlıgının * gunumuzde halen devam ettigi bölgelerde seyir yapan ticari gemilerde riskli bölge boyunca personelin dönüşümlü olarak ellerinde dürbünlerle kıcüstü ve güvertede tuttugu vardiyadır. herhangi bir korsan saldırısı durumunda gemi tam yol ileri hızlandırılır ve beklenmedik yönlere manevra yapılır. personel yaşam mahalline girer ve dışarı açılan tüm kaportalar kapatılıp kilitlenir.tüm yangın pompaları çalıştırılarak güverte ve kıçüstünden dışarı doğru basınçlı deniz suyu yollanarak korsanların gemiye çıkışları önlenmeye çalışılır ve acilen vhf ten emergency çağrı yapılır.

korsanların gemiye yanaşıp tırmanmaya çalışması durumunda yangın pompalarını çalıştırıp yangın hortumlarıyla adamların üzerine mümkün olan en yüksek basınçla deniz suyu püskürtüp onların çıkmasını önlemeye gayret etmektir amaç.



korsanlar ellerinde keleşler ve orak gibi aletlerle 2 tekneye yerleşirler. bu teknelerin arasına yaklaşık 50 metrelik bir halat bağlanır.gece dikkat çekmemek için tüm ışıkları söndürürler ve teknelerin makinelerini stop ederler. çok küçük tekneler seçilir, çünkü ufak tekneler geminin radarında echo verse dahi bunun yalancı bir echo sanılma olasılığı yüksek olacaktır. gemi yanaşırken teknelerin pozisyonunu geminin burnunun tam halatın orta noktasına gelecek şekilde konumlarını ayarlarlar. gemi halata ulaştığı an bulbın da yardımıyla tekneleri geminin bordalarına yapıştırır. korsanlar güverte puntellerine doğru kancalı şeytan çarmıhı atarlar ve tırmanırlar. tırmanmayı başardıkları an olay bitmiştir. ilk karşılaştıkları gemiadamının süvari beyin kamarasını göstermekten başka seçeneği kalmaz çünkü ticari gemilerde maalesef bir savunma donanımı yoktur.



yaşanmış örneklerde çoğunlukla geminin kasasındaki parayı ve gemide bulunan para edecek şeyleri alıp gitmişlerdir. savunmaya geçenleri öldürmekten yada kollarını bacaklarını kesmekten çekinmezler. ender de olsa tüm personeli öldürüp gemiyi kaçırdıkları da olmuştur. uzakdoğunun fakir ülkelerinde geminin parçalanıp tüm sac, teknik donanım ve diğer para edecek herşeyini satan gizli tersanelerin olduğu bilinmektedir.



teknolojinin süper uç noktalara geldiği bir zamanda yaşıyor olsak ta, dünyanın heryeri güvenli hale gelmemiştir ne yazık ki . bu olayların yaşandığı çoğu bölgedeki ülkelerin coast guard filoları yoktur.



korsan vardiyasında uyumak, denizin örf ve adetlerine ihanettir, korsan vardiyası uzakyol denizcilerinin onur vardiyasıdır. yeri geldiğinde batarak ölmekten çekinmeyecek türk denizcilerinin korsanlar tarafından öldürülecek olma düşüncesi güçlerine gider çünkü.





denizcilik tarihiyle ilgilenen çoğu türkün içine düştüğü yanılgıdır. bizim tarihimizde iki kavramın arasının çok muğlak olması sebebiyle terminoloji ve kafa karışıklığı yaşanır. lakin batıdaki daha kesin ayrımla belirtecek olursak:



korsan (pirate) deniz eşkiyasıdır. bandırasına bakmaksızın rastgeldiği ticaret gemilerini yağmalar. herhangi bir hukuku tanımaz. düpedüz eşkiyadır. yakalanırsa ağır ceza hukuku ile yargılanır.



