Gemi Adamı Kursları İstismar Ediliyor

Miço, silici ve kamarot olmak isteyenlerin almak zorunda olduğu STCW kurslarında yaşanan düzeysizlik, denizci adaylarını hayal kırıklığına uğratıyor.

banner227

Gemi Adamı Kursları İstismar Ediliyor

Miço, silici ve kamarot olmak isteyenlerin almak zorunda olduğu STCW kurslarında yaşanan düzeysizlik, denizci adaylarını hayal kırıklığına uğratıyor.

20 Aralık 2007 Perşembe 12:20
2282 Okunma
Gemi Adamı Kursları İstismar Ediliyor

Gemi Adamlığı Kursları İstismar Ediliyor
 
Miço, silici ve kamarot olmak isteyenlerin almak zorunda olduğu STCW kurslarında yaşanan düzeysizlik, denizci adaylarını hayal kırıklığına uğratıyor. İş bulma vaadiyle kandırılan denizciler, kurslardan gazete ilanları sayesinde haberdar olduklarını, ancak kurs bitiminde hazır iş bulamama gerçeğiyle karşı karşıya kaldıklarını dile getiriyor.

Deniz Ticaret Odası (DTO) İzmir Şubesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksekokulu tarafından ortaklaşa düzenlenen STCW kurslarında eğitim içi organizasyonu sağlayan şef Mahmut Çanka, zaman zaman denizcilerin bu problemi DTO'ya ilettiğini, kendilerine kursların nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda bilgi verdiklerini söyledi. 

STCW kurslarının 13 iş günü devam ettiğinin fakat bazı yerlerde bu süre dolmadan eğitime son verilebildiğinin altını çizen Çanka, "Bu kurslar rant kapısı değil fakat bazılarının bu niyetle açıldığı duyumlarını alıyoruz. Denizci adayı, kursa gitmeden eğitimi tamamlamış sayılıyor ve belge verilebiliyor ya da kursu tamamladığı zaman iş konusunda sıkıntı yaşamayacağı, gemilerde hemen işe başlayabileceği söyleniyor. Kursu tamamlayan denizci, önceden çalışabileceği gemiyi bulmuşsa işe başlayabilir, yoksa hiçbir firma ve gemiyle bu tür anlaşma yapılmıyor" dedi.

DTO İzmir Şubesi ve DEÜ işbirliğiyle 1988 yılından bu yana 600'ün üzerinde çeşitli denizcilik ve STCW kursları düzenlendiğini, bunlarda eğitilen gençlerin denize açıldığını aktaran Çanka, şöyle dedi:

"STCW kursları için Denizcilik Müsteşarlığı'nın kriterleri var. Bunları yerine getiren Müsteşarlık, üniversiteler ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürlüğü'nün onayını alan herkes STCW kursu açabilir. Bu kurslar, ilk defa gemi adamı olacaklar için can kurtarma araçları, ilkyardım, denizde sağ kalma, personel eğitimi ve yangınla mücadele gibi bölümlerden oluşuyor. İstenen kriterlerden bazıları kurs yerinde gerekli gemicilik malzemelerinin ve yangın ekipmanlarının olması. En önemli kriter ise belirli derslerin denizde uygulamalı olarak verilmesi. Bunun yanında kursu başarıyla tamamlayanlara, sağlık ve emniyetle ilgili belgeleri almalarının ardından gemi adamı cüzdanı veriliyor. Bu belge, uluslararası olmasının yanında Türkiye Cumhuriyeti bayraklı gemilerde pasaport yerine geçiyor. Daha önce iki üç ayda verilen gemi adamı cüzdanı, şimdi Denizcilik Müsteşarlığı'nın katkılarıyla aynı gün veriliyor." (Cihan Haber Ajansı) 

Haberler.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nezih Hünnap 2007-12-20 12:39:21

Arapça "meyve" anlamındaki semer'den gelir ve dolayısıyla, birşeyi istismar etmek; meyvelerini toplamak, yararlanmak anlamında olumlu bir fiil olarak da kullanılır.

burada, iyilik yapmamayı ya da kötülük yapmayı salık vermeyeceğim. iyiliğin gücünün farkında olduğumuzu sanarken bir yandan iyilik yaparak karşımızdakini istismar ediyor olabilir miyiz diye bir nebze düşündürteceğim. zira, iyilik kavramı, adı üzerinde, iyidir.



tekbaşına iyilik pek bir şey ifade etmez, arkasındaki bilinçten gücünü alır..bilinçse, 'iyilik yapıyorsam iyiyim, kötülük yapıyorsam kötüyüm' itirafını barındırır. biran iyilik yapmış olmak bizi nasıl hayat boyu iyi bir insan haline getirmeyecekse tam tersi de aynıdır...



ama sözüm çevremizde iyilik melekleri olarak dolaşanlara... kimsenin onlardan iyilik talebi olmamış olmasına rağmen, misyon edinip zavallı bir şekide ortalıkta gezinen, üstelik tavırlarından hoşnut olmadığınızı ifade ettiğinizde size 'eşek hoşaftan ne anlar' muamelesi çeken embesillere...



iyiliğin sadece safiyane, doğal, kalıtımsal bir olgu olduğunu düşünen insanlarsa kesinlikle bu yazdıklarıma karşı çıkacaktır ve bu da çok doğaldır. çünkü iyilik öğrenilen, öğretilen bir şeydir. doğal olarak yapılan iyiliklerinse özüne indiğimizde (örneğ*in, bir annenin evladına yaptığı, dışardan bakılınca iyilik olarak algılanabilecek davranışlar, annelik içgüdüsünün doğal bir sonucu olarak gözükür) bir faydacılık barındırır... bu noktada aziz nesin'in, kendine has kabalığıyla ve aşırı anlatımıyla söylediği şu sözü söylesem fena olmaz : insan, borçlu olduğunu değil, alacaklı olduğunu sever. bu yüzden anne ve babalar, kendi ebeveynlerindense çocuklarını daha çok severler...

karşılıklı istismar

söyle, günlerini yedi sayı yolculuklarıyla

doldurabiliyor musun? sinirli olmak, sinir olmak

peşinde; ben ne diyorum, sen ne diyorsun...

bu sıkışıklıkta, birini açıkça sevme gereği

görüyor musun? çok parça, ama tek perde,

bu ters aydınlıkta, af ve özür! af ve özür,

dilencilerin kostümü! katılıyor musun?..



seyrek de olsa, daha zoruna alışık olan. olay güzel,

olay basit de... sonuçları? onlar ne olacak? bizim

gibiler de olsun diye. biraz benden, biraz senden,

birbirimizi kullanarak...



gerçek sona eremeyen, son gibi görünür,

uzadıkça uzayan... sırları bulabilen,

her şeyi bilip, sessiz kalır, izleri silen.

bu duyarlığa şartlanmak nasıl bir şey,

anlayabiliyor musun? tepkisizlik bilgisi,

kendine kuyruk olmak. sen çok fazla vurgulu

konuşuyorsun! uyurken düşündüklerin, düş olamaz.

ifadende 'ben motordan anlarım' saflığı.

kimse bu hareketlerden bir şey anlayamaz.

anlayabiliyor musun?



kafana monte edilen, bu kesin böyle tıkırtısına karşı,

messagequisse dinlerken. seyrek bir çiziktirme gibi.

sakinleşme arzusu, yol açıcı olabilir mi bizim için?

yorucu yolculuklar gibi, bundan daha sıkıcı bir aşk

olabilir mi bizim için?



sen, içi dolu dolu olan, içi başka türlü parlayan...

içi sımsıkı, içi sürekli kararan... katılıyor musun?

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176