"Sektörün duadan başka yardımcısı yok"

DTO meclis toplantısı başkanlığını yapan Faruk Ürkmez yaptığı açılış konuşmasında “Bu sıkıntılı günlerin selamete ermesi için duadan başka yardımcımız yok" dedi.

banner217

"Sektörün duadan başka yardımcısı yok"

DTO meclis toplantısı başkanlığını yapan Faruk Ürkmez yaptığı açılış konuşmasında “Bu sıkıntılı günlerin selamete ermesi için duadan başka yardımcımız yok" dedi.

08 Ağustos 2009 Cumartesi 11:47
2008 Okunma

"Biri çıksın kral çıplak desin"

Perşembe günü yapılan DTO Meclis Toplantısının  başkanlığını yapan Furtrans Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Ürkmez yaptığı açılış konuşmasında “Bu sıkıntılı günlerin selamete ermesi için duadan başka yardımcımız yok. Onun için hepimize Allah selamet versin” dedi.

“Çıkın erkekler gibi söyleyin”

Deniz Ticaret Odası faaliyetlerinin anlatılmasından sonra söz alan Deniz Ticaret Odası Eski Meclis Başkanı Erol Yücel, müşterek konsey toplantısında DTO Yönetim Kurulu Başkanı sözün bittiği yerdeyiz sözünü hatırlatarak, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a teşekkür etmek istediğini belirtti. Yücel, “Başbakan Yardımcısı Ali Babacan çıktı bir televizyon programında “Ey denizciler, tersaneciler bizden bir şey beklemeyin. Sizi teşvik kapsamına almıyoruz” şeklinde konuştuğunu dile getirdi.

Yücel, “Bu hükümet hepimizi yanılttı. Bu konu beni ilgilendirmiyor. Benim tersanem yok. Niye 47 tane tersanemiz varken bu sayıyı 156’ya çıkarttık. Sonrada Başbakan Yardımcısı çıkıp AB’nde böyle bir şey yok gelmeyin karşıma diyor. Ben buradan soruyorum AB’nde tersanecilere teşvik var mı? Yok mu? Benim bildiğim AB’nde 86 kalemde teşvikler var. Ya bakan yanlış biliyor ya da bakanı yanlış yönlendiriyorlar veya hükümet bizi yanlış yöne yönlendirdi” diye konuştu.

Erol Yücel sözlerine şöyle devam etti:

“Ben tersanecilere acıyorum. Cengiz Kaptanoğlu ile birlikte Karadeniz’deki tersaneleri gezdik ve yapılan yatırımları gördük. Niye kötülük ettik bu insanlara? Niye Hopa’dan İskenderun’a kadar yurdun her tarafını tersanelerle çevirdik? Aynı hükümet değil mi? Aynı Başbakan değil mi? Yönetim kuruluna sesleniyorum Ali Babacan’ın yaptığı gibi çıkın erkekler gibi sizde söyleyeceğinizi söyleyin hükümete. Böyle acı bir gerçekle karşı karşıyayız. Geldiğimiz noktaya bakın".

 

 

“Ulaştırma Bakanı takım kaptanımız”

DTO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, Erol Yücel’in farklı bir tonla konuştuğuna değinerek “Elbette zor günler geçiriyoruz” diyen DTO Başkanı, “Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı verdiği mücadeleden dolayı bu olayların dışında tutuyorum” şeklinde konuştu.

Kalkavan, olaylara sadece tersane olarak bakılmaması gerektiğini ifade ederek, bu işin içinde tersaneler kadar yan sanayinin de olduğunu söyledi.

Yan sanayinin çok büyük sıkıntılar içinde olduğun hatırlatan Kalkavan, “Aslında en zor durumda olanlar çalışanlarımız. Çalışanlar işlerini kaybetme durumunda. İşini kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu işini kaybeden anlıyabilir. Belli kesimlerin birikmiş kazançlarından dolayı rahat etmiş olabilirler. Ama onlarında büyük sıkıntıları olduğunu biliyoruz” dedi.

