GTH Operatörleri de yargıya taşıyacak

Dernek açıklamasında "çamur at izi kalsın" yaklaşımını kabul etmediklerini ve konuyu yargıya taşıyacaklarını belirtti.

GTH Operatörleri de yargıya taşıyacak

Deniz Trafik Operatörleri Derneği: "Karalamalar kabul edilemez"

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın en başarılı bürokratlarından Kaptan Salih Orakcı'nın başında bulunduğu Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nü karalamaya yönelik bir internet sitesinde çıkan haberlere bir tepki de Deniz Trafik Operatörleri Derneğinden geldi.

Dernek açıklamasında "çamur at izi kalsın" yaklaşımını kabul etmediklerini ve konuyu yargıya taşıyacaklarını belirtti.

Derneğin web sitesinde (www.vts.org.tr) yayınlanan açıklama şöyle:

Son dönemlerde Türk Denizcilik Medyamızda çıkan haber ve yorumları büyük bir şaşkınlık ve üzüntüyle takip ediyoruz.

Her ne kadar değişik amaçlarla bir çok tarihçi bizlere Türklerin denize sırtını döndüğünü dikta etmeye çalışsa da şanlı denizcilik tarihimizden alınması gereken dersleri alarak bugüne kadar Türk Denizciliğinin gelişmesi ve dünyada hak ettiği konuma ulaşması için başta Bakanlığımız olmak üzere, özel sektöründen kamu kurumlarına, akademik çevrelerden denizcilik medyasına verdiğimiz omuz omuza mücadele sayesinde bugünkü konumumuza ulaştık. Geldiğimiz noktada uluslararası kuruluş ve organizasyonlarda dinleyen konumundan düzenlemelere yol gösteren konumuna gelebildiysek bunu omuz omuza verdiğimiz mücadele sayesinde başardık.

Bu azim ve mücadele ortada iken şu anki gelişmeleri, büyük mücadelelerle elde edilmiş kazanımlara darbe olarak nitelendiriyoruz. Sektörel bir haber kaynağında bile olsa, çıkan bir haber ülkemizi karalamak isteyen pek çok çevre tarafından malzeme olarak kullanılabileceği unutulmamalıdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde sorun olduğu düşünülen konuların çözüm girişimlerinin ülke çıkarlarımız ön planda tutulacak şekilde yapılması ve sorunları ifade ederken yıkıcı değil aksine yapıcı olmamız gerektiğine inanıyoruz.

Canlarını dişlerine takarak çalışan ve hizmet kalitesini arttırmak için mücadele içinde olan tüm çalışanlarımızla birlikte başta ülke denizciliğimiz olmak üzere, bünyesinde çalışmaktan onur duyduğumuz Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüz ve çalışma arkadaşlarımızın isimlerinin karalanmasını asla kabul edemeyiz. Bu bilinçte olan bizler “kol kırılır yen içinde kalır” atasözümüzü asla olayları örtbas etmede kullanılacak bir malzeme olarak görmediğimiz gibi  “Çamur at izi kalsın” mantığını da şiddetle reddediyoruz. Denizcilik camiamızın saygın bir kurumu, çalışanları ve nihayetinde ülke denizciliğimize  her hangi bir kara leke sürülmemesi için Dernek Yönetimimiz olarak mevcut iddialarla ilgili adli, idari ve Sivil Toplum Kuruluşları nezdinde gerekli girişimlere de başlamış bulunmaktayız. Aynı mantıkla haberler ve yorumlarda ileri sürülen iddialarla ilgili olarak iddia sahiplerini, varsa ellerindeki bilgi ve belgeleri devletimizin yetkili makamları ile paylaşmaya davet ediyoruz.

Daha önce muhtelif beyanatlarımızda da vurguladığımız üzere bizler için Türk Boğazlarını ve deniz trafik emniyetini ilgilendiren konularda hizmet vermede ne zaman ne de mekanın önemi yoktur.  Bizim için Türk Boğazları sadece gemilerin gelip geçtiği bir su yolu değil ülkemizin can yoludur. Tarihi geçmişi boyunca pek çok badire atlatmış bu can yolumuzun her noktasını bizler 7 gün 24 saat göz bebeğimiz gibi takip edip kollamaktayız. Uzakyol Kaptanı olarak yıllarca dünyanın dört bir tarafında şanlı bayrağımızı şanla şerefle dalgalandıran bizler bugün de Deniz Trafik Operatörleri olarak Türk Boğazlarının emniyeti ve o şan dolu bayrağımızın Türk Boğazları üzerinde ebediyen dalgalanması için her türlü mücadeleyi vermekteyiz. Bu bilinçle tıpkı dün olduğu gibi bugün de yarın da Türk Boğazlarının her açıdan yılmaz bekçileri olacağız.

