Tümamiral Cem Gürdeniz'in Veda Mektubu

Yüksek Denizcilik Okulu'nun unutulmaz Protokol Hocası rahmetli Halit Gürdeniz'in oğlu olan Tümamiral Cem Gürdeniz; YAŞ Kararları ile emekli edildikten sonra bir veda mektubu yazdı.

banner217

Tümamiral Cem Gürdeniz'in Veda Mektubu

Yüksek Denizcilik Okulu'nun unutulmaz Protokol Hocası rahmetli Halit Gürdeniz'in oğlu olan Tümamiral Cem Gürdeniz; YAŞ Kararları ile emekli edildikten sonra bir veda mektubu yazdı.

09 Ağustos 2012 Perşembe 16:49
4916 Okunma
Tümamiral Cem Gürdeniz'in Veda Mektubu

Yüksek Denizcilik Okulu'nun unutulmaz Protokol Hocası rahmetli Halit Gürdeniz'in oğlu olan Tümamiral Cem Gürdeniz; YAŞ Kararları ile emekli edildikten sonra bir veda mektubu yazdı.

Mektubu, kimi kısımlarını kısaltarak, okuyucularımıza sunuyoruz.


1972 yılının Ağustos ayının ilk haftasında Deniz Lisesi öğrencisi olarak, 14 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Bahriyesi-TCB’ nin bir denizcisi oldum. Tam tamına 40 yıl sonra, 2012 yılının gene Ağustos ayının ilk haftasında 12 Orgeneral ve Oramiralin de imzası olan Yüksek Askeri Şura kararları neticesinde emekliye sevk edildim. 

Mustafa Kemal’in sadık bir denizcisi ve Amirali olarak Cumhuriyet Donanması ile dolu dolu geçen 40 yılın her gününden, yaptığım her görevden büyük haz ve onur duydum. Başarılardan ve başarısızlıklardan ayrı ayrı dersler çıkardım. Denizde gemi komutanı, komodor ve filo komutanı olarak değişik rütbelerde yaptığım tüm görevlerde gemimi ve gemilerimi her görev sonrası limana kazasız ve sapasağlam geri getirdim.  Bayrağımızı fırkateyn komutanı olarak yedi denizlerde dolaştırma onuruna sahip oldum. Yurt içi ve yurt dışında icra ettiğim tüm kara görevleri ve toplantılarda denizlerimizdeki hak ve çıkarlarımızı sonuna kadar savundum. Lekesiz ve tertemiz geçen yıllar sonunda 2004 yılında Amirallik ile onurlandırıldım.  

Soğuk Savaş süresinde enerji toplayan ve bu enerjiyi Soğuk Savaş sonrası dönemde büyük bir ivme ile açık denizlere çıkarak, dışa vuran Cumhuriyet Donanmasını ne ekonomik krizler, ne de 1999 Gölcük depreminin yok edici enerjisi durdurabildi. Cumhuriyet Donanması özellikle 90’lı yıllardan itibaren tarihinde benzeri görülmemiş bir şekilde yükselmeye devam etti.

Türk Deniz Gücünün neler yapabileceği yakın tarihimizde saklıdır. Kıbrıs’a 1974 yılında, Rum müdahalesinden sadece beş gün sonra, son 50 yıldır hiç savaşmamış olduğu halde Cumhuriyet Donanması, denizaşırı bir amfibi harekâtı başarabilmiştir. Bu başarının bir benzeri dünya deniz tarihinde yoktur. Ocak 1996’da yaşanan Kardak krizinde de Cumhuriyet Donanması, 12 saat içinde savaş konumuna geçebilmiş ve karşı tarafı caydırarak siyasi inisiyatifin Türkiye’ye geçmesini sağlamıştır.

