Dur Yolcu... Bugün 18 Mart...

Çanakkale Geçilmez...Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimize, bize bu kahramanlık mirasını ve zafer övüncünü bıraktıkları için şükranlarımızı sunarız...

Dur Yolcu... Bugün 18 Mart...

'Çanakkale geçilmez'

Bugün 18 Mart 2009... Çanakkale savaşlarının yıldönümü... Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimize, bize bu kahramanlık mirasını ve zafer övüncünü bıraktıkları için şükranlarımızı sunarız... Mekanları cennet olsun

Çanakkale savaşları

Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir. Türk'ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır. I.Dünya savaşı'ndan kısa bir süre önce, 1911-1942 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika topraklarını İtalya'ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan Hezimeti ise, Rumeli'deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüştür. Bulgar Ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, 500 yıldır Türk olan Rumeli'nin kaybı, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi, o zamanın devlet adamlarında siyasi yalnızlığımızın tabii bir sonucu olarak değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla I. Dünya Savaşı'na rastlayan günlerde Osmanlı devleti yalnızlıktan ve emniyetsizlikten kurtulmak fakat, Balkan savaşının kötü hatıralarının tesiri altında kalan her iki blokta Türk ittifakını küçümsemişler ve bu ittifakın kendileri için bir yük olmasından endişe etmişlerdi. Ancak, Alman İmparatoru, her iki blok arasındaki savaşta, Osmanlı devletinin hiç değilse bir kısım düşman kuvvetini meşgul edebileceği gerekçesiyle müdahale etmiştir.

Bu suretle Osmanlı devleti, kaderini alelacele, 2 Ağustos 1914'te "Üçlü ittifak'a bağlamıştır. İşte Çanakkale Zaferini yaratan kuvvet. 1914 yazında küçümsenen değeri hakkında yanlış teşhis konan bu TÜRK ORDUSU'dur. Avrupa'da savaş bütün şiddetiyle sürerken, hareket harbinin yerini siper harbi almıştır. Bu cephede yarma yapmak ve kesin sonuç almak son derece zorlanmıştır. Halbuki "üçlü itilaf"ın askere gücü günden güne artmaktadır.

Bu güç , hareket savaşına müsait başka savaş alanlarında kullanılmalıdır. İngiltere Başkanı Lloyd GEORGE ve Bahriye Nazırı CHARCHILL bu görüşü benimsemişlerdir. Çanakkale Savaşları, işte bu görüşü benimseyenlerin esiridir.

Hareket sahası olarak Gelibolu Yarımadası'nın seçilmesi, bu bölgenin jeopolitik bakımdan çok büyük öneme sahip olmasındandır. Boğazlar, Güney Rusya ve bütün karadeniz kıyılarının açık denizlere olan tek çıkış noktasıdır. Harp halinde bu geçidin kapanması, Rusya içih hayati önem taşımaktadır. Zira, Rusya'nın insan ve hammadde kaynakları zengin, fakat sanayi ve mali imkanları sınırlıdır. Bunun için uzun ve sürekli bir savaşın gerektirdiği silah, cephane ve malzeme ikmalini temin edemeyecek durumdadır.

Bu durumda boğazlar doğu cephesinin en müsait ve hayati menzul hattını teşkil etmektedir. Bu geçidin açılmasıyla Rusya'yı takviye edecek, batı cephesinin yükünü hafifletecek, dolayısıyla savaşı kısaltacaktır. Osmanlı devletinin savaş dışı edilmesiyle, muhtemelen Balkan devletleri ve İtalya "itilaf" devletleri yanında savaşa katılacaklardı.

O zaman İngiliz Bahriye Nazırı olan CHURCHILL'in ısrarla üzerinde durduğu bu fikirlere önceleri pek itibar edilmemiştir. Ancak 1914 Aralık ayında başlayan Türk Sarıkamış harekatı üzerine telaşlanan; çok zor durumda kalan hiç değilse bir kısım Türk kuvvetlerinin başka Cephelere çekilmesini isteyen Rusya'nın yükünü azaltmak için, Çanakkale seferine karar verilmiş, fakat kesin neticeyi batı cephesinde arayanları darıltmamak amacıyla önce sadece donanmayla ve zorla Çanakkale Boğazı geçilmeye çalışılmıştır.