Aynı bilinçle, zaman zaman büyük sıkıntılar içinde, çoğu zaman özveriyle ama her zaman başarıyla çalışan meslektaşlarımızın bu şekilde karalanmaya çalışılmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Zira, karalanan bir sektörün içinde hizmet veren tüm kesimlerin de etkinlikleri ister istemez olumsuz etkilenir ve sonuçta kaybeden Türk Denizciliği olur. Mavi Vatanımız olan denizlerimizin emniyeti ve Türk Denizciliğinin geliştirilmesi için daha yapılması gereken çok işimiz olduğunu biliyoruz. Bu bilinçle tüm çevreleri bu ortak amaç etrafında toplanıp güç birliği içinde çalışmaya davet ediyoruz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
bir hakiki bilen
bir hakiki bilen - 6 yıl Önce

Herkes her yorumu yaptı, yaptı da...bilip bilmeden yaptı...acentesi dedi...armatörü dedi...onu dedi bunu dedi...kılavuzuna operatörüne yüklendi...ya!!! ey vergi vermemek için bilinmedik ülkelerin bayrağını gönderine çekenler, ey vermediğin halde gümrüğe, polise, kılavuza, ona-buna bahşiş verdim diye temsil ettiğin armatöründen yüklü miktarda para çeken, botunu çıkarmadan servis hizmeti verdim diye gemi başına en az 200 $ alan, kılavuz kaptan almamayı teşvik edip milli servete katkısı olmayan acente...ey şirketleri tehdit edip cebini cukkalayan hatta danışıklı döğüş yapıp kavgalı olmadığınız halde kavgalıymış gibi reytingini arttırmaya çalışan gazeteci...eeeeee yeter be!!!!çekin elinizi yakamızdan ve üzerimizden...defolun gidin kaptansanız gemide çalışın, armatörseniz dürüst olun, acenteseniz sadık olun...gazeteci iseniz elinizdeki belge ve dökümanları buradan yayınlarken lütfen aynı zamanda savcılığa veriniz...iş mi yapıcağız sizin hırslarınızlamı uğraşıcaz...gölge etmeyin...defolun, hemde çabuk defolun!!!sizsiz de yaşar ve hizmet ederiz biz...sizler yolcu bizler hancıyız...o kadar...alnınızı karışlarım...fena öperim, adam olun hizaya gelin...

BÜYÜK İSKENDER
BÜYÜK İSKENDER - 6 yıl Önce

Koltuk kavgasıdır.klasikleşti basını kullanmak.KEGM nde yapılan atamalara tepkili olmak ve devamında yapılacak atamalarda muhtemel bürokratların önünü kesmak amacı güden bir seneryo gi

bi geliyor.

yapılan her hangi bir şey mevzuatına uygun ise etiktir.

şirket ortağı olmak yasal bir haktır.ancak icraatındaki düstur devletin gelirlerinin zaafa uğratılmamasıdır.bu herkesim için geçerlidir.KEGM İÇİNDE ÖZEL SEKTÖR İÇİN DE.

bu bürokratları görevden alanda,görev verende aynı irade olduğuna göre , saygılı olunması gereklidir.memmuniyetsizlik varsa ilgili irade ile bunu düzeltmek gerekir.

insanları zan altında bırakmak,çamur atmak,suçlamak ,hakaret etmek etik değil ve günahtır.bunu da hangi yetki ile yapıyorsunuz.hakimmisiniz,savcımısınız.

okuduklarım kadarı ile şu ana kadarki anlatılanlar şuuyu vukuundan fazla oldu.dedikodular kabahatlerin önüne geçti.

lafın kısası koltuk kavgası için bi dünya insana,çalışana çamur atmayın.