Cumhuriyet Donanmasının yükselişi o denli büyük oldu ki, bu yükseliş, 21’inci yüzyılda Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’in küresel emperyal kurgular ile şekillenmesine izin vermeyen, önemli çıkarları olan Hint Okyanusu’nda 2009 yılından itibaren sürekli savaş gemisi bulundurabilen,  kendi savaş gemisini, sensör ve silahını yapabilen, var oluş nedenini Mustafa Kemal Atatürk ve ulusal güçten alan Türk Deniz Gücünün oluşumunu gerçekleştirdi. Daha da öte, Cumhuriyet Donanması Türkiye’nin denizcileşmesinin lokomotifi oldu. Osmanlı İmparatorluğundan devraldığı bu görevi, emsalsiz başarılar ile sürdürebildi. Cumhuriyet Donanması, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan, “Toprak Gemi” Anadolu’yu sırtında taşıyarak, “Mavi Vatan” denizlerimize yaklaştırmanın ve her ikisini buluşturmanın hayati sorumluluğunu üstlendi.

Aslında 21’inci yüzyılın başlangıcındaki Türk Deniz Kuvvetleri, Atatürk’ün hayalindeki denizci Türkiye’nin mükemmel bir eseriydi. Bu olağanüstü başarı çok göze batıyordu.

Amerikalı Stratejist George Friedman’ın “Bir donanma gücü oluşturmak, gerekli teknolojiyi üretmek için değil, ama iyi amiraller ortaya çıkaran birikmiş bir tecrübenin devredilmesi gerektiği için, nesiller alır”  değerlendirmesi, 2008 ile 2011 yılları arasında Türk Deniz Kuvvetlerine karşı, tasfiye amaçlı acımasızca uygulanan asimetrik psikolojik ve asimetrik hukuk savaşlarının ana teması oldu.        

Maalesef bu operasyonun perde arkasındaki makro hedeflerden en önemlisinin, Türkiye’nin denizcileşmesi ve bölgesel bir deniz gücü olmasının engellenmesi olduğunu sorumlu mevkide olanlar göremedi. Görmek istemedi.   

1571 yılının İnebahtı deniz yenilgisinden sonra, Türklerin yaşadığı toprakların kaderini belirleyenlerin gizli tarihlerinde, Anadolu’nun denizcileşmesinin önlenmesi ve Türklerin denizlerden uzak tutulmasına yönelik yüksek bir hedef olduğunu görebilmek için, tarih doktorası yapmaya gerek yoktur.

21’inci yüzyıl başında yaşanan bu savaşın sonunda beklenen açık ve net hedef, Türkiye’nin denizcileşmesinin ve Cumhuriyet Donanmasının bölgesel bir güç olmasının önlenmesidir. Bu süreçte sözde darbe suçu ya da akla ziyan diğer sahte suçlar ile yargılananlar Deniz Kuvvetlerinin seçkin denizcileri değil, Türkiye’nin denizcileşmesinin ta kendisidir.

Unutulmamalıdır ki Türkler 20’nci yüzyıla donanmasız girmiş ve bedelini Kıbrıs, Girit ve Ege Adalarının tümünün kaybı ile ödemiştir. Daha kötüsü, donanmasızlık, Birinci Dünya Savaşında, Gelibolu’ya müttefiklerin aç kurtlar gibi saldırmasının yolunu açmıştır. Bu kez Türkler gene emperyal bir komplo sonucu 21’inci yüzyıla Amiralsiz giriyor.

İlerde tarih kitapları, Türk deniz tarihinin bugünlerini anlatırken, bindiği dalı kesen Türkiye’nin durumunu açıklamakta zorlanacaktır. Gelecekte yazılacak bu kitaplardan birinde özgürlüklerimizin çalındığı bu günler sanırım şöyle anlatılacak:

“2008 ile 2012 yılları arasında Türk Deniz Kuvvetlerine dünya deniz tarihinde örneği görülmemiş bir saldırı yapıldı. Bu saldırıda Deniz Kuvvetlerinin komuta yapısı hedef alındı. Kuvvet yapısına dokunulmadı. Bu saldırı ile moral ve komuta kontrol birliği çökertildi. Bu saldırıyı yapanlar, şüphesiz Türk Deniz Kuvvetlerinin emperyal yapının kontrolü dışında güçlendiğini, onun iradesi dışına çıktığını ve gelecekte Avrasya/Ortadoğu merkezli bir çatışmada ulusal çıkarları emperyal çıkarların önünde göreceğini tahmin etti. Zira tarihinde, sadece ulusal çıkarlara hizmet eden Cumhuriyet Donanması Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de Anadolu’nun deniz çıkarlarını sadece korumadı, aynı zamanda geliştirdi. Türklerin denizcileşmesinin lokomotifi oldu.

