TDS-TÜHİS Arasında Anlaşma Yok

Türkiye Denizciler Sendikası ile Kamu İşveren Sendikası TÜHİS arasında dün (13 Ağ.) Ankara'da gerçekleşen Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı.

banner227

TDS-TÜHİS Arasında Anlaşma Yok

Türkiye Denizciler Sendikası ile Kamu İşveren Sendikası TÜHİS arasında dün (13 Ağ.) Ankara'da gerçekleşen Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı.

14 Ağustos 2007 Salı 01:45
1956 Okunma
TDS-TÜHİS Arasında Anlaşma Yok

TDS-TÜHİS Arasında Anlaşma Sağlanamadı.

Türkiye Denizciler Sendikası (TDS) ile Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) arasında dün (13 Ağustos) Ankara'da gerçekleşen Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı.

TS, Türkiye Denizcilik İşletmeleri çalışanı kılavuz kaptanlar ve diğer hizmet personelini ilgilendiriyordu.

Toplu Sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamamsının ardından Türkiye Denizciler Sendikası'nın grev dahil olmak üzere yasal haklarını kullanacağı ve bununla ilgili çalışmaların önümüzdeki günlerde gerçekleştirileceği öğrenildi.

Kaynak: Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Web Sitesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hatem Salyun 2007-08-13 22:36:55

tohum saç, bitmezse toprak utansın!

hedefe varmayan mızrak utansın!



hey gidi küheylan, koşmana bak sen!

çatlarsan, doğuran kısrak utansın!



eski çınar şimdi noel ağacı;

dallarda iğreti yaprak utansın!



ustada kalırsa bu öksüz yapı,

onu sürdürmeyen çırak utansın!



ölümden ilerde varış dediğin,

geride ne varsa bırak utansın!



ey binbir tanede solmayan tek renk;

bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!



N.F.Kısakürek

Avatar
Bülent Sarı 2007-08-13 22:45:23

çocukluktan itibaren çalışmanın kutsallığına, boş vaktin felaket olduğuna inandırılmış, sürekli başkalarının önüne geçme hırsı ile haftada en az 50 saat çalıştırılan, kendinden bir önceki köle neslinden fazlası evine evine salınmak olan kişidir. 3 kişinin işini tekbaşına yapmak üzere işe alınır, bu arada dışarda işsiz kalan 2 kölenin perişan hali ile korkutularak az maaşa çok çalıştırılır.



maaş(ücret) köleliği terimi, bir insanın ödenen ücreti kazanmak için çalışmaya ve kendisine dayatılan çalışma koşullarına mecbur olduğu durumu kınamak için kullanılır. konuşma dilinde bu terim, işe/çalışmaya taparcasına bağlı olan kişileri ya da sosyal olarak kabul görmek için işe ve kariyere mecbur olan kişileri belirtir. kapitalizm eleştirilerinde kullanıldığı haliyle, anglosakson erkek egemen, hiyerarşik işletme merkezli kapitalist sistemde, hayatta kalabilmek için insanların bir iş verene iş güçlerini satmak zorundalıklarını dile getirir.



bu eleştirmenlere göre nüfusun çok küçük bir kısmı (kapitalistler) üretimin insani olmayan girdilerini (sermaye ve toprak) ellerinde tuttukları için maaş köleliği bulunmaktadır.



maaş köleliğinin kendinden önceki kölelikten farkı, maaş köleliğinin bireysel değil sınıfsal bir olgu olmasıdır. eski kölelikte "kişi" köle sahibinin malıdır ve "onun" için çalışmak zorundadır. kişinin mekanı ve zamanı sahibin ihtiyaçlarına göre düzenlenmiştir. belli zamanda belli mekanda verilen işi yapmak zorundadır. kişi sahip tarafından şiddetli fiziksel cezaya çarptırılabilir. maaş kölesi ise bireysel olarak belli bir "sahip" için çalışmak zorunda değildir ama illa ki bir "sahip" için çalışmak zorundadır. kişinin tüm zaman ve mekanı değil haftada 50 saat asla aşağı doğru olmamakla beraber yukarı doğru oldukça esnektir (90 saat) arasındaki zamanı ve mekanı sahibin emrindedir. kişi bu saatlerde sahibin malıdır. kişi sahip tarafından şiddetli cezaya çarptırılmasa bile oldukça iyi örgütlü sahip sınıfı tarafından toplu olarak ruhsal cezalara (işsiz kalma, statü kaybetme,maaşına yeterli zam yapmama) cezasına çarptırılabilir.