ödül avcısı (privateer) ise savaş zamanlarında görev yapan sözleşmeli bir denizcidir. ülkesinin hükümetinden aldığı izin belgesi (bkz: letter of marque) ile düşman devletlerin ticaret gemilerini yağmalar ve elde ettiği ganimetten hükümetine yüzde verir. yakalanması durumunda savaş hukukuna tabi olur ve askeri esir muamelesi görür.



aradaki bu hukuki ayrıma karşın korsanlıkla ödül avcılığı arasındaki çizgi çok ince olmuştur. düpedüz korsanken savaş zamanında tebaası olduğu ülkeye hizmetini sunarak affedilen ve ödül avcısına dönüşen şahsiyetler tarihte görüldüğü (bkz: jean laffite) gibi ödül avısı iken tatmin olmayıp korsana dönüşen denizciler de epey çok olmuştur (bkz: william kidd).



türk denizcilik tarihinde ödül avcılığı ayrı bir hukuka bağlanmamış lakin cihat ve gaza geleneğinin denize uyarlanışı olarak meşrulaştırılmıştır. barbaros hayrettin paşa ve turgut reis gibi denizcilerimiz avrupa akdenizi kıyılarını vuran garp ocaklarına mensuptur. garp ocakları ise islam hukuku uyarınca cihat eden gazilerdir ve meşruiyetleri sonuna kadar tescillidir. bu dini savaş mantığının hristiyan dünyadaki yansıması ise malta şövalyeleridir. bununla beraber her iki örgüt de üzerinde anlaşılmış bir uluslararası hukuk üzerine yerleşmedikleri için düşmanlarınca yakalanan gaziler de şövalyeler de korsan olarak değerlendirilmiştir.



ödül avcılığı müessesesi 1856 paris anlaşması ile lağvedilmiştir. ticaret savaşı* ise profesyonel donanmalarca icra edilen bir stratejiye dönüşmüştür.

Avatar
Okcu Ugur 2008-01-10 16:20:13

Tarihteki korsan öykülerini çoğumuz okuduk. Onları zaman zaman kahraman olarak düşündük. Birileri bize ne verdiyse onu aldık. Bir zaman sonra artık bize vermek istemediler. Böylece insanlığın gelişim sürecinde, korsanlar kara insanının sözlüğünden silindiler. Şimdi karadaki namussuz haydutlar ve çeteler daha çok gündemde. Korsan kelimesinin sözlük karşılığı: 1-Deniz haydudu, 2-Başkalarının hakkını zor kullanarak alan kimse.

Nijerya. Lagos açıkları. Gece saat 24.00. Demirledik. Warri petrol rafinerisinden Fuel Oil getirmiştik Lagos 'a. Gemi tamamen dolu olduğundan, deniz suyu güvertede geziyordu. Makine dairesindeki son kontrolleri yapıp, yukarı çıktım. Kamaraya girdim. Çok uykum var. Yatmak imkansız. Hava çok sıcak ve nemli. Gemide iki adet air condition vardı. Biri zabitan , diğeri ise mürettebat salonunda. Her ikisi de sonradan takılmış. Salona baktım. Yatan yok. Kamaradan battaniye alıp salona döndüm. Kapıları kapattım. Lambaları söndürdüm. Lumbuzdan geminin dış aydınlatması ışıtıyordu içeriyi. Lumbuz perdelerini çektim. Üstümü çıkardım. Şortumla uzun koltuğun üzerine uzandım. Soğuğu hissettim bir an. Battaniyeye sarıldım. Nemli ve sıcak ortamda soğukta yatmak ne denli haz veriyordu insana. Kısa bir süre sonra geminin kendine özgü alışık olduğum gürültüsü ile kendimden geçtim.