Ekonomik krizin en büyük etkisinin deniz taşımacılığına, gemi inşa sanayiye ve yan sanayiye büyük etkileri olduğuna değinen Kalkavan, “Bir kere daha söylemek istiyorum, Denizcilik Müsteşarlığımızın kadrosu dahil Sayın Bakanımız inanılmaz bir efor sarf ediyor. Başbakanımızda inanıyor. Fakat bugün geldiğimiz durumda maalesef bütçe açığından dolayı henüz somut bir adımı göremedik” şeklinde konuştu.

 

“Biri gelsin kral çıplak desin”

İlk olarak Erol Yücel’e teşekkür ederek sözlerine başlayan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Odabaşı, özellikle gemi inşa sanayi, genel olarak da denizcilik sektörü bugüne kadar sesiz kaldığını savundu.

“Bir ara hızlı bir çalışma bakanımız geldi ve genelev kapatır gibi tersane kapatmaya başladı” diyen Odabaşı, buna karşılık tersanelerin sessiz kaldığını belirtti.

Böylece ortada kriz yokken bizim krizimiz başladı diye sözlerine devam eden Odabaşı, “Böylece bankalar müşteriler bizlere sorular sormaya başladılar. Sonrada ruhsat sorunları ortaya çıktı. Arkasından kriz geldi ve bu kriz alışılagelmiş bir kriz değil. Bu kriz finans kurumlarına itimadın yok olduğu bir dönem. Maalesef sektör bu konuda sessiz kaldı. Denizcilik sektörü kriz önce Türkiye’nin çok iddialı bir konuma geldiği bir sektördü.  Dünya 5’incisi olduk diye sesimizi yükseltiyorduk. Şimdi başarıdan pay alıyorsan, problemden de pay almayı öğren. Sektörün ihtiyaçları belli. Sektörün içinden gelen bir bakanın ve müsteşarlığın sektörün ihtiyacını bilmemesi gibi bir şey yok” dedi.

Odaşı sözlerine şu ifadelerle son verdi:

Sektörün dönebilmesi için kredi şart. Biri kalkıp Maliye Bakanı para bulamıyor diyorsa ve bunu da savunmaya kalkıyor ise, ortada bir yanlışlık var. Sizlere bir örnek vermek istiyorum. Kore Yatırım Ajansı şu ana kadar 17 büyük konteyner gemisini satın almış. Yani Kore hem deniz nakliyatını koruyor hem de tersaneleri kurtarmış. 40 gemi içinde pazarlığa oturmuş. Yani koreye sipariş verilmiş de satın alınmamış gemileri tersanelerin elinden alıyor. Yine aynı haberin devamı Kore, Koreli armatörleri yeni gemi siparişinde Kore tersanelerine sipariş vermeleri durumunda 1,6 milyar Dolar kredi veriyor. Bizim konuştuğumuz rakamlar bunlar değil. Bunun yüzde 10’nu, 20’si bizi alıp götürüyor. Maalesef biz sesi kısık karakter olduk. DTO Yönetim Kurulu Başkanı sorumlu mevkide olduğu için konuşmalarında dikkatli olmak zorunda ama bu sektörün susmasını gerektirmez ve sesini çıkarmayana kimse mama vermez. Artık zamanı geldi, biri gelsin kral çıplak desin”

Öte yandan toplantının öncesinde TURMEPA ve Lloyd's Register tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen proje meclis üyelerine anlatıldı.

TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Yaramancı konuşmasına Deniz Ticaret Odası'na kendilerini ağırladığı için teşekkür ederek başladı.

Bizim gibi sivil toplum örgütleri böyle kurum ve kuruluşlarla hitap etmeye geldiği zaman genelde bir şey istemeye gelirler diyen Yaramancı, kendilerinin bir şey istemeye gelmediğinin altını çizdi.

Tam tersine denizcilik camiasının da yakın zamanda karşı karşıya kalacağı, Türkiye için çok büyük yarar ve önem ifade eden bir uygulama hakkında meclis üyelerini bilgilendirmek istediklerini dile getiren Yaramancı, AB uyum yasaları çerçevesinde uzun zamandır ISO 9000 uygulaması yapıldığını hatırlatarak, buna benzer uygulamaların Türkiye’ye gelmeye başlayacağını söyledi.