Bir Başka Bilen
Bir Başka Bilen - 6 yıl Önce

“MEYVE VEREN AĞAÇ TAŞLANIR”



Bir denizcilikle ilgili haber sitesinde görmüş olduğum yayınlar, yazılar, yorumlar üzerine içimden bir yazı kaleme almak geldi. Bu yazıyı okuyanlar, bir yerde taraf olduğumu düşüneceklerdir. Ancak şunu samimiyetle ifade ediyorum ki, ne bir tarafım nede taraf olacağım düşünülen kurum ve kişilerle bu yazı hakkında bir görüşmem olmuştur. Her iki tarafı da bilen tanıyan biri olarak, tamamen içten gelen duygu ve düşüncelerimi aktardım, paylaştım. Çünkü bazı şeyler insanlık penceresinden bakıldığında gerçekten dokunuyor ve kendinizi bir şey yapmak durumunda hissediyorsunuz. Herkes nasıl yazılara bir yorum yapma hakkını kendisinde buluyorsa bende aynı duygularla biraz geniş bir yorum yapıyorum. Her neyse;



Ne kadar özlü ve ne kadar manidar bir sözdür. Meyve veren ağaç neden taşlanır diye hiç düşündünüz mü? İşte konunun bu kısmı çok hassastır ve bunun birçok nedeni vardır. Burada amaç çok önemlidir. Amaç, en masumane şekliyle meyve yemek olup çok daha art niyetlere kadar uzanan ağacın dalını budağını kırıp meyve veremez duruma getirmeye kadar gider bu iş. Amaç meyve yemekse amenna. Komşunun ağacı güzel meyve vermiştir. Senin bahçende de yoktur. Birkaç tane de sen yersin. Helal hoş olsun. Amaaaa, sende olan ağaç komşuda da varsa ve sen komşunun ağacı meyve vermesin, sadece benim ağacım meyve versin, sadece bende olsun, etrafa benim meyvelerimi vereyim ve ben sağa sola yaranayım diyerek ağacı taşlarsan, kolunu dalını kırmaya çalışırsan işte esas “etik” diye bahsedilen ve “etik” kurallarına uymayan kısım budur.



Son dönemde, denizcilik sektörünün bazı haber sitelerinde bahsedilen Kurum, son yıllarda ülkemizin denizcilik alanında parlayan yıldızı olmuş ve sürekli ön plana çıkmıştır. Gözde olan bir kurumun yöneticileri de göz önünde olacak ve yapılan işlerden dolayı hak ettikleri takdirleri, taltifleri doğal olarak alacaklardır. Yapılan başarılı çalışmaların ardından alınan takdirler ve taltifler tabidir ki, bürokrat olan yöneticilerin bir anlamda önlerini açacaktır. Zamanı geldiğinde terfi etmelerine, daha iyi, daha yüksek mevkilere gelmelerine vesile olacaktır. Bu devlet yapısında ve hiyerarşisinde çok da olağan bir durumdur.



Birde bu yazılarda, dostane ilişkilerden bahsediliyor. Dostane ilişkilerin bitirildiğinden bahsediliyor. İnsanlar belli bir noktaya gelene kadar geçen süreçte gördükleri desteği, gördükleri insanlığı unutup ta nasıl bir dostane ilişkiyi bitirmekten bahseder? Bir insan bir sektörde hiç mi hiç tanınmazken ki, kendisi dahi o sektörü hiç bilmezken, gördüğü destek ve iyi niyetle bahsedilen sektörde bir yerlere gelmiş ve tanınmış ise nasıl bir dostane ilişkiyi bitirmekten bahseder? Birde işin özünde ve toplumsal yapımızda “Ahde Vefa” diye bir şey var.



Neden anlatılıyor bu kadar hikaye demeyin. Her şeyin bir nedeni ve bir sırası var. Ortada dürüstlük timsali, her şeyi hakkıyla bilen, gören ve haber yapan, habercilikte bir nevi ders veren (yapılan yorumlara bakıldığında) bir gazeteci var. Ama o gazeteci nereden geldiğini, bugünkü konumuna gelene kadar kendisine verilen desteği yardımı unutmuş bir durumdadır. Denizcilik sektörünü tanıyor nede sektör seni biliyordu. Sektöre girdiğinde kısa pantolonla dolaşan çocuklar gibiydi. İlk defa iş hayatına başlayan, ürkek memurlar gibiydi. Şuanda ifşa ettiği (!) olay-olaylarda adı geçen kişilerin ve de kurumun kendisine yaptığı yardım ve desteği unutmuş görünüyor. Elinden tutularak, bak şu şöyledir, bunun anlamı budur, denizcilikte bunlar vardır denmiştir. Buradaki destek ne para nede puldur. Buradaki destek parayla ölçülemeyecek değerdeki, bilgi ve bir nevi eğitimdir. Kendisi bu kişilerin ve kurumun sayesinde sektörü tanımış ve bu konuda buralarda ders görmüş, kurs görmüştür. Bir anlamda staj yapmıştır. İşte “Ahde Vefa” konusu.