Gece bana yabancı gelen seslerle koltuktan fırladım. Gemide insanın uykusu çok hafif oluyor. Dünyanın korsan tehlikesinin en yoğun olduğu yer Lagos açıkları. Bu bölgede bir çok gemiye saldırı oldu. Sürekli korsan tehlikesi var. Yerimden fırladım. Yalınayak kıç tarafa doğru koştum. Sancak kıç kapıdan dışarı baktım bir an. Elinde tabanca olan öndeki korsanı görür görmez içeri kaçtım. Kapıdan içeri girerken korsan bağırdı bana. Ben ne dediğini duymadım. Bilinçsizce makine dairesine koştum. Trafo çıkış şalterlerini indirdim. Gemi karardı. En alt kata indim. Makine dairesine inen merdivenlerin altına saklandım. Merdivenleri o şekilde hizaladım ki, merdiven aralığından ay ışığı görünüyordu. Aşağı inen herhangi birisi olduğunda rahatlıkla görülebilirdi. Kendimi güvende hissettim az da olsa. Onlardan birisi geldiğinde sintine saçlarının altına saklanmaya karar verdim. Makine dairesi karanlığına alıştı gözlerim bir süre sonra. Vardiyacı yağcıyı gördüm. Çok ürkmüş. Işıkların sönmesine çok şaşırmış. Sağa sola bakıyordu. Onu yanıma çağırdım. Korsanlar var dedim. O da ürktü. Sustu. Hiç konuşmadı bir daha. Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum. Merdivenlerden birinin indiğini gördüm. Yağcı da gördü. Kolumu sıktı. Canım acıdı. Yukarı baktım dikkatle. Rasim 'di bu. Kısa boylu, göğsü çok kıllı Samsun'lu yağcı. Nijerya'lı kadınlar monkey diye çağırıyorlardı Rasim'i. Çalışkan, efendi ve saygılıydı Rasim. Ona bağırmak zorunda kaldığım için şaşırdım. Trafo çıkışlarını kapatmıştım ama, jeneratör dizel devredeydi. O an farkına vardım makine dairesindeki gürültünün. Karanlıkta çıkardığım sesleri izleyemezler düşüncesi beni mutlu etti. Rasim yanıma geldi. İkinci kaptan ışıkların yanmasını istiyor dedi. Salak, gemide korsan var dedim. Sustu. Konuşmadık uzun bir süre. Hiçbir değişiklik olmadı. Yukarı gidip bakmayı o kadar çok istiyordum ki. Korktum merdivenlere gitmeyi. Rasim 'e otoriter bir sesle, git yukarı bak dedim. Bakalım gitmişler mi. Rasim mırıldandı. Ona korktun mu diye sordum. Yok dedi kısaca. Yavaş yavaş süzüldü merdivenlere. Benim görüş alanımdan çıktı, karanlıklarda kayboldu. Zaman ne kadar uzuyor böyle durumlarda. Hiç çıkış yok. Kapandayım. Korkuyorum. Kendi kendime Rasim konusunda kızdım o an. Ben bu kadar korkak değildim. Düşündüm. İlk gerçek tehlike buydu yaşamımda sanırım. Daha önce bir Yunan gemisinde aydınlatmayı kapatan elektrikçiyi çarmıha germişti Nijerya'lı korsanlar. O gün Yunan gemisini terk ettiklerinde sadece elektrikçi ölmüştü. Merdivenlere gittim. Yukarı çıktım. Birinci aralıktan kapıya yöneldim. Ay ışığı bulunduğum bölümde etkisini kaybetti. Tamamen karanlık oldu merdiven başı. Kapı çıkışında bir şeye takıldım birden. Canlı bir şey. Ödüm patladı. Ölüyorum sandım. O da çok ürktü. Büzüldü. Rasim olduğunu anladığımda, elimle sırtına vurdum bir kez. Hiç ses çıkarmadı. Öyle kaldı olduğu yerde. Kafamı çıkardım kapıdan. Koridorda yabancı sesleri duyunca, hemen döndüm ve eski yerime diğer yağcının yanına en alt kata indim. Rasim de geldi. Üç kişi ses çıkarmamaya çalışarak bekledik uzunca bir süre. Biri merdivenlerin üstünden bağırdı bir süre sonra, korsanlar gitti, ışıkları yakın diye. Kim olduğunu anlamadım. Ama benim dilimde konuşuyordu. Sevindim. Üst platforma çıktım. Şalterleri kurdum. Her yer aydınlandı. Yalınayak olduğumu o an fark ettim. Kendimi kahraman gibi görüyordum. Karartma sayesinde korsanlardan kurtulmuştu gemi.







