Kalkavan: "Boğuluyoruz sözün bittiği yerdeyiz"

Metin Kalkavan, "Biz denizde boğuluyoruz, sözün bittiği yerdeyiz" ; Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Dünyada kesinlik arz eden iki şey vardır, biri vergi diğer de ölüm"...

banner227

Kalkavan: "Boğuluyoruz sözün bittiği yerdeyiz"

Metin Kalkavan, "Biz denizde boğuluyoruz, sözün bittiği yerdeyiz" ; Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Dünyada kesinlik arz eden iki şey vardır, biri vergi diğer de ölüm"...

10 Temmuz 2009 Cuma 12:19
1942 Okunma
Kalkavan:

İşadamı, Mehmet Şimşek'ten vaaz Taner Yıldız'dan deyiş dinledi

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, işadamlarının vergiyle ilgili yakınmalarına "Dünyada kesinlik arz eden iki şey vardır, biri vergi diğer de ölüm" yanıtını verdi. TOBB bünyesindeki işadamlarının istek ve eleştirilerini dinleyen bakanlar arasında yer alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da akaryakıtla ilgili eleştirilere bir halk deyişiyle karşılık verdi. Akaryakıtta getirilen tavan ücret uygulamasını savunan Yıldız, "Güneş çarığı, çarık da ayağı sıkacak. Akaryakıtta çok promosyon yapılıyor, o promosyonların parası hep tüketiciden çıkıyor" diye konuştu.

Önceki gün yapılan TOBB Müşterek Konseyler toplantısına kabinenin ekonomiyle ilgili tüm bakanları katıldı. Toplantıda Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Devlet Bakanları Zafer Çağlayan ile Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra oda ve borsalardan temsilciler katıldı. Toplantının basına kapalı bölümünde işadamlarının istem ve önerilerini ilgili bakanlar değerlendirdi.
 
Şimşek itirazları abartılı buldu

Vergiyle ilgili eleştirileri yanıtlayan Şimşek, esnafın peşin vergi ödenmesiyle ilgili şikâyetlerine hak verdi. Söz konusu uygulamanın enflasyonun yüksek olduğu dönemde gündeme geldiğini belirten Şimşek, ancak bütçeyle ilgili açık nedeniyle bu uygulamadan vazgeçilemeyeceğini söyledi. Vergiyle ilgili suçlara hapis cezası verilmesine dönük itirazları ise "abartılı" bulan Şimşek, söz konusu cezanın "naylon fatura düzenleyenler" gibi dar bir alanda uygulanacağını söyledi. Türkiye'de vergi oranlarının düşük olduğunu savunan Şimşek, vergi kaçırmanın da kamu düzenine işlenmiş bir suç olduğunu söyledi. Şimşek, vergi borçlarında yeniden yapılandırma ve affa kesinlikle karşı olduğunu da işadamlarına deklare etti.

Toplantıda, akaryakıttaki tavan ücret uygulaması da gündeme geldi. Anadolu'da birçok istasyonun el değiştirmeye başladığını belirten işadamları bu uygulamanın gözden geçirilmesini istedi. Enerji Bakanı Taner Yıldız ise, akaryakıta uygulanan promosyonlardan örnekler vererek düzenlemeyi savundu. Akaryakıt almaya gidenin insanın deterjan almak zorunda olmadığını vurgulayan Yıldız, "Güneş çarığı, çarık ayağı sıkacak. Sektörde çok geniş promosyonlar yapılıyordu. Herkes benzinini alsın gitsin, bütün promosyonların ücreti tüketiciden çıkıyor. Ancak gerekirse EPDK'yla tekrar görüşülür" dedi.
 
'Konuşmayı anlayamadık'

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ise, söz aldığında TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun konuşmasına değindi. Hisarcıklıoğlu'nun yatırım teşviklerinin ötesinde üretimin sürdürülmesi için üretim teşviğine ihtiyaç duyduğu anımsatmasına dikkat çeken Ergün, bu konuşmayı anlamadıklarını söyledi. Ergün, verilerin düzelmeye başladığını ve işlerin yavaş yavaş yoluna girmeye başladığını da söyledi.

