"Sürekli Tek Yön Daha Emniyetli"

Deniz Trafik Operatörleri Derneği'nden yapılam açıklamada, "İstanbul Boğazı'nda tek ya da çift yönlü trafik konusunda çok doğru olmayan değerlendirmeler yapılmaktadır." denildi.

banner227

"Sürekli Tek Yön Daha Emniyetli"

Deniz Trafik Operatörleri Derneği'nden yapılam açıklamada, "İstanbul Boğazı'nda tek ya da çift yönlü trafik konusunda çok doğru olmayan değerlendirmeler yapılmaktadır." denildi.

28 Aralık 2009 Pazartesi 16:40
1909 Okunma

"Sürekli Tek Yön Daha Emniyetli"

Deniz Trafik Operatörleri Derneği'nin web sitesinde yayınlanan imzasız açıklamaya göre, Türk Boğazlarında deniz trafiğinin sürekli tek yön olarak uygulanmasının deniz emniyeti açısından gerekli olduğu savunuldu.

Türk Boğazlarında trafik düzenlemeleri yapılmadan önce meydana gelmiş olan, 1994'ten sonra alınan önlemlerle artık karşılaşması zaten  mümkün olmayan Nassia-Shipbroker kazasının fotoğrafının da kullanıldığı açıklama şöyle:

"Son günlerde internet medyasında, İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) ve Kılavuzluk hizmetleri ile ilgili olarak, kamuoyu ve ilgili tarafların yanlış ya da eksik bilgilenmesine neden olabilecek haber ve yorumlar yer almaktadır.

Çıkan haberlerde kullanılan üslup, konuların ele alınış şekli ve bilerek ya da bilmeden haberlerde oluşturulan kavram kargaşası nedeniyle Deniz Trafik Operatörleri Derneği olarak bizler bu tartışmaların dışında kalmayı istememize karşın, gelinen noktada böyle bir bilgilendirmeye ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmiştir.

Haber ve yorumlarda birbirinden ayrı olarak değerlendirilmesi gereken konular, birbirine endekslenerek şeffaf ve net bir değerlendirme yapılmadan sonuca varılmaya çalışılmaktadır.

Gemi Trafik Hizmetleri ve Kılavuzluk hizmetleri açısından bakılacak olursa, sadece İstanbul Boğazı değil, benzer tüm su yollarında tüm taraflar için geçerli olan ve birbirinin ayrılmaz parçası üç ana hedef vardır. Emniyet, Deniz Çevresinin Korunması ve Verimlilik. Ancak, 13 milyon nüfusa sahip, tarihi açıdan dünya mirası kabul edilmiş bir şehrin ortasından geçen İstanbul Boğazı gibi bir yerde "Emniyet" faktörü, diğerlerine göre çok daha fazla öne çıkmaktadır.

İstanbul Boğazı'nda tek ya da çift yönlü trafik konusunda çok doğru olmayan değerlendirmeler yapılmaktadır. Açık ve net olan konu; Marmaray Projesi öncesinde de zaten 200 metre ve üzeri Tehlikeli Yük Taşıyan gemilerin geçişi için gündüz müddetince tek yönlü olarak uygulanan İstanbul Boğazı'ndaki deniz trafiğinin, halen devam etmekte olan Marmaray Projesi Deniz Çalışmaları nedeniyle tüm gün boyunca tek yönlü uygulanmasıdır. Net ve doğru olmayan husus ise Marmaray çalışmalarından sonraki dönemde uygulanacak trafik düzeni ile ilgili yaklaşımlardır. Unutulmamalıdır ki Trafik Ayırım Düzeni bir bütün olarak 164 mil uzunluğundan oluşan Türk Boğazları'nı kapsar. İstanbul Boğazı ise 17 mil uzunluk ile bu bütünün bir parçasıdır. İstanbul Boğazı'nda tek veya çift yönlü trafik uygulamasının farklı ve teknik bir konu, buna hukuki ve yasal zemin hazırlanmasının ise ayrı ve ulusal menfaatlerin de gözetildiği politik ve diplomatik bir konu olduğu değerlendirilmektedir.

