Sky Wonder operasyonu: "Bu nasıl kurtarma?"

Denizhaber okuyucuları, geçtiğimiz hafta meydana gelen operasyonda verilen kurtarma yardım hizmetini eleştirerek, "Bu hizmeti Kıyı Emniyeti vermeli" dediler.

Sky Wonder operasyonu:

Sky Wonder operasyonu: "Bu nasıl kurtarma?"

Denizhaber okuyucuları, geçtiğimiz hafta meydana gelen operasyonda verilen kurtarma yardım hizmetini eleştirerek, "Bu hizmeti Kıyı Emniyeti vermeli" dediler.

Hüsamettin Canbilen adlı okurumuz; "Ucuz Etin Yahnisi Yavan Olur" başlığıyla yaptığı yorumda, Kurtarma operasyonu için Kıyı Emniyeti teşkilatının da teklif verdiğini, ancak ucuz fiyat verenin tercih edildiğini, bunun sonucunda da geminin derin deşarj hattına zarar verdiğini ileri sürdü. Canbilen'in yorumu şöyle:

"Ucuz Etin Yahnisi Yavan Olur

Belediyenin aldığı teminat az bile kalır.Bildiğim kadarıyla bu iişe Kıyı Emniyet Teşkilatıda teklif vermiş olup,pahalı geldiği için ucuz fiyat veren tercih edilmiş.Haliyle bu işi eline yüzüne bulaştırmışlar herhalde.Dalgıç yokmuydu orada yada işi alan Uzmar acaba uzman değilmiydi? niye demirin nereye takıldığını sualtı sörveyi ile tespit edemediler?haritada boru olduğu işaretlenmemiş mi veya salvage master buradaki gizli veya aşikar boru hatlarını yerel otoritelere sormak aklına gelmedi mi? Yoksa salvage master kullanılmadımı?

Kıyı Emniyeti bünyesinde neden dalgıç ekibi bulundurur bilirmisiniz acaba?

İşi ehline vereceksin derdin olmıyacak.Bence özel sektörün bu boyutta kurtarma operasyonları için verdiği ilk sınav başarısız olmuştur.Kıyı Emniyet Haydarpaşa önünde oturan 2 adet büyük tankeri kurtarmış olup böyle bir sorunla karşılaşılmamıştır.Heriki gemide 12 kilit demir sermiş ama hiçbir kablo veya boru kopartılmamış.

Bir kez daha Kıyı Emniyetin tecrübeli ve maharetli personelini kutlarım.Başarılarının devamını dilerim. "

Bir başka okurumuz, Alpay Aras, "Ülkemizin Kıyı Emniyet diye bir kuruluşu var ve oradaki insanlar işlerinde uzman kişiler" dediği yorumunda Sky Wonder'a yapılan kurtarma yardım operasyonu eleştirdi. Alpay Aras'ın yorumu şöyle:

"Mevzuat Nerede Kaldı 

Böyle bir olay avrupanın herhangi bir ülkesinde meydana gelse adamlar ortalığı ayağa kaldırırlardı.

Hatırlarsanız bir Türk tanker firmasına ait geminin sardunya açıklarında denize tank yıkama suyunu basmasını bahane edip milyon dolarlık ceza kesmişlerdi fransızlar,basılan yıkama suyuna ait atıkları norveç kendi karasularına basılmasına izin veriyor çünkü yükün artıkları balık besini olarak kabul görüyor sanırım yükte bir çeşit bitkisel yağ idi.

Sonuçta yapılan tüm itirazlararağmen fransızlar cezayı şirkete ödettiler.Belki konuyla ilgisi yok diyebilirsiniz ama oturan gemi sonuçta liman içinde oturtturulmuş yani liman sahasının dışında değil ülkemizin kıyı emniyet diye bir kuruluşu var ve oradaki insanlarda işlerinde uzman kişiler şayet mevzuatımızda bir eksiklik varsa bence en kısa zamanda bunu düzeltip limanlarımızda hatta tüm karasularımızda bu tip uzmanlık gerektiren kurtarma işleri için kıyı emniyet kuruluşu zorunlu kılınmalı.Bu tip işler açık denizde gemi çekmeye benzemiyor.Bütün bunların yanında olayın çevre boyutunu kimse konuşmuyor,deşarj borusunun kopmasıyla tüm lağım liman içine boşaltımaya başlandı.bu ceza kesilmeli bu mevzuat düzeltilmeli ki bu ülkede her elini kolunu sallayan dilediği gibi hareket edemiyeceğini bilsin."