Kalkavan: "Biz denizde boğuluyoruz, sözün bittiği yerdeyiz"

Toplantıda konuşan sektör temsilcileri ise, iç pazarın canlandırılması için atılmasını istedikleri adımları sıraladı. Denizcilik sektörü adına konuşan Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan, en hızlı büyüyen sektör olan denizciliğin küçülme noktasına geldiğini söyledi. Alınan gemi siparişi sayısının 500'lerden 100'lere düştüğünü vurgulayan Kalkavan, "Biz denizde boğuluyoruz, sözün bittiği yerdeyiz" dedi. Ticaret odaları devletin firmalara olan borcunun bir an önce ödenmesini isterken, şirketlerin birleşmesine de kolaylık istedi. Sanayi odaları ise, sanayide yangın olduğunu belirterek şirketlerin borçlarının yeniden yapılandırılmasını istedi. TOKİ'ye sağlanan imkanların özel sektöre de tanınması işadamlarının talepleri arasında bulundu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AVNİ AKPINAR 2009-07-10 13:23:16

SAYIN BAŞKANIM GEÇMİŞ OLSUN, ÖYLE BİR BOĞULDUK Kİ; ARTIK SESİMİZİ ÇIKARACAK NEFESİMİZİ BİLE KİMSELERE DUYURAMAZ HALE GELDİK, BU KRİZ MRİZ DEĞİL DENİZCİLER İÇİN TAM FELAKETTİR, ALLAH SONUMUZU HAYIR ETSİN.

Avatar
İmdat Avcı 2009-07-10 21:44:44

değiştirmeyi vadettiğin nesnenin içerisinde olmadan, o nesnenin bir parçası olmadan, nesneyi değiştiremeyeceğini

değiştirmeye muktedir olmadığın nesne hakkında bol keseden atıp tutmanın hoş olmadığını

anlatır.

Avatar
ahmet öztürk 2009-07-11 08:07:52

beyefendi vergi yapılandırmasına karşıymış, dünya buhrandan geçiyor farkında değil heralde, 1930larla karşılaştırılıyor dünyanın durumu, türkiye %14 küçülmüş ilk çeyrekte, bu sene diğer 3 çeyrekte bu seyir devam ederse bu ne demek olur biliyormusunuz, son 5 senede yaptıklarımız sıfırlanmış olur, başladığımız yere geri dönmüş oluruz demek, sattıklarımız da cabası. bütçe elvermiyormuş, kusura bakmasınlar ama devletin borç yapısı borçlanmaya uygun, bugün borç seviyesini artırabilecek durumda, bugün borçlanıp halkını rahatlatacağına hala bütçe hedeflerinden bahsediliyor. hükümetin büyüme hedeflerini de hatırlarsınız sene başında hala %4 büyüyeceğiz diyorlardı, %14 küçüldüler, demekki ciddiyet bu kadar, oturdukları makamlar ciddiyetsizlik ve sorumsuzluk kaldırmaz, makamın hakkını versinler yeter.

saygılarımla,

ahmet öztürk

Avatar
murat birecik 2009-07-11 12:27:09

değerli gemi inşaiyeci kardeşlerim,



%20'lere doğru ilerleyen işsizlik sorunu için; durum öylesine ciddi ki; artık -bu saatten sonra- ''biz nerede yanlış yaptık?'' sorusunu bile soramayız!



bu sorunu, hükümetler çözemez, ankara bürokratik oligarşisi çözemez, akademisyenler çözemez ve de özel sektör patronajı ve fiktif-oligarşisi hiç çözemez! sakarya savaşı'nın hemen öncesi; mustafa kemal'in ''başkumandan kanunu'' tasarısı meclis tartışmalarındaki konuşmalarından yola çıkmalıyız! tekalif-i milliye yasalarını bilmeliyiz!



ülkemizin şu andaki sorununun adı; ekonomik kriz, bankalar vs reel sektör...filan değil; ''GÜVENSİZLİK'' tir.



işçi taşerona, taşeron ve tedarikçi tersaneye, tersane armatöre,

armatör ise devletine karşı tüm güvenini yitirmiş durumda!



lakin;



bulunur kurtaracak bahdı kara maderini...