Konuya teknik açıdan yaklaşacak olursak; özellikle dar suyollarında riskleri en aza indirmek amacıyla kullanılan gerek niteliksel gerekse niceliksel hemen hemen tüm risk değerlendirme yöntemlerinde ölçümü yapılan iki kaza tipi vardır. Bunlar "Çatışma" ve "Karaya Oturma"dır. İstanbul Boğazı için en tehlikeli olabilecek kaza tipinin "Çatışma" olduğu gerçeği, geçmişte çift yönlü trafikte yaşanan 1979 yılındaki 43 denizcinin hayatını kaybettiği, 95.000 ton petrolün deniz ve hava kirliliği yarattığı "Independenta - Evriali" ile 1994 yılındaki 29 denizcinin hayatını kaybettiği, 20.000 ton petrolün hava ve deniz kirliliği yarattığı "Nassia - Ship Broker" çatışmalarında açıkça görülmüştür.

Günlük geçen ortalama 150 gemiden, 28'inin tehlikeli yük taşıdığı ve bunların 2'sinin de LPG taşıyan gemi olduğu dikkate alındığında İstanbul Boğazı için çatışma tipindeki kazaların risk değeri ( bir durumun risk değeri = durumun olabilirliği * sonuçları) neredeyse doğal afetlerle eşdeğerdir. İstanbul Boğazı'nda deniz trafiğinin tek yönlü olarak uygulanması bahsedilen ve büyük felaketlere neden olabilecek bu "çatışma" riskini neredeyse sıfıra indirmektedir.

Bununla birlikte, Marmaray Projesi Deniz Çalışmaları nedeniyle 2005 yılının Ağustos ayından bu yana devam eden tek yönlü trafik uygulamasının sonuçlarını değerlendirdiğimizde;

  1. Tüm denizcilik sektörünün hemfikir olduğu üzere deniz trafik emniyeti artmıştır,
  2. Alınan özendirici tedbirler sayesinde kılavuz kaptan alma oranı, İstanbul Boğazı tarihinde ilk kez uğraksız geçiş yapan gemilerde % 40 ları, tüm gemilerde % 50 leri bulmuştur.
  3. Boğaz geçiş istatistikleri incelendiğinde; deniz trafik ve çevre emniyetinden ödün verilmeden yapılan gemi geçiş planlamaları sonucu, geçen toplam gemi sayısının azalmadığı hatta bir miktar arttığı ve gemilerin ortalama bekleme sürelerinin pek fazla değişmediği görülmüştür.

Sonuç olarak, İstanbul Boğazı'ndaki deniz trafiği yönünün nasıl olması gerektiği konusu, öncelikle devamlı olarak sözü edilen, büyük oranda standart altı gemi geçişlerinden kaynaklanan risklerin azaltılması, bunun sonucunda da seyir, can, mal ve çevre emniyetinin arttırılması açısından ele alınmalıdır. Kılavuz kaptanların çalışma şartlarının iyileştirilmesi, yorgunluk ve stres yönetimi gibi konuların da kesinlikle profesyonel bir şekilde ele alınmasına olan inancımızın yanında, kılavuz kaptanların takviye amaçlı istasyonlar arası transferlerinin böylesine önemli bir konuda dikkate alınabilecek belki de en son nokta olduğunu düşünmekteyiz. Ayrıca, bu tür takviyelerde deniz yolunun neden düşünülmediği merak edilmektedir. Zira, kılavuzluk istasyonları arasında deniz yoluyla yapılacak takviyenin çok daha konforlu ve yarım saat gibi kısa bir sürede yapılması mümkündür ve Türk Boğazları'nda başarıyla görev yapan kılavuz kaptanlarımız buna layıktır.