Bunun için tesislerimizin ve ürünlerimizin çevre ile uyumlu oluşunun teminatı olan ISO 14001 standardının fazla konuşulmadığını savunan Yaramancı, iki sene sonra ISO 14001 standardının tesis ve ürünlerde aranmaya başlayacağını ifade etti.

Yaramancı, “ Bu konuda uygulamaya geçildiği zaman ihtiyaç duyabileceğiniz meslek hizmetlerini vermeye amade olduğumuzu bilmenizi istiyorum” dedi.

TURMEPA ve Lloyd’s Register'dan ortak proje

14001 Standardının uygulaması hakkında Lloyd Register ile Deniz Temiz Derneği'nin ortaklaşa oluşturduğu projeden bahsedildi.

Bu projeyi Lloyd Register temsilcisi Bahar Şen şöyle anlattı: “Uluslararası belgelendirme kurulu ile sivil toplum örgütü bir araya gelerek bu projeyi gerçekleştirdi. Bu proje nedir? Tüm Deniz Temiz Derneği üyelerine hatta onunla ilişik diğer kurumlara denetleme yaparak ISO 14001 belgesini vereceğiz. Yayınlanacak belgede her iki kurumunda logosu bulunacak. Bu belge hem Avrupa Birliği çerçevesinde hem de Türkiye’de ki kanunlar çerçevesinde kıyı tesislerinde getirilen zorunlulukları karşılayan bir belge olacak” dedi.

Şen, bu proje ile çevreye verilen zararı en aza indirileceğini ve çevre yasalarına uyumu sağlanabileceğini söyledi. Belgenin Uluslararası saygınlığı olduğunu da sözlerine ekledi.

 “Durum reklama döndü”

Sunumdan sonra konuyla ilgili olarak söz alan Dünya Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Suay Umut, “Cevap vermek istemezdim ama bizler armatörüz. Öncelikle Deniz Temiz Örgütü ile Lloyd Register’ın iş birliğine teşekkür ediyoruz. Yalnız şunu belirtmek gerekir ki bizler armatörüz ve klas kuruluşlarının ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Buradaki arkadaşlarımızın birçoğunun ISO 14001 belgesi vardır. Bu sertifikayı Türk Loydu, ABS gibi klas kuruluşları da verebiliyor. Burada durum biraz Loyd’s Register’ın döndü” dedi.

Güvenlik sistemleri kapsamında üç yeni cihaz

Kalyon Güvenlik ve Danışmanlık Sistemleri şirketinin sahibi Emekli Kurmay Albay Mehmet Kalyon denizde güvenlik sistemleri kapsamında dünyada geliştirilen üç cihaz hakkında sektör temsilcilerine bilgiler verdi

Bunlardan ilki “Mobilarm – V100 Vpırm” cihazı, bu cihaz denize adam düştüğünde çevresindeki tekne, gemi, helikopter ve sahildeki telsiz alıcılarına VHF Kanal 16’den “voice” olarak ve VHF Kanal 70’den acil durum sinyalleriyle haber veren bir cihaz olduğunu söyledi.Cihaz suya girdikten 5 saniye sonra çalışmaya başladığını bununda sebebinin yanlışlıkla çalıştırıldığında durdurulması için olduğunu ifade etti.

Kalyon sözlerine şöyle devam etti:” Sonuç olarak “MOBİLARM – V100 PIRB” cihazı herhangi bir denize adam düşme vakasında kazazedenin kurtarılması için büyük kolaylık sağlayan pratik bir can kurtarma aracıdır. “MOBİLARM CREWSAFE” cihazının teknik özelliklerinden bahseden Kalyon, “Bu cihaz herkesin üzerinde taşıdığı “Mobil Tag” ile gemi veya botta bulunan teşhir panel/konsolu, kablosuz bir iletişim sistemiyle sürekli irtibat halindedir. Denize düşme veya menzil dışına çıkma halinde temas kesilir ve sesli, ışıklı alarm verir.” dedi.