18 Mart 1915'te yaklaşık bir aydır sürekli olarak bombaladığı boğazın her iki tarafındaki Türk tabyalarının artık sustuğunu varsayan 12 zırhlı, 18 muhrip, 7 mayın tarama gemisi, çeşitli nakliye destek gemisi ve uçak gemilerinden meydana gelen I. Dünya savaşının en büyük ve en modern donanması, boğazı geçme girişiminde bulunmuştur. Ancak ehliyetli ellerde sevk ve idare edilen kahraman Türk askerinin hayatını hiçe sayarak kanını fedakarca akıtması sayesinde dünyanın en modern silah ve teçhizatıyla donatılmış düşman donanması, 7 modern savaş gemisini ve binlerce askerini, kaybederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Zira, Mehmetçik, düşmanı denizden bir adım bile geçirmemeye yemin etmiştir.

Anadolu bozkırının o güne kadar deniz görmemiş çocukları, sanki kırk yıldır denizlerde savaşıp da pişmiş kişilere özgü beceriyle zırhlı düşman gemilerine geçiş hakkı tanımamıştır.

Bunun üzerine 25 Nisan ve 6 Ağustos 1915 tarihleri arasında düşman kara kuvvetleri Gelibolu Yarımdasına çıkarılmış olup, çıkarma şöyle özetlenebilir. Asıl kuvvetler Gelibolu Yarımadasının güney ucuna iki ayrı noktadan çıkacak ve boğazları kontrol eden tepeleri alacak, bunu başarmak için, iki tümenden oluşan bir Anzac (Avustralya ve Yeni Zelanda) Kolordusu Kabatepe bölgesine çıkacak ve iki ingiliz ve bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayından oluşan kuvvet, Seddülbahir bölgesini ele geçirecektir. Aynı anda bir aldatmaca olarak, boğazın güneyinde Kumkale bölgesinde ikinci bir çıkarma yapılacak ve bazı donanma birlikleri orada da çıkarma olacağı izlenimi vermek üzere Saroz körfezine doğru seyredecektir. Fakat, kahraman TÜRK askerinin hayatını hiçe sayarak kahramanca döğüşmesi TÜRK komutanlarının ve bilhassa Mustafa KEMAL'in üstün sevk ve idareleri sonucunda düşman başarısızlığa uğrayarak savaş, siper savaşı halini almıştır.

Gelibolu Yarımdasında çıkarma yapan düşman kuvvetlerini meydana getiren askerlerin milliyetleri son derece enteresandır. İngiliz ve Fransızlar'ın yanısıra, bizimle hiç ilgisi olmayan Cezayir Berberilerini Sengal zencilerini, Avustralyalı, Kanadalı, Yeni Zelandalı ve Hintlileri üzerimize salmışlardır. Şair. Şu mısralarla, "Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mi hakikat mahşer. Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Avustralya'yla beraber, bakıyorsun Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler renkgarenk, sade bir hadise var ortada, vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela" diyerek, bunu ne güzel dile getirmiştir.

Evet, düşman yalnızca birkaç devletten ibaret olmayıp, sanki karşımızda bütün dünya vardı. Düşman donanması II. Dünya Savaşı'na kadar, dünyanın gördüğü en büyük ve en modern donanmasıydı. Hal böyle iken kazanılan zaferin değeri daha iyi anlaşılmaktadır. Zira bu savaş; yenilmez sayılan devletlerin mağlubiyetidir.