DENİZ TRAFİK OPERATÖRLER DERNEĞİ"

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metin Fidan 2009-12-28 19:03:25

Sarı sendika çok görmüştük ama sarı sivil toplum örgütü nasıl olurmuş bunu da gördük.Yorgunluk ve stres yönetimi sizin gibi kafalara karşı yetersiz kaldığında ,gelmeyin kardeşim bir dahaki ........ (Sayın Metin Fidan, maksadını aştığını düşündüğümüz yorumunuzun son bölümü çıkarılmıştır-DenizHaber)

Avatar
2009-12-29 10:20:29

Operatör derneğinin açıklamasını ve bu açıklamaya neden olan İstikbal'in açıklamalarını denizci değilde deniz yolunu her gün kullanarak işe giden biri olarak okumuş bulunuyorum. Vızır vızır dolaşan gemilerin arasında şehir hatları vapurları ile yolculuk ederken , açıkçası, çayını yudumlayan operatör aklıma bile gelmezken, köprüstünde elini taşın altına koyanlara daha çok güveniyorum .Bunu yazma nedenim şu ki, konunun uzmanı da değilim tarafıda..Bu gözle bakınca operatör derneğinin açıklaması bir sıkıntıdan kaynaklanıyor gibi görünüyor..bu da tek yön çift yön sözlerinden çok 'gemi gemiden yönetilir' sözünün yarattığı gaz sancısı olabilir diyorum.Bide durumdan vazife çıkarmak, kendinin önemsenmediği hissinin yarattığı kompleks.Yoksa herkes fikrini söyler.Sonuç ta sende çıkar söylersin. Dışardan bakınca görünen bu haberiniz ola..

Avatar
Kurdoğlu Müslihittin Reis 2009-12-28 17:18:43

Benim takip ettiğim kadarıyla konu internet medyasında gündeme geldi diyor ama yanlış çünkü konu sektörün en önemli gazetesi PERŞEMBE ROTASInda çıkmıştı internet medyasında değil.

Kılavuz kaptanların kendi haftalarında bazı görüşlerini dile getirmeleri doğaldır, biraz hoşgörü gösterilebilirdi. Bu aslında Derneğin değil Kıyı Emniyetinin açıklaması olarak bakmak lazım çünkü dernek başkanı kıyı emniyetinde konudan sorumlu görevde.

Trafik Operatörleri Derneğinin açıklamasında flu kalan noktalar yok değil.

Örnek vermek gerekirse tek yönde gemilerin daha sık alınması gereği konusu es geçilmiştir.

Trafik ayırım şeritlerinin çift yönlü trafikte olabileceği, sürekli tek yön olacaksa bu şeritlerin kaldırılması gerektiği konusuna ise hiç girilmemiştir.

Kılavuz kaptanlara gavur eziyeti yapıldığı konusu address edilmiştir ama sanki kurumdan kaynaklanıyor başka türlü çözülebilir iması verilmiştir.

Konuyu bildiğim kadarı ile bu konularda en bilgili uzmanlardan olan, Sayın Kaptan Cahit İstikbal dile getirmişti. Kendisi kılavuzluk haftasında konuşma yaparken tanıtılırken duyduğum kadarı ile, daha bu dernek kurulmadan, bu derneği bırakın Kıyı Emniyeti kurulmadan önce, Türk Boğazları'nı IMO'da savunan uzmanlardan birisiydi. Dernek eksik bilgi, yanlış bilgi diye esip gürlemeden önce bu değerli uzmanımızın görüşlerinden faydalansaydı daha yerinde bir davranış olurdu diye düşünüyorum.

Avatar
Murat Kumral 2009-12-28 17:31:28

Bakanlığın, Türk Boğazlarında kontrollü çif yönlü trafiğe geçilmesi konusunda yazısı var.

