Timur'un Ailesi, Dava Açacak

Sarayburnu'nda meydana gelen feribot kazasında hayatını kaybeden Zekeriya Timur'un amcası Ali Timur, kanuni yollardan haklarını arayacaklarını söyledi.

banner217

Timur'un Ailesi, Dava Açacak

Sarayburnu'nda meydana gelen feribot kazasında hayatını kaybeden Zekeriya Timur'un amcası Ali Timur, kanuni yollardan haklarını arayacaklarını söyledi.

21 Ağustos 2007 Salı 15:40
1814 Okunma
Timur'un Ailesi, Dava Açacak

Timur'un Ailesi, Deniz Cruise Lines Şirketine Dava Açacak
 

Sarayburnu'nda meydana gelen feribot kazasında hayatını kaybeden Zekeriya Timur'un amcası Ali Timur, kanuni yollardan haklarını arayacaklarını ve olayın peşini bırakmayacakların söyledi.

Yenibosna'da bulunan Adli Tıp Kurumu'nun önünde cenazeyi almak için gelen Zekeriya Timur'un yakınları, yaşanan olayda sorumluların peşini bırakmayacaklarını ve tamamen yasal yollarla haklarını arayacaklarını ifade etti. Amca Ali Timur, Deniz Cruise Lines şirketinin olay sonrasında kendilerini arayıp başsağlığı dileğinde dahi bulunmadığını ve bu durumun insani bir davranış olmadığını söyledi. Ali Timur, "Sanki bir şey olmamış gibi davaranıyorlar. Kaptan ve şirketi hukuki yönden takip edeceğiz. Yakma yıkma değil, kanuni yönden hakkımızı arayacağız" diye konuştu. Sözlerinin yanlış anlaşılmamasını isteyen Ali Timur, "Türkiye Cumhuriyeti'nin kanunlarına, hakim ve savcılarına güveniyoruz" dedi. (Cihan Haber Ajansı)

Haberler.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ergun Yazıcıoğlu 2007-08-21 16:36:23

Son derece üzücü bir olay. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Acılı aileye Allah sabırlar versin. Oluşacak tazminat gideni geri getiremiyecek ancak geride kalan aile fertleri bir nebze yaşamlarını idame ettireceklerdir.Limana yanaştım işim bitti felsefeside bundan böyle tarihe karışacak. Yüreği yanan ailenin yanındayız.

Avatar
ZAFER ALPASLAN EKEN 2007-08-22 21:21:27

BEN VEFAT EDEN ABİMLE 5 AY ÇALIŞTIM O BU GÜVENLİK PİYASASININ EN KALİTELİ ELEMANIYDI BENCE KENDİSİ AMİRDİ AMA Bİ AMİRDEN ÇOK ARKADAŞ KARDEŞTİ İNSANA. BAZILARI ŞÖYLE DÜŞÜNEBİLİR YOK CANIM O KAÇMAK İSTERKEN HALAT ÇARPMIŞTIR FELEN DİYE AMA BEN VE ONU TANIYANLAR ONUN ORDAKİ İNSANLAR İÇİN BİLEREK ÖLÜME GİTTİĞİNİ BİLİYORUZ. ABİ SEN HEP KALBİMİZDE YAŞAYACAKSIN MEKANIN CENNET OLSUN...

Avatar
MARİN 2007-08-24 17:56:38

BİZLERİN İYİ BİRER DENİZCİ OLMASI İÇİN ÇOK AMA ÇOK ÇALIŞMAMIZ GEREKLİ.SALLA BAŞI AL MAAŞI ZAAFINDAN KURTULAMAMIŞ PERSONEL HATASINDAN KAYNAKLANDIĞI APAÇIK BELLİ BİR DENİZ KAZALARI HAFTASI DAHA DOĞRUSU AYI GEÇİRİYORUZ.KORKARIMKI ZATEN DENİZİ PEK SEVMEYEN BİR MİLLETİ BU VURDUMDUYMAZLIKLAR SONUCU İYİCE DENİZDEN UZAKLAŞTIRACAĞIZ.LÜTFEN DAHA DİKKATTLİ OLALIM.SELAMETLE...

Avatar
seda toplan 2007-08-24 22:15:12

İnsan ailesinde çok sevdiği birinin ölümünden ileri gelen, ki bir kaza ölümü olan böyle bir ölümden para kazanmayı, ve daha kötüsü dava usulüyle para kazanmayı nasıl düşünebilir ki? Allah kimseyi böyle zorda bırakmasın..

Avatar
Halil Çeltik 2007-08-24 23:40:24

İDO'ya ait Sarayburnu iskelesi, Deniz Cruise and Ferry Lines'a ait Ankara vapuru ve Med şirketinin özel güvenlik işçisi. Bu üçlü çok şey anlatıyor. Şehir hatlarını vapurları ve iskeleleri ile birlikte Büyükşehir'e ait İDO A.Ş.; Denizcilik İşletmeleri'ne ait Ankara vapurunu ise Cruise and Ferry Lines satın aldı. Ve her yerde olduğu gibi güvenlik işleri de özel güvenlik şirketlerine verildi. Zekeriya Timur'un talihsiz ölümü güvencesiz çalışmanın, taşeronlaştırmanın ve özelleştirmenin resmidir.