Son olarak da “Navtracker” uydudan takip etme sisteminden bahseden kalyon denizdeki unsurların (gemi, bot, tekne) konumlarını günde üç defa, internet vasıtasıyla enlem – boylam, coğrafi mevki şeklinde ve “google map”ten otomatik olarak gönderdiğini anlattı.

Anahtar Kelimeler:
DTO Meclisi
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AVNİ AKPINAR 2009-08-08 22:32:55

Ağzı olan konuşuyor. Yahu ortalık yanıyor. Yok niye argeye yatırım yapmadınız, yok navlunlar yükselince krizin geleceğini niye düşünmediniz? Yok kazandığınız paraları ne yaptınız? Merak ediyorum bu krizin gelebileceğini gören kahin yatırımını neye kaydırdı da zengin oldu? Ayıptır kardeşim ayıp, bugün fotoğrafta gördüğünüz bu kişilerin tek suçu ülkelerini sevmek, çalışkan olmak, devamlı yatırımları düşünmekti. Dünya kurulduğundan beri gemilerin işsizlikten günlerce, aylarca, hatta yıllarca yattığı ne görülmüş nede duyulmuş birşeydi. Bunu kimse görmedi, göremedi ama sadece önceki yorumcu kardeşimiz gördü tebriklerimi suarım!!!!!!!!

Avatar
İSMAİL KAYA 2009-08-08 16:46:36

Petrol varil fiyatı 30 dolardan 170 dolarak çıkarken, krizin GELİYORUM diye bağırarak geldiğini görmeyenler, bu günlerin hazırlığını yapmayanlar bu gün çare arıyor.İş işten geçmiştir beyler.Kapitalist dünya düzeni gereğidir bu.Büyükler hep kazanır biz satranç taşında düşen taşları toplarız.Dünyanın hamballığını uzun zamandır yapıyoruz.Kuru yükler,tankerler, vb. Piyasanın iyi zamanında Petrol platformu siparişi alabilen bir tersane varmı? Son zamanlarda başarılı bir kaç firma Supply tarzı gemi aldı.Piysası belli kar marjı düşük ve kısa vadeli projeler uzun vadede kaybettiriyor.Bu kriz ortamında halen platform yapan dünya tersaneleri var.Enerji sektörüne yönelmek ve bu sektörden pay almak gerek.Tersanecilerimize bir önerim var; ufkunuzu gemiş tutun.Tuzlaya geldiğinizde Avrupaya gemi yapabileceğiniz aklınızdan geçmezdi.Birleşin ve güçlenerek büyük projeleri pastadan almalısınız.Pastanın olduğu masaya bir sandalye çekme zamanı gelmiştir.Yanlız 2 platform projesi Tuzla yı doyurur.Rüzgar santralleri üreten tersanelerimiz olmalı.



Yada 2. bir seçenek devlet yardım etsin diye bekleyelim...

Avatar
2009-08-08 13:46:32

Arkadaşlar bizi kendimizle başbaşa bırakmışlar, ne yaparsanız yapın biz sizin yanınızda değiliz demek istemişler, ister dua edin ister çekin gidin. Armatöründen, tersane sahibine, yan sanayi esnafından, işçisine bakın başınızın çaresine. Bana göre denizcilik sektöründe umutlar tükenmek üzereyken, sayın babacan'ın yapmış olduğu açıklamayı şimdi bu haberden öğrendim umudum tamamen tükendi. Tersaneler kapanma yolunda hızla ilerliyor, son canını yaşıyor. DENİZCİLİK SEKTÖRÜ GÜVENi SIFIR. Böyle bir sektör bitirilmemeli, yapılacak birşey varsa lütfen yapın artık. Kimsenin ne dayanacak gücü, nede sabrı kaldı.

