İçine Deniz Giren Yalı

Zarif Mustafa Paşa Yalısı, denizin yalıdaki bir odaya gizlice girdiği bağlantısıyla daha Osmanlı döneminde kadınların yüzmesine de olanak sağladı...

banner106

İçine Deniz Giren Yalı

Zarif Mustafa Paşa Yalısı, denizin yalıdaki bir odaya gizlice girdiği bağlantısıyla daha Osmanlı döneminde kadınların yüzmesine de olanak sağladı...

28 Temmuz 2013 Pazar 13:35
2712 Okunma
İçine Deniz Giren Yalı


İçine deniz giren yalı

Zarif Mustafa Paşa Yalısı, Boğaziçi'nin yaşayan en eski ikinci yalısıdır. Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı ve İstanbul'un işgali döneminde büyük hasar gören Zarif Mustafa Paşa Yalısı, denizin yalıdaki bir odaya gizlice girdiği bağlantısıyla daha Osmanlı döneminde kadınların yüzmesine de olanak sağladı...

Günün birinde zengin bir Arap kadının hayali oldu. Ama onca servetine rağmen yalıda yaşamak ona nasip olmadı...

1700’lerin başında yapılan Zarif Mustafa Paşa Yalısı geçmişi bin yıl öncesine giden eski bir Bizans manastırının kalıntıları üzerine kurulan Boğaz’daki en eski yapılardan biridir.

YALIYA KÖK SALAN AİLE

Zarif Mustafa Paşa Yalısı, yapıldığı dönemde, harem, selamlık, mehtabiye köşkü ve köşkün hemen altındaki kayıkhane bölümü, harem ve selamlık bahçeleri, limonluk ve ahırları ile Boğaziçi’nin en büyük konutlarından biriydi.

Zarif Mustafa Paşa Yalısı, en eski yalı olduğu kabul edilen Amcazade Yalısı ile neredeyse yaşıt sayılır. Kesin olmamakla birlikte aynı dönemlerde yapılmışlardır. Kayıtlara göre yalının bilinen ilk sahibi Berberbaşı Mustafa Ağazade’dir.

Yalıya ismini veren Zarif Mustafa Paşa, elyazısı ile yazdığı ve torunlarından birinin elinde bulunan hatıra defterine göre yalıyı 1848’de satın almış. Zarif Mustafa Paşa 1859’da Meclis-i Vâlâ Azalığına kadar yükseldi. 1863’te ise vefat etti.

SAKAL-I ŞERİF

Yalının tarihindeki ilginç olayrdan biri de Zarif Mustafa Paşa’nın damadı Sadık Bey’in kayınpederinin düzenli olarak verdiği ve gürültülü geçen ziyafetlerden sıkılınca kendi bulunduğu kısmı büyükçe bir duvarla ayırmasıdır.

Sadık Bey’in oğlu Devlet Şurası Azalarından Mehmet Esat Bey yalıda bulunan Hz. Muhammed’in sakalına (Sakal-ı Şerif) ait bir teli Anadoluhisarı’ndaki Fatih Camii’ne hediye etmiş.

1926’da yalı sakinlerinden Sadiye Hanım’ın düğünü nedeniyle bina sarıya boyanınca adı ‘Sarı Yalı’ olarak tanındı. Yalı düğünün hatırasına hürmeten o günden beri hep sarıya boyanmaktadır.

SİLAH DEPOSU

1. Dünya Savaşı yıllarında da yalının orta bölümü sahipleri tarafından yıktırıldı. Böylelikle harem ve selamlık kısımlarının bağlantısı kalmadı ve iki ayrı yalı meydana geldi.

Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul’u İngilizler işgal edince Esat Bey’in oğulları yalıyı Anadolu’ya silah ve mühimmat göndermek için kullandılar. Yalının haremine ait büyük bir kısım İngiliz askerleri için kullanılacağı duyumu üzerine 1919’da sahipleri tarafından yıktırıldı.

SAĞLAM KALAN SELAMLIK

Restorasyonlar sonrası iyi bir duruma kavuşup günümüze kadar gelen selamlık kısmı bazı kaynaklara göre Zarif Mustafa Paşa’nın torunu Esat Bey’in ismi ile de anılıyor.

1962’deki yol açma çalışmaları sırasında yalının arka bahçesi, limonluk, mutfak ve ahırlar yıkıldı. Zarif Mustafa Paşa’nın torunlarından ve Karayolları Müdürlüğü’nün kurucularından Daniş Koper zamanla harap olan yalıyı 1974’te restore ettirdi.