Avatar
hakan bakarsan 2009-12-28 18:09:18

Dünyanın en pahalı sistemlerinden birini boğaza kurup sonrada tek yönlü trafikte ısrar etmek basiretsizliktir.madem tek yönlü tarfik istenecekti bu kadar pahalı sisteme gerek varmıydı.kendileri Devletin sağladığı imkanlarla yerden ısıtmalı ofislerinde otururken,Türkeli açıklarında 8-9 havada demirli yada Traverse zorlanan gemilerde insanların Allah a yakarışlarını duyamazlar,çektiklerini bilemezler.Kaç tane gemi boğaz ağzında bogaz kapalı oldugu için kırıldı battı.Kaç tane can gitti.Bu işin gmidekiler boyutu.Ya işletme boyutu.Varsayın(Basımıza cok geldi)gemi cuma sabahı Türkeline vardı.Boğaz kapalı.giriş sırası iyi ihtimalle aynı gün akşam saatlerine verildi.Gemi boğazı geçip yine varsayalım izmite vardı.Gece yarısını bulduk.Araya hafta sonu girdi.Malın gümrüğü yapılamadı.İşin yoksa bekle 2 gün demirde.bu kayıpları bu öneriyi veren arkadaslarmı karsılayacak.Zaten ekonemik kriz nedeni ile firmalar zor durumda bu boğaz kapanışları iyice külfet olmaya başladı.

-Birde istanbul da demirleme boyutu var.(arkadas firmanın basına geldi)Bopaz kapalı olduğuiçin gemi çıkamadı.ertesi çıkacağı esnadada boğaz ağzında hava patladı yine cıkamadı.Velhasıl demirde transit süresini doldurdu.Bu sefer acente cıkıs için limandan yola elverişlilik almaya gitti.Sistem elverişliliği veremedi.gemiye öndenetim için sörvey cıkması gerekiyormus.1 günde psc.1 günde bulunan eksiikliklerin kapanması.Öyle böyle derken gemi neredeyse 1 hafta ahırkapıda kaldı.Yazık kaybedilen zamana harcanan paralara,...... (Sayın okuyucumuz rencide edici yorumlara yer vermiyoruz, bu bölümleri çıkardık-DenizHaber)

Avatar
B B 2009-12-28 20:08:09

Boğazlarda “Konvoy sistemi uygulamak ve bunu -Marmaray gibi- zorunluluklar dışında sürekli hale getirmek” ile “Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğünün 9’uncu kuralını sürekli hale getirmek”, (Montrö’ye aykırı olmasının yanında) “Türkiye’nin de”, “Boğazların güvenliğinin de” aleyhinedir. Ve Türkiye’nin 1994 yılından sonra IMO’da bazı devletlere ve petrolcülere karşı verdiği kıran kırana mücadeleyi boşuna yapılmış hale düşürür.(Marmaray gibi zorunluluklar dışında) 9’uncu kuralın sürekli uygulanması halinde trafiğin de sürekli tek yönlü yapılması (konvoy sistemi) aslında Montrö Sözleşmesi’ne aykırıdır. Bir başka deyişle, 9’uncu kuralın karşı trafiği de kapatarak, zaman zaman uygulanması başkadır, sürekli hale getirilmesi başkadır. Şayet 9’uncu kural sürekli uygulanacak ise (Montrö’nün serbestlik ilkesine göre) trafiğin karşılıklı çalışması gerekir. Karşılıklı çalışan bir trafikte ise 9’uncu kural kaza riskini katlarıyla artırır. Dilerim uygulanması daha zor olan 10’uncu kuraldan vazgeçilip, 9’uncu kural ve konvoy sistemi kalıcı hale getirilmez ve petrolcülerin zamanında IMO’da uğraşıp da başaramadıklarını (kendi bacağımıza ateş edercesine) biz kendi elimizle onlara hediye etmiş olmayız.