Avatar
AHMET YILDIRIM 2009-08-08 14:33:51

Avatar
AHMET YILDIRIM 2009-08-08 14:38:10

Navlunlar saçma sapan bir seviyeye yükseldiğinde, bu piyasanın düşeceğini nasıl düşünemezsiniz? Milyonlarca dolar yatırıma sahipsiniz ama hiçbiriniz arge'ye önem vermediniz ve hala vermiyorsunuz. Kulaktan dolma bilgilerle piyasanın geleceğini konuşuyorsunuz. Denizcilik sektörümüz maalesef ki ciddi anlamda profesyonellikten uzak, amatör ruhu bile olmayan bir konumda. Çok üzücüdür ki, krizden kurtulmanın çaresini dualarda arıyorsunuz. Piyasa yüksekken ne yaptınız peki? Kazandığınız uçuk/yüksek navlunları kenarınızda tutsaydınız bugün gemi personelleri 4/5 ay maaşsız çalışmak zorunda kalmayacaktı. Nasıl bir sektör ki milyarlarca dolarlar sirküle olur ama kriz zamanında(ki kriz kaçınılmazdır, piyasa iner çıkar bu ticaretin kanunu) 5 kuruş para olmaz armatörlerimizin cebinde.



Herkes şapkasını önüne koyup bir düşünsün, bakkal hesabı gibi "armatörcülük" olmaz.

Avatar
Kurdoğlu Muslihittin Reis 2009-08-08 14:57:57

Ülkenin birinde giyimine düşkün,kendini beğenmiş bir kral varmış.Kendini çok akıllı sanan kral,giyim kuşamdan başka bir şey düşünmezmiş.



Günlerden bir gün komşu ülkenşn kralı kendisini ziyeret etmek istediğini bildirmiş.Elbette ki,bizim kralın ilk aklın agelen yine ne giyeceği olmuş.Hemen adamlarını çağırtmış



-"Tüm dünyaya haber gönderin"demiş."Öyle bir elbise istiyorum ki,dünyada bir eşi dah aolmasın.Bana böyle bir elbise dikecek terziyi zengin edeceğim.Misafirlerimi karşılarken bu elbiseyi giyeceğim."



Kısa bir süre sonra,haber her yana yayılmış.En iyi terziler,ellerindeki kumaşlarla,saraya gelmişlerHepsi yapacaklarını krala anlatıyormuş.Ama kral anlatılanlardan hiç birini beğenmiyor;



-"Çok daha güzel olmalı!"diyebağırıp duruyormuş.



Sonunda çok genç bir terzi çıkmış kralın karşısına.



-"Sen ne getirdin bakalım"diye sormuş kral.Trezinin genç ve tecrübesiz duruşu kralın umudunu iyice kırmış.



-"Benim getirdiğim çok özel sevgiliş kralım"demiş genç terzi."Size öyle bir kumaş dokuyup,öyle bir elbise dikeceğim ki,sizden önce kimse böyle bir elbiseyi giymemiş olacak."



Kral bu sözlere çok şaşırmış.



-"Ancak bir şartım var"demiş genç terzi."Giysiyi bitirene kadar işimize hiç kimse karışmayacak."



Kral aradaığını bulmanın sevinciyle kabul etmiş bu şartı.Hemen iki kese altın verip;



-"Çabuk olun o zamana!"diye emretmiş.



Genç terzi hemen başlamış çalışmaya.Ertesi gün iki kese altın daha istemiş kraldan.Kral hiç itiraz etmeden vermiş altınlarını.Aradan günler geçtikce,kral gençterzinin dokuduğunu söylediği kumaşı merak etmiş.Sonunda dayanamayıp,çalıştığı odaya girmiş.Genç terzi tezgahınbaşında harıl harıl çalışıyormuş.Kral sessizce bir süre izlemiş,bir şey göremeyince;



-"Demek bunca zamandır boş oturdun ha!"diye kükremiş."Kese kese altınları ben boşun amı verdim sana!"



Terzi sakin ve kendinden emin;



-"Saygıdeğer kralım"demiş.Bu kumaşı sadece akıllı insanlar görebilir.Bakın ne kadar da güzel oldu.Öyle değilmi?"



Kral ne diyeceğini şaşırmış.Aptal durumuna düşmemek için;



-"Evet evet çok güzel"demek zorunda kalmış ve hızla çıkmış odadan.