Türk Denizciliğinin haber sitesi DenizHaber.Com deniz ve çevre güvenliğini ve kamu çıkarlarını ilgilendiren bu gibi durumların tek ölçüt olarak "düşük fiyatı verene işi ver" mantığıyla değil işi yapacak kuruluşların liyakatine göre de değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor, okuyucu yorumlarını kamuoyunun dikkatlerine sunuyoruz.

DenizHaber.Com

YORUM EKLE
YORUMLAR
yıldırım DELİDUMAN
yıldırım DELİDUMAN - 11 yıl Önce

KARAYA OTURUNCA MI KURTARSAYDIK?

Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Kaptan Salih Orakçı, 2.2 milyon dolarlık meblağın kurtarma yardım ücreti değil, teminat mektubu tutarı olduğunu bildirdi

03 Nisan 2008 Perşembe 00:33

Geçen hafta manşetten duyurduğumuz, ‘Yardım elinin bedeli ağır’ başlıklı haberimize Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden yanıt geldi. Genel Müdür Kaptan Salih Orakçı, 2.2 milyon dolarlık meblağın mahkemenin tespit ettiği bir rakam olduğunu ve kurtarma yardım ücreti değil, teminat mektubu tutarı olduğunu bildirdi.

Kamunun alacağına itiraz yolunun ancak yasal yollardan mümkün olduğunu belirten Orakçı, ‘Firmanın itirazı ve DTO’nun girişimleriyle 780 bin dolara indi’ iddialarını da şu sözlerle yanıtladı: “Hiç kimsenin bu tarz bir keyfi itirazı, seyir emniyetini ilk önceliği haline getiren Kıyı Emniyeti’nin rakamlarını değiştirmeye yetmez. Eğer, müdahale edilecekse de, bu yasal yollarla olur. Mahkemeye müracaat edersiniz, yapılacak işlemler neticesinde sonuca ulaşırsınız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu bir kamu kurumunun Türk boğazlarını riske ederek seyir yapan; Türk Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü’nün 15. maddesini ihlal eden; makine arızası yaptığı halde beyanda bulunmayan; sanki Türk boğazlarında sadece kendileri varmış gibi bir zihniyet içinde boğazdan geçmeye çalışan gemilere ve bunların yaratmış olduğu risklere müdahale eden Kıyı Emniyeti’ni hiçe sayan bir yaklaşımı kınıyoruz.”

Olay meydana geldiğinde, ses kayıtları da dahil olmak üzere otomatik olarak arşivlendiğini belirten Genel Müdür Salih Orakçı, “Kıyı Emniyeti’nde hiç kimse keyfi olarak bir uygulama yapamaz. 2 milyon 200 bin dolar diye bahsedilen ücrete gelince, Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıdır. Bizler, yaptığımız her işi tarif ya da talep ederken, bir hukuka dayandırarak yaparız. Gemi Trafik Hizmetleri ve gemi ile yapılan konuşmaların ses kayıtlarını incelerseniz, burada net olarak görürsünüz. Ses kayıtları ve müracaatımız Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirilmiş, mahkeme de, kamu alacağının oluştuğuna karar vererek, kamu alacağını garanti altına almak adına 2.2 milyon dolarlık TEMİNAT MEKTUBU’na karar vermiştir. Yani, söz konusu rakam haberde yazıldığı gibi kurtarma yardım alacağı değil, teminat mektubudur. Kurtarma yardım alacağının tüm dünyada uygulanan bir yöntemi vardır. Kurtarma yardım alacağında kurtarılan değerler belirlenir; gemi tarafları, yük sahipleri ve sigorta acentesi bir araya gelerek bir sulh görüşmesi yaparlar. Sulh görüşmesinde anlaşma sağlanılamaz ise, mahkemenin atayacağı hakemlerin olayı değerlendirmesi sonucu bir rakam ortaya çıkar. Dolayısıyla Kıyı Emniyeti’nin, kimsenin canını yakmak ya da mesnetsiz taleplerde bulunarak olayı kurtarma-yardıma sokmak gibi bir çabası olmamıştır. Kıyı Emniyeti, bir kamu kuruluşudur. Görevi de, yapmış olduğu yatırımlarla seyir emniyetini sağlamaktır. Boğazlarda kritik noktalarda bulundurmuş olduğu römorkör ve personeliyle 24 saat işlem yapar. Bu süreç içerisinde yılda 400’ü aşkın makine-dümen arızası yapan gemiye süratle yetişerek, onların karaya oturmasını engeller. Maalesef insanlar, kurtarma yardımı, gemi karaya oturduktan sonra yapılan bir işlem diye düşünüyor” dedi.