Bu saldırı Osmanlı deniz tarihinde yaşanmış Çeşme, Navarin ve Sinop baskınlarından çok farklı oldu. Bu baskınlarda Türk Donanması müttefik düşmanlar tarafından yakılmış, Türklerin kendi içinden düşmana yardım eden ve Donanmayı iç cepheden çökertmeye çalışanlar olmamıştı.,

Ancak 2011’den sonra yaşananlar bu komplonun yüksek stratejisinin tasarlandığı emperyal yapının ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkardı. Onların düşünce yapısı son derece sade idi. Anadolu’nun stratejik baskı altında tutulması için önce Donanma yok edilmeli ya da dönüştürülmeliydi.  Bunun için gemi batırmaya hiç de gerek yoktu. O gerekirse zaten akıllı füzeler ile kolayca yapılabilirdi.

O yıllarda acil yeni enerji kaynaklarına ihtiyaç vardı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) endüstriyel medeniyeti sürdürebilmek için 2030’a kadar altı tane yeni Suudi Arabistan’a ihtiyaç var diyordu. Petrol bitiyor nerede olursa olsun yeni kaynaklar bulunmalı, mevcutlar Irak ve Libya’da olduğu gibi küresel sermayenin kontrolüne alınmalı, diyen yüksek emperyal irade bu yolda önüne çıkanı ezmeliydi.

O yıllarda Doğu Akdeniz petrol ve gaz kaynıyordu, ancak Türk Donanması kendi alanlarını ve Kıbrıslı soydaşlarının gelecekteki çıkarlarını korumak uğruna bu alandaki faaliyetlere mani oluyordu. Daha da kötüsü Karadeniz’de beş sahildar ülkeyi de yanlarına alarak dünya denizlerinde örneği görülmeyen bir başarı ile başta BLACKSEAFOR ve Karadeniz Uyumu Harekâtı olmak üzere çeşitli girişimlere liderlik ediyor ve Karadeniz’i dış dünyanın karmaşasından ve askeri rekabetinden uzak tutuyorlardı.

Bunların üzerine bir de Heybeliada isimli korveti yüzde 70 ulusal olanaklarla inşa etmediler mi? Emperyal okul ne diyordu? Anadolu denizci ve Atatürkçü olmamalı. Aksi takdirde Türkleri tutamazsınız. O halde söz konusu iki kavramın en çok geliştiği kurum olan Türk Deniz Kuvvetlerinde emperyal çıkarlara karşı duran Amiral, subay ve astsubaylar ile potansiyel yetenek ve düşüncede olanlar yok edilmeliydi. Geri kalanlar da polis fezlekesi ve malum medyada fuhuşçu, suikastçı, şantajcı ya da pornocu olarak kapak olma tehdidi ile baskı altında tutulmalıydı.  Haksızlıklara ve oldubittilere karşı sesini çıkaran biri oldu mu, sahte bir e-posta ve dehşetli bir fezleke ile içeri atılmalıydı.” 

Ünlü Romalı devlet adamı Çiçero şöyle diyor: “Bir ulus dış düşmanları ile baş edebilir. Fakat içersindeki satılmış ve hainlerle yaşayabilmesi olanaksızdır. Sınırları zorlayan düşman silahlarını ve âlemlerini açıkta taşıdığı için daha az tehlikelidir. Fakat bir hain, hain gibi görünmez, kurbanları ile aynı aksanda konuşur, onların çehresine bürünür ve bütün kapılardan serbestçe geçer, sesi en üst düzey hükümet koridorlarında duyulur.  Ulusun ruhunu çürütür.  Politik yapıya her türlü hastalık bulaştırarak ulusun yaşam gücünü elinden alır. Bir katil daha az korkuludur.”