(isteniyorsa, tabii ki)





saygılarımla

murat birecik





Avatar
derya kalatoğlu 2009-07-11 22:35:05

Bu ülke insanının gözünden kaçırdığı bir durum var.her seçimde hükümetler değişir hükümetler bakanları bürokratları değiştirir bu böyle devam eder .asıl gözden kaçan zenginlerimizin adı değişmiyor babadan oğula devam ediyor. dolayısyla değişmeyen iş adamları değişen bürokrat ve bakanlara ayak uyduramıyor yeni işadamlaına asla fırsat tanınmıyor çünku onların geçmişi yok işte bu noktada değişen konjüktürde ve mantalitede eski isim yapmış iş adamları ve onların varisleri bu değişen hükümet üyeleri ile anlaşamıyor hatta birbirlerini şaşkınlıkla izliyorlar.çünkü varisler babalarından öyle öğrenmişlerdi oğlum birikimlerini devletten herzaman sakla zora düştüğünde devlete dayan hatta kapısında ağla ama asla kazanımlarını riske atma yüzerken onlara kafa tut gelmeyin üstüme de kazancını daima düşük tut vergi mi asla çok azıcık ucundan biraz .HALBUKİ ekonomiyi ekmek yiyen herkesin bildiği kadar bilen herkes bilsinki ZORDA olanları kurtarmak yerine batmasına izin verilmeli krizde devletin para basıp batıyorm diyenlere vermesi doğru olmaaz bu yaklşım kapitalizmin ruhuna aykırıdır.hatta bunların batmasına izin verilmeli sistem kendi kendini yenilemeli yoksa bu adamların kazançları kendilerine özelleşiyor zararları ise bertaraf edilip devletleştiriliyor.gereğinden fazla kredi kullanan kesimler ödüllendiriliyor tasarruf edip temkinli insanlarda cezalandırılmş oluyor ekonomide sistem iyi yönetilmeyen şirketlerin ayakta kalmasına izin vermez kendini ya satar kurtulur ya batar kurtulur yeni sahipleri onu yüzdürür .

Avatar
AVNİ AKPINAR 2009-07-11 23:45:25

Murat bey fikrinize kısmen katılmakla birlikte problem sade güvensizlik değil. Armatörler genelde namuslu insanlardır. Para kazanırken her hafta sonu çantalarla parayı Tuzlaya getirir Tersaneciye teslim ederdi. Tersaneci ise Taşerona, kaynakçıya, raspacıya, boyacıya vs.vs. esnaflara bolca dağıtırdı. Pamuk tarlasıyla, beyaz köpek hikayesi gibi bakkalı, manavı, kasabı, köftecisi herkes nasiplenirdi. Şimdi ise zincir hırçamapasından koptu gitti, artık şimdi kim ne yaparsa yapsın yeni zincir lazım ve sağlam bağlanmalı. Bir yıl hergün zarar eden armatör para ödeyemeyince kimse kimseye ödeme yapamıyor ve maalesef olaylar bu boyuta geldi. İlerisi daha kötü olacak gibi eğer ciddi müdahale yapılmazsa.

Avatar
Kemal Nami 2009-07-13 16:57:43

Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur elbet kurtaracak bahtı kara maderini.

Avatar
Mehmet Çalış 2009-07-14 11:02:42







Bizim Kurnazlara dair...

 


Şark kurnazlığı, kısa vadeye odaklı kurnazlıktır. Geniş kapsamlı bir plan ve programı yoktur. Bu kadarını zaten hepimiz biliyoruz.



Şimdi işin bu kadar net şekilde bilinmeyen kısımlarına gelelim.



Şark kurnazı'... ........, “kısa vadeli, plansız, programsız” hareket etmeyi bilinçli olarak seçmez. Şark kurnazı'...
........ zaten kısa vadeli, plansız, programsız bir varlıktır. Şark kurnazı'...
........, şark kurnazlığı... ........,  yaptığında, aslında sadece “kendisi” olmaktadır. Bugün dediğinin yarın dediğini tutmaması, bilinçli bir yalancılıktan kaynaklanmaz. Şark kurnazının'...
........nin düşünceleri o kadar değişkendir ki, zaten dürüst bir şekilde düşüncesini söylediğinde, kaçınılmaz olarak tutarsızlığa düşmekte, yani bir nevi yalan üretmektedir. Tutarsızlık, zaten yalancılığın bir türüdür. Bir başka şekilde formüle edersek: Şark kurnazı, beyninin tutarsız düşünce üretiminden ötürü zaten doğal bir yalan üreticisidir, doğal bir iki ayaklı yalandır. Garp şerefsizi ise, nisbeten daha bilinçli bir şekilde yalan üretmektedir. Şark kurnazı'...
........, kurnazlığı/şerefsizliği özel bir seçim olarak yapmaz, sadece doğasını yaşar.