Çanakkale'de tarihin kaydettiği en büyük ve en kanlı savunma savaşları verilmiştir. Bu savaşlar Mustafa Kemal gibi bir askeri dehanın Türk ve dünya kamuoyu tarafından tanınmasının sağlanması açısından son derece önem taşımaktadır. Düşman durmadan saldırmaktadır. Anafartalar ve Arıburnu cephelerinde emir komuta karmaşası vardır. Bu durum çok tehlikelidir. Yarbay Mustafa Kemal, Ordu komutanı Alman General liman Von Sandres'ten bütün mevcut kuvvetlerin emrine verilmesini ve bundan başka çare kalmadığını bildirmiş. Alman General "Çok gelmez mi?" diye sorduğunda Mustafa Kemal, "Az gelir" diye cevap vermiştir. Ertesi gün emir gelmiş ve bütün birliklerin komutası Mustafa Kemal'e verilmiştir. Bir cephe komutanlığının çok gelip gelmeyeceğini yarbay Mustafa Kemal'e soran ve "az gelir" cevabını alan Alman General karşısındaki Türk'ün "ATATÜRK" olduğunu yıllar sonra öğrenecektir.

Çanakkale savaşları'nın temel ağırlık noktasını, Mustafa Kemal oluşturmuştur. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları başlamadan kısa bir süre önce 2 Şubat 1915'te Tekirdağ'da yeni kurulacak olan 18'uncu Tümen Komutanlığına atanmıştır. Derhal göreve başlayan Mustafa Kemal, o tümeni kısa bir zaman içinde savaşa hazır. Seçkin bir tümen haline getirmiştir. Fakat kısa bir zaman sonra Mustafa Kemal bu bölgeden alınarak, tümeni ile birlikte Bigalı köyüne çekilmiştir. Mustafa Kemal, düşmanın Gelibolu çıkarmasına kadar, yani 25 Nisan 1915'e kadar orada yedek kuvvet olarak kalmış, fakat Arıburnu taarruzu başlar başlamaz, kendi insiyatifi ve teşebbüsü ile emir beklemeden, Arıburnu'na yetişerek taarruza geçmiştir. Düşmanı Koca çimentepe'de durdurarak, yarımadanın tahliyesine kadar düşmanın ilerlemek için yaptığı bütün taarruzları ve şiddetli hücumları erimeye mahkum etmiş ve Türk'ün yiğit mehmetçiği Çanakkale'de sanki etten ve kemikten bir kale yaratmıştır.

Bütün savaşlardan farklı bir savaş malzemesi görülmüştür. Bu da "İNANÇ"tır. Topa, tüfeğe, üstün kuvvete, çeliğe karşı dimdik duran ve kafa tutan bir inanç kendini göstermiştir. Mustafa Kemal'in "size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerinize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir" dediği bu savaşlarda, herkes öldürmek ve ölmek için düşmana atılmıştır.

Mustafa Kemal, bu savaşı "bu öyle alelade bir taarruz değil, herkesin muvaffak olmak veya ölmek arzusuyla harekete geçtiği bir taarruzdur" diye ifade etmiştir. Burada meşhur 57'inci Alay, hiç kurtulmamacasına Mustafa Kemal'in emrine uyarak tamamen şehit olmuştur. Nitekim çeşitli milletlerden meydana gelmiş, düşman askerleri, yapışıp, kaldıkları Arıburnu'nun yalçın yamaçlarından bir adım bile ileri atamamışlardır.

Öncelikle İstanbul'u tehdit eden düşmanın Gelibolu Yarımdasına yaptığı bu taarruzu Kocaçimentepe'de durduran Mustafa Kemal, bu başarısından dolayı haklı olarak Albaylığa yükseltilmiştir. 6-7 Ağustos 1915'te Türk askerini yandan, yani Anafartalar'dan çevirmek isteyen Klıchner ordusu da bu bölgenin Grup komutanlığına atanan Mustafa Kemal'in 10 Ağustos günü ayağının tozunu silmeden giriştiği karşı taarruz sonucunda eriyip g itmiştir. Mustafa Kemal bu savaş sırasında göğsünden bir şarapnel parçası ile yaralanmış, fakat kalbi üzerindeki saat kendisini mutlak bir ölümden kurtarmıştır.