Yıldızı parlayan, günden güne kendini dinamik bir yapıya kavuşturan bir kurum var. Kurumun bu noktaya gelmesinde emeği olan tabiî ki bir beyin takımı, bir yönetim kadrosu var. Yukarıda, başarılı bürokratların ilerlemesi ve terfi alması hususunda ne demiştik? Burada bu konu karşımızda. Şimdi ne oldu da cabbar gazeteci (!), destek gördüğü kurum ve yöneticileri hakkında bilgiler (!), belgeler (!) toplamaya başladı. Başarılı olan önü açılan bu kişilerin önünü tıkamaya yönelik haberler yapmaya başladı. Bu bürokratların alacağını düşündüğün terfiler, geleceğini düşündüğün makamlar (ki sürekli birilerini Ankara’ya gönderiyor, birilerini üst makamlara getiriyorsun) da kimlerin gözü vardı da bu olaylar meydana geldi? Diyelim ki önünü kestin ve bu makamlar başka birilerine yarayacak. Bundan faydalanacak kişilerle ne gibi ilişkilerin var? Seni bu yönde harekete zorlayan şey veya kişi/kişiler kimdir? Arkanda kimler var? Yukarıdaki soruları çoğaltmak mümkün. (Kendi tabiriniz) İşte “Meyve Veren Ağaç Taşlanır” konusu.



Unutmayınız ki, dile getirdiğiniz makamlara yapılan atamalar 3’lü kararname ile yapılır ve Uygulayıcı olan ilgili bakanın takdir ve yetkisindedir. Bu atamalara ne bir genel müdür nede bir gazeteci karar verir. Bunları bile bilmeyen biri olarak, hangi cesaretle Sayın Bakanın takdir ve yetkisine müdahale ediyor ve ipotek koyuyorsun. Sayın Bakandan daha iyimi biliyorsun. Yok falanca filancanın atamasını sağlamış, yok filanca Ankara’ya gidiyormuş. Bu kadar biliyorsan git Ankara’ya bakanlık yap yada personel hareketlerinin yapıldığı bölüm, kısım ne ise oraya bir şey ol. Ama öncesinde olunacak bir şey var ki dürüstlük. Olabiliyorsan onu da ol.



Bu güne kadar basında, birçok kişi ve çocukları hakkında haber yayınlandı ve yorumlar yapıldı. Bu konularda hiçbir haberini, yorumunu o dürüstlük timsali gazeteci kimliğinle birlikte göremedik. Bu haberlerde her şey konuşuldu, söylendi. Bu kişilerden dolayı, “Devlette laçkalık aldı başını gidiyor”, “Balık baştan kokuyor” diye neden bir yorumunuz gelmedi. “Güç”ünüze mi dokundu? Demek ki, bulunduğunuz noktadaki erkiniz buna yetmiyor. Sadece basın kimliğinizin ve haber yapma yetinizin vermiş olduğu ve denizcilik sektöründe tanınmış olmanızın (neden tanındığınızı anlattım) verdiği güçle, bu tanınmışlığın size geri kazanım sağladığı parayla şımarmış ve hâd konusunda sınırlarınızı aşmış görünüyorsunuz. “Çamur at izi kalsın” mantığıyla gazetecilik ve habercilik yapılmaz. Bu çok kullanılan ve denenen bir durumdur. Ancak sizin sahip olduğunuz meziyet sadece bu yönde. Milletin hakkında haber yapayım, kişi veya kurumlar bana geri dönsün. Konuşalım uzlaşma (!) sağlayalım. Haber sitem reyting yapsın. Tıklamalarda öne çıkayım. Bununla birlikte reklam gelirlerim artsın falan filan. Çarkımı döndüreyim. Sektörde kaç kişiden para aldın? İşte soru sormak meziyetse bunlarda soru. Ama çamur atmak kimseye fayda sağlamadığı gibi, en çok zararı da çamur atılan kişi ve kurumlar görmüştür. Olayların asılsız olduğu, ipe sapa gelmez konular olduğu belli olsa da kişiler ve kurumlar bunu kolay atlatamazlar. Lekesi hep kalır.