Beni son 40 yılda yetiştiren, denizi ve denizciliği öğreten, devlet ve millet adına bana savaş gemilerimizin komutanlık, komodorluk ve filo komutanlıklarını emanet eden Mustafa Kemal’in gururu Cumhuriyet Donanmasından, tüm şehit ve gazilerimizden, 40 yılın sonunda helallik isterken, ben tüm varlığımla bu kutsal dönem içinde sarf ettiğim tüm emeklerimi ve yarattığım tüm katma değerleri Atatürk’ün Bahriyesine helal ediyorum.

Tümamiral Cem Gürdeniz
4 Ağustos 2012 Hasdal


 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali Bozoğlu 2012-08-09 20:32:52

Sevgili Amiralim sizinle yakın bir zamanda tanıştık birbirimizi saydık ve sevdik ortak projelerimiz vardı. Başladık ama bitiremedik Şehirler ve Gemiler ortak projemizin adı idi Rahmetli Eser Tutel başladı ben devam ettim tam baskı aşamasına gelmiştiki o olaylar oldu.Türkiye Cumhuriyeti Devleti değerli bir amiralini kaybetti sizin gibi insanlar kolay yetişmiyor. Komutanım bu yazıyı yazınca annenizin sizin için yasdığı şiir aklıma geliyor. Sevgili Amiralim anneniz şimdi rahmetli oldu üzgünüm sizi önce Kuzeydeniz Saha Komutanı sonra Donanma komutanı ve nihayet Deniz Kuvvetleri komutanı olarak görmek arzusundaydım arzumuz kursağımızda kaldı. Görüşmek üzere diyeceğim ama ne zaman onuda bilmiyorum ama gine umudum var dağın ardındada olsa Allah yardımcınız olsun

Avatar
Ali Bozoğlu 2012-08-10 15:06:22

Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in annesi Merhum Rahime Gürdeniz oğlu Deniz Harp okuluna girdiği dönemde oğlu için yazdığı şiir



BARBAROS’UN TORUNU

Geniş omuzlarının üstündeki başını

Daima dik tut oğlum

Sana emanet olan bu güzel hür vatanın

Etrafını çeviren, bu parlak coşkun deniz

Senindir oğlum senin….

Ataların bıraktı bu kutsal armağanı,

Kanın canın gitmeden sakın verme yarını

Bu mavi su senindir, bu sonsuz umman senin

Bayrağını koşturmak şimdi senin görevin,

Barbaros’u düşün de göğsün gururla dolsun

Ne mutlu sana oğlum, sen onun torunusun

Avatar
Rengin gurdeniz 2012-08-10 17:38:39

Cumhuriyet in ilk kurulduğu yıllardan bu yana turk denizciliğine yapılan katkıların neler oldugunu esim tarafından hasdal cezaevinde yazılan yakında basılacak olan "mavi diplomasi" adli kitapta bulacaksınız . Saygılarımla rengin gurdeniz

Misafir Avatar
kenan Karaca 2014-01-19 18:46:57

sayin Gürdenizler, sevgili Cem, bizim cezamizi, bizler adina sizler cekiyorsunuz, Allah sizlere kuvvet versin. Piyasa caddesinden gecerken gördügüm hergün esen sanli bayragin altinda, biliyorum ki varsiniz, dayaniyorsunuz.. Devletin milletin sana ve sizlere verdikleri hersey helal olsun, eger helallikse bu.Günesli günler, mavi deniz ufukta gözüküyor. calinan zaman gelmiyecek geri ama demokratik hukuk devleti icin ödedigimiz fiyat bu ise helal olsun sizlere..Sizleri yalniz buraktik, affedin. sariyerli kenan, Graz dan selamlar ve saygilar.