Bu savaşların akabinde 17 Ağustos'ta Kireç tepe Zaferini 21 Ağustos'ta 2'nci Anafartalar Zaferini kazanan Mustafa Kemal, düşmanı büyük hizmete uğratarak Çanakkale Muharebelerinin kaderi belirlenmiş, 9 Ocak 1916'da düşman, Türk topraklarından geri çekilmek zorunda kalmıştır.

Halbuki 2 Mart 1915'te İngiliz Amiral CARDEN Londra'ya "Hava bozmazsa iki haftaya kadar İstanbul'dayız" şeklinde mesaj çekmiş, ayrıca ingiliz orduları Başkomutanı General HAMİLTON, resmi raporunda ise, "Türkler, birbiri ardınca mükemmel taarruzlarda bulundular" diye yazmıştır. Hatta bu harekatı hazırlayarak idare eden W. CHURCHILL de hatıralarında muharebelerden bahsederken, Mustafa Kemal'in emsalsiz bir komutan, Türklüğün kaderine hakim bir deha olduğunun daha o zamanlarda anlaşıldığına işaret ederek, "bir Miralay'ın karşımıza çıkışı bütün talihimizi değiştirdi" diye belirtmiştir.

Mustafa Kemal'in Çanakkale'de verdiği bütün emirler kesin ve sonuç alıcıdır. O, verdiği emirde aynen şöyle demiştir. "Benimle burada muharebe eden bilcümle askerler katiyen bilmelidir ki, yuhdemize tevdi edilen namus vazifesini tamamen ifa etmek için bir adım bile geri gitmek yoktur.

İstirihat aramanın, bu istirahattan yalnız bizim değil, bütün milletimizin ebediyen mahrum kalmasına sebebiyet verebileceğini cümlenize hatırlatırım. Bütün arkadaşlarımın hemfikir olduklarına ve düşmanı tamamen denize dökmedikçe yorgunluk belirtisi göstermeyeceklerine şüphe yoktur". 30 Nisan'daki komutanlar toplantısında Mustafa Kemal, "içimizde ve askerlerimizde Balkan Harbi'nin utancını bir daha görmektense, ölmeyecek yoktur. Böyleleri varsa, onları kendi ellerimizle kurşuna dizelim." şeklinde kesin konuşmuştur. Çanakkale Zaferi, meydana getirdiği nihai sonuçlar açısından son derece önemlidir.

Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

  1. Çanakkale Zaferi, müttefikleriyle Rusya'nın irtibatını önlemiş, dolayısıyla savaş iki yıl uzamış, bu arada çıkan Bolşevik ihtilali ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile müttefiklerini birbirinden ayırmış, kurtuluş savaşı yıllarında kuzeyde güvenliğimizi sağlamış ve zafere ulaşmamızı kolaşlaştırmıştır.
  2. Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu Yarımadasına bağlamış, Almanya ve müttefiklerinin yükleri azalmıştır.
  3. Düşmana çok büyük insan ve malzeme zayiatı verdirilmiştir.
  4. Türk ordusunun zaferi, İngiltere ve Fransa'nın sömürgelerindeki prestjlerine bir darbe, esir milletlere bir ümit ve istiklal ışığı olmuştur.
  5. Çanakkale Zaferi, Türk askerinin direnme gücünün, fedakarlık ruhunun ve vatanseverlik şuurunun bir abidesidir. Harpten önce kıymeti üzerinde tereddüt edilen Türk ordusu, iyi sevk ve idare edildiği zaman ehliyetli ellerde, binbir yokluk ve zarurete rağmen neler yapmaya muktedir olduğunu dünyaya göstermiş ve Balkan yenilgisinin kara lekesini tertemiz kanıyla silmiştir.
  6. Bilindiği gibi, büyük hadiseler olağanüstü şahsiyetleri, büyük ve müstesna kabiliyetleri meydana çıkarmaktadır. Mustafa Kemal'in ortaya çıkışında Çanakkale savaşları kader tayin edici bir merhale olarak gözümüze çarpmaktadır.
  7. Çanakkale Zaferleri, Mustafa KEMAL'in ordu içinde olduğu kadar tüm milletçe de tanınmasına vesile olmuştur. Bu suretle Türk Milleti, 1966'dan beri makus istikamette gelişen talihini yenecek olan liderlerini bulmuştur. Ordu ve millet, Anafartalar Kahramanı'nın bu işte bu güven, ATATÜRK'ün Milli Mücadele'yi zaferle sonuçlandırmasında genç, dinamik ve yepyeni modern bir devlet kurmasında en büyük ilham ve kuvvet kaynağı olmuştur.
  8. Çanakkale, Milli mücadelenin bir nevi başlangıcı sayılmaktadır. Çanakkale, Türk'ün vatanseverliğinin, cesaretinin, mücadele azminin ve kahramanlığının sembolüdür.
YORUM EKLE
YORUMLAR
yıldırım  DELİDUMAN
yıldırım DELİDUMAN - 10 yıl Önce

