"Deprem Türk Halkını Güçlendirdi"

Ulaştırma Bakanı İsmet Yılmaz, millet olmanın unsurunun hem mutlu günde hem de acılı günde acıyla mutluluğu paylaşabilmekten geçtiğini söyledi.

banner217

"Deprem Türk Halkını Güçlendirdi"

Ulaştırma Bakanı İsmet Yılmaz, millet olmanın unsurunun hem mutlu günde hem de acılı günde acıyla mutluluğu paylaşabilmekten geçtiğini söyledi.

18 Ağustos 2007 Cumartesi 19:57
1605 Okunma

Ulaştırma Bakanı İsmet Yılmaz: "Marmara Depremi Türk Halkını Güçlendirmiştir"
 
 
Ulaştırma Bakanı İsmet Yılmaz, millet olmanın unsurunun hem mutlu günde hem de acılı günde acıyla mutluluğu paylaşabilmekten geçtiğini söyledi. Yılmaz, Marmara depreminin Türk halkını güçlendirdiğini belirtti.

Türk Kızılayı'nın Karaman'da düzenlediği ''Biz unutmadık, ya siz'' temalı fotoğraf sergisinin açılışını yapan Bakan Yılmaz, depremdeki en büyük eksiklerinden birisinin haberleşmedeki sıkıntı olduğunu söyledi.

Ulaştırma Bakanlığı olarak İçişleri Bakanlığı'yla birlikte bu tür felaketlerde iletişimin kesintisiz olmasını sağlamak için her türlü çalışmayı yaptıklarını vurguladı.

Yılmaz, "Bu depremdeki en büyük eksiklerimizden birisi haberleşmedeki sıkıntıydı. Ulaştırma Bakanlığı olarak İçişleri Bakanlığı'yla birlikte yaptığımız protokolle bir daha böyle felaketlerde iletişimin kesintisiz olmasını sağlamak için her türlü çalışmayı yaptık. Bundan şüpheniz olmasın. Bu depremde en büyük ders alan kurumlardan birisi de Kızılay'dır. O dönemde çok eleştirilmiştir. Ancak Kızılay şu anda Türk milletinin deniz feneridir. Deniz Feneri 72 millete dinine, diline, ırkına, bayrağına bakmaksızın gemilere yol gösterir. Onları sağ salim tehlikeli sulurdan alır ve emniyetli limanlara ulaşmalarını sağlar. İşte kızılay zor günlerin ve zor anların da deniz feneridir. Ben bunu Pakistan'da yaşadım. Türkiye'nin bugünü dünden çok daha iyidir." dedi. (Cihan Haber Ajansı)

Haberler.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emin Taslan 2007-08-19 00:37:42





mıknatıslı bir diken gibi tek tek

gökyüzüne açılmış kirpiklerim

dilimde yanık yıldızların tadı

ayakta ne uyku ne durak

bütün bir gece deprem bekledim

olmadık saatleri yokladım

hiçbiri yerinden kımıldamadı

deprem gecesini dörde katladım

karanlıkta sustum, büyük bekledim

ölüm bıçak gibi parlıyordu



attila ilhan



önümüzdeki yıllarda bir büyük şehrimizde bir deprem olacaktır.

insanların paniğe kapılmasını istemediğim için bu büyükşehrin hangisi olduğunu belirtmeyeceğim. bu büyükşehrin bilhassa gecekondu apartman tabir edilen bölgelerinde ciddi yıkımlar beklenmektedir. (malesef matematiksel rakam veremiyorum) ancak bnina yapıları ve rüşvet alınarak ruhsat verilmiş binalarla kontrol edilip layıkıyla ruhsat verilmiş binalar arasında bir matematiksel oranlama yapılabilirse daha kesin rakamların çıkması muhtemeldir.



özellikle bu büyük şehirde deprem olmasa bile eski betonarme yapılar yavaş yavaş çökmeye ve yıkılmaya başlamışlardır. (fazla konuştum büyük şehrin hangisi olduğu anlaşılmasın diye susmak gerekir.)



bu büyükşehirle ilgili bilim adamlarımız da çok araştırma yapmışlardır. bir içdenize kıyısı olduğu için (hangisi olduğunu söylemicem) o içdenizin içi hakkında da çok sayıda araştırma yapılmaktadır.



bu büyükşehrimizin etrafındaki illerinde olası depremden etkilenmeleri beklenmektedir.

ancak ne var ki 17 ağustos unutulmuş, deprem bilinci yavaş yavaş kaybolmuştur özensiz ve hesap kitap kontrolden uzak yapılaşma bu büyük şehrin (ve aslında türkiye genelinin) her yerini sarmıştır.