Şark kurnazı'... ........nin kurnazlığı/şerefsizliği içgüdüseldir. Garp kurnazı/garp şerefsizinin kurnazlığı/......... rasyoneldir. Şark kurnazı, garp kurnazından daha “sezgisel”dir, ama şark kurnazının sezgileri genelde sadece 2-3 hamle ötesini görebilirler. Yani taktiğe dayalı sezgilerdir. Garp kurnazının sezgileri ise daha geniş vizyonlu, (ya da bir diğer ifade ile söylemek gerekirse) daha stratejiktir.



Şark kurnazının'... ........nin istekleri, hedefleri, talepleri, düşünceleri, duyguları, insanlarla ilgili görüşleri sürekli bir değişim halindedir. Akıl sır ermez bir değişim enerjisidir bu. Garp kurnazı/garp.......... ise kendine belirli bir hedef seçer ve tutarlı bir şekilde o hedefe yönelik olarak kurnazlık......... yapar. Çünkü garp kurnazı/garp
.........., kısmen de olsa tutarlı bir kişilik yapısı sergiler. Şark kurnazı'...
........ ise o kadar tutarsızdır ki, şizofren olarak tanımlanması mümkündür. Zaten şark kurnazının'...
........nin kurnazlığı ve ............, şizofrenisinden doğar. Bununla birlikte, kurnazlığın ve
........... doğasında bir miktar şizofreninin olduğu gerçeğini de göz ardı etmemek gerekir. Hatta, asıl şizofreniyi yüksek entelektüellerde ve “deli-dahi” tiplerde aramak yerine, “ikiyüzlü ortalama insan” tabir edilebilecek tiplerde aramak daha mantıklı olabilemektedir. Ortalama insan, sürekli değişen tutumları sayesinde, yani hemen her konuya biraz şizofren bir şekilde bakıyor olması sayesinde,
................kurnazlık yapabilmektedir. Yani sabit ve sağlam bir düşünce yapısının olmaması, onun kurnazlığına zemin hazırlamaktadır. Asıl deliliğin entelektüellerde ve dahilerde değil ortalama insanda olduğunu da ayrı bir not olarak belirtelim.



Şark kurnazının'... ........nin kurnazlığının.................. temelinde kafa karışıklığı, kibir, içgüdüsel davranış ve “akdeniz ateşliliği”nin karışımı bir duygu sentezi vardır. Garp kurnazının/garp
................. kurnazlığının/...................... temelinde de kibir vardır ama kafa karışıklığı ve ateş yoktur. Garp kurnazının kibiri sakindir. Şark kurnazının kibiri ise sambacı gibi oynak ve ateşlidir.



Şark kurnazında güce ve güçlülere tapma olayı inanılmaz boyutlardadır. Garp kurnazı ise, gücün ve güçlünün ona çizdiği sınırlar dahilinde hareket etmesine, gücün ve güçlünün onun önüne koyduğu programa harfiyen uymasına(ve o programa uymak uğruna güçsüz gördüklerine maddi/manevi her türlü zararı gözünü kırpmadan verebilmesine rağmen) rağmen, güce ve güçlülere şark kurnazı kadar içsel bir şekilde tapmaz. Şark kurnazının güce ve güçlülere bu kadar içsel bir şekilde tapmasının nedeni, tutarlı/düzenli bir kafa yapısına sahip olmaması ve bu nedenle de onun kafa yapısını düzenleyecek, ona soyut ve somut açıdan yön verecek bir otoriteye muhtaç olmasıdır.



Bu yazıda kadın-erkek meselesine girmeyi pek istemezdim, ayrıca klasik kadın erkek steryotipleri üzerinden düşünmeyi de çok onaylayan biri değilim artık, ama gene de şark kurnazının bu yönünün kadınsı olarak değerlendirilebileceği kanaatindeyim. Garp kurnazı ise, kendi kendine yönünü bulabilecek kadar kişilikli ve düzenli bir kafa yapısına sahip olabilmektedir. Ama çıkarları için kendi seçtiği yöne değil otoritenin ona çizdiği yöne gitmektedir. O nedenle de, garp kurnazı, hiçbir zaman için “itaat”i şark kurnazı kadar içselleştirmez.(Şunu da not düşeyim: Burada garp kurnazı kavramı ile son dönemin garp kurnazlarını anlatmak istiyorum. 19.yüzyıl ve öncesindeki dönemlerin garp kurnazları, günümüzün şark kurnazlarına benzerler aslında)