Merdivenlerden yukarı çıktım. Koridoru geçtim. Kimse yoktu. Rahatça üst kata çıkan merdivenleri tırmandım. Yattığım salonun kapısına geldim. Kapıyı açıp içeri girdim. Salon bomboştu. Salonu boydan boya geçtim büyük bir rahatlıkla. Diğer kapıyı açıp dışarı çıktığımda bir anda neye uğradığımı şaşırdım. Onbeş yirmi dev zenci sıralanmışlar. Bazılarında kar başlığı, bazılarında tabanca, sopa, pala. O anı çok iyi anımsıyorum. Hiçbir şey duyumsamadım. Ne korktum. Ne de bir şey yapmak için hareket ettim. Biri beni duvara doğru itti. Kocaman bir bıçağı gırtlağıma dayadı. Işıkları sen mi söndürdün diye İngilizce sordu bana. Kaypak bir konuşmayla hayır dedim. Ben yağcıyım, hiç anlamam. İtti bıçağı. Az kan çıktı. Hissetmedim bile. Korku da duymadım. Durdum ve kafamı geri çektim olduğunca. Bir ikisi bacaklarımda bir yerlere tekme vuruyorlardı. Gerçekten hiç hissetmiyordum. Sanırım bu seviyede korku duyan insan, savunmasını beyin sayesinde vücudu uyuşturarak sağlıyor. Bir müddet sonra beni bıraktılar. Döndüm ikinci kaptanı ve reisi gördüm. İkinci kaptan bana ışıkları sen mi söndürdün diye sordu. Sus dedim. Konuşma. Zenciler müdahale ettiler konuşmamıza. Sustuk. Kaptan, Baş mühendis ve armatör kamarasına çıkan merdivenlerdeki zenciler birbirleri ile konuştular. Bu üç kamara yanyanadır. İkinci kaptan ve reis kamaraların önündeki platformda yerde oturuyorlardı. Zencilerden biri beni iterek, kaptana söyle kamara kapısını açsın, yoksa size zarar veririz dedi. Amaçlarının kaptan kamarasındaki kasayı almak olduğunu biliyordum. Kırın kapıyı dedim bağırarak. Kaptan duysun istedim. Korktular kapıyı kırmaya. Biraz zorladılar. Açılmadı kapı. Hava aydınlanmaya başladı. Çok tehlikeli onlar için havanın aydınlanması. Devriye botları geziyor. Hiç acımadan da ateş ediyorlar korsanların sürat botlarına. Merdivenlerden indiler. Kendi aralarında bir şeyler konuştular. İkinci kaptanı ve reisi serbest bıraktılar. Ellerinde tabanca olan iki zenci kaldı benim bulunduğum yerde. Biri dışarı baktı. Konuştular. Diğeri tabancasını ağzıma dayadı ve bizimle geliyorsun dedi. İşte o an gerçekten ölümü düşündüm. Korsanların beni arkalarından bota ateş etmesinler diye götürdüklerini çok iyi biliyordum. Bana zarar vermeyeceklerdi belki, ama bir miktar açıldıktan sonra denize atacaklardı. Köpek balıklarının cirit attığı bu sıcak sularda boynundan kan akan birinin yaşama şansı olacağını düşünmek hayalcilik olur sanırım. İkinci kaptan üstlerine atlayalım mı diye sordu yüksek sesle. Kıpırdamayın dedim, tabancanın korkunç namlusuna bakarak. Ayrılmadılar arkamdan ikiside. Zencilerden biri çıktı kapıdan. Biz de diğer zenciyle onun peşinden çıkarken, dışarıdaki bağırdı içeridekine. O da döndü. Tabancasını hızla çeneme vurdu. Dışarı çıkıp, kapıyı kapattı. Ağzımdan ve boğazımdan kan akmasına rağmen, sevindim.