ancak bu büyük şehir ve civarındaki diğer büyük şehirler deprem bölgesindedir. bu büyükşehirin kentsel ya da kırsal olduğu hakkında bilgi sahibi değilim. yıllar boyunca çok göç almış bir şehirdir.



yaklaşık olarak 250 yıllık periodlar halinde kuzey anadolu fay hattının batı ucunu büyük yırtılmalarla vuran ve 250 yıllık periodun bitmesine yaklaşıldığı bu günlerde, yeniden istanbul'a uğrayarak marmara denizindeki fay hattında anadolu karasını yunanistan kıyılarına doğru biraz daha yaklaştıracak şekilde bir sarsıntı üretecek depremin adlandırmasıdır. sarsıntının büyüklüğü, arabistan yarımadasının anadolu'ya uyguladığı baskı sonucu oluşacak kırılmanın tek parçalı ya da iki parçalı olmasına göre değişecek olduğu ve kırılmanın tek parçalı gerçekleşmesi durumunda istanbul'un oldukça yüksek hasara uğrayabileceği depremle ilgili olarak hemen hemen hiçbir önlemin alınmamış olması, güçlendirilmeyen binaların, köprülerin, viyadüklerin enkaz yığınına dönüşmesinden sonra insanların yine birbirini suçlamaya başlayıp, iş işten geçtikten sonra boş boş konuşmasına neden olacaktır. planlanan tahliye ve ulaşım yolları gün içindeki bir depremde tıkanık olacak, helikopterlerin inmesi hedeflenen otoparklar araçla dolu olacağı için onların çekilmesi zaman alacak, ana arterlerin tıkanması durumunda yaşanacak panik kurtarma çalışmalarını olumsuz etkileyecek, bazı yerlerde doğalgaz kesim vanaları çalışmayacak ve buna benzer binlerce düzensizlik bir arada belireceği için kaos ortamı tam olarak yaşanacaktır. endüstrinin ve iş dünyasının kayıplarının ne şekilde telafi edilebileceği, ekonominin bu yükün altından nasıl kalkabileceği gibi sorular istanbul depremi başlığı altına sıralandığında olayın vehameti gözler önündedir. istanbul, potansiyel bir mezarlık olarak zamanın içinden kurbanlarına sırıtmaktadır. istanbul depremi bireysel olarak mutlaka önlemlerin alınmasının gerektiği, çok yakında olan ve engellenemeyecek bir doğa felaketidir.



bir anadolu inanışıdır bu öküz.. inanışına göre, bu dünya işçisi bahtsız öküzün tam 70.000 ayağı vardır, eh kolay mı öyle koca dana gibi dünyayı taşımak.. her bir ayak arasındaki mesafe de zamanı temsil etmektedir nitekim.. hayli ilginç olan, yetmişbin bacaklı bu heyvanın boynuzları sadece iki tanedir lakin, gerçi bizim dandik dünyaya hayde hayde yetmiştir elbet..



bu boynuzlar da, yakuttan imaldir, pek değerli bir öküzdür yani bu anlayacağınız efendim; hani etinden, bacağından, yakutundan hesabı.. ayrıca, bu öküz evladının bastığı yer de öyle az buz değildir: mendebur, dört köşe, yine yakuttan bir taşın üzerine konuşlanmıştır.. 70.000 ayağı alabildiğine göre bu taş, öküzün yakut rezervi almış başını gitmiştir, takdir edersiniz ki.. doğal kaynak öküzoğlusu seni..



neyse, bu taşın altında ise, zıpzıp öküzün merkezi ısıtma sistemi olan harlı bir ateş bulunmaktadır -sefa pezevenginin atasıdır kısaca bu öküz-, işte onun da altında tanrı vardır.. hani bizim öküzün altındaki buzağı tanrı'dır yani efendim; eh insanoğlu, her bulduğu öküzün altında bir buzağı boşuna aramamıştır elbet bunca yıldır.. bu arada, onun bunun altı derken, öküz de bir dünyanın içindedir bittabii: kendi küçük yakuttan dünyasının içinde başka bir dünyayı taşımakla iştigal etmektedir gariban..



beri yandan, tanrı'yı gök dışında bir yerlere, bilhassa yerin dibine sokuşturan ender inanışlardan biri olması hasebiyle de pek mühim bir görüştür bu ve bana kalırsa, dünyanın şimdiki halinden gani gani daha manalıdır efendim.. zaten, ben halen bunu kullanıyorum naçizane..

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176