“Karaya oturduktan sonra mı kurtarsaydık”



Orakçı, Gözde-D adlı gemi armatörünün olayın bir çekme olduğu iddialarına da şu sözlerle açıklık getirdi: “Söz konusu gemi, Çanakkale Boğazı’nın en dar, akıntının en fazla olduğu ve en kritik noktası Eceabat bölgesinde makine arızası yapmak suretiyle sürükleniyor. Bu gemi sürüklenseydi ve bizler o gemiye yetişemeseydik ve karaya otursaydı; pervane dahil olmak üzere hasarlansaydı, deniz kirliliğine ya da can kaybına sebebiyet verseydi, bunun sonunda yapılan hizmet mi kurtarma yardımı sayılacaktı? Burada görev almış arkadaşlarımız takdir edilip, teşekkür edileceğine bu tip isnatlarda bulunulması çok rahatsız edici. Benim üzüntüm şudur ki, özellikle Türk bayraklı gemilerin boğazlarımıza yeteri kadar önem vermediğini görüyorum. Çünkü, boğazdan geçerken son derece makine arızası yaşamış; birçok arızalara maruz kalmış, bakımsız olan bu geminin Türk boğazlarından geçerken, acaba neden saati 600 dolar olan bir eskort römorkör, ya da kılavuz kaptan almayarak, Türk boğazlarını riske ettiğini ben anlamış değilim. Yıllardır aynı şeyi söylüyorum. Acaba, bunu anlamamız için bir kaza ya da, felaket mi yaşamamız gerekiyor? Geçenlerde 292 dolar için gemi karaya oturdu. O zaman şanslıydık gemi, deniz kirliliği yapmadı. İstanbul Boğazı’nı hiç kimsenin riske etmeye hakkı yok. Bizim görevimiz, Türk boğazlarını sadece bir şahıs için değil, herkes için son derece emniyetli hale getirmektir. Biz kaza olmasın diye; olursa da riskleri minimize etmek için varız. Ama, bunların tamamını hiçe sayalım. 600 dolar verip, römorkör almayalım; 300 dolar verip, kılavuz kaptan almayalım, sonra da başımıza böyle bir olay geldiğinde de kamu alacağına itiraz edelim. Ben, kimseye böyle bir hakkı vermiyorum. Hakları varsa, bir hukuk devletinde yaşıyoruz. Müracaatlarını yaparlar, mahkeme bunu belirler. Kaldı ki, bu olayda da rakamları biz değil, mahkeme belirlemiştir.”



“Yönetmelik değişikliği yapılmadı”





Haberde, 1 ay önce Kıyı Emniyeti’nde yönetmelik değişikliği yapıldığı ve bu doğrultuda gemiye binen kılavuz kaptana inisiyatif verildiği iddialarını da gülünç bulduğunu ifade eden Genel Müdür Salih Orakçı, “Böyle bir yönetmelik değişikliği hiçbir şekilde olmamıştır. DTO’nun ulaştırma bölümünden sorumlu müdürü, kılavuzluk bölümünün kime ait olduğunu; römorkörün, kurtarma yardımın, limanın ücretinin ne olduğunu bilmiyorsa, kime ne anlatacağız? Armatör ne yapsın o zaman? Kıyı Emniyeti’nde, sadece kaza olmasın diye yılda 20 milyon dolar harcanmaktadır. Böyle bir kurumu, bir çırpıda harcamaya çalışmaya kimsenin hakkı yok” diye konuştu.



Selçuk ONUR – PERŞEMBE ROTASI-03 Nisan 2008 Perşembe





sibel özer
sibel özer - 11 yıl Önce

operasyon kurtarma degil de biraz daha cok kurtaramama operasyonu olmus sanki:)

YETKİN GÖKÇE
YETKİN GÖKÇE - 11 yıl Önce

ÜLKEMİZİN SAYGIN KURULUŞLARINDAN OLAN KIYI EMNİYETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN PROFOSYENEL GÖRÜŞLERİNİN MUTLAKA FİKRİ ALINMALIYDI,YAPILAN İŞİ MAHİYETİ ÇOK ÖNEMLİ,SONUÇTA KURTARMA İŞİ,BU İŞİDE MUTLAKA EHLİ İNSANLARIN ELİNE BIRAKILMALIYDI

SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176

banner190