Şarktaki tek kurnazlık stili, kadınsı kurnazlıktır. Şark dünyasında, garp dünyasındaki gibi “kadınsı olmayan kurnazlık”(yani rasyonaliteye yaslanan kurnazlık) yoktur. Şark erkeği, ya “erkek gibi saf/dürüst/delikanlı/vefalı/uzun vadeli düşünen/rasyonel biri” ya da “kadınsı bir kurnazlık içinde” olmayı seçmek durumundadır. Garp kurnazlığı ise kadınsı ya da erkeksi değildir.



Şark kurnazlığının, kadınsı bir davranış biçimi olması, şark dünyasında, dürüstlük ile erkekliğin aynı şey olarak tanımlanmasına yol açmıştır. Bütün “erkeklik/raconculuk/delikanlılık” söyleminin temelinde yatan olgu budur: Kadın gibi kurnaz, kişiliksiz, değişken ve esnek olma, erkek gibi saf, dürüst, sabit kişilikli, kaba, sert ol…





İki tipik örnek üzerinden olayı netleştirelim…“Dün dündür bugün bugündür” felsefesini benimsemiş olan Demirel bir şark kurnazı, hayatı boyunca sadece üç hedefin(Almanya’ya yaşam alanı yaratmak, bolşevikleri yoketmek, yahudileri yoketmek) peşinden koşmuş ve bu üç hedeften asla taviz vermemiş olan Hitler bir garp kurnazıdır.



enayilik derecesinde rasyonel olmak



oksimoron ya da paradoks gibi görünse de, aslında açıklananabilir olan bir hadisedir. şimdi ilk bakışta rasyonel olmak, enayilik değil, tam tersine kişinin kendi çıkarlarını savunmayı bilmesi gibi görünüyor. ama öyle olmayabiliyor. çünkü "etraf", irrasyonel bir şekilde kendi çıkarlarını savunan insanlarla dolu. hiçbir mantık gözetmeden, sırf içgüdüsel bir şekilde kendi çıkarları, arzuları, ihtirasları yönünde vahşice ve ölçüsüzce hareket eden ve bunu yaparken çevresindekileri de fırsatını bulursa ezen insanlar var. oysa, rasyonel insan, kendi çıkarlarını içgüdüsel şekilde değil rasyonel şekilde hesaplar. bunlara ulaşmasını sağlayan araçları ve yöntemleri rasyonel bir şekilde algılar ve kullanır. bu, merhamet, "insaflı rekabetçilik" ya da "fair play" değildir, sadece yöntemin rasyonel düşünceye dayalı olmasıdır. bunu yaparken de, somut anlamda bir mantık ve düşünce üretmeden, daha çok vahşice ve içgüdüsel olarak kendi çıkarlarının mücadelesini veren insanların karşısında enayi durumuna düşebilir. yumuşak kalabilir. ezilebilir.



yani kısaca: "işini bilmek", rasyonel olmak değil, mantıksız ve vahşi olmaktır. rasyonel insanın bencilliği ve acımasızlığı bir yere kadardır. içinden bencil ve acımasız olmak gelmediği için değil, bencilliği ve acımasızlığı tam olarak uygulayamadığı içindir bu…



belki biraz da batı mantığı ve doğu mantığı arasındaki farkla ilgili birşeydir bu.
Türkiye'de batılı bir eğitim almış, modern ve düzgün bir aile yapısı içinde büyümüş, rasyonel düşünceyle yetişmiş bir insan, ne kadar acımasız, bencil ve açgözlü karakterli olursa olsun, ne kadar kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederse etsin, "şark kurnazı" ve "çirkef" bir kişinin karşısında savunmasız kalacaktır. çünkü şark kurnazının kendi çıkarlarını savunuşu içgüdüseldir, kurnazlığı içgüdüseldir; batılı bir tarzda eğitim almış kişi ise kendi çıkarlarını rasyonel mantıkla arayacaktır.



Reşat Çalışlar




NOT: Noktalı bölümler Denizhaber editör tarafından
editlenmiştir.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176