yani kısaca maaş köleliği üç olgunun üzerinde yükselir:

1) mal sahipliğinin bir avuç insanın elinde toplanmış olması

2) çalışanları üretim araçlarına dolaysız olarak ulaşamamaları

3) dışarda hazır bekleyen büyük işsiz ordusu

Avatar
Lütfü Sağlam 2007-08-14 11:05:00

Bir geminin köprüüstünde küçük bir gölge gibi görünen o adam aslında öylesine büyük bir sorumlulukla donatılmış bir gemi adamıdır ve unvanı kılavuz kaptandır.

Çağlar boyunca denizin nimetlerini idrak etmiş milletler, denizin asla kolay bir yaşam alanı olmadığını da bilirler. Onun içindir ki İngiliz denizciliğinin terimleri arasında yer alan "Deniz aptal ile cimriyi sevmez" ifadesi, köprüüstündeki küçük gibi görünen o adamın ne kadar yüksek bir önem taşıdığını da fark edeceklerdir.

kılavuz kaptanlık hizmeti adeta bir ulusun ekonomisinin, sanayinin, doğasının, hatta kültür ve tarih mirasının ve nihayet insan yaşamının güvencesi sayılır.

tüm gelecek adına kılavuz kaptanlık kurumunun sırtına yüklenmiş çok büyük bir sorumluluğu tekrar anımsayarak, limanların, denizlerin, sanayinin, insanların ve insanlığın selameti adına, tüm ticari beklentilerden, tartışmalardan çekilip çıkartılmasını, bu kurumun ülkemizde huzura kavuşmasını diliyorum.

Avatar
Özden Hayırsız 2007-08-14 11:10:30

"...

ve ayrıldık



ne varsa sildik herşeyi

o kadar özgür

bir o kadar yalnız kaldık

başarırız zannettik

başardıkça yarım kaldık



ne üzülür ne sevinir ama

oyalanır olduk

ne üzülür ne sevinir yazık

oyalanır olduk



asla istemem

oyalanmak istemem

suçlanacaksak eğer

biraz sen biraz ben

avunulur mu her zaman

hayat arsız bir işkence



vallahi görmedim

mutlu bir gün görmedim

ama sorarsan yine

bugünden iyiydim

insana insan gerek evet

geç olsa da bak öğrendim



üzülürüz seviniriz ama

kader, hayat

oyalama artık

üzülürüz seviniriz yeter

oyalama artık

..."

Avatar
Serhat Kelöz 2007-08-14 11:11:32

bazen deniz olurdun

kimi zaman gökyüzü

şarkılarımda sevda

yüreğimde kıpırtı

incitme yüreğimi

oyalama beni yar

oyalama oyalama yar

yar seni bilmeyenler

sarayda handa sanır

kafdağının ardında

saltanatı var sanır

gayri yeter ettiğin

aşık usandırma yar

oyalama oyalama yar

Avatar
Arto Arman 2007-08-14 11:13:52

kim bilir kaç günüm kaldı seninle

acısı, sevinci ve herşeyiyle

kim bilir daha ne kadar sürecek, kim bilir...



yetmiyor bu sevgi bir tek an için

son defa insafa gel benim için

ne olur erteleme artık beni, ne olur...



bir anlık heves için, bir anlık heyecanla

dokunma ve oynama gururumla.



oyalama beni, veda et artık

baştan çıkarma, veda et artık

istersen hakimi ol tatmadığım duyguların

dokunma artık bana.