Ama Zarif Mustafa Paşa Yalısı’nın alt kat güney köşe odasına, 28 Haziran 1990’da bir Şehir Hatları Vapuru çarptı.

BİR ARAP KADININ HAYALİ

Tazminat davaları senelerce sürdü, yine de bir sonuç alamayan aile, yalıyı 1992’de yedi milyon dolara dönemin Suudi Arabistan Enerji Bakanı’na sattı. Bakan, yalıyı çok beğenen annesine hediye etti.

Restorasyon çalışmaları başladı, 8 yılda milyonlarca dolar harcandı. Ama restorasyon bitiminde bakanın annesi felç geçirdi ve yalıya yerleşmek ona kısmet olmadı. Bu olay nedeniyle de yalı satışa çıkarıldı.

KAYBOLAN HAREM

 

Haremin bir kısmı 1919 yılında yıktırıldı. Kalan küçük bir bölüm ise 1971’de bir gemi çarpınca yıkıldı ve böylece yalının harem bölümü günümüze gelemedi. 16 Haziran 2010’da İstanbul 3. İflas Müdürlüğü’nde bir yalı arazisi ihalesi vardı.

Zarif Mustafa Paşa Yalısı’nın hareminin bulunduğu arazi 19 milyon 250 bin dolara (36 milyon TL’ye) el değiştirdi. İlginç olan satılan arazinin Orhan Aslıtürk’e ait olmasıydı.

Orhan Aslıtürk adı ilk olarak, dönemin Şişli Belediye Başkanı Gülay Çokay ile 26 Eylül 1997’de evlenince kamuoyu tarafından duyuldu. Daha sonra Orhan Aslıtürk hakkında, naylon fatura ile hayali ihracat yaptığı iddiaları ortaya atıldı.

Orhan Aslıtürk 6 Eylül 1998’de ‘yasa dışı yollardan yurt dışına para kaçıracağı’ iddiasıyla gözaltına alındı. Sevk edildiği Beykoz Cumhuriyet Savcılığınca serbest bırakılan Orhan Aslıtürk, Şişli Belediyesi’nde yolsuzluk yaptığı iddialarıyla gündeme gelen eşi Gülay Çokay ile 1998’de yurt dışına kaçtı.

Çift, davalar sürerken 2001’de boşandı. Açılan davaların çoğu zaman aşımına uğradı. ‘Tutuklanmama’ karşılığında Türkiye’ye dönmek için başvuran Orhan Aslıtürk’e 2010’da güvence verildi.

2011’de iade kararı çerçevesinde İngiltere’den Türkiye’ye gönderildi. Ardından 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldı.

En zarif tanıtım

 

2000’de Demet Sabancı Çetindoğan yalıyı satın aldı. Tek başına Türkiye’yi tanıtma kurumu gibi çalışan Demet Sabancı Çetindoğan, dünyanın önde gelen politikacılarını ve sanatçılarını yalısında ağırladı.

Zarif Mustafa Paşa Yalısı, adına yakışan incelikle Oprah Winfrey’den Robert Redford’a kadar pek çok ismi ağırlamayı sürdürüyor.

MAHREMİYET MÜZESİ

Zarif Mustafa Paşa Yalısı’na has özelliklerden biri de kadınların deniz hamamı olarak kullandıkları gizli bir havuza sahip olmasıdır. Mahremiyet dolayısıyla Osmanlı kadınları açık yerlerde denize giremedikleri için giriş katındaki odalardan bir tanesinin içine merdivenle deniz suyuna girilen bir yer yapılmış.

Yalıda yaşayan veya misafir olarak gelen kadınlar evin içindeki bu odada yüzerlermiş. Günümüzde Kahve Odası olarak kullanılan bu mekanın camla kaplı zemininin altında balıklar yüzüyor. Akvaryuma dönüştürülen bu havuzun suyu geçmişte olduğu gibi yine Boğaz’dan geliyor.

HAMAM SIRASI: ÖNCE ERKEKLER

Yalıdaki özgün Türk hamamı nadide bir mermer işçiliğine sahip ve ilk halini korumasıyla tarihi öneme sahiptir. Osmanlı döneminde hamama ilk defa girme hakkı evin erkeğine aitmiş.

Sonra evin hanımı, daha sonra onların çocukları hamama girermiş. Daha sonra evde çalışan erkek müstahdem, ardından kadın müstahdem ve onların çocukları sırayla banyo yaparlarmış.

Anahtar Kelimeler:
BoğazYalı
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176