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü Kız kardeşimin gelinliği , şehidimin son örtüsü Işık ışık dalga dalga bayrağım Senin destanını okudum senin destanını yazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku ne keder Gölgende bana da bana da yer ver Sabah olmasın günler doğmasın varsın Yurda ay yıldızının ışığı yeter Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün Kızıllığında ısındık Dağlardan çöllere düşürdüğü gün Gölgene sığındık Ey şimdi süzgün rüzgarda dalgalı Barışın güvercini savaşın kartalı Yüksek yerlerde açan çiçeğim Senin altında doğdum Senin dibinde öleceğim Tarihim,.şerefim,şiirim,her şeyim Yeryüzünde yer beğen Nereye dikilmek istersen Söyle seni oraya dikeyim Arif Nihat Asya

1917 senesinde

Topraklarında doğmuşum.

Anamdan emdiğim süt

Çesmenden tarlandan gelmiş.

Emmilerim hudutlarında

Senin için döğüşürken ölmüşler.

Kalelerin burcunda

Uçurtma uçurmuşum,

Çimmişim derelerinde.

Bir andız fidanı gibi büyümüşüm.

Topraklarının üstünde.

Koca koca kamyonlara binmişim.

Daha büyük şehirlerine

Okumaya gitmişim.

Eşkiyalar yolumu kesmiş,

Alacak şey bulamamışlar.

Topraklarının üstünde

Top oynamış, aşık olmuş, düşünmüş,

Ahbap edinmişim.

Kederlendiğim günler olmuş

Naçar dolaşmışım sokaklarında,

Sevinçli günlerim olmuş

Başım havalarda gezmişim.

Bağrımı açıp ılgın ılgın

Esen serin rüzgarlarına,

İlk defa kıyılarından

Denizi seyretmişim.

Issız çorak ovalarında

Günlerce yolculuk etmişim.

Ağladığım senin içindir

Güldüğüm senin için

Öpüp başıma koyduğum

Ekmek gibisin...YURDUM/Cahit KÜLEBİ



gurkan carkcı
gurkan carkcı - 10 yıl Önce

allah bu topraklar ıçin toprga dusmuş şehıtlerımıze gazilerımıze gani gani rahmet eylesin.Bizler bu gun bu topraklar uzerınde rahat rahat dolasıyosak, ibadetlerımızı yapıyosak hep bu vatan toprağı için canlarını hiçe sayan şehitlerimize borçluyuz.Bu emaneti en iyi şekilde korumak her turk insanının boynunun borcu olmustur.butun sehıtlerımızın ruhu şad olsun.yıldırım delıduman kardeşede arif nihat asya ve cahit külebi nin şiirlerini yayınladıgı için tsk. ederım

Soner Turan
Soner Turan - 10 yıl Önce

Sayin Gurkan Carkci,



Temennileriniz cok guzel..Sizce hic mi bu vatani bize emanet eden insanlara ihanet etmiyoruz ??? Soylediginiz gibi vatanimizi koruyabiliyor muyuz ??? Biz cok sey borcluyuz ama borcumuzu odemek icin de gayret edyor muyuz ?

Ornek; bakkala borcumuz var, calismak istemiyor aylak aylak geziyoruz, diyoruz ki birgun ise girer, para kazanir borcumuzu oderiz...Ama bir turlu ise giremiyoruz..