Kralın elbisesi şehirde kualktan kulağa dolaşır olmuş."Sadece akıllılar görebilir!"İnsanların merakı bunu duydukça dah açok artıyormuşSonunda tören günü gelmiş.Halk toplanmış,hazırlıklar bitmiş.Terzi kralı soymuş ve gerçekten varmış gibi üzerine bir elbise giydirmiş.Sonrada karşısına geçip;



-"Çok şık oldunuz efendim"demiş.

-"Muhteşemsiniz."



Kral genç terzinin bu iltifatları karşısında,aynada gördüğü çıplak bedene hiç aldırmadan;



-"Eline sağlık,çok güzel olmuş"demiş.



Kral yeni elbiseleri ile çıkmış saraydan.Dışarda toplanan halk kralı çıplak görünce çok şaşırmışlar.Ama kimse cesaret edip krala gerçeği söyleyememiş.Birden küçük bir çocuk haykırmış;



-"Kral çıplak!"



Ardından cesaretlenen halk,gülmeye başlamış.Kral geç de olsa gerçeği böyle acı bir şekilde anlamış.

Anasayfa Geri

Avatar
Şah İsmail 2009-08-08 15:32:53

Ateşi ve ihaneti gördük

ve yanan gözlerimizle durduk

bu dünyanın üzerinde.

İstanbul 918 Teşrinlerinde,

İzmir 919 Mayısında

ve Manisa, Menemen, Aydın, Akhisar;

Mayıs ortalarından

Haziran ortalarına kadar

yani tütün kırma mevsimi,

yani, arpalar biçilip

buğdaya başlanırken

yuvarlandılar.



Adana,

Antep,

Urfa,

Maraş:

düşmüş dövüşüyordu...



Ateşi ve ihaneti gördük,

Ve kanlı bankerler pazarında

Memleketi Alman’a satanlar,

Yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar

düştüler can kaygusuna

ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından

karanlığa karışarak basıp gittiler.

Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,

en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,

dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,

iki kat soyulmamak için.



Ateşi ve ihaneti gördük,

Murat nehri, Canik dağları ve Fırat,

Yeşilırmak, Kızılırmak,

Gültepe, Tilbeşar ovası,

gördü uzun dişli İngiliz’i.

Ve Aksu’yla Köpsu,

Karagöl’le Söğüt gölü

ve gümüş basamaklı türbesinde yatan

büyük, aşık ölü,

şapkası horoz tüylü İtalyan’ı gördü.

Ve Çukurova,

kıyasıya düzlük,

uçurumlar, yamaçlar, dağlar kıyasıya

ve Seyhan ve Ceyhan

ve kara gözlü Yürük kızı,

gördü mavi üniformalı Fransız’ı.

Ve devam ettik ateşi ve ihaneti görmekte.

Eşraf ve ayan ve mütehayyizanın çoğu

ve ağalar:

Bağdasar ağadan

Kellesi Büyük Mehmet Ağaya kadar,

düşmanla birlik oldular.

Ve inekleri, koyunları, keçileri sürüp, götürüp,

gelinlerin ırzına geçip,

çocukları öldürüp

ve istiklali yakıp yıktıkça düşman,

dağa çıktı mavzerini, nacağını, çiftesini kapan

ve çığ gibi çoğaldı çeteler

ve köylülerden paşalar görüldü,

kara donlu köylülerden.

Ve bizim tarafa geçenler oldu

Tunuslu ve Hindli kölelerden.

Ve Türkistanlı Hacı Ahmet,

Kısık gözleri,

seyrek sakalı,

hafif makineli tüfeğiyle

dağlarda bir başına dolaştı.

Ve sabahleyin ve öğle sıcağında ve akşam üstü

Ve ayışığında ve yıldız alacasında geceleyin,

ne zaman sıkışsa bizimkiler,

peyda oluverdi, yerden biter gibi o

ve ateş etti

ve düşmanı dağıttı

ve kayboldu dağlarda yine.