bilmezler bu can nasıl dayanıyor

sevgisiz nasıl da hırpalanıyor

kim bilir nerede nasıl tükenecek, kim bilir...



haklı ol veya olma ne farkeder

çektiğim senelerce ceza yeter

ne olur biraz daha sabret deme, ne olur...



bir anlık heves için, bir anlık heyecanla

dokunma ve oynama gururumla.



oyalama beni, veda et artık

baştan çıkarma, veda et artık

istersen hakimi ol tatmadığım duyguların

dokunma artık bana.

Avatar
Ahmet Akik 2007-08-14 11:16:31

insanın kendi ruhuna rüşvet vermesidir aslında. "sen beni şimdilik idare et, elimden bu kadarı geliyor şimdilik" demesidir.

olmayanı oldurtmak için yeterli kaynağa sahip değilsindir, kaynak bulma çalışmalarındasındır belki.. enerjidir en büyük kaynak- zamandır... sonra "diğerleri" gelir kaynak listesinde yaratılması gereken.

kaynaklardan hangisinde açık olduğu kişiden kişiye değişir; paran yoktur "diğerleri" vardır; paran vardır, zamanın yoktur.."diğerleri" vardır, enerjin yoktur...



düşleri oyalarız kaynaklardaki açık probleminden ötürü...kaynakları tamamladığımızda ise, oyalayacak başka düşer yaratırız en nihayetinde..



fikri olmayanın * * cismi de olmaz.

Avatar
İlhan Yüzen 2007-08-14 19:49:17

"biz bir gün çalışmasak

çarklar döner, sular kurur

toprak küser biz ekmesek

çağlar döner, hayat durur"



"… ötede yiğit işçiler öbek öbek olmuşlar, davul zurna mı desem, - diyemem, sonra hangi ülke olduğu anlaşılır -, saz mı desem, - diyemem, neresi olduğu anlaşılır -, keman mı desem, - diyemem anlaşılır -, herneyse işte çalgılar çalınıp halay mı çekiyorlar desem, - diyemem neresi olduğu bilinir -, horon mu tepiyorlar desem, - diyemem, belli olur -, oyun oynuyorlardı. evet çalgılar çalınıp oyunlar oynanıyordu. hah, oldu işte… …"



şehirde ne olduysa birden saatler durdu

sokak lambaları deli sarı patladılar

canavar düdükleri uğulduyordu

üç sehpa kuruldu üç adam asıldılar

genç bir kız bir mavi timsah doğurdu



sessizliği büyütüyor radyo pilonları

dudak dudağa değse yangın parlayacak

bir yıldırım tutuklamış telefonları

musluklarda ıslıklar sular akmayacak

özgür ve bağımsız sokakta çöp bidonları



bu nasıl şey gerçi kımıldamıyor nabız

dil simsiyah sarkmış gözler buzlu cam

oysa yürek nurdan kocaman bir yıldız

kan hala sıcak iştahlı duman duman

karşıtların birliği mi yaşadığımız



böyle bir sevmek 'den..



atilla ilhan



şartellerin bir anda indiği, sermayenin sömürecek emek sahibi bulamadığı, açlık hattâ ölüm pahasına işçinin alanları doldurduğu, hırsız iktidarların sallandığı, ekonomik sıkıntının emekçiyle beraber burjuvanın da üzerine çullandığı grevdir.



bıçak kemiğe dayanınca, sınıf yeterli bilince yükselince ve sosyal şartlar olgunlaşınca zorunlu olandır.



oy bilesen ki ben haa

tas doven demir doven

oy bilesen ki ben haa

toz toprak icinde sanli

sufakatim vakti coktur

ellerim magrur yavru

oy bilesen ki ben haa

yerden cevahir soken

zincirini yitirmis dev

erken yukseldi feryadim

grev hakkimi isterim

grev hakkimi isterim

grev !



atilla ilhan



banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176