Umarim bizi affederler.



Saygilarimla,

talha sözen
talha sözen - 9 yıl Önce

ben çok beğendim süper bi site

Atatürk sevgisi
Atatürk sevgisi - 6 yıl Önce

SANA BORÇLUYUZ TA DERİNDEN

ÇÜNKÜ YURDUMUZU SEN KURTARDIN

HASTA YORGUN DÜŞMÜŞTÜK

YARALARIMIZI İYİCE SARDIN



YİĞİTTİN İNANÇ DOLUYDUN YAPICIYDIN

SANATKARDIN DENİZLER KADAR ENGİN

KİMSENİN GÖRMEDİĞİNİ GÖRÜRÜDÜ

SEVGİYLE BAKAN GÖZLERİN.



DEDİNKİ:BU MİLLET BU BÜYÜK MİLLET

YÜZYILLAR BOYUNCA GERİ KALMIŞ;

BU YURT BU GÜZEL YURT BİZİM YURDUMUZ

HER YANINDAN YARALAR ALMIŞ.



DEDİN Kİ;BİR GÜZEL SAVAŞMALI

KURMAK İÇİN YENİDEN

BİLGİYLE İNANÇLA COŞKUNLUKLA

ÖVÜN ÇALIŞ GÜVEN



SANA BORÇLUYUZ TA DERİNDEN

IŞIĞISIN BU YURDUN

DİLİMİZİ ULSALLIĞIMIZI ÖĞRETTİN BİZE

ÇÜNKÜ CUMHURİYETİMİZİ SEN KURDUN



HURRİYETİ SEN YAYDIN İÇİMİZE

HALKÇIYIZ DEDİN HALK İÇİNDEN

İNANÇTA HÜR YETİŞTİRDİN BİZİ

BORÇLUYUZ SANA TA DERİNDEN



DEVRİMLERLE YÜCELTTİ ÇOK YÜCELTTİ

BU MİLLETİ TEMİZ ELLERİN

SANA BORÇLUYUZ TA DERİNDEN

EN BÜYÜĞÜ MUSTAFA KEMALLERİN!

Müh.Kaptan Refik Akdoğan
Müh.Kaptan Refik Akdoğan - 6 yıl Önce

Ben Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'daki Türk-İslamı kurtarmak için Allah tarafındanm gönderildiğine inanıyorum. Şöyle ki: Sevr ile parçalanmış Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türk-İslama sadece Kastamonu ve havalisi verilmişken bugünkü modern Türkiyeyi yaratması şaşılacak bir olaydır. Hani derler ya küllerinden yeniden doğdu diye; ortada kül bile kalmamışken muhteşem Türkiye'nin bugün mirasını yiyen bizler onun yaptıklarını anlarken şaşırmaktadırlar, nasıl parça parça edilmiş, Avrupa kapılarını zorlayan Türkiye doğdu diye. Düşünebiliyor musunuz 1924 tarihinde yapılan nüfus sayımında erkeklerde okuma yazma bilen %4, kadınlarda ise %07 miş! Mustafa Kemal cebinden parasını ödeyerek Kur'an tercümesini yaptırdığında ilk inen suırenin Alak suresi olduğunu ve bu surede "oku seni yataratan Rabbinin adıyla oku," ve sonra ikinci inen sürenin Kalem suresi olduğunu ve onda da "Kaleme ve satır satır yazdıklarına and olsun," buyruklarında herşeyden önce okuma yazama öğrenmemizi Büyük Allah'ın bizden istediğini gören Gazi Mustafa Kemal Atatürk,

halk okulları açarak Türk milletinin okuma yazma bilmesini sağlayarak Allah'ın buyruklarına uyması, onun gerçekten Allah tarafından görevlendirilerek Türk-İslam milletinin uygarlık yolunda ilerlemesini, yürümesini,yükselmesini sağlamıştır. Nur içinde yatsın, ruhu şad olsun, Allah'ın rahmeti üsütünde olsun. www.refikakdogan.com

banner112
SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176