Belediyeler, -sadece belediyeler değil merkezi hükümet de- kamu hizmetini artık taşeron şirketlere devrediyor. Devlet, belediye artık işçi ve kamu görevlisi çalıştırmak istemiyor. Daha ucuz daha güvencesiz, daha esnek çalışan şirketler kuruyor veya özel şirketlerden hizmet satın alıyorlar (buna işçi kiralıyorlar da diyebiliriz). Eskiden Şehir Hatları veya Denizcilik İşletmesi işçisi olan iskele çalışanları, gemi adamları şimdi ya belediye şirketlerinin veya taşeron şirketlerin çalışanı. Geçmişte kamu kurumlarının, fabrikaların bekçileri vardı. Onlar da diğer işçiler gibi o şirketin veya kurumun çalışanı idiler. Zaman değişti onların yerini özel güvenlik işçileri aldı. Sendikalı bekçiler ya işten çıkarıldı veya sendika üyeliğinden ayrılmaya zorlandı.



Çalışma yaşamındaki parçalanmanın ve güvencesizliğin en çarpıcı örneklerinden birini özel güvenlik işçileri oluşturuyor. Son zamanların "yükselen" sektörü olan güvenlik, yeni bir işçi katmanı yarattı. Sayıları hızla artan güvenlik işçilerini her yerde görmek mümkün: Kamu kurumlarında, fabrikalarda, plazalarda, kamu ulaşım araçlarında, sinemalarda, apartmanların kapılarında, duvarlarla çevrili sitelerin girişlerinde. Onlara herhalde daha fiyakalı ve de biraz da güvenlikli olsun diye "özel güvenlik görevlisi" deniyor. Oysa onlar her şeyle-riyle işçi. Özel kanunları var; liberallerin bu günlerde grevden söz eden işçilere önerdikleri bireysel iş sözleşmesi ile çalışıyorlar. Kamu görevlisi değiller. Özel şirketler tarafından diğer şirketlere, resmi kurumlara ve sitelere/konutlara kiralanıyorlar. Kağıt üzerinde sendikaya üye olmalarının ve toplu iş sözleşmesi yapmalarının önünde bir engel yok. Ama sanayi işçisinin bile sendikalaşamadığı bir ülkede güvenlik işçisinin sendikalaşması olacak iş mi! Hem kazara sendikalaşsalar bile grev yasak. Hiç güvenlikle sendika ve grev bir araya gelir mi! Tümü sendikasız ve toplusözleşmesiz. Bırakın toplusözleşmeyi iş mevzuatının öngördüğü bağlayıcı kurallar bile yakınlarından geçmez.



Özel güvenlik işçileri çalışmanın mekansız-laşmasının çarpıcı örnekleri. Bir işyerinde değil bir projede çalışırlar. Proje özel güvenlik şirketinin aldığı ihaledir. Bütün taşeron işçiler gibi çalıştıkları yerlerde eğreti dururlar, ötekidirler. Aslı unsur olarak görülmezler. Proje bitince, bazen de proje bitmeden bir başka mekana yollanırlar. Projeler ihaleyle alınır. İhale fiyat düşürmek demek. Güvenlik sektöründe amansız bir rekabet var ve bu yüzden ücretler asgari ücret civarında seyreder. Çalışma saatleri bütün taşeron şirketlerde ve sendikasız işyerlerinde olduğu gibi uzun; günde 10-12 saat olağan çalışma süresidir. Gece çalışması, gündüz çalışması pek fark etmez. Fazla çalışma ücreti mi, o da ne?



Yarattığı sosyal adaletsizlik ve tahribatla ye-ni-liberalizm güvenlik paranoyasını tetikliyor. Güvencesizlik, eşitsizlik, adaletsizlik derinleştikçe "güvenlik" talebi artacak ve özel güvenlik işçileri ordusu büyüyecek. Sektörün doğası sendikalaşmayı bildiğimiz zorlukların ötesinde zorlaştırsa da, özel güvenlik işçileri sendikaların gündemine gelmeli. Bir de elbette Çalışma Bakanlığı'nın gündemine gelmeli. Onlar halen bir "güvenlik" konusu olarak İçişleri Bakanlığı'nın ilgi alanında. Oysa onlar işçi!

Avatar
Ömer Timur 2007-09-04 16:50:37

Arkadaşlar hepinize gönülden teşekkür ediyorum. Merak etmeyin biz ailesi olarak bu işin peşini asla bırakmayacağız. olayın olduğu gün gemi kaptanının aile ile görüştürülmemesi çok iyi bir yaklaşım ama olayin insani hatalardan kaynaklandığını öğrendik ve gerekli cezanın ve yaptırımların yapılmasını bekliyoruz. yapılmaz ise bizim gerekeni yapacağımızdan şüpheniz olmasin.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176