Ateşi ve ihaneti gördük,

Dayandık,

dayandık her yanda,

dayandık İzmir’de Aydın’da,

Adana’da dayandık,

dayandık Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te.



Antep’liler silahşor olur,

uçan turnayı gözünden

kaçan tavşanı art ayağından vururlar

ve Arap kısrağının üstünde

taze yeşil selvi gibi ince uzun dururlar.

Antep sıcak,

Antep çetin yerdir.



Antep’liler silahşor olur,

Antep’liler yiğit kişilerdir.

Karayılan

Karayılan olmazdan önce

Antep köylüklerinde ırgattı,

Belki rahatsızdı, belki rahattı,

bunu düşünmeye vakit bırakmıyordular,

yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi

ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar.

Yiğitlik atla, silahla olur,

Onun atı, silahı, toprağı yoktu.

Boynu yine böyle çöp gibi ince

Ve böyle kocaman kafalıydı

Karayılan

Karayılan olmazdan önce.

Düşman Antep’e girince

Antepliler onu

Korkusunu saklayan

Bir fıstık ağacından

alıp indirdiler.

Altına bir at çekip

eline bir mavzer

verdiler.

Antep çetin yerdir.

Kırmızı kayalarda

Yeşil kertenkeleler.

Sıcak bulutlar dolaşır havada

İleri geri.



Düşman tutmuştu tepeleri,

düşmanın topu vardı.

Antepliler düz ovada

Sıkışmışlardı

Düşman şarapnel döküyordu,

toprağı kökünden söküyordu.

Düşman tutmuştu tepeleri.

Akan: Antep’in kanıydı.

Düz ovada bir gül fidanıydı

Karayılan’ın

Karayılan olmazdan önceki siperi..

Bu fidan öyle küçük,

Korkusu ve kafası öyle büyüktü ki onun,

namluya tek fişek sürmeden

yatıyordu yüzükoyun.



Antep sıcak,

Antep çetin yerdir.

Antep’liler silahşor olur.

Antepliler yiğit kişilerdir.

Fakat düşmanın topu vardı.

Ve ne çare, kader

düz ovayı Antepliler

düşmana bırakacaklardı.

“Karayılan” olmazdan önce

umrunda değildi Karayılan’ın

kıyamete dek düşmana verseler Antep’i

Çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar.

Yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi,

korkaktı da bir tarla sıçanı kadar.

Siperi bir gül fidanıydı onun,

gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzü koyun

ak bir taşın ardından

kara bir yılan

çıkardı kafasını.



Derisi ışıl ışıl,

gözleri ateşten al,

dili çataldı.

Birden bir kurşun gelip

kafasını aldı.

Hayvan devrildi kaldı.





Karayılan

Karayılan olmazdan önce

kara yılanın encamını görünce

haykırdı avaz avaz

ömrünün ilk düşüncesini:

“İbret al deli gönlüm,

demir sandıkta saklansan bulur seni,

ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.”



Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp

Bir tarla sıçanı kadar korkak olan,

fırlayıp atlayınca ileri

bir dehşet aldı Anteplileri,

seğirttiler peşince,

Düşmanı tepelerde yediler.

Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp

Bir tarla sıçanı kadar korkak olana:

KARAYILAN dediler.



“Karayılan der ki: Harbe oturak,

Kilis yollarından kelle getirek,

nerde düşman varsa orda bitirek,

vurun ha yiğitler namus günüdür...”

Ve biz bunu böylece duyduk

ve çetesinin başında yıllarca namı yürüyen

Karayılan’ı

ve Anteplileri

ve Antep’i

aynen duyup işittiğimiz gibi

destanımızın birinci babına koyduk.

.



Nazım Hikmet Ran



Avatar
.... .... 2009-08-09 01:41:10

yorumları okuyunca ınsan denızcılık sektorunun ne dururmda oldugunu anlayabılıyordur heralde .işimiz dua ya fılan da kalmamış artık denızcılıkle ugrasan herkesde korkunc paronaya ve sızofrenı ortaya cıkmıstır.