Kendi iç hesaplaşmamıza döndük biz bize kaldığımızda. Köprüüstüne çıktık. Hava aydınlanmaya başlamasına rağmen, güneş henüz görünmemişti. Baş Mühendis korkudan yatakla somya arasına saklandım dedi mertçe. Tüm olay onun ve kaptanın kamarası önünde geçtiğinden her şeyi duymuş. Bağırdı kaptana neden paraları vermedin, insanların hayatını niye tehlikeye soktun diye. Sustu kaptan. İstifa ediyorum dedi Baş Mühendis. Ben buraya savaşmaya gelmedim diyordu. Ben ve ikinci kaptan da suçladık gemi kaptanını. Konuşmadı hiç. Bana yardım etmek istedi. Döndüm diğer tarafa doğru, bacaklarımdaki gücün kaybolduğunu hissettim bir an. Galiba kendime geliyordum. Sanırım çok güç sarf etmiştim aşırı korku nedeniyle. Dizlerim hafifçe titriyordu. Bacaklarımdaki dermansızlık güzeldi. Yeni bir Afrika güneşini görmek de. Hem de çok güzel.



Baş Mühendis, İkinci kaptan ve tüm gemi personeli istifa etti. Baş Mühendis gemiye geleli daha bir hafta olmamıştı. Sadece ben ve kaptan kaldık eski personel olarak. Tüm gemi personeli değişti Lagos' a yanaştığımızda. Baş Mühendis yerine yeni Baş Mühendis gelmediği için bir ay kadar şirket isteğiyle, Baş Mühendis yerine de bakmak zorunda kaldım. O geceden sonraki gün tüm kapı ve lumbuzlara metal parçalar kaynattık. Hem de bir günde. Herkes çok korkuyordu bir başka korsan saldırısından. Gece nöbetlerine de daha fazla dikkat etmeye başladık, ama iki gece sonra tekrar korsan saldırısına uğradık.





Avatar
okan kaya 2008-01-10 23:55:24

Türkiyede yaşayanlar bilmezler, korsan nerede var diye sorarlar. Esasen korsan nerede yok, onu cevaplamak daha kolay.

Korsan akdenizde, kuzey amerikada, ve avrupa birliği ülkelerinin sahillerinde yok. Dünyanın geri kalanında cirit

atıyorlar. En fazla ise endonezya, orta afrika(hem doğusu hem batısı).



Gemimiz abidjana liner bağlandığında ilk seferde korktuk.

Bir ay evvelinden demirdeki gemiye saldırı olmuş. Saldırı olan

gemi limana yanaşınca birde limanda basmışlar gemiyi. İlk seferde 25 nm açıkta stop drifting ile bekleyip karartma yaptıktan sonra yanaşma talimatıyla direkt limana giriş yaptık.

Acenteden edindiğimiz bilgiler can sıkıcı olduğundan gemi can ve mal emniyeti için resmi telex yazısı ile gemiye bir kaç tane av tüfeği istedim(sene 1995). Armatör firma benim

av tüfeği talebimi geminin P&I klübüne pas etmiş ve klüpten

gelen cevabi yazıyı yine telex ile bana geri gönderdiler.



Gelen yazıda şöyle yazıyordu.

'' Gemi personeli ateşli silahlar ile gemiyi koruyacağım derken korsanları öldürerek kriminal

suç işleme ihtimalleri olabilir. Korsan saldırısı olduğunda

gemi personeli hiç müdahale etmesin ve korsanlar ne istiyorlarsa alıp götürsünler, çalınanları biz tazmin ediyoruz.''.



Zihniyet bu olduğu zaman, gemi personelinin can güvenliği problemi çözülmüş olmuyor. Burada denizcilerin her konuda

ezilmelerinin bir devamı olarak burada da maalesef durumları

parlak değil. Böyle cevap yazan P&I kulübüne nisbet olarak

gemiyi korsanlar basınca, şunuda alın, bak bunu unuttunuz

bunuda alın diye onlara olabildiğince yardımcı olmak gerekiyor.



Dünyada gemi basan korsanların(hindistanda bir limana 3 kez gittim 3 keresindede bastılar gemiyi) yüzde doksanbeşi yiyecek yemeği olmayan, fukara ve ateşli silahları olmayan

hırsızlar. en ufak gemi reaksiyonunda gemiyi terk ediyorlar. Ancak Okcu UGUR arkadasımızın karşılaştığı

korsan türü yüzde beşe giriyor ve allah hiçbir denizciyi

bu tür korsanlara tesadüf ettirmesin.



O.KAYA

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176