Beğenmedim! (0)
Avatar
serdal serin 2013-02-15 00:40:25

T.S.K. NIN ŞEREFLİ MENSUPLARI ALEYHİNE DEDİKODU ÜRETİP İMZASIZ YAZI YAZANLAR ........ MERT OLAN, BİR YANLIŞLIĞI DÜZELTMEK İSTİYORSA, İŞLEM YAPACAK YETKİLİ MAKAMA VEYA O MAKAMA GÜVENMİYORSA, DAHA ÜST MAKAMA AÇIK KİMLİĞİNİ BELİRTEREK DİLEKÇE YAZAR İMZALAR, (BU DİLEKÇEDEN DOLAYI ZARAR GÖRECEK OLSA BİLE),KAMU MENFAATİ İÇİN KATLANIR .
SERDAL SERİN

Avatar
Sezgin Şenay 2012-08-10 14:17:52

osman melik



yorumumu iyi okusaydın ağır değil, hafif geldiğini anlardın.



burası denizhaber sitesi. sen biatlardan dem vuracaksan malum gazetelerine git, oralara yaz. ben burada denizle ilgili yazarım, denizle ilgili eleştiririm.



demişsin ki "Süper denizcimiyiz mesele olup olmaman değil olmak için iradenin olup olmaması".



şimdi ben sana soruyorum; cumhuriyetin kurulmasından bu yana denizde ilerlemek için nasıl bir irade gösterildi? çok mu ilerledik denizcilikte? ilerlemek için projeler, politikalar geliştirdik, şimdi bunlar çöpe mi atılıyor?



eğer varsa söyle, biz de öğrenelim.

Avatar
Prof.Dr. Aydın ŞALCI 2012-08-12 00:52:03

Yüksek Denizcilik Okulu'nun unutulmaz hocası rahmetli Halit GÜRDENİZ'in yetiştirip, bu vatana emanet ettiği Tümamiral Cem GÜRDENİZ, sizi ve kutsal mücadelenizi saygıyla selamlıyorum. Rahmetli babanız hayatta olsaydı, size yapılan bu haksızlıklar karşısında kahrından ölürdü. İyi ki bu rezaletleri görmedi. Burada yorum yazıp gerçek olayı saptıran yorumcular, lütfen T.C. Deniz Kuvvetlerinin bu şerefli mensubuna saygısızlık etmeyiniz. Ergenekon, Balyoz, v.b. davalar T.C. nin şanlı Deniz Kuvvetlerini zayıf düşürmek, çökertmek için yapılmış tezgahlardır ve bunun arkasında Türkiye'nin can düşmanı Amerika Birleşik Devletleri vardır. Damarlarında asil kanın aktığı herkes artık aklını başına toplamalı ve nereden nereye geldik sorusuna bir cevap aramalıdır. Bunu yapmadan önce de "Atatürk'ün Gençliğe Hitabı'nı" defalarca okumalıdır. "Ne Mutlu Türk'üm Diyene".

Avatar
Sezgin Şenay 2012-08-09 21:21:45

yani biz ileri bir denizcilik seviyesi yakaladık, enerjimizi bir türlü durduramadılar, bizden korktular ve bunları mı tezgahladılar?

Misafir Avatar
Kenan Karaca 2014-01-19 18:56:06

Bütün olan biten ister Balyoz yada Ergenekon, hepsinin düzmece oldugunu basbakanin Basdanismani söyledi, siz hala ayni kaval, ayni sürü otlayin durun! 1400 seneden beridir hep ayni terane, her yerde tüm bilimi frenleyip bilimcileri öldüren, zindanlarda cürüten, ilerlemeyi önleyenler... medicus filmini izleyin eger ne dedigimi anlamak istiyorsaniz, sanki bugün o gün, hic degisme yok hep ayni metodlar. maalesef hala isliyor...

Beğenmedim! (0)
Avatar
aziz 2012-08-10 18:37:30

zaten Aziz Yıldırımıda Ataturkun Fenerbahce Cumhuriyetini cokertmek icin tezgahladılar...



madem Barbarosun torunuyuz, o kadar uzun uzun dokturuyoruzda neden icinde bir defa bile Barbarosun ismi gecmiyor...



birakin bu isleri..

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176