1.bututn armator ,tersane sahıplerı ve sayın odabaşı:

tersanelerın neden genelevler gıbı kapatıldığı sorusuna tersane sahıperının yanında değilde kafanıza sarı bır baret kırlı bır tulum kısacası tedbılı kıyafet uygulayarak gırınde gorun.kendınız olsaydınız bır tersanede işçi olarak çalışmadan sadece ızleyebılırmıydınız.kapatılmayı onlemenın tek yolu tersanelerın ıdarı kadrolarında gemıcıclıkle alakası olmayan ve kemıkleşmıs abımız yada ustamız adıyla tabır edılen kişileri İŞSİZ BIRAKMAKTIR.ikincisi eğitim almamış cehaletin bayrağını gururla sallandıran taşeron firma sahiplerini birer birer ayıklayıp eczane acmak için eczac olmak gerekır prensıbıyle hareket edıp fırma acmak ıcıcn muhendıs olmak gerekır deyıp murekkep yalamıs ınsanların onunu acın kı hem o zavallı garıban uc kurusa calısan işçiler ölmesin hemde sızın o cok kıymetlı projelerınız ınanamayacagınız kısa surede cabuk bıtsınkı sız mevduatlarınızı doldurasınız:)

2.ekonomık krıze karsı tedbır alan tersane sahıplerı cokda ıyı bılıyorlardı kı bu ballı parmagın bır gun sonu gelecek ve bır o kadarda tedbırlıydıler.bu gun tımsah gozyasları dokuyorlarkı cok kolay ama cok cıddı paralar kazandınız.dunya gemıcıclık pıyasasında 5. sıraya gecebılmek ıcıcn ısledıgınız dwt nın karsılıgı bu gun 100 kere tuzlayı bastan sona ınsa edıyor ve sızın hıc bırınız bunu ınkar edmezsınız.KISA BIR ACIKLMASI VAR ODA KOLAY BULDUM TEZ YITIRMEYECEGIm paranıza dokunmuyorsunuz dokunamıyorsunuz.

3.bakanlarımız hakkında goruslerınızı belırtmıssınız onda haklısınız cunku saolsunlar kanayan yaralarımızla ılgılenen bır hukumet deıl saglam yerlerımızı kanatan bır yonetımle karsı karsıyayız.sıgara yasagının pesınde kosuyorlar o zman ab de kı gıbı uyusturucu madde tasıyabılme hakkınıda getır madem medenılesıyoruz.genclerımızın adı ozentıye cıkmıs ama kım ozentı tartısılır.ASKERI YONETIMIN ALDIGI KARARLAR YASAKLAR HEP ELESTRI KONSUUS OLMUŞTUR KAHVELERIMIZDEKI SIGARA MUPTELALARINA SIMDI SIZ KURBAN OLUN O KOMUTANLARA BAKIN NELER GELDI BASINIZA.







KALKIN BAKIN GOLCUKE ,TUZLAYA ,ALTINOVANIN HALINE GOC EDEN INSANLARIN PARA KAZANMAYA CALISISP YARINI TOK GECIRMEK ICICN CABALAYAN INSANLARIN ACILARINA NE OCAKLAR SONMEKTE YUVALAR YIKILMAKTA SIZ HALEN DAHA ISISN MEDENIYETINDESINIZI KRAL CIPLAK FALAN DEIL KRAL OLDU SORUN SIMDI NASIL BILIRISINIZ.

cok deıl 1 sene sonra FORTISIN ,DENIZBANKIN YUNAN BAYRAKLARINI KIYILARIMIZDA SALLADIGINI NASIL TERSANELERIMIZ ELE GECIRDIGINI BIZIZDE KAPISINA NASIL BEKCI DIKIP KORUDUGUMUZUZ GORECEGIZ.EL BIRLIGIYLE BATIRYORUZ SEKTORUMUZU AZ DAHA HA GAYRET POLITIKA OLDU OLASI TURKIYENIN BUTUTN YARALARINI SARMISTIR AMA EN MEDENI FRANSA BILE KRIZE GIRDIGINDE IHTILAL YAPMISTIR....





banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176