Mademki bu kadar dürüstlükten bahsediyorsun, bazı usulsüzlükleri sözde olmuş görüyorsun da neden bu güne kadar sustun? Neden gerekli mercilere müracaat edipte gereğinin yapılmasını sağlamadın? Susarak sende burada suç işlemiş olmuyor musun? Bu iki yüzlülüktür.



Unutulmamalıdır ki kılçıklı balıklar yağlı ama OMURGALI olur. Omurgasız olup ta gazetecilik yapmaya kalkmazlar.

etik asgari kriterdir
etik asgari kriterdir - 6 yıl Önce

koltuk kavgası....,başka koltuklar ,devamında yapılacak atamalar.düşününki ortağınız başkan oldu.size ve kendisine helalinden kazanç temin edecek.ileride,şimdi değil.çünki henüz şuna şunu ver buna bunu ver konumda değil.böylede bi ihtimal var .o halde potansiyel olanlara çamur atılacak ,bertaraf edilecek,sonrada helalinden kazanılacak.bu etikmidir.

bunu yapabilmek için hedefe bir çok kişiyi koyacaksın günaha gireceksin,rahata kavuşacaksın.

bir çok kamu ve özel kuruluşa hizmet vereceksin,karılığını şuna buna ona ver diyeceksin.fatura kesmeyeceksin, işine gelmeyen bürokrata tükaka diyeceksin ,...

bunların bi tarafına santaj,diğer tarafına irtikap deniyor.yani suçturda.ohalde bunlar ortaya çıkmalı.iş yargıya intikal ettirilmeli,sayıştay devreye sokulmalı.gerçek suçlu bulunmalıdır.

göreceğiz ki gerçek acıdır.vebal almak ağırdır.bilgisi olanlar konuşmalı.alma garibin ahını çıkar aheste aheste deyişinde tam da bu anlatılır.insanlerın eşi,dostu var. özel hayata dahi dil uzatanlar var.bunlar etikmidir.KEGM TOP YEKÜN BAŞARILIDIR,DÜRÜSTTÜR.dürüst olmayan lar düşünsün.bu işin geri dönüşü olmaz.yargı adil kararı her zaman vermiştir.

Efe Balkovan
Efe Balkovan - 6 yıl Önce


Esip gürlemişşin,herkesi öpüp alnını karışlayıp kendini HANCI ilan edip herkesi kovalamişşin...



bu kadar kansiz içinde senin kadar kanli canli & delikanlısı daha ortaya çıkmadı...



"vergi vermemek için bilinmedik ülkelerin bayrağını gönderine çeken" diye İNTERNET ÜZERİNDEN SUÇ TEŞKİL EDEN TOPLU HAKARET ederken, öğremek üzmesin seni ama bilesinki TÜRK bayrağı altinda seyir eden tüm ticaret gemileri TUGS"a kayıtlıdır vede zırnık vergi vermezler... bu dünyanın her ülkesinde her milletinde her "milli bilinen" bayragında böyledir... bu gerçekler sana çok ağır geliyorda böyle dağılmana sebep oluyorsa, denizden uzak bir iş belkide en munasip çözüm olabilir... EVET YETER ARTIK ....



düzeltme
düzeltme - 6 yıl Önce

bütün ticari gemiler TUGS(Türk Uluslararası Gemi Sicili)'a kayıtlı değildir.Milli Gemi Sicil de de kayıtlı gemilerimiz var.DTGM istatistiklerine bakılabilir.

TUGS'a kayıtlı gemiler netton başına 1 usd her yıl harç verirler.ve % 51 kaptan dahil Türk Uyruklu gemiadamı çalıştırma zorunluluğu vardır.Amacı; Türk Bayrağında daha fazla tonaj olmasının hedeflenmesi idi.Ne yazıkki olmadı.Milli Sicile kayıtlı olanlar vergi verirler,% 100 Türt gemiadamı çalıştırmak zorundadır.

diğer taraftan combadia,st vincent,belize,bolivya vb.sicillerde de Türk armatörün gemisi vardır......

olabilirde.Türk ülkesine vergi vermek ve Türk gemiadamı çalıştırmak zorunda değildir.çalıştıranlar var.

Türk Sicilden kaçışın nedenleri çözümlenmelidir.

banner112
SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176

banner190