Avatar
Feridun Yildiz 2009-12-28 20:08:51

Hani ağlamak gelir içinden

ama akmaz yaş

hani çığlığın kalır içinde

ölür yavaş yavaş

hani gözlerin

hani gözlerin

kağıtlara dalar bomboş bakar

yazmak gelir içinden ama yazamazsın

umursamazlık bir hastalık gibi

sarar bedenini kurtulamazsın



ve anlarsın

bedenin özgür kalsa neye yarar

acıtır ruhunu içinde kalanlar

dönemezsin artık geriye

tek yön seçtiğin tüm yollar



hani ansızın kaçar gidersin bütün dostlardan

hani gün gelir uzaklaşırsın bütün aynalardan

hani gözlerin

hani gözlerin

uzaklara dalar suskun bakar

içinde kalanları anlatamazsın

o suskunluk bir hastalık gibi

sarar vücudunu kurtulamazsın



ve anlarsın

bedenin özgür kalsa neye yarar

acıtır ruhunu içinde kalanlar

dönemezsin artık geriye

tek yön seçtiğin tüm yollar

Avatar
Dincer Temel 2009-12-28 20:23:49

Dezenformasyon kısaca bilgiyi saklama, bilgiyi çarpıtma, anlamsızlaştırma ve bilginin içini boşaltma tekniklerinin tümüne verilen isimdir, bilgiyi anlamsızlaştırmanın belli başlı teknikleri vardır bu teknikler şunlardır:



- bilginin gereksiz ve aşırı tekrarı: insan aklı öyle mendebur birşeydir ki insanların çoğunluğu hafızasına kazınmış olan şeyi bir müddet sonra kanıksar ve gözünün önünde dahi olsa görmemeye başlar, azınlık ise her an beynini yeniler biz onları kısaca "zeki insanlar " olarak adlandırıyoruz. ancak doğru bir sistem kendini minimuma göre kurmalıdır. yani normal bir akla göre bilginin aşırı tekrarı bu normal aklı geliştirmek bir yana duraklatır ya da geriletir.



aşırı tekrarın bir başka diyalektik boyutu da "hipnoz" yaratmasıdır. yani zihni bir uyku durumuna geçirmesidir. hipnoz bir ikna yöntemidir.



- bilgiyi bağlamından kopartma: bu da işte ikinci bir dezenformasyon tekniğidir. bilgisinin bizim işimize yarabilmesi için onun içinde yer aldığı "bağlam"ı bilmemiz gerekmektedir. bir bağlama oturtmak sadece tek bir sözcükle bile mümkün olan az yer kaplayan kolay birşeydir. sen elime bir fonksiyon tutuştur ama bana bunun bağıntı formülünü verme sonra da benden o fonksiyonu çözmemi iste. olacak iş değil.



- kriptoloji : "günümüz teknolojisinin baş döndürücü hızı göz önünde alındığında, teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan güvenlik açığının da taşıdığı önem ortaya çıkmaktadır. kriptoloji; askerî kurumlardan, kişiler arası veya özel devlet kurumları arasındaki iletişimlerden, sistemlerin oluşumunda ve işleyişindeki güvenlik boşluklarına kadar her türlü dalla alakalıdır."



rotor makinesi, açık anahtarlı şifreleme, çırpı fonksiyonları, mors alfabesi gibi türleri var misal. steganografiya da veri gizleme teknikleri.. kısaca "eski yunanca'da "gizlenmiş yazı" anlamına gelir ve bilgiyi gizleme (önemli: şifreleme değil) bilimine verilen addır. steganografi'nin şifrelemeye göre en büyük avantajı bilgiyi gören bir kimsenin gördüğü şeyin içinde önemli bir bilgi olduğunu farkedemiyor olmasıdır, böylece içinde bir bilgi aramaz."



soğuk savaşla birlikte oluşan devletlerin gizli örgütleri tarafından ve askeri örgütler tarafından sıklıkla kullanılan kökenleri antik yunana kadar dayanan bu şifreleme yöntemi de aslen günümüz medyasındaki dezenformasyon şekliyle çok nadiren alakalı olabilmesine, son tahlilde alakasız olarak adlandırabilmemize karşın bir dezenformasyon tekniğinin ta kendisidir hatta hasıdır alasıdır.



bu ve bunun gibi teknikler dışında örneğin bir de "ölü bilgi" olarak adlandırabileceğimiz şeyler vardır. bunlar dezenformasyon değildir ancak tam olarak yararı olmayan sistemin trafiğini yavaşlatan bilgilerdir informasyon ağımızın bu ölü bilgilerle dolup tıkandığı oluyor zaman zaman.



benim merak ettiğim şey ve talep ettiğim şey ise şu: nörologlar acaba tüm bu dezenformasyonun zihin üzerindeki etkilerini araştırsa elimize ne gibi